Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
7325 research outputs found
Sort by
Evaluation of rett syndrome as a neurodevelopmental disorder in children aged 3-5 years from an occupational therapy perspective
3-5 yaş aralığındaki çocuklarda Ergoterapi yaklaşımlarının Rett Sendromlu çocuklar üzerine etkisini incelemek amacıyla çalışmaya 3-5 yaş aralığına sahip 30 Rett Sendromlu çocuk dahil edilmiştir. Bu çalışma ile Rett Sendromlu çocukların becerilerine kapsamlı değerlendirme sağlayacaktır. Ergoterapi uygulamalarının çocukların bağımsızlık becerileri, duyusal ve motor sistemleri ile genel yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaya katılan çocuklara, sosyodemografik veri formu, Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇĠYKÖ), Çocuklar için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (WeeFIM) ve Okul Öncesi Çocuklarda Duyu ve Motor Fonksiyon Anketi gibi çeĢitli değerlendirme araçları uygulanmıştır. Çocukların yaşam kalitesi, Ergoterapi uygulamaları öncesinde ve sonrasında ölçülerek karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, yaşam kalitesinin tüm boyutlarında istatistiksel noktada anlamlı bir artış tespit edilmiştir (p<0.05). Özellikle fiziksel işlevsellik boyutunda, Ergoterapi sonrasında elde edilen puanların, uygulama öncesine göre belirgin Şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Duyusal ve motor fonksiyonlar da Ergoterapi uygulamaları sonrasında anlamlı bir iyileşme göstermiştir (p<0.05). Ancak, hareketin duyusal olarak iilenmesi-hiporeaktif parametresinde, uygulamalar öncesinde ve sonraki süreçte anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fonksiyonel bağımsızlık ölçümlerinde de Ergoterapi sonrasında istatistiksel noktada anlamlı bir olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05).Ergoterapi müdahalelerinin çocukların yaşam kalitelerinde, bağımsızlık kazanmalarında, sosyal katılım sağlamada ve duyu sistemlerinin gelişmesinde pozitif etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır
Aging in place experiences and changing needs of older women, the case of Kadıköy Istanbul
Bu çalışma, Kadıköy ilçesinde yaşayan yaşlı kadınların yerinde yaşlanma deneyimlerini ve değişen ihtiyaçlarını sosyal hizmet perspektifinden incelemektedir. Araştırmada, yaşlı bireylerin kendi evlerinde ve mahallelerinde yaşamlarını sürdürürken karşılaştıkları fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel koşullar analiz edilmiştir. Yerinde yaşlanma, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıran ve toplumsal bütünleşmeyi destekleyen bir süreç olarak ele alınmış; katılımcıların deneyimleri üzerinden bu sürecin avantajları ve sınırlılıkları tartışılmıştır. Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yapılan çalışmada derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcıların ifadeleri, özellikle fiziksel çevre ve konfor, sağlık ve bakım hizmetleri, sosyal destek ve güvenlik, teknoloji ve dijital dönüşüm, ekonomik durum ve yaşam memnuniyeti ile sosyal etkileşim ve yalnızlık temaları altında toplanmıştır. Ayrıca, yaşlı kadınların gündelik rutinleri, toplumsal rollerini nasıl sürdürdükleri ve bu rollerin yaşlılıkta nasıl yeniden anlam kazandığı ortaya koyulmuştur. Araştırma bulgularına göre, katılımcılar yaşadıkları ev ve mahallelere güçlü bir aidiyet duymakla birlikte, kentsel dönüşüm, komşuluk ilişkilerindeki zayıflama, artan yalnızlık ve yaş dostu olmayan kent tasarımları nedeniyle yerinde yaşlanma sürecinde çeşitli zorluklar yaşamaktadır. Yaşlı kadınların görünmeyen emek üzerinden ailelerine sundukları katkılar, işlevsellik hissini sürdürmelerine yardımcı olmakla birlikte, toplumsal görünürlüklerini artırmamaktadır. Bu durum, feminist yaşlanma kuramlarının da işaret ettiği üzere, yaşlı kadınların sosyal hayatta geri planda kalmasıyla örtüşmektedir. Sonuç olarak, çalışmada elde edilen bulgular, yaşlılık politikalarının yalnızca emeklilik maaşı ve sağlık hizmetlerine indirgenmemesi gerektiğini; yaşlıların gündelik yaşam fonksiyonelliğini, sosyal ilişkilerini, psikososyal ihtiyaçlarını ve güvenliklerini kapsayan bütüncül bir sosyal politika yaklaşımına ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Yerinde yaşlanmanın sürdürülebilirliği için yaş dostu kentler, aile yapısındaki dönüşümleri gözeten sosyal destek mekanizmaları ve toplumsal cinsiyet perspektifini içeren politikalar geliştirilmelidir
Examination of the relationship between online shopping addiction and emotion regulation skills in adult individuals
Bu araştırmanın konusu, yetişkin bireylerin duygu düzenleme becerileri ile çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Tezin amacı, bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve demografik değişkenler açısından farklılıkları değerlendirmektir. Araştırma kapsamında 18-40 yaş aralığında yer alan 253 gönüllü bireyden veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği, Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, duygu düzenleme becerileri ile çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, duygu düzenleme becerilerinin çevrimiçi alışveriş bağımlılığı üzerinde güçlü bir yordayıcı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenler açısından yapılan analizler, bazı gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur
A poka-yoke study using a convolutional neural network deep learning model for classifying quality defects on brass material surfaces
Bu tez, pirinç malzeme yüzeylerinde oluşan kalite kusurlarının otomatik olarak sınıflandırılması üzerine odaklanmaktadır. Çalışmanın temel amacı, üretim süreçlerinde oluşabilecek hataları erken aşamada tespit ederek üretim kalitesini artırmak ve maliyetleri azaltmaktır. Araştırmada, üretim sahasından toplanan 6 sınıflı pirinç malzeme kusur veri seti kullanılarak, evrişimsel sinir ağı (CNN) tabanlı bir derin öğrenme modeli geliştirilmiştir. Modelin eğitiminde epoch bazlı doğruluk ve kayıp analizleri, sınıf bazlı doğruluk, hassasiyet (precision), duyarlılık (recall) ve F1 skorları hesaplanmış, ayrıca karışıklık matrisi ve güