International Journal of Innovative Approaches in Social Sciences (IJIASOS)
Not a member yet
105 research outputs found
Sort by
İnsani Gelişme Endeksi 2018 Güncel İstatistiklerine Göre Türkiye%252339%253Bnin Durum Analizi ve Öneriler
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990 yılından bu yana yayımlanan İnsani Gelişme Endeksi (İGE)%253B sağlık, eğitim ve gelir boyutları kapsamında her yıl ülkelerin mevcut durumlarını rapor halinde sunulmaktadır. Uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgiye erişim imkanına sahip olma ile birlikte satın alma gücüne dayanan uygun yaşam standardı için belli başlı koşullar öne sürülmektedir. UNDPnin son olarak 2017de dünya kamuoyu ile paylaştığı insani gelişme endeksi raporundan sonra yeni eklenen eşitsizlik göstergeleri ile 2018de güncel istatistikler verildi, bu bağlamda Türkiyenin eşitsizliğe dayalı alt göstergeler sonucu aldığı değerler, çok boyutlu yoksulluk olgusu kapsamında yeterli seviyede olmadığı alanlar değerlendirilip, yüksek insani gelişme kategorisinde yer alması için belli başlı öneriler çalışmada yer almaktadır
Türk Bankacılık Sisteminde Risk Yönetimi
Finans piyasaları ülke ekonomilerinin temel yapı taşlarından bir tanesini oluşturmaktadır. Bankacılık sistemi ise finans piyasalarının en önemli aktörü durumundadır. Bankacılık sisteminin karşılaştığı riskler, küreselleşme süreci içerisinde artmış ve çeşitlenmiştir. Bu çalışmada ekonomik değişkenlerin takipteki krediler üzerine etkisi incelenmiştir. Takipteki krediler açısından baktığımızda cari açık, döviz kuru, kredi hacmi değişkenleri ile takipteki krediler arasında ters yönlü doğrusal bir ilişki sözkonusu iken büyüme, GSYH, sanayi üretim endeksi değişkenleri ile aynı yönlü doğrusal ilişki söz konusudur. Takipteki krediler birçok değişkene gecikmeli olarak tepki vermektedir. Cari açık, döviz kuru, büyüme oranı, kredi hacmi, GSYH, sanayi üretim endeksi, takipteki krediler için Johansen Koentegrasyon test sonucuna bakıldığında%253B değişkenler arasında uzun dönem koentegrasyon ilişkisinin olduğu ve bu ilişkiyi sağlayan %255 anlamlılık seviyesinde beş koentegrasyon vektörü olduğu görülmektedir. Takipteki krediler varyansındaki değişiminin dört dönem sonra yaklaşık olarak %2556,50ı cari açıktan kaynaklanmaktadır. Takipteki krediler değişiminin kaynağında en az etkili olan değişken ise ekonomik büyüme oranı olup yaklaşık %250,63lik bir paya sahiptir. Uzun dönemde ise cari açığın etkisini kaybettiği ekonomik büyüme oranının etkisini arttırdığı görülmektedir
Türkiye%20nin Avrupa Birliği%20ne Üyelik Sürecinde Çalışma Mevzuatındaki Dönüşümleri
Türkiyenin 31 Temmuz 1959da ortaklık başvurusunda bulunmasıyla başlayan Avrupa Birliği ile olan ilişkisi hem iç politikasında hem de dış politikasında büyük önem arz etmiştir. Bugüne kadar uzanan bu süreçte Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri inişli çıkışlı bir ivme şeklinde gelişmiştir. 14 Nisan 1987 tarihinde Türkiyenin ABya tam üyelik başvurusunda bulunması Türkiye- Avrupa Birliği arasında yeni bir dönemin habercisi olmuştur. 1980lerin başında darbenin de etkisiyle duraklama sürecine giren Türkiye-AB ilişkileri, 1990ların başından itibaren yeniden canlanmaya başlamıştır. Yaşanan bu gelişmelerden sonra Türkiye, Avrupa Birliğine uyum sağlama politikalarına geçiş yapacaktır. Bu makalenin amacı ise Türkiyenin ABye üyelik sürecini ele alarak, Türkiye- AB üyelik sürecinde Türkiyenin çalışma mevzuatındaki değişimleri incelemektir
Ekonomik Büyüme ve Dış Ticaret İlişkisi%253A Türkiye Örneği
Ekonomik büyüme teorilerinde önemli gelişmeler yaşansa da dış ticaretin önemi değişmemiştir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de dış ticaret kaynak ve döviz sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde 2000q1-2017q3 dönemi ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme verilerini kullanarak, dış ticaret ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Bulunan sonuçlara göre, Türkiyenin ithalat destekli büyüme modeline daha uygun olduğu görülmektedir
