International Journal of Innovative Approaches in Social Sciences (IJIASOS)
Not a member yet
105 research outputs found
Sort by
Çalışan Kadınlara Yönelik Yasal Düzenlemeler
Çalışma yaşamında kadınların aktif olarak yer alması ile birlikte kadınların fizyolojik yapıları itibariyle erkeklerden farklı konumlandırılmaları kadınlara yönelik çalışma yaşamında yasal olarak farklı düzenlemelerin yapılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda yasal düzenlemelerde yer yer kadınlara yönelik kısmen de olsa pozitif ayrımcılık yapılan durumlara rastlamak mümkündür. Yasal düzenlemelerin aksine uygulamada kadınların cinsiyet ayrımcılığına uğradıkları da görülmektedir.
Çalışan kadınlara yönelik yasal düzenlemelerde bir takım farklılıklar oluşabilmektedir. İşçi statüsünde çalışan kadınlar ile memur statüsünde çalışan kadınlara tanınan haklar da bazı açılardan farklılık gözlemlenmektedir.
Kadınların sosyal güvenlik hakları bakımından analik hali, süt izinleri gibi önem arz eden durumların yasal olarak düzenlendiği, kadınların anayasal güvence ile iş yaşamında dezavantajlı konuma düşürülmesinin engellendiği, istediği işte çalışma hürriyetine sahip olduğu, cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldığında ceza yaptırımının sağlandığı, şiddete maruz kaldığında ise kendisine ve çalışıyorsa çocuğunun bakımına yönelik destek sağlandığı görülmektedir.
Çalışmada Türkiye de çalışan kadınların sahip oldukları yasal haklar ulusal ve uluslararası boyutta incelenmektedir. Bu yasal düzenlemeler ışığında kadınlara cinsiyet ayrımcılığı yapılmaması, yapılmasında uygulanacak yaptırımlar, işçi çalışan kadın ve memur çalışan kadına yönelik tanınan haklar, sosyal sigortalar kanunu kapsamında çalışan kadınların analık hali durumları ve Uluslararası Çalışma Örgütü nün düzenlemelerine yer verilecektir
Dijital İşgücü Piyasası ve Bağımsız Çalışma Üniversite Öğrencilerinin Bağımsız Çalışmaya İlişkin Tercihlerine Yönelik Bir Değerlendirme
ve temel yaşamsal etkinliğimiz olan çalışmanın şekillenmesinde etkili bir faktör olan teknoloji ve onun değdiği tüm yapılar ciddi bir değişme ve yenilenme içerisindedir. Tarihte defalarca tanık olduğumuz bu değişim, ekonomik yapılanma, üretim süreçleri ve çalışma paradigmalarının değişimi biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Çalışma ya ilişkin algı, tutum ve beklentilerimiz değişmektedir. Geleneksel çalışma olarak benimsediğimiz, 09%253A00-17%253A00, tam zamanlı formundan uzaklaşarak esnek formlara doğru biçimlenmektedir. Teknolojik değişiklikler, mevcut işlerin yapısını değiştirmekle kalmamakta ayrıca yeni iş ve iş alanları da yaratmaktadır. Bağımsız çalışma olarak değerlendirilen işler%253B genellikle insanların ağa olan bağlılığın, iletişim olanaklarının artışı ve çalışmanın artık her yer ve zamanda gerçekleştirilebilirliği ile yükselen bir trenddir. Çalışana sağladığı bağımsızlığın yanı sıra işveren için de maliyetleri düşürmenin ve etkin insan kaynağı kullanımının sağlanması açısından önemlidir. Tüm bunlara karşı bu çalışmaya ilişkin sınıflandırma, tanımlama ve mevzuat eksiklikleri bazı sorunları da beraberinde getirmektir. Çalışma paradigmalarının bu çift taraflı dönüşümü, hem işçi ve hem de işveren açısından farklı avantaj ve dezavantajları beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada bağımsız çalışma modelinin avantaj ve dezavantajlarının değerlendirilmesinin, yanı sıra Z kuşağını temsilen 2000 sonrası doğumlu, üniversite öğrencilerinin çalışmaya ilişkin beklentilerinin ve bağımsız çalışmaya ilişkin görüş ve tercihlerinin belirlenmesini amaçlanmaktadır
Asimetrik Bilginin BES Katılımcıları Üzerine Etkisi%253A İstanbul İli Örneği
Sigortacılık sektöründe son yıllarda önemli bir yer edinen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) aynı zamanda sektöre yeni bir ivme kazandırmıştır. Yapılan araştırmada tüketicilere BESde asimetrik bilgi olgusunun var olup olmadığı sorulmuş ve alınan cevaplar doğrultusunda sistemden ayrılma nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Asimetrik Bilgi, alıcı ve satıcı arasındaki bilgi simetrisinin bozulmasından kaynaklanan bir problemi ifade etmektedir. Çalışma ile BESe dahil olan ve daha sonra sistemden ayrılma kararı alan bireylerin bu kararı almalarında etkili olan faktörün ne kadar asimetrik bilgi olgusuna dayandığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma ile belirlenecek olgular doğrultusunda sistem üzerinde gerekli düzenlemelerin yapılması ve bireysel emeklilik sisteminin tüketiciye tam ve doğru anlatılması bu şekilde de sisteme güven ve katılımın artması açısından önemlilik arz etmektedir
İktisadi Büyüme ile İşsizlik Arasındaki İlişkilerin Kónya (2006) Panel Nedensellik Testi ile Sınanması%253A BRICS ülkeleri ve Türkiye Örneği
İktisadi büyüme ile işsizlik oranı arasındaki ilişkileri inceleyen ilk çalışma Okun (1962) tarafından yapılmış ve iktisadi büyüme oranı ile işsizlik oranı arasında ters yönlü güçlü bir ilişkinin olduğunu tespit etmiştir. Fakat daha sonraki dönemlerde görülen gelişim ve değişimler bu konuda birçok araştırmacının yeni araştırmalar yapmasına yol açmıştır. Yapılan bu çalışmaların bulguları birbirinden farklı sonuçları ortaya çıkartmıştır. Bu yönü ile de bu ilişki iktisatçıların dikkatini çekmeyi günümüze kadar sürdürmeyi başarmıştır. Bu çalışmada BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ile Türkiyenin 1991-2018 dönemine ait iktisadi büyüme oranı ile işsizlik oranı arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığının sınanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada değişkenler arasındaki ilişkiler Kónya (2006) tarafından geliştirilmiş panel nedensellik testi yardımıyla incelenmektedir. Bu testin seçilmesindeki en önemli sebep her bir ülke için ayrı ayrı nedensellik ilişkilerini ortaya koyması ve öncesinde birim kök ve%252Fveya eşbütünleşme testine ihtiyaç duyulmamasından dolayıdır. Kónya (2006) nedensellik test sonuçlarına göre ise Brezilya, Hindistan, Rusya ve Güney Afrika için iktisadi büyümeden işsizlik oranına doğru negatif işaretli ve tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Bu ilişki sadece örneklemdeki ülkeler içinde bulunan Çin ve Türkiye için görülmemiştir
Effects of Coffee Shops%252339%253B Food Quality, Service Quality and Ambience Quality on Customer Satisfaction and Loyalty in Batman, Turkey
Customer satisfaction covers both tangible and intangible elements of product offerings. In these product offerings, perceived service quality and value are found to be significant in customer satisfaction in service firms e.g. coffee shops, restaurants and hotels as being service providers. Therefore, the overall aim of this study was to specifically investigate the effects of food quality, service quality and ambience quality on customer satisfaction and loyalty in a chain coffee shop. With this main aim of the study, a questionnaire survey was used