1285 research outputs found
Sort by
Development of Number Sense Test for the 4th Grade
Çalışmada ilkokul dördüncü sınıf müfredâtına uygun, geçerli ve güvenilir bir Sayı Hissi Testi (SHT) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Test geliştirme sürecinde; Reys ve arkadaşları (1999) tarafından belirlenen altı bileşen ile Greeno (1991) tarafından analiz edilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda öz değeri 1'den büyük 3 bileşen ve toplam 11 maddeden oluşan SHT elde edilmiştir. Test maddelerinin faktör yüklerinin .56 ile .71 arasında değiştiği, açımlayıcı faktör analizinden sonra testte kalan 11 maddenin %27'lik alt-üst grupların ortalamaları arasındaki farkların anlamlı olduğu belirlenmiştir. SHT'nin bileşenleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını test etmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda SHT'nin bütün bileşenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p.001). SHT'nin güvenirlik çalışması Cronbach Alfa iç tutarlılık yöntemi kullanılarak yapılmıştır. SHT'nin toplam Cronbach Alfa iç tutarlılık değeri .72 düzeyinde bulunmuştur. Geliştirilen testin, ilkokul öğrencilerine yönelik yapılabilecek sayı hissi çalışmalarında etkili olacağı düşünülmektedirIn this research, it is aimed to investigate a valid and reliable Number Sense Test (NST) that is developed according to the elementary school 4th grade curriculum. In thedevelopment process; sixcomponents determined by Reys and friends (1999) with "Quantitative Reasoning and Inferences" component set by Greeno (1991) was used. Fourth grade students from randomly selected seven public schools in Kadıköy district of İstanbul participated in this study. Application were conducted with a total of 598 students (282 boy, 316 girl). A draft test consisting of 18 items was applied the students. The scores obtained from the test were analyzed quantitatively. After the exploratory factor analysis, Number Sense Test consisting of 11 items and 3 components with their eigenvalues over 1 was obtained. In order to test whether there is a significant relationship between the components of the NST, Pearson Moment Correlation Analysis was performed. After the analysis a significant positive correlation with a confidence level of p.01 were found between all the components of the Number Sense Test. The reliability study of the test was conducted using Cronbach's Alpha Internal Consistency method. The total value of Cronbach's Alpha Internal Consistency of the test is .72 level. It is thought that the developed test will be effective in the number sense studies that can be done for the primary school student
The Relationship Between Financial Development And Economic Growth: Evidence From European Transition Economies
Bu çalışmanın amacı, Avrupa geçiş ekonomileri kapsamında finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu doğrultuda, araştırmada, finansı ekonomik büyümenin temel değişkeni olarak kabul eden Barro (1991) tipi ekonomik büyüme modeli ele alınmıştır. Finansal gelişmişlik ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analiz edilmesi için reel gayri safi yurtiçi hasıla ve finansal gelişmişlik endeksinin yer aldığı ekonometrik bir model oluşturulmuştur. Ampirik modelde, panel veri analizi kapsamında, öncelikle değişkenlerin heterojenliği, ardından yatay kesit bağımlılığı incelenmiştir. Ayrıca değişkenlerin durağanlığı, ikinci nesil birim kök testi yardımıyla analiz edilmiştir. Değişkenler arası eş-bütünleşik ilişki ispatlandıktan sonra, uzun dönem regresyon katsayıları tahmin edilmiş, ardından değişkenler arası nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Söz konusu ülkeler için, uzun dönemde, finansal gelişmişlikten ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.The main purpose of this paper is to investigate the relationship between financial development and economic growth, based on European transition economies. For this purpose we used Barro (1991) type growth model which claimed that finance is a key to economic growth. The model includes real gross domestic product (GDP) and composite index of financial development (FD). At the empirical model, scope of the panel data analysis, primarily the heterogeneity of variables were investigated and then the cross-section dependency was examined. Also, stability of the series was tested with the second-generation unit root tests. After the existence of the co-integration relationship between the series, long term regression parameters were examined. According to the empirical results, in the long term, it is expected that there is a one way relationship from financial development to growth
THE ANALYSIS OF INSIGHTS OF TURKISH LANGUAGE AND LITERATURE TEACHERS ON THE ADEQUACY OF FOLK TALE TEACHING IN TURKISH LITERATURE COURSES AT HIGH SCHOOLS
Bu çalışmada Türk edebiyatı kaynakları arasında yer alan ve kültürümüzün bir parçasını oluşturan halk hikâyelerinin, liselerdeki Türk edebiyatı öğretimi içindeki yeterliliğinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Nitel araştırmanın çeşitli disiplinlere dayanan güçlü kuramsal temelleri olması dolayısıyla bu araştırma nitel araştırma yöntemi benimsenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin Türk edebiyatı öğretimi içinde halk hikâyesi öğretiminin yeterliğine ilişkin görüşlerinin neler olduğu 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanan verilere dayanarak betimlenmeye çalışılmıştır. Görüşme, nitel araştırmalarda en sık kullanılan veri toplama aracı olduğundan ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde pek çok sosyal bilim alanında kullanıldığından bu çalışmada tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler düzenlenmiş ve yorumlanmış bir şekilde okuyucuya sunulmuştur. Katılımcıların görüşlerini yansıtabilmek amacıyla, halk hikâyesi öğretiminin yeterliğine ilişkin olumlu ve olumsuz görüşlere doğrudan yer verilmiştirIn this study, it was aimed at analyzing folk tales taking place in the sources of Turkish literature as constituting part of our culture with respect to their adequacy in teaching Turkish literature. With this purpose, the insights of Turkish language and literature teachers were referenced. This study was performed by adopting method of qualitative research since it has strong theoretical basis resting on diversified disciplines. In the study, the insights of Turkish language and literature teachers relying on the adequacy of teaching of folk tales in Turkish literature teaching were represented by means of semi-structured interview forms with open-ended questions in the education period of 2016-2017. Interview was preferred on the grounds that it has been the most frequently used data collection tool and it has been utilized in a great deal of branches of social sciences in the last quarter of 20th century. The technique of descriptive analysis was used in analysis of research data. The data obtained was presented to readers as regulated and interpreted. With the purpose of reflecting the insights of participants, positive and negative point of views on the adequacy of folk tale teaching were directly given place in the stud
The Pyschological Contractual Perception of the R Generation Which was Emerged byChanges in Working Life
Bu çalışmanın amacı, çalışma hayatında yaşanan değişimin eğitimli işgücü üzerindeki dönüşümüne odaklanmaktadır. Eğitimli işgücü olarak tanımlanan R kuşağının Türkiye'de bilişim sektöründe varlığını tespit etmeye yöneliktir. Bu kuşağın değişimler karşısında psikolojik sözleşme algısını sorgulamaktır. Alan araştırması tekniğinin kullanıldığı çalışmada, saha çalışması için iletişim ve teknoloji şirketlerinden birinin genel merkezinde çalışan 402 kişiye ulaşılmıştır. R kuşağı değişimi saha çalışmasında tespit edilmiştir. İşgücündeki artan rekabet ortamının çalışma hayatındaki kuşaklar arasındaki sınırı bulanıklaştıran yapısı, araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biridir. Diğer dikkat çeken yön, R kuşağının psikolojik sözleşmeye bağladıkları değerin düşme eğiliminde olmasıdır. Bu kuşak için, ilişkisel psikolojik sözleşmeler, işlemsel psikolojik sözleşmelere göre daha önemli görülmektedir. Daha yüksek ücret düzeyi, aynı firmada kariyer gibi beklentiler bu kuşağın psikolojik sözleşmelerinde yer almamaktadır. Değişen çalışma hayatının yeni dinamikleri bu kuşak için daha anlamlıdır. En dikkat çekici nokta, bu kuşağın iyi eğitim düzeylerine ve niteliklerine rağmen duydukları istihdam edilebilirlik kaygısıdır. Bu kaygı ve çalışma kavramına karşı oluşan tutum değişiklikleri bu kuşağın psikolojik sözleşmelerini değerlendirmelerini değiştirmektedir. Güven temasının kaybolduğu, şirket aidiyetinin azaldığı ve istihdam edilebilirlik kavramının ön plana çıktığı çalışma hayatındaki değişimle psikolojik sözleşmeye bakış açısının önemi bu kuşakta kaybolmaktadır. Önemli olan nokta istihdam edilebilirlikleridir.The aim of this study is to focus on the transformation of the change in working life over the educated workforce. Defined as R generation educated workforce is intended to detect the presence in the IT sector in Turkey. This is the question of the perception of the psychological contract in the face of changes. In the study where the field research technique was used, 402 people working in the headquarters of one of the communication and technology companies were reached for fieldwork. Changes in Generation R were also identified in the field study. Employability emphasis is created in working life came to the fore. Increasing competition in the labor force blurs the boundary between work life of generations. Other cautıon, The R generation tends to connect the decreasing value of their psychological contract. For this generation, relational psychological contract is more important than transactional psychological contract. The higher wage level, as expectations of a career in the same company are expected to express their perception of the level of psychological contract for this generation. New dynamics of the changing work life is more meaningful for this generation. The most striking point is that this generation is concern about employability despite the good level of education and qualifications. These concerns and attitude changes that occur against the concept of work is changing the assessment of the psychological contract this generation. The theme of trust is lost, the company has declined and employability perspective on the importance of the psychological contract with changes in working life that is lost in the forefront of the concept of belonging to this generation. The important point is employability
Gelationous Organism (Macrozooplankton) in the Black Sea and Effects
Doğal dengesi bozulmuş denizlerin jelimsi organizmalar tarafından istilası ekolojik açıdanönemli bir sorundur. Karadeniz ekosistemi, kirlilik, ötrafikasyon, iklimsel değişimler, aşırıavcılık ve yabancı jelimsi türlerinin istilası gibi nedenlerin bir araya gelmesi ile önemli ölçüdedeğişiklikler göstermiştir. Jelimsi organizmaların ekosistemdeki etkisi özellikle Karadenizhamsi (Engraulis encrasicolus) stokları ve av miktarındaki çöküşle ortaya çıkmıştır. Buçalışmada Karadeniz için öneme sahip jelimsi organizma türleri ve Karadeniz ekosistemdekietkilerine yer verilmiştir.It is important problem as ecological, invasion of the marine systems by thegelatinous organism that distributed natural balance. Black Sea ecosystem has been changedcritical level by the some causes such as marine pollution, eutrophication, climate change,overfishing, invasive gelatinous organisms. Effect in the ecosystem of gelatinous organismsoccurred especially with collapsed of Black Sea anchovy (Engraulis encrasicolus) stock andfishery production. In the study, gelatinous organism species, important for Black sea, and itseffects in the Black sea ecosystem were presented
Avrupa Dönüşüm Ekonomilerinde DYY ve Ekonomik Büyüme: Panel Veri Analizi