MENA (Middle East North Africa) Bölgesi Arap Toplumlarında Sosyal Politika Uygulamalarına Bakış
Bu çalışmada MENA(Middle East and North Africa) bölgesinde yer alan Arap ülkelerindeki sosyal politika uygulamaları genel olarak değerlendirilerek literatür taraması ile incelenmiştir. MENA Bölgesi ülkeleri özellikle doğal kaynaklar açısından zengin ve ekonomileri bu doğal kaynaklardan elde ettikleri gelire dayalı ülkeler olarak öne çıkmaktadır. Ancak gerek sosyal,gerek kültürel ve gerekse de siyasi yapıları nedeniyle sosyal politika uygulamaları açısından oldukça geri kalmış durumdadırlar
Dünya Bankası%20nın İdeolojik Kökenlerinin Soğuk Savaş Dönemi Başlangıcında Türkiye%20ye Yansımaları%253A 6326 Sayılı Petrol Kanunu
Esas amacı,uluslar arası sermayenin önündeki engelleri kaldırmak ve yabancı yatırımları teşvik etmek olan Dünya Bankasının tarihsel süreçte kuruluş felsefesini oluşturan unsurları anlayabilmek için Birleşik Amerikanın Açık Kaçınılmaz Yazgı (Manifest Destiny) anlayışını, Açık Kapı (Open Door Policy) politikasını ve misyonerlik faaliyetlerini, Woodrow Wilsonın kurucusu olduğu Milletler Cemiyetini, Wilson Prensiplerinin 2 ve 3. Maddelerini incelemek gerekir. 1913 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçilen, Woodrow Wilson, 1918de, tüm dünyaya, kalıcı barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi, ulusların kendi kaderini belirleme hakkı ve hukukun üstünlüğüne dayalı yeni bir uluslar arası sistem vadediyordu. 1914 yılında başlayan komünizm-kapitalizm savaşında, Wilson, Leninin Barış Kararnamesi karşısında Wilson Prensiplerini açıkladı. Wilson Prensipleri ile Birleşik Amerika Başkanı Wilsonın ilan ettiği 14 nokta da eşit rekabet koşulları ile ticaret engellerinin kaldırıldığı bir ekonomik sistem öngörülüyordu. O dönem Amerika, eşit rekabet koşulları ile Birleşik Krallığının sahip olduğu dış pazarlara ve hammadde kaynaklarına ulaşmadaki rekabet üstünlüğünün kalkmasını ve Amerikaya eşit koşulların sağlanmasını istiyordu. Böylece, İkinci Dünya Savaşı sürerken A.B.D ekonomik, sosyal ve siyasal bir uluslararası yapılanmayı da yukarıda belirtilen politikaların uzantısı şeklinde planlamıştır. Birleşik Amerikanın öncülüğünde Birleşmiş Milletler sistemi kurulmuş , Dünya Bankası ve IMF gibi uluslar arası finans kuruluşları, dünya ekonomisinde piyasa kurallarının işlemesini sağlayacak amaç ve hedeflerle donatılmışlardı. Böylelikle, Amerikan sermayesinin önündeki tüm engellerin aşılmasında ve gelişmekte olan ülkelerin hammadde kaynaklarına ve pazarlarına ulaşılmasında Dünya Bankası görevlendirilmiştir. Nitekim, Dünya Bankasının ideolojik yapısı, 1950li yıllarda Türkiye için hazırlanan Barker Raporunda belirginleşiyordu. Demokrat Parti hükümeti Barker Raporu doğrultusunda, Petrol Kanunu ve Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanununu çıkarmış, böylece, Türkiyenin İvedili Sanayi Kalkınma Planı dönüşürken, Pazar ekonomisine dayalı bir ekonomik yapının mihenk taşları atılıyordu
İstihdam ve Ücret Üzerine Bir Araştırma
Ücret işçi ve ailesinin geçim kaynağıdır. Diğer taraftan ücret işveren için üretimde önemli bir maliyet unsurudur. Bu çalışmada, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde İstanbulda 1037 kişi ile ücretler ve diğer bazı çalışma ilişkileri hakkında anket yapılmıştır. İstanbul, Türkiyedeki toplam çalışanın %25 30 kadarını barındırmaktadır. Bunun için, bu çalışmanın Türkiye için de anlamlı olduğu söylenebilir. Ankette yer alan sorulara verilen cevaplardan bazıları şöyle sıralanabilir%253A Ankete katılanların %2543.9u mavi yakalı, %2524.4ü beyaz yakalıdır. Sadece tek ferdin çalıştığı aile oranı üçte bir dolayındadır. Deneklerin işlerini bulma şekilleri içinde arkadaş tavsiyesi en yüksek iken (%2548.5), resmi kurum aracılığı ile iş bulma %2511 civarındadır. Mesleki eğitim alanların oranı %2557.4tür. İşten memnun olanların oranı %2575.1tir. Yaptıkları işleri çok zor görenlerin oranı %2513.7, zor görenlerin oranı %2539.3, normal görenlerin oranı da %2539.4, kolay görenlerin oranı ise %257.5tir. Ayrıca ankette çalışanların işten memnuniyeti, çalışan yerler, net ücretler, iş bulma süreleri ve asgari ücret beklentisi ile ilgili olarak yaş, medeni durum, eğitim, çalışılan yer itibariyle çapraz değerlendirmeler yapılmıştır
