Hasan Kalyoncu University

DSpace@HKU
Not a member yet
    4441 research outputs found

    Cebir öğretiminde gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisi

    Get PDF
    Bu araştırmanın amacı Gerçekçi Matematik Eğitimi ile 6. sınıf cebir öğretiminin, öğrencilerin akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisini incelemektir. Araştırmada ön test-son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma, Bursa ilinde bulunan iki devlet ortaokulunda, 20 kişi deney ve 24 kişi de kontrol grubu olmak üzere 44 altıncı sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Dersler, “Cebir” öğrenme ala- nında deney grubunda Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımı ile, kontrol grubunda ise Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Matematik Dersi Öğretim Programı’nda yer alan mevcut öğretim yöntemi ile sürdürülmüştür. Araştırmada, Başarı Testi deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Elde edilen ve normal dağılım gösteren veriler t testi ile analiz edilmiştir. Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarının aldıkları ön test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, deney grubu öğrencilerinin akademik başarı düzeylerinin son test ve kalıcılık testlerinde, kontrol grubu öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkili olduğu bulunmuştur. Bu bağlamda cebir öğretiminde Gerçekçi Matematik Eğitimi’ne uygun etkinliklerin kullanılması önerilmektedir

    Konutta mekansal dönüşüm sürecinin analizi: Gaziantep örneği

    Get PDF
    İnsanoğlu varoluşundan itibaren yaşamını sürdürebilmek için güvenli bir yer arayışı içinde olmuş, çevresini dönüştürerek barınma ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Barınma amaçlı bu yer arayışı bulunduğu dönemin şartlarına göre değişip evrilerek mevcut görünümüne ulaşmıştır. Kullanıcılar arasındaki farklılıklar, değişen yaşam koşulları gibi etkenler konutun da çeşitlenmesine neden olmuştur. Konut insanlar için vazgeçilmez bir kavramdır ve zamanın ilerlemesiyle birlikte, insanlığın gelişimiyle paralel olarak konutlar da geçmiş kültürel özelliklerin izlerini taşıyarak mekânsal olarak değişmektedir. 20. yüzyılın getirdiği ekonomik ve toplumsal değişimler, konut mekânlarını da etkilemiştir. Özellikle 1950'li yıllardan itibaren Gaziantep'te hızla artan nüfus ve artan bu nüfusa uygun konut sağlama ihtiyacı, demografik yapının değişimi, sosyo ekonomik değişim ve imar uygulamaları ile konut mekânları da dönüşüme uğramıştır. Gaziantep kenti özelinde konut yapılarının temel ilkelerini ve geçirmiş olduğu mekânsal değişim dönüşüm sürecini analiz etmeyi amaçlayan bu araştırmada Geleneksel Gaziantep evlerinden başlanarak ilk apartmanlar ve günümüz konutları seçilen örnekler üzerinden incelenmiştir. Çalışma kapsamındaki incelenen konut planları karşılaştırılarak değerlendirmeler yapılmıştır.Since the dawn of humanity, people have been in search of a secure place to sustain their lives, endeavoring to meet their shelter needs by transforming their surroundings. This quest for shelter has evolved over time, adapting to the conditions of each era and reaching its current form. Differences among users and changing living conditions have led to the diversification of dwellings. Housing is an indispensable concept for individuals, and over the progression of time, residences, in parallel with the development of humanity, undergo spatial changes while carrying the traces of past cultural features. The economic and societal changes brought by the 20th century have also impacted dwelling spaces. Particularly from the 1950s onwards, the rapidly increasing population in Gaziantep, accompanied by the need to provide suitable housing for this growing population, demographic shifts, socio-economic changes, and urban planning applications have all contributed to the transformation of residential spaces. This research aims to analyze the fundamental principles of residential structures in the city of Gaziantep and the spatial transformation process they have undergone. Starting with Traditional Gaziantep houses, selected examples of the first apartment buildings and contemporary residences have been examined. Evaluations were conducted by comparing the residential plans examined within the scope of this study

    Kronik konstipasyonu olan serebral palsili çocuklarda abdominal masaj, konnektif doku masajı ve refleksoloji uygulamalarının konstipasyon ve uyku kalitesi üzerine etkinliğinin karşılaştırılması

    Get PDF
    Bu çalışma, Serebral Palsi'li (SP) hastalarında farklı masaj uygulamaları olan klasik abdominal masaj, konnektif doku masajı ve refleksoloji yöntemlerinin uyku, konstipasyon şiddeti ve dışkı formu, ebeveyn uyku kalitesi üzerine olan etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya konstipasyon şikâyeti olan 60 SP'li çocuk dâhil edildi. Hastalar basit randomizasyon yöntemiyle Klasik Abdominal Masaj (KAM), Konnektif Doku Masajı (KDM) ve Refleksoloji (REF) grubu olmak üzere üç gruba ayrıldı. Her üç grupta birbirinden farklı olarak KAM, KDM ve REF yöntemleri haftada üç kere olmak üzere 8 hafta uygulandı. Çalışmaya dâhil edilen bireylere çalışma öncesi, çalışma sonrası 8. hafta ve takip dönemi 12. hafta olmak üzere toplam üç kez değerlendirme yapıldı. Tedavi öncesi, tedavi sonrası ve takip dönemlerinde konstipasyon şikâyetini değerlendirmek için Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği (KCÖ) ve Bristol Kaka Skalası (BKS), motor fonksiyonlarını değerlendirmek için Kaba Motor Fonksiyon Sınıflama Sistemi (KMFSS) ve Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), fonksiyonel bağımsızlığını değerlendirmek için Pediatrik Foksiyonel Bağımsızlık Ölçütü (PFBÖ) ve uyku durumlarını değerlendirmek Çocuklarda Uyku Formu (ÇUF) kullanıldı. SP'li çocuların ebeveynlerinin uyku kalitesini değerlendirmek için Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanıldı. Gruplar arası yapılan karşılaştırma sonucunda KMFSS, KMFÖ-88, PFBÖ ve MAS skorlarının da tüm gruplarda benzer düzeyde olduğu belirlendi (p>0,05). Uygulama sonrası tüm grupların BKS skorlarında anlamlı düzeyde artış (p<0,05), KCÖ, ÇUF ve ebeveyn PUKİ skorlarında ise anlamlı düzeyde azalma gözlemlendi (p<0,05). Gruplar arası tedavi etkinliği karşılaştırıldığında refleksoloji uygulanan grubun BKS ve KCÖ skorlarında diğer gruplara kıyasla anlamlı olduğu (p<0,05); ÇUF ve ebeveyn PUKİ skorlarındaki değişimin ise her üç grupta benzer düzeyde olduğu belirlendi (p>0,05). Sonuç olarak, abdominal masaj, konnektif doku masajı ve refleksoloji uygulamaları sonrasında konstipasyon şikâyetinde anlamlı düzeyde azalma sağladığı; ancak refleksoloji uygulamasının diğer iki yöntemden üstün olduğu sonucuna varıldı. Çocuk ve ebeveyn uyku kalitesi üzerinde her üç yöntemin de eşit düzeyde etkili oldukları görüldü. Gelecekte konstipasyonu olan SP'li çocuklarda tedavilerin konstipasyon üzerine etkinliğinin karşılaştırılmasında objektif değerlendirme yöntemlerinin kullanılması ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.This study aimed to examine the effects of different massage applications, including classical abdominal massage, connective tissue massage, and reflexology, on sleep quality, the severity of constipation, stool consistency, and parental sleep quality in patients with Cerebral Palsy (CP). The study included 60 children with CP who complained of constipation. Patients were randomly assigned to three groups: The classical Abdominal Massage (CAM) group, Connective Tissue Massage (CTM) group, and Reflexology (REF) group. CAM, CTM, and REF methods were applied three times a week for a total of 8 weeks in each group. The participants were evaluated three times: before the study, at the end of the 8th week (post-treatment), and during the 12th-week follow-up period. The Constipation Severity Scale (CSS) and Bristol Stool Scale (BSS) were used to assess constipation complaints before treatment, after treatment, and during the follow-up period. The Gross Motor Function Classification System (GMFCS) and Gross Motor Function Measure (GMFM-88) were used to evaluate motor functions. The Pediatric Functional Independence Measure (WeeFIM) was used to assess functional independence, and the Children's Sleep Habits Questionnaire (CSHQ) was used to evaluate sleep status. The Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI) was used to assess the sleep quality of the parents of children with CP. Comparison between the groups revealed that GMFCS, GMFM-88, WeeFIM, and MAS scores were similar in all groups (p>0.05). After the application, all groups showed a significant increase in BSS scores (p<0.05), while CSS, CSHQ, and parental PSQI scores exhibited a significant decrease (p<0.05). When comparing the treatment effectiveness between the groups, it was found that the reflexology group had significantly higher BSS and CSS scores compared to the other groups (p<0.05). However, the changes in CSHQ and parental PSQI scores were similar across all three groups (p>0.05). In conclusion, abdominal massage, connective tissue massage, and reflexology resulted in a significant reduction in constipation complaints, while reflexology demonstrated superiority over the other two methods. All three methods were equally effective in improving the sleep quality of children and parents. Objective evaluation methods and assessment of the quality of life are needed for future studies comparing the effectiveness of treatments for constipation in children with CP

    Özel hastanelerdeki hizmet kalitesinin hasta sadakatine etkisi ve sağlık okuryazarlığının düzenleyici rolü