to collect data from the customers of a chain coffee shop in Batman, Turkey. The questionnaire consisted of two main parts. The first part required the demographic information about the coffee shop customers. The second part of the questionnaire had the questions about the qualities of food, service and ambience. A seven-point Likert scale with items comprising the survey questions was presented to the coffee shop customers, where 1 represented strongly disagree and 7 represented strongly agree. With this questionnaire, the study survey produced 404 questionnaires from the sample from March 15 2019 to May 15 2019. For the data analysis, the reliability of the study was first tested. Then, the exploratory factor analysis and regression analysis were applied to find out the effects of food quality, service quality and ambience quality on customer satisfaction and loyalty. The findings presented that food quality (p%253A ,000 and beta%253B%253A ,383), service quality (p%253A ,000 and beta%253B%253A ,240) and ambience quality (p%253A ,000 and beta%253B%253A ,215) had a significant and positive effect on customer satisfaction of the coffee shop customers. However, customer satisfaction did not create any loyalty on the coffee shop customers
Sosyal Politikalar Açısından Rawls%252339%253Bun Adalet Teorisi
Adaletin ne olduğu ve adil toplumun nasıl kurulacağı sorunu antik çağdan beri filozofların ve sosyal bilimcilerin cevap aradığı sorulardır. Bu sorulara günümüzde en çok ses getiren cevabı veren filozoflardan birisi de Rawls tur. Onun adalet ile ilgili görüşlerinin yankı uyandırmasındaki en büyük etmen bir taraftan günümüz hâkim ideolojisi liberalizmin savunuculuğunu yapması diğer taraftan liberalizmi sosyalist eleştirilerle törpüleyerek günümüzde görece insancıl ve uygulanabilir bir sistem kurmaya çalışmasıdır. Böylelikle Rawls, liberalizmin özgürlüğünü, sosyalizmin eşitliğiyle uyumlaştırarak adil bir toplum oluşturulabileceğini göstermeye çalışmıştır.
Rawls özgürlükle eşitliğin uyumunu belirli sosyal politika araçları ile sağlamaya çalışır. Ancak onun sosyal politika anlayışı belirli liberal sınırlamalara tabiidir. Özgürlüklerin eşitliğe önceliği, ekonomik ve sosyal haklara mesafeli yaklaşımı, farklılık ilkesinin karşılıklılık içermesi, faydacı biçimde ele aldığı sosyal işbirliği fikri ve bunların gerçekleşmesi için sunulan öneriler teorinin sınırlarıdır. Bu sınırlar sosyal politikalarının kapsamının dar kalmasına sebep olmanın yanı sıra sosyal adalet teorisinin etkinliğini ve sürdürülebilirliğini riske atmaktadır
İş Hukuku Açısından Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk Uygulamasına Başvurunun Hukuki Sonuçları
Tüm dünyada meydana gelen nüfus ve işgücü artışı, iş yapış biçimlerinin ve işgücünün niteliksel yapısının değişmesi, işçi-işveren ilişkilerindeki geleneksel yapıyı bozarak iş uyuşmazlıklarının artması ve çeşitlenmesi sonucunu doğurmuştur. İş uyuşmazlıklarında meydana gelen bu artış ve çeşitlilik sonucunda yargı organlarının iş yükü olağan sınırların üzerine çıkmış, dolayısıyla görülen davaların sonuçlanma süreleri uzamakla birlikte taraflar arasında adaleti sağlama işlevi de zayıflamıştır. İşbu sebepler neticesinde uyuşmazlıkların çözümünde geleneksel yargı yöntemlerinin yerine ikame edilebilecek yöntemler aranmaya geliştirilmeye başlanmıştır. Geleneksel yargılamaya alternatif olarak uygulanmakta olan yöntemlerden bir tanesi de arabuluculuk yöntemidir.