Türkiye%20de Döviz Kurunda Meydana Gelen Değişmelerin Dış Ticarete Etkisi
Döviz kurunda meydana gelen değişmelerin dış ticarete etkisi ekonomi literatüründe önemli bir tartışma konusunu oluşturmaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ekonomik büyümelerini sağlaya bilmek için bir yandan önemli ölçüde ithalata bağımlıyken, diğer yandan da bu ithalatı gerçekleştirebilmek için önemli ölçüde de dövize ihtiyaç duymaktadırlar. Bu çalışmada dövizde meydana gelen değişmelerin Türkiyenin dış ticaretine olan etkisi incelenmiştir. Çalışmada modele dahil edilen değişkenler arasında çift yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca çalışma sonucuna göre, döviz kurundaki artış sonucunda ihracattaki artış miktarı ithalattaki azalış miktarından fazladır
Bölgesel Kalkınmada Kadın İş Gücünün Önemi%253A TRB 1 Bölgesi Üzerine Bir İnceleme
Gelişmekte olan ülkeler açısından bölgesel kalkınma iktisadi ve ekonomik istikrarı sağlayarak sürdürülebilir büyümeyi meydana getirme açışından önemli bir araçtır. Bölgesel kalkınmanın gerçekleşebilmesinde iş gücü piyasalarının mevcut yapısı önemli etkenlerdendir. İş gücü piyasalarının gelişmesinde ve istikrarlı bir görünüm sergilemesinde kadın işgücü göz ardı edilemeyecek bir konumdadır. Gelişmiş ülkelerde iş gücü piyasalarında kadının mevcut konumu gelişmekte olan ülkeler açısından örnek alınması gereken bir durumdadır. Bölgesel kalkınma temelinde gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmayı amaçlayan ülkeler kadınların iş gücü piyasalarındaki konumunu daha iyi bir duruma getirmeyi hedeflemelidir.
Bu çalışmada Türkiyede kalkınmada öncelikli bölgeler arasında bulunan TRB1 Bölgesi Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl illeri kapsamında değerlendirilerek kadınların işgücü piyasalarındaki mevcut durumu incelenmiş, bölgedeki kadın işgücünün konumu Türkiye geneli ile karşılaştırılarak kadınların iş gücü piyasalarındaki yapısını daha iyi bir konuma getirecek önerilerde bulunulmuştur
Mevsimlik Fındık İşçilerinin Geçim Şartları
Teknolojinin gelişmesiyle bilgiye ulaşmanın önemi artmıştır. Bu durumun en önemli yansıması hizmet özellikle de bilişim sektöründe görülmektedir. Teknolojik faaliyetlerin ve yatırımların küresel ölçekte ön planda olmasına karşın tarım ve tarımsal faaliyetler, bugün dahi iktisadi ve sosyal yaşantının merkezinde yer almaktadır. Türkiye, iktisadi kalkınmışlık raporları perspektifinde değerlendirildiğinde sanayileşmiş ülkeler kapsamında yer almaktadır fakat bu gösterge, Türkiye ekonomisinin ağırlığının tarım sektöründen uzaklaştığı gibi bir yargıya yol açmamalıdır. Zira tarım ve tarım odaklı endüstriyel faaliyetler alanı, ülke ekonomisinin büyük bir yekûnunu oluşturmaktadır. Örneğin tarımsal üretimlerden biri olarak fındık üretimi, Türkiye tarımsal ekonomisini dünyada önemli bir yere konumlandırmaktadır. Ancak fındık üretiminde çalışan işçiler, yapısal aksaklıklar sebebiyle bu önemden payını alamamaktadır. Belirlenen yevmiye ücretleri, mevsimlik çalışan işçilerin yaşam standardını tayin etmekte yetersiz kalmaktadır. Fındık üretiminde elde edilen kârın üretici değil de tüccarların elinde temerküz etmesi, ücretlerde yapılacak bir iyileştirmenin üretici tarafından karşılanabilirliğinin önündeki en önemli engeldir. Sosyal devlet ilkesi gereği ülke ekonomisini ve bireylerin refahını, asgari şartlarda muhafaza etmeyi hedefleyen devlet, tarım sektöründe önemi küçümsenemeyecek fındık üretiminde asgari şartları sağlayamamış görünmektedir. Sosyal devlet olduğunu anayasal olarak da garanti altına almış olan ülkemiz, fındık üretiminde asgari şartları sağlamak adına bünyesinde bir boşluk barındırmaktadır