    Get PDF
    Araştırmanın amacı; özel hastanelerdeki hizmet kalitesinin hasta sadakatine etkisini ve sağlık okuryazarlığının düzenleyici rolünü tespit etmektir. Bu doğrultuda, özel hastaneden hizmet alan sağlık tüketicilerinin algıladıkları hizmet kalitesinin hasta sadakatine olan etkisi incelenmiş ve sağlık okuryazarlığının bu ilişkideki düzenleyici rolü olup olmadığı analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini; Gaziantep'te yaşayan, 18 yaşından büyük, 65 yaşından küçük ve okuryazarlık durumu olup daha önce herhangi bir özel hastaneden hizmet almış sağlık tüketicileri oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi kullanılmış olup 667 kişiden anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Verilerin analizi istatistik paket programları kullanılarak yapılmış olup araştırma hipotezlerinin testi yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Analiz neticesinde; sağlık tüketicilerinin özel hastanelerde algıladıkları hizmet kalitesinin hasta sadakatini etkilediği tespit edilmiş ve hizmet kalitesinin hasta sadakatine etkisinde sağlık okuryazarlığının düzenleyici etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, hizmet kalitesinin alt boyutlarından fiziksel özellikler, güvenilirlik ve empatinin hasta sadakatini pozitif yönde, hevesliliğin ise hasta sadakatini negatif yönde etkilediği ve güven boyutunun ise hasta sadakatini etkilemediği tespit edilmiştir.The aim of the study is to determine the effect of service quality in private hospitals on patient loyalty and the moderating role of health literacy. In this direction, the effect of service quality perceived by health consumers who receive services from private hospitals on patient loyalty was examined and the moderator role of health literacy in this relationship was analyzed. The population of the study consists of health consumers living in Gaziantep, older than 18 years old, younger than 65 years old, literate and who have received service from a private hospital before. Convenience sampling method was used in the study and data were collected from 667 people by questionnaire method. The data were analyzed using statistical package programs and the test of the research hypotheses was analyzed with structural equation modeling. As a result of the analysis; it was determined that the service quality perceived by health consumers in private hospitals affects patient loyalty and health literacy has a moderating effect on the effect of service quality on patient loyalty. In addition, it was determined that physical characteristics, reliability and empathy, which are sub-dimensions of service quality, positively affect patient loyalty, while enthusiasm negatively affects patient loyalty and trust dimension does not affect patient loyalty

    Dördüncü dalga feminizm bağlamında İnstagram kadın hikayeleri ve dijital hikâye anlatıcılığının gücü: @onlyherstory örneği