The main purpose of this paper is to investigate relationship between foreign direct investment and economic growth based on 14 EuropeanTransition Economies for the period 1995 to 2014. Empirical model includes GDP per capita growth (% annual), foreign direct investment, net inflows(% GDP) and composite index which is developed with PCA to see the effect of determinants of FDI on GDP as an independent variable. Firstlyhomogeneity and cross sectional dependence among units are examined with Delta and CD LM tests and it is found that all series have heterogeneityand cross sectional dependency. For that reason, second generation Multifactor error structure (Pesaran et al, 2013) panel unit root test is used and itis also taken into account effect of unobserved common factors as a prerequisite of CCE Model just after proving the co-integration relationship andcausality between variables via of Durbin-Hausmann (Westerlund, 2008) co-integration and Dumetriscu-Hurlin (2012) causality tests. Obtained resultsstrongly support one-way causality from foreign direct investments and composite index to economic growth. Unfortunately, there is no causalitybetween foreign direct investments and composite index. The findings indicate that foreign direct investments contribute negatively to economic growthin contrast to theory points out but determinants of FDI contribute positively at European transition countries. The results show that in Albania, Latvia,Romania and Slovenia foreign direct investments and composite index have positive contributions to economic growth in contrast to Bulgaria, Bosniaand Herzegovina, Macedonia, Slovak Republic. Some countries have special and opposite situation. For example; in Croatia, Czech Republic, Hungary,Estonia and Lithuania FDI has negative coefficients but composite index has positive coefficients. Poland is the only exception for composite index hasnegative but FDI has positive contribution to the economic growth.Bu çalışmanın amacı doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme atasındaki ilişkiyi 1995-2014 yıllarını kapsayan bir dönemde on dörtAvrupa dönüşüm ekonomisi için incelemektir. Ampirik model; kişi başına düşen GSYH oranı (% yıllık), doğrudan yabancı yatırımlar, net sermayeakışları (% GSYH) ve DYY’ın, GSYH üzerine etkisini görmek için temel bileşenler analizi (TBA) ile oluşturulan bileşik endeksi içermektedir.Değişkenlerin homojenlik ve yatay kesit bağımlılığı Delta ve CD LM testleri ile yapılmıştır. Tüm değişkenler heterojendir ve yatay kesit bağımlılığımevcuttur. Bu nedenle CCE modelinin ön koşulu olarak kabul edilen ve ikinci nesil birim kök testi olarak adlandırılan, (Pesaran vd. 2013)tarafındangeliştirilen çok-faktörlü hata yapısı birim kök testi tercih edilmiştir. Böylece gözlemlenemeyen faktörlerin etkisi de dikkate alınmıştır. Değişkenlerarasındaki eş-bütünleşme Durbin-Hausman (Westerlınd, 2008) ve nedensellik ilişkisi Dumetriscu-Hurlin (2012) testleri ile ispatlanmıştır. Elde edilensonuçlar; DYY ve bileşik endeksten ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğumu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Ancak DYYve bileşik endeks arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi yoktur. Teorinin iddia ettiğinin aksine DYY, ekonomik büyümeyi negatif olarak etkilerken;DYY’ın belirleyenleri Avrupa dönüşüm ekonomilerinde ekonomik büyümeye pozitif katkı yapmaktadır. Bulgaristan, Makedonya, Slovakya, Bosna-Hersek’in aksine Arnavutluk, Letonya, Romanya, Slovenya’da DYY ve bileşik endeks ekonomik büyümeye olumlu katkıda bulunmaktadır. Bazı ülkelerdeözel ve tersi bir durum mevcuttur. Örneğin; Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Litvanya ve Macaristan’da DYY negatif uzun dönem katsayılarınasahipken bileşik endeks pozitif katsayılara sahiptir. Polonya ise bileşik endeksin negatif ama DYY’ın ekonomik büyümeye pozitif katkıda bulunduğu tekülkedir
The effect of the use of systematic teaching method on students’ success in the process of violoncello education
Bu araştırmada, güzel sanatlar liselerinde dizgeli öğretim modeline göre yapılandırılmış viyolonsel eğitimi dersinin, bilgi düzeyi ve performansa ilişkin beceriler bakımından öğrencilerin akademik başarılarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun düzenlenen araştırmanın örneklemini, Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğrenim gören, deney grubunda 7 ve kontrol grubunda 7 olmak üzere 14 viyolonsel öğrencisi oluşturmuştur. Viyolonsel öğrencilerinin bilgi düzeylerini ve performansa yönelik beceri düzeylerini arttırmak amacıyla, dizgeli öğretim modeline dayalı 8 haftalık (16 ders saati) süreyi kapsayan ders planı hazırlanmıştır. Araştırma verilerini elde etmek üzere, bilişsel ve devinişsel alana yönelik iki tür ölçek geliştirilmiştir. 8 hafta süreyle deney grubuna dizgeli öğretim modeline dayalı viyolonsel eğitimi uygulanırken, kontrol grubunda geleneksel öğretim sürdürülmüştür. Öntest ve sontestten elde edilen veriler istatistiksel analizlerle çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Dizgeli öğretim modelinin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yapılan kontrol grubu arasında, hem bilgi düzeyi hem de performansa ilişkin beceri düzeyi bakımından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur
An Evaluation about the Criticisms to the Concept of Sheikh
Tasavvufun bir ilim şubesi olmasının yanında, bir yaşam tarzı olduğu da açıktır. Şeyh, tasavvufun bu her iki yönünü organize eden ve cihetlerin icaplarını yerine getirerek manevi otorite kazanan bir figür olarak tebarüz eder. İlmî açıdan şeyh, tasavvufun teorik alanına hâkimdir; tasavvufî bilginin ve kültürün aktarımını sağlayarak, onun eğitim yoluyla yaşamasında etkin rol oynar. Diğer yandan, teorik kısmın işaret ettiği yaşam tarzını hayatında uygular ve bilginin pratikteki somut görüntüsünü de bir örnek olarak hayata geçirir. Böylece şeyhin, tasavvufun her iki yanını da etkileyen ve onun devamını sağlayan vazgeçilmez rolü de ortaya çıkmış olur. Bununla beraber, tasavvufun teorik ve pratik atmosferini kuran unsurlar içinde şeyh, en çok eleştiri alan kavramlardan biridir. Şeyhe atfedilen tartışılmaz manevi otorite, koşulsuz itaat, kendi iradesini bir başkasının iradesine bağlama, akla ket vurma gibi hususlar eleştirilerin ana eksenini oluşturur. Fakat tam da bu noktada, bir algı ve bilgi karmaşası, eleştirilerin isnat noktalarında yanlışlıklar olduğu göze çarpmaktadır. Makalede, bu karmaşanın kısmen de olsa giderilmesi ve eleştirilerdeki bazı yanlış noktaların belirlenmesi amaçlanmaktadır.It is clear that sufism is a life style as well as a branch of (Islamic) knowledge. The sheikh becomes clear as a figure who organizes both sides and has a spiritual authority by fulfilling two sides of sufism. From the scientific point of view, the sheikh knows well the theoretical field of sufism; he plays an active role in continuing sufism's existence via education. Sheikh, on the other hand, puts into practice the life method that pointed by theoretical side and the concrete image of knowledge in practice as a model in his life. Thus, the indispensable role of the sheikh, which affects both sides of sufism and provides its continuance appears. However, among the factors that create the theoretical and practical atmosphere of Sufism, the sheikh is one of the most criticized concepts. The issues such as unquestionable spiritual authority ascribed to sheikh, unconditional obedience, to hand over the reins to someone else, that is to say to give someone else power over you to another one, irrationality form the main axis of critics. But that's precisely the point: An informational and conceptual convergence emerge, and so it becomes clear that there are wrong ideas which make criticals go wrong in some ways. In the article, it is aimed at partly eliminating this complexity and determining some of the inaccurate points in the criticism
Treatment of Post-Dural Puncture Headache (PDPH) with epidural administered colloid solutions: regarding two cases
Dural ponksiyon sonrası baş ağrısı, hem epidural analjezi girişimlerinde dura delinmesiyle hem de spinal anestezi sonrası görülebilen, konvansiyonel tedaviye rağmen devam ettiğinde hastanın fonksiyonlarını ileri derecede engelleyen ve yaşam kalitesini düşüren bir sorundur. Dural ponksiyon sonrası baş ağrısı tedavisinde hidrasyon ve konvansiyonel analjezikler kullanıldığı gibi; epidural kan yaması, fibrin yaması, salin veya kolloid uygulaması da mevcuttur. Israr eden dural ponksiyon sonrası baş ağrısı tedavisinde en sık epidural kan yaması uygulanmaktadır. Tedavide epidural fibrin yaması, salin infüzyonu ve kolloid uygulaması ile ilgili sınırlı sayıda yayın bulunmaktadır. Yazımızda, epidural kolloid uygulamasıyla tedavi olan iki olgumuz ile birlikte dural ponksiyon sonrası baş ağrısı tedavisini değerlendirdikPost-dural puncture headache (PDPH) can be seen with the perforation of the dura during epidural analgesia attempts as well as after spinal anesthesia, and it is a problem that reduces the quality of life of patients and prevents the functions at the advanced degree when it continues despite conventional therapy. Hydration and conventional analgesics are used in treatment of post-dural puncture headache, in addition epidural blood patch, fibrin patch, saline or colloid implementation are also available for the treatment. Epidural blood patch is the most common method that used in the treatment of persistent post-dural puncture headache. A limited number of publications on the epidural application of colloid, saline infusion and fibrin patch for the treatment are available. We aimed to evaluate the PDPH treatment regarding successfully treated with epidural colloid in two case
Monitoring of Monthly Price Changes of Cultured Fishes in Sinop Province Between 2012 and 2013
Bu çalışmada Sinop ilinde perakende balık satış yerlerinde satışa sunulan akuakültür ürünlerinin aylık fiyat değişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İşletmeler tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. İşletmeler aylık satış cirolarına göre I (en çok), II (orta) ve III (en az) olarak gruplandırılmıştır. Her grubu iki farklı iş yeri temsil etmektedir. Araştırma süresince ayda iki kez günün aynı saatinde türlere ait fiyatlar elde edilmiş, veriler aylık ortalamasd olarak hesaplanmıştır. İşletme grupları arasındaki fark tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile türler arasındaki fiyat ilişki düzeyleri korrelasyon analizi ile IBM SPSS 21 programında değerlendirilmiştir. İşletmelerde kültür balıkları ürünlerinden çipura (Sparus aurata), levrek (Dicentrarhus labrax), gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncus mykiss) (porsiyonluk ve kiloluk) ve somon balığı (Salmo salar) (ithal) türlerinin satışının yapıldığı belirlenmiştir. Av yasaklarının olduğu dönemde (NisanAğustos) satışa sunulduğu, yasağın kalktığı Eylül ayından itibaren çoğunlukla avcılık ürünlerinin en az olduğu günlerde satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Tüm türlerde örnekleme istasyonları arasındaki fiyat farkının önemli olmadığı, ortalama fiyatların 2008-2013 yılı ortalama fiyatlarına göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, alabalık ile somon arasında negatif-kuvvetli bir ilişki tespit edilmiştir.Bu çalışmada Sinop ilinde perakende balık satış yerlerinde satışa sunulan akuakültür ürünlerinin aylık fiyat değişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İşletmeler tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. İşletmeler aylık satış cirolarına göre I (en çok), II (orta) ve III (en az) olarak gruplandırılmıştır. Her grubu iki farklı iş yeri temsil etmektedir. Araştırma süresince ayda iki kez günün aynı saatinde türlere ait fiyatlar elde edilmiş, veriler aylık ortalamasd olarak hesaplanmıştır. İşletme grupları arasındaki fark tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile türler arasındaki fiyat ilişki düzeyleri korrelasyon analizi ile IBM SPSS 21 programında değerlendirilmiştir. İşletmelerde kültür balıkları ürünlerinden çipura (Sparus aurata), levrek (Dicentrarhus labrax), gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncus mykiss) (porsiyonluk ve kiloluk) ve somon balığı (Salmo salar) (ithal) türlerinin satışının yapıldığı belirlenmiştir. Av yasaklarının olduğu dönemde (NisanAğustos) satışa sunulduğu, yasağın kalktığı Eylül ayından itibaren çoğunlukla avcılık ürünlerinin en az olduğu günlerde satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Tüm türlerde örnekleme istasyonları arasındaki fiyat farkının önemli olmadığı, ortalama fiyatların 2008-2013 yılı ortalama fiyatlarına göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, alabalık ile somon arasında negatif-kuvvetli bir ilişki tespit edilmiştir