Türkiyede arabuluculuk uygulamaları, 2012 yılında yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile başlamıştır. İlk etapta arabuluculuğa başvurma konusunun tarafların iradesine bırakıldığı yasal düzenlemelerin kapsamı, hedeflenen başvuruların altında kalınması ve amaçlanan çözüme ulaşılamaması nedeniyle yeniden düzenlenmiş%253B 2018 yılından itibaren arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ancak arabuluculuk uygulamasına başvurunun zorunlu tutulması ve bu uygulamanın hukuki sonuçları öğretide birtakım tartışmalara ve endişelere neden olmuştur. Çalışmamızda iş hukuku açısından dava şartı arabuluculuk uygulamaları öğretideki olumlu ve olumsuz eleştiriler bağlamında değerlendirilmiştir
Sivil Toplum Kuruluşları ve Eğitim
Bu araştırmada sivil toplum kavramının ne olduğu, sivil toplum kuruluşlarının nelerden oluştuğu ve işlevleri, sivil toplum kuruluşları ve eğitim ilişkisi ve bu alanda yapılmış bazı araştırmalar ele alınmaya çalışılmıştır. Devletlerin kalkınmasından, çeşitli yardım hizmetlerinin sürdürülmesine ve eğitime yapılan katkılarına kadar sivil toplum kuruluşlarının ne tür sorumluluklar üstlendiği üzerine bir alanyazın incelemesi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada sivil toplum kuruluşlarının insan hakları, eşitlik, sağlık, çevrenin korunması ve eğitim gibi alanlarda önemli faaliyetlerde bulundukları ve bu süreçte toplumların çıkarları doğrultusunda hizmet ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle gelişmekte geri kalmış ya da yeni gelişmekte olan ülkelerde yerel dernekler, bu toplumların temelini oluşturmaktadır. Bu tür ülkelerde sivil toplum kuruluşlarının dayanışma sürecinin önemli bir parçası olduğu görülmektedir. Ancak hem yurtiçi hem de yurtdışında yapılan araştırmalarda sivil toplum kuruluşlarının eğitim alanında yeterince söz sahibi olamadığı ve süreçte pasif kaldığı göze çarpmaktadır. Ayrıca bu toplulukların eğitim politikalarının hazırlanmasında ve uygulanmasında belirli bir program ve politikalarının olmaması, hükümetlerden yeterince destek görememeleri, yeterince deneyime sahip olmadıkları, birbirleri ve milli eğitim müdürlükleri ile yeterince işbirliği yapamadıkları, kamu çalışanlarının kendilerine açık bir biçimde yaklaşamadıkları ve öğretmenlerin bu topluluklara yeterince destek vermedikleri gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Eğitim hizmetlerinin yararlanıcı kesime doğrudan ulaştırılması ile ilgili en büyük problemlerden birisinin de sürdürülebilir finansman eksikliği olduğu yine araştırmalarda öne çıkan sonuçlardan birisidir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarının hem öğretmen ve yöneticilerle açık ve etkili iletişimler kurmaları, hükümetlerden eğitime dair planlarını gerçekleştirebilmek için destek alabilmeleri ve de finansmanı sağlayarak önemli projelere imza atabilmeleri amacıyla uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmaları önerilmektedir
Emeklilik ve Yeniden Çalışma Hayatına Katılım
Günümüzde birçok ülkede emeklilik yaşı yükseltilmiş bulunmaktadır. Buna karşın önceki sosyal güvenlik mevzuatları gereğince erken emekli olan bireylerin bir takım sebepler ile çalışma hayatına yeniden katıldıkları gözlemlenmektedir. Çalışmada 18 soruluk bir veri toplama aracı ve derinlemesine mülakat yöntemi ile 72 katılımcının konuyla ilgili verdiği cevaplar incelenmektedir. Çalışmada Türkiyede etkin emeklilik yaşının düşük olduğu buna karşın kişilerin çalışma hayatından ayrılmalarını ifade eden ortalama emeklilik yaşının ise ortalamalara yakın olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışma içerisinde yaş ortalaması yüksek çalışanlar arasında çalışma hayatında birtakım sağlık sorunları yaşadıkları görülmüştür. Bunlar arasında vücutta görülen ağrılar başı çekmektedir
İş Kazalarının Hukuki Sonuçları
Çalışanlar iş ortamlarında çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu risklerin başında ise iş kazaları gelmektedir. Bu noktada çalışanların sağlığının ve güvenliğinin sağlanması ayrıca iş kazalarına karşı korunmaları işverenlerin en temel sorumluluklarının başında yer alır. İş kazaları işçiler ve işverenler üzerinde olumsuz sonuçlar doğuran bir durumdur. Özellikle işçiler açısından geri dönüşü olmayan ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle iş kazasına uğrayan işçinin hukuki açıdan güvence altına alınması kanunen zorunlu kılınmıştır.
Bu çalışmanın amacı, iş kazalarının hukuki sonuçlarını sosyal güvenlik hukuku ve tazminatlar açısından iki ayrı boyutta ortaya koymaktır. Çalışmada iş kazaları ile ilgili kavramsal çerçeve ortaya konulmuş ve iş kazalarının hukuki sonuç ve yaptırımları kanunlar çerçevesinde ele alınmıştır