Journal of Alevism – Bektashism Studies
Not a member yet
365 research outputs found
Sort by
Bektaşîlikte Devir (Dönüşüm) Anlayışı
Devir ya da devriye, maddî olarak görünen âleme dü- şen canlının önce cemad/cansız, sonra bitki, sonra hayvan ve en sonunda insan şeklinde görünüşüdür. Tasavvufun en önemli ögelerinden biri ezel bezminde edilen yeminle, bu âlemde bu yeminin tekrarlanması ve insan-ı kâmil oluşla sonuçlanan süreçtir. Devriye 18. yüzyılda yaşamış bulunan Bektaşî babalarından Giridi Ali Resmi Baba'nın da eser verdiğ bir konudur. 18. yüzyılın Celvetî-Bektaşî mutasavıflarından Üskü- darlı Haşim Baba ve Haşim Baba'nın halifelerinden Salacıoğlu da bu konuda benzer görüşler ileri sürmek- tedir. Devriye anlayışı, tâlibin dünyadaki varlığını bir yandan anlamlı ve değerli kılmakta diğer yandan ona “kâmil insan olma” gibi bir hedef belirlemektedir. Başka bir ifadeyle talibin kendisine üflenmiş Tanrısal ruhun farkına varıp insan-ı kâmil olma sürecdir. Geçmişteki Bektaşî dervişlerinin insan-ı kaml anlayışını en iyi yansıtan unsurlardan biri mezar taşlarıdır. Bektaşî mezar taşlarındaki ortak ögeler ise, vefat edenlerin “kâmil mürşit” oldukları “ehl-i beytin kölesi” oldukları “Allah’a ulaştıkları” ve “cennete gittikleri”dir. Bektaşîliğin devriyesi “cennet” anlayışıyla birlikte düşünülmelidir
Alevî Cem Zâkirliği: Battal Dalkılıç Örneği
Türk halk şiirinin ortaya çıkış ve yaşamasında Alevî- Bektaşî âşıklık–zâkirlik geleneğinin önemli bir payı vardır. Alevî-Bektaşî âşıklarının şiirleri üzerine metin merkezli birçok çalışma ortaya konulmuştur. Bu makalede, metin merkezli çalışmalarda ihmal edilen bir yön olan şairin yaratımını etkileyen şartlar üzerine odaklanılacaktır. Alevî âşık ve zâkiri olan Battal Dalkılıç örnekleminde, inanç sisteminin ve icra ortamının sanatçının yaratımına etkisi ortaya konulmaya çalışılacaktır. Âşık-zâkir kelimelerinin kelime anlamlarına değinilerek, zâkirlerin sanatını icra ettiği cem ritüllerindeki hizmetleri ve bu hizmetlerde icra edilmek üzere yaratılmış şiirleri incelenecektir. Bu incelemede, Battal Dalkılıç’ın zâkirlik hizmeti yaptığı Çubuk Havzası Alevî Ocakları’nda icra edilen cem ritüellerindeki zâkirlik hizmetleri temel alınacaktır
Avut Köyü’nde Görgü Ve Ayin-İ Cem
Yüzlerce yıl dışarıya karşı kapalı bir yaşam sergileyen Alevî–Bektaşîler, kendilerinden olmayan topluluklar için her zaman bir ilgi ve merak konusu olmuştur. Özellikle diğer toplumların, Alevî topluluklar hakkında herhangi bir bilgi alamadıklarından ve açıklık göremediklerinden, bu topluluklar hakkında, her zaman kesinlik addetmeyecek sözler ve ifşaatlarda bulunmakla birlikte öteki topluluklar diye bir kavram ve aidiyet de geliştirmişlerdir. Dolayısıyla, öteki; “benim gibi, bizim gibi olmayan” anlamına geleceğinden dışlanır ve böylelikle her türlü kimlikle de tanımlanabilinir. Çünkü kimlik; ötekine yüklenen zıt anlamla oluşur ve kendine de kimlik yükler. Bu sebepledir ki Alevî semahlarına, tarih boyunca hep çeşitli adlar ve kulplar takılmıştır.
 
Anadolu Alevîliğinin Başlangiç Evreleri I: Horasan ve Maveraünnehir’de Ortaya Çıkan Gelişmeler
Anadolu Alevîliğini anlamak için mutlaka Horasan kavramının taşıdığı bütün anlamları 6. yüzyıldan iti- baren taşıdığı derinliği kavramak gerekir. Horasan birbirinden farklı inançların, kültürlerin ve sosyo- ekonomik yaşayış biçimlerinin bir arada bulunduğu bir bölgedir. Bu çalışmada bu sosyo-ekonomik yapılardan biri olan kırsal alan örgütlenmesini ele alarak Anadolu Alevîliği ile ilişkisini ortaya koymak denemesi yapılmaktadır. Anadolu Alevîliğinin inanç boyutu yanında bu boyutu destekleyen üretim ilişkileri süreçleri de bulunmaktadır
Hikâye-İ Haci Bektâş-I Velî Risalesi Ve Haci Bektaş’in Hayati Hakkinda Bazi Değerlendirmeler
Millî Kütüphane yazmaları arasında bulunan Hikâye- 48 i Hacı Bektâş-ı Velî isimli risale, Hacı Bektâş-ı Velî’nin hayat hikâyesine ana hatlarıyla yer vermekte- dir. Ardından On iki imamların hayatı, hanımları ve bunlardan Hacı Bektâş-ı Velî’ye ulaşan soyu, tarikat silsilesi ve son olarak Hacı Bektâş-ı Velî’den Hilmi Dedebaya kadar Bektaşî tarikatında postta oturan zatların isimleriyle tamam olmaktadır. Eserde Hacı Bektâş-ı Velî’nin hayatıyla ilgili yer alan bilgilerin büyük bir kısmı onun Vilâyetnâmesi’nden alınmıştır. Buna göre Hoca Ahmed Yesevî ile başlayan süreç Anadolu’da Sulucakaraöyük’te tamamlanmıştır. Eserde Hacı Bektâş-ı Velî hakkında verilen bu bilgiler çerçevesinde Hacı Bektâş-ı Velî’nin hayat hikâyesi ye- niden değerlendirildi.