    Get PDF
    Son birkaç on yılda iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yeni medya ortamlarının ve internetin yaygınlaşması ile birlikte toplumsal düzlemdeki değişimlerin yanı sıra birçok yapı, araç ve kavram da dönüşüme uğramıştır. Dijitalleşme ile birlikte süregelen bu dönüşümün etkilediği alanlardan biri kadim bir gelenek ve bilgelik olarak görülen ve aynı zamanda izleyicinin duygularına ve mantığına etki ederek farkındalık yaratarak ve ikna yoluyla bakış açısını değiştiren, bilgi ve mesaj iletmenin ve en etkili ve güçlü araçlarından biri olan hikâye anlatıcılığıdır. Kökleri ilkel toplumlara kadar giden hikâye anlatıcılığı önce sözlü, daha sonra yazılı ve günümüzde ise grafik, ses, metin, video ve animasyon gibi çeşitli multimedya türlerinden oluşan teknolojiyi bünyesine katarak sanal ortamlarda yerini almıştır. Diğeri ise tarihin farklı dönemlerinde kadınların eşit hak ve fırsatlara sahip olabilmek adına verdiği çabaların medya ve iletişim araçlarına paralel olarak yaşadığı değişimlerden oluşmaktadır. Geleneksel medya ekseninde gelişen birinci, ikinci ve üçüncü dalga olarak anılan dalgalardan sonra feminist aktivizm ve tartışmalar için dijital teknolojilerin ve internetin kullanılmasıyla ortaya çıkan dördüncü dalga feminizm gelmektedir. Böylelikle, feminist bir toplumsal bellek oluşturmaya yarayan etkileşimli ve katılımcı doğaya sahip sosyal medya mecraları dijital hikâye anlatıcılığı aracılığıyla özellikle kadınların hikayelerine ve deneyimlerine yer vererek ve bunları yorum ve tartışmaya açma olanağı sunarak kadın sorunsallarının görünürlüğünü arttırmaktadır. Bu çalışmada feminist teori ve feminist tarih yorumundan beslenen sözlü tarih yöntemini kullanarak dijital bir feminist bellek oluşturmaya katkı sunan ve dijital hikâye anlatıcılığının gücünden faydalanarak sıradan ve gerçek kadın hikayelerini edebi bir dille ve gerçek fotoğraflar ile birlikte aktaran 'onlyherstory' İnstagram hesabında paylaşılan kadın hikayeleri ve bu hikayelere yapılan yorumlar içerik analizi yöntemiyle incelenmektedir. Bu çalışmanın sonucunda söz konusu hikayelerde yer verilen temalar bağlamında kadın sorunsallarının görünürlüğünü arttırarak bu hikayelerin kahramanı olan sessiz kuşak kadınlarının adeta sesi olduğunu, hikayelerin okuyucular üzerinde derin ve duygusal etkileşimler yarattığını ve ayrıca toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadını ezen, görünmez kılan ve baskı altında tutan ataerkil bir düzenin varlığı konusunda feminist bilincin yükselmesine katkı sağlayan ciddi bir farkındalık ve bilişsel, duygusal ve davranışsal bir değişim ve dönüşüm oluştuğuna dair bulgular ortaya çıkmaktadır. Dijital hikâye anlatıcılığının kullanıldığı kadın hikayeleri feminist bilinci yükseltmede güçlü ve etkili toplumsal dönüştürücü bir araç olarak işlev gördüğü sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dijital Hikâye Anlatıcılığı, Dördüncü Dalga Feminizm, Yeni Medya, Kadın Hikayeleri, Feminist Bilinci YükseltmeIn the last few decades, with the rapid development of communication technologies and the spread of new media environments and the Internet, many structures, tools and concepts have undergone transformation, as well as changes in the social dimensions. One of the areas affected by this ongoing transformation with digitalization is storytelling, which is considered an ancient tradition and wisdom, and one of the most effective and powerful tools of transmitting information and messages that affects the audience's emotions and logic, creating awareness and changing perspective through persuasion. Storytelling, whose roots go back to primitive societies, was first oral, then written, and today has taken its place in virtual environments by incorporating technology consisting of various multimedia types such as graphics, audio, text, video and animation. The other consists of the changes experienced by women's efforts to have equal rights and opportunities in different periods of history in parallel with the media and communication tools. After the waves referred to as the first, second and third that developed on the axis of traditional media, there comes the fourth wave of feminism, which emerged with the use of digital technologies and the Internet for feminist activism and discussions. Thus, social media channels with an interactive and participatory nature, which serve to create a feminist social memory, increase visibility of women's issues through digital storytelling, especially by featuring women's stories and experiences and offering them the opportunity to comment and discuss. In this study, the women's stories shared on the 'onlyherstory' Instagram account, which contributes to the creation of a digital feminist memory using the oral history method fed by feminist theory and feminist interpretation of history, and conveys ordinary and real women's stories with literary language and real photos by taking advantage of the power of digital storytelling, and the comments made on these stories are examined by content analysis method. As a result of this study, there are findings that by increasing the visibility of women's issues in the context of the themes contained in these stories, the 'silent generation' women who are the heroes of these stories are almost the voice, the stories create deep and emotional interactions on readers, as well as a serious awareness and cognitive, emotional and behavioural change and transformation that contribute to raising feminist consciousness about gender inequality and the existence of a patriarchal order that oppresses and makes women invisible. It is concluded that women's stories in which digital storytelling is used to function as a powerful and effective social transformative tool in raising feminist consciousness. Keywords: Digital Storytelling, Fourth Wave Feminism, New Media, Women Stories, Raising Feminist Consciousnes

    Investigation of dry and wet periods characteristics with different drought indices in Yeşilırmak, Kızılırmak and Konya closed basins

    Get PDF
    Bu tez kapsamında, Yeşilırmak, Kızılırmak ve Konya kapalı havzalarında toplam 38 meteoroloji istasyonu kullanılarak SPI, RDI, SPEI ve SRI yöntemleriyle kuraklık analizleri gerçekleştirildi. SPI yöntemi, 1, 3, 6, 9, 12 ve 24 aylık toplamlar için kuraklık analizlerinde kullanıldı. Weibull ve Genelleştirilmiş Ekstrem Değer (GEV) dağılımları, SPI indeksinin en uygun dağılımları olarak belirlendi. RDI yöntemiyle yapılan analizlerde düşük korelasyonlar gözlendi ve RDI indeksinin tamamen güvenilir olmadığı sonucuna varıldı. SPEI yöntemiyle yapılan analizlerde, başlangıçta kritik durumlar tespit edilemedi ve en uygun dağılım yöntemleri belirlenmek için D değerleri kullanıldı. Genelleştirilmiş Ekstrem Değer (GEV) dağılımının SPEI 3 ve 12 aylık toplamlar için genellikle uygun olduğu gözlendi. SRI yöntemi ise sınırlı sayıda akım istasyonunda uygulandı ve veri yetersizliği nedeniyle anlamlı sonuçlar elde edilemedi. Kuraklık analizlerinin tamamlanmasının ardından istasyonlar arasındaki ilişkileri anlamak için korelasyon hesaplamaları yapıldı. 3 aylık ve 12 aylık kuraklık indislerinin sınıflandırmalarına göre histogramlar elde edildi. Ayrıca, ters mesafe ağırlıklı yöntem (IDW) kullanılarak havza genelinde kuraklık indislerinin dağılım haritaları oluşturuldu. Meteoroloji istasyonları için yağış verileri, SPI, RDI ve SPEI kuraklık analiz sonuçları üzerinde trend analizleri gerçekleştirildi. Mann-Kendall (MK) ve İnovatif Şen Trend Analizi (ITA) yöntemleri kullanılarak trend sonuçları elde edildi ve haritalarla verildi. Büyüklük-Süre-Frekans (MDF) analizleri yapılarak kuraklık büyüklüklerinin süresi tahmin edildi. MDF grafikleri, her yöntem için istasyonlar arasında karşılaştırmaları gösterdi. Havza bazında MDF karşılaştırma haritaları elde edildi ve kuraklık büyüklüklerinin kuzey bölgelerinde yoğun olduğunu gösterdi.Within the scope of this thesis, drought analyses were conducted using the SPI, RDI, SPEI, and SRI methods based on a total of 38 meteorological stations in the Yeşilırmak, Kızılırmak, and Konya closed basins. The SPI method was employed for drought analysis at 1, 3, 6, 9, 12, and 24-month accumulations. The Weibull and Generalized Extreme Value (GEV) distributions were determined as the most suitable distributions for the SPI index. In the analyses conducted using the RDI method, low correlations were observed, leading to the conclusion that the RDI index is not entirely reliable. For the analyses conducted using the SPEI method, critical situations were initially not detected, and D values were used to determine the most appropriate distribution methods. It was observed that the Generalized Extreme Value (GEV) distribution was generally suitable for SPEI 3 and 12-month accumulations. The SRI method was applied to a limited number of streamflow stations, and significant results could not be obtained due to data insufficiency. After the completion of drought analyses, correlation calculations were performed to understand the relationships between the meteorological stations. Histograms were obtained for the 3-month and 12-month drought indices based on the classifications. Additionally, distribution maps of drought indices throughout the basin were created using the Inverse Distance Weighting (IDW) method. Trend analyses were conducted on precipitation data for meteorological stations using the SPI, RDI, and SPEI drought analysis results. Trend results were obtained using the Mann-Kendall (MK) and Innovative Şen Trend Analysis (ITA) methods and presented with maps. Magnitude-Duration-Frequency (MDF) analyses were performed to characterize drought and estimate the duration of drought magnitudes. MDF graphs revealed comparisons between stations for each method. Basin-specific MDF comparison maps were obtained, indicating higher drought magnitudes in the northern regions

    Hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda sosyal destek ve semptom durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Get PDF
    Bu çalışma, hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda sosyal destek ve semptom durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı bir çalışma olarak yapıldı. Çalışma, Eylül 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Diyaliz Merkezi, Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi ve Özel 12 Şubat Diyaliz Merkezinde gerekli izinler alınarak yürütüldü. En az altı aydır hemodiyaliz tedavisi alan, 18 yaş ve üzerinde olan, iletişim sorunu olmayan 164 hasta araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler, hastaların sosyo-demografik ve tıbbi bilgilerini içeren Hasta Tanıtıcı Özellikler Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Diyaliz Semptom İndeksi kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS Statistics 18 paket programı kullanılarak, Dunnett-C tekniği, Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri ile yapıldı. Çalışmaya katılan hastaların Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalaması 52.98±16.63, aile alt boyutu puan ortalaması 24.66±5.73, arkadaş alt boyutu puan ortalaması 14.91±8.53 ve özel bir insan alt boyutu puan ortalaması 13.41±7.90 olarak bulundu. Erkek, evli, eğitim düzeyi yüksek, çalışan, gelir durumu iyi olan hastaların, algıladıkları sosyal destek anlamlı düzeyde daha yüksekti. Hastaların Diyaliz Semptom İndeksi puan ortalaması 66.80±22.88 olarak orta düzeyde bulundu. Hastalar en fazla yorgun hissetme/enerjide azalma, uykuya dalmada zorlanma, uykuyu sürdürmede zorlanma, üzgün ve kaygılı hissetme sorunları yaşadıklarını; en az olarak da ishal, göğüs ağrısı, bacaklarda şişlik, kusma, nefes darlığı, iştahsızlık ve kas ağrıları semptomlarını yaşadıklarını ifade etti. İleri yaş grubunda, kadın, eğitim düzeyi düşük, eşlik eden diğer hastalıkları bulunan ve günlük gereksinimlerini bağımsız karşılayamayan hastaların semptom yaşama durumları anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Ölçek puan ortalamaları arasında negatif yönde, zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu. Hemodiyaliz hemşirelerinin hastaların sosyal destek ve semptom durumunu geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarıyla değerlendirmeleri, hastaların sosyal destek ve yaşadıkları semptomların şiddetini etkileyen sosyodemografik ve tıbbi özellikleri dikkate alarak hemşirelik bakımını planlamaları, hasta ve ailesini bakım sürecine dahil etmeleri önerildi.This study was conducted as a descriptive study to examine the relationship between social support and symptom status in patients receiving hemodialysis treatment. The study was carried out between September 2022 and January 2023, at Kahramanmaraş Sütçü İmam University Dialysis Center, Türkoğlu Dr. It was carried out in Kemal Beyazıt State Hospital Dialysis Center and Private 12 February Dialysis Center with the necessary permissions. The sample of the study consisted of 164 patients who received hemodialysis treatment for at least six months, were 18 years of age and older, had no communication problems. Data were collected using the Patient Descriptive Characteristics Form, which includes patients' socio-demographic and medical information, the Multidimensional Scale of Perceived Social Support, and the Dialysis Symptom Index. Statistical analyzes were performed using SPSS Statistics 18 package program, Dunnett-C technique, Mann-Whitney U and Kruskal Wallis H tests.The mean score of the Multidimensional Scale of Perceived Social Support of the patients participating in the study was found to be 52.98±16.63, the mean score of the family subscale was 24.66±5.73, the mean score of the friend subscale was 14.91±8.53, and the mean score of the special human subscale was 13.41±7.90.Perceived social support was significantly higher in male, married, high-education, working, and well-income patients. The mean Dialysis Symptom Index score of the patients was found to be 66.80±22.88 at a moderate level. The patients mostly experienced the problems of feeling tired/decreased in energy, difficulty in falling asleep, difficulty in maintaining sleep, feeling sad and anxious; stated that they experienced at least the symptoms of diarrhea, chest pain, swelling in the legs, vomiting, shortness of breath, loss of appetite and muscle aches. The symptom experience status of patients in the advanced age group, female, with low education level, with other comorbidities and who could not meet their daily needs independently, was found to be significantly higher. A negative, weak and statistically significant relationship was found between the scale mean scores. It was recommended that hemodialysis nurses evaluate patients' social support and symptom status with valid and reliable measurement tools, plan nursing care by taking into account the social support and sociodemographic and medical characteristics that affect the severity of the patients' symptoms, and include the patient and his family in the care process

    Farklı denge eğitimlerinin kronik ayak bileği burkulması olan sporcularda denge ve fonksiyonel performans üzerine etkileri

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, kronik ayak bileği burkulması olan sporcularda 8 haftalık, farklı denge egzersiz eğitim programlarının denge ve fonksiyonel performans üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya Bingöl Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tesislerine gelen, yaşları 13-18 arasında değişen 58 kronik ayak bileği burkulması olan sporcu dahil edildi. Sporcuların ayak bileği fonksiyonel limitasyonları Cumberland Ayak Bileği İnstabilite Anketi ile değerlendirildi. Sporcuların fonksiyonel kısıtlılıklarını değerlendirmek için Ayak ve Ayak Bileği Beceri Skalası, Spor alt skalası (FAAM-S) kullanıldı. Bireyler basit randomizasyonla Stroboskopik (n=15, yaş; 14,93±1,44 yıl,), Bosu (n=14, yaş; 14,50±1,40 yıl), İkili görev (n=14, yaş; 14,64±1,22 yıl) ve Kontrol (n=15, yaş; 15,27±1,22 yıl) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Üç egzersiz grubuna 8 hafta boyunca (3gün/hafta) denge egzersiz eğitimi verildi. Bireylerin fonksiyonel performansları; Yan Sıçrama Testi ve Tek Bacak Üç Adım atlama testi ile, dinamik dengeleri Y Denge Testi (YDT) ile, statik dengeleri ise Flamingo testi ile çalışma başlangıcı ve bitiminde değerlendirildi. 8 haftalık eğitim sonrası yapılan değerlendirmede her üç egzersiz grubunun da fonksiyonel performansında ve denge parametrelerinde eğitim öncesine göre artış saptandı (p<0,05). FAAM-spor skalası gruplar arası karşılaştırmada, her üç eğitim grubu da kontrol grubuna göre üstün bulundu. Fakat eğitim gruplarının birbirlerine üstünlüğü bulunmadı. Statik denge karşılaştırmasında Bosu grubu kontrol grubuna göre anlamlı gelişme gösterdi (p<0,05). Fonksiyonel performans (Yan Sıçrama testi) karşılaştırmasında Bosu ve Stroboskopik gözlük grubu kontrol grubuna göre anlamlı gelişme gösterdi (p<0,05). Farklı denge egzersizlerinin ve ekipmanlarının yapıldığı uzun dönemli çalışmalar kronik ayak bileği yaralanmalarının tedavisi açısından literatüre ışık tutacaktır. Teknoloji gelişimiyle egzersiz aparatlarının geliştirilmesi ve rehabilitasyonda yer verilmesi sporcu sağlığı açısından önemli olabilir.The aim of this study is to investigate the effects of an 8-week diverse balance exercise training prog-ram on balance and functional performance in athletes with chronic ankle sprain. The study included 58 athletes with chronic ankle sprain, aged between 13 and 18, who visited the Bingöl Youth and Sports Provincial Directorate facilities. The ankle functional limitations of the athletes were assessed using the Cumberland Ankle Instability Questionnaire. The Foot and Ankle Ability Measure, Sports subscale (FAAM-S), was utilized to evaluate athletes' functional limitations. Individuals were randomly assigned to four groups: Stroboscopic (n=15, age: 14.93±1.44 years), Bosu (n=14, age: 14.50±1.40 years), Dual-task (n=14, age: 14.64±1.22 years), and Control (n=15, age: 15.27±1.22 years). The three exercise groups received balance exercise training three times a week for 8 weeks. Functional perfor-mance was assessed at the beginning and end of the study using the Lateral Hop Test and Single Leg Triple Hop Test for dynamic balance, the Y Balance Test (YBT) for dynamic stability, and the Flamingo Test for static balance. After the 8-week training period, all three exercise groups demonstrated signifi-cant improvements in functional performance and balance parameters compared to pre-training levels (p<0.05). In the comparison of the FAAM-sports scale among groups, all three exercise groups were found to be superior to the control group, with no significant differences between the exercise groups. In the static balance comparison, the Bosu group showed significant improvement compared to the control group (p<0.05). In the comparison of functional performance (Lateral Hop Test), both the Bosu and Stroboscopic groups showed significant improvement compared to the control group (p<0.05). Long-term studies involving different balance exercises and equipment will contribute to the literature on the treatment of chronic ankle injuries. The development of exercise equipment with technological advancements and its integration into rehabilitation may be crucial for athlete health. Keywords: Chronic Ankle Sprain, Balance, Athlete, Functional Performanc

    Sözel geribildirimli ile görsel egzersiz programlarının fiziksel uygunluk parametreleri ve katılıma olan etkilerinin karşılaştırılması

    Get PDF
    Bu çalışma sözel geribildirimli, görsel geribildirimli ve ev egzersiz programlarının fiziksel uygunluk parametreleri ve bireylerin katılıma olan etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-35 yaş aralığında olan 51 sedanter birey katıldı. Bireyler basit rastgele yöntem ile görsel geribildirimli egzersiz grubu (n=17, yaş; 20,18±1,13 yıl), sözel geribildirimli egzersiz grubu (n=17, yaş; 19,94±1,12 yıl) ve ev egzersiz grubu (n=17, yaş; 19,93±1,21 yıl) şeklinde 3 gruba ayrıldı. Çalışmamızda; çömelme, tek bacak çömelme, yan çömelme, basamak çıkma ve yan basamak çıkma olmak üzere alt ekstremite kapalı kinetik zincir egzersizleri 8 hafta (3 gün/hafta) boyunca tüm gruplara uygulandı. Görsel geribildirimli egzersiz grubu egzersizlerini gözetimsiz lazer yardımlı ekipmanla, sözel geribildirimli egzersiz grubu egzersizlerini fizyoterapistin gözetiminde sözel yardımlı, ev egzersiz grubu egzersizlerini gözetimsiz ve yardımsız kendi evlerinde gerçekleştirdi. Quadriceps (0°-45°-90° açılarda), gluteus medius ve hamstring kas kuvveti el dinanometresi ile, esneklik otur-uzan testi ve topuk-kalça mesafesi ile, flamingo denge testi ile statik denge, Y-denge testi ile dinamik denge, üç-adım öne ve yana sıçrama testi ile çeviklik çalışma öncesi ve sonrası olarak değerlendirildi. Çalışma öncesinde grupların fiziksel özellikleri ve değerlendirilen tüm parametreleri benzerdi (p>0,05). Çalışma sonucunda görsel geribildirimli egzersiz grubunda çeviklik ve dinamik denge hariç diğer tüm parametrelerde artış görüldü (p<0,05). Sözel geribildirimli egzersiz grubunda çeviklik (üç adım öne sıçrama) ve dinamik denge hariç diğer tüm parametrelerde artış görüldü (p<0,05). Ev egzersizi grubunda esneklik (topuk-kalça mesafesi), çeviklik, dinamik denge parametreleri hariç diğer parametrelerde artış görüldü (p<0,05). Genel olarak bakıldığında tüm parametrelerde gruplar arası sonuçlar benzerdi (p>0,05). Ayrıca grupların katılımına baktığımızda, görsel geribildirimli egzersiz grubunun, sözel geribildirimli egzersiz grubunun ve ev egzersizi grubunun egzersize katılım oranları benzerdi (p>0,05). Egzersizlerin görsel geribildirimli, sözel geribildirimli veya ev egzersiz programı olarak uygulanması fiziksel uygunluk parametrelerinde aynı gelişmeler gösterdi, bu bakımdan kişilerin ihtiyaçları doğrultusunda birbirlerinin yerine tercih edilebilir. Anahtar Kelimeler: Geribildirim, egzersiz, fiziksel uygunluk, fiziksel aktivite.This study was conducted to investigate the effects of verbal feedback, visual feedback and home exercise programs on physical fitness parameters and the participation of individuals. 51 sedentary individuals aged 18–35 years participated in the study. The individuals were divided into 3 groups by simple randomization: the visual feedback exercise group (n=17, age; 20,18±1.13 years), with verbal feedback accompanied by a physiotherapist exercise group (n=17, age; 19,94±1.12 years) and the home exercise group (n=17, age; 19,93±1.21 years). In this study, lower extremity closed kinetic chain exercises, including squats, single leg squats, side squats, unilateral step-ups and side step-ups were performed for 8 weeks (3 days/week) in all groups. The visual feedback exercise group performed its exercises unattended with laser-assisted equipment, the exercise group accompanied by a physiotherapist performed its exercises with verbal assistance under the supervision of a physiotherapist, and the home exercise group performed its exercises unsupervised and without assistance in their own homes. Quadriceps (0°-45°-90° angles), gluteus medius and hamstring muscle strength were evaluated by hand dynanometer, flexibility by sitto stand test and heel-hip distance, static balance by flamingo balance test, dynamic balance by Y-balance test, agility by three step forward and side jump test were evaluated pre- and post-study. Prior to the research, the physical characteristics and all evaluated parameters of the groups were similar (p>0,05). By study conclusion, an increase was observed in all parameters except agility and dynamic balance in the visual feedback exercise group (p<0,05). In the physiotherapist guided exercise group, there was an increase in all parameters except agility (three-step forward jump) and dynamic balance (p<0,05). At-home exercise group, there was an increase in all parameters except flexibility (heel hip distance), agility and dynamic balance (p<0,05). In general, the results were similar between the groups in all parameters (p>0.05). In addition, when we examined group participation, the participation rates of the exercise group with visual feedback, the exercise group with verbal feedback accompanied by a physiotherapist and the home exercise group were similar (p>0,05). Exercises implemented with visual feedback, a physiotherapist-guided exercise program, or a home exercise program showed the same improvements in physical fitness parameters; therefore, they can be preferred interchangeably according to the needs of individuals. Keywords: Feedback, exercise, physical fitness, physical activity

    The challenges to build social cohesion in conflict-laden areas: A'zaz case in the northwest of Syria (2016-2022)

    Get PDF
    Assessing Social Cohesion in Northwest Syria: An In-depth Examination of Local Perceptions and Challenges The primary focus of this dissertation is to critically evaluate the feasibility of fostering social cohesion in northwest Syria. This exploration hinges on the nuanced perspectives of local authorities, residents, and civil society organizations (CSOs) actively operating within the region. To comprehensively understand this dynamic, a structured approach was employed, including conducting 25 Key Informant Interviews (KII), organizing three focus group discussions with a total of 30 participants representing the broader community base, and launching a public survey that garnered insights from 516 respondents across diverse community sectors following up with the Post-data collection, the research utilized advanced Excel methodologies to rigorously analyze the findings, thereby probing the stated hypotheses. The analytical journey unearthed a myriad of challenges and roadblocks impeding the attainment of social cohesion. The survey underscored an imperative: the need for capacity-building across all regional actors. It also highlighted certain critical areas requiring immediate intervention and overhaul, notably the economic and security sectors.Kuzeybatı Suriye'de Sosyal Uyumun Değerlendirilmesi: Yerel Algıların ve Zorlukların Derinlemesine İncelenmesi Bu tezin temel odak noktası, kuzeybatı Suriye'de sosyal uyumu güçlendirmenin fizibilitesini eleştirel bir şekilde değerlendirmektir. Bu keşif, bölgede aktif olarak faaliyet gösteren yerel otoritelerin, bölge sakinlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının (STK'lar) incelikli bakış açılarına dayanmaktadır. Bu dinamiği kapsamlı bir şekilde anlamak için, 25 Önemli Bilgilendirici Görüşmenin (KII) gerçekleştirilmesi, daha geniş topluluk tabanını temsil eden toplam 30 katılımcıyla üç odak grup görüşmesinin düzenlenmesi ve 516 katılımcıdan görüş toplayan bir kamu anketinin başlatılması dahil olmak üzere yapılandırılmış bir yaklaşım kullanıldı. Araştırma, çeşitli topluluk sektörlerinde post-veri toplamayı takip ederek, bulguları titizlikle analiz etmek ve böylece belirtilen hipotezleri incelemek için gelişmiş Excel metodolojilerini kullandı. Analitik yolculuk, sosyal uyumun sağlanmasını engelleyen sayısız zorluğu ve engeli gün yüzüne çıkardı. Anket bir zorunluluğun altını çizdi: Tüm bölgesel aktörler arasında kapasite geliştirme ihtiyacı. Ayrıca, başta ekonomi ve güvenlik sektörleri olmak üzere acil müdahale ve revizyon gerektiren bazı kritik alanlara da vurgu yapıldı

    3,133

    full texts

    4,441

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace@HKU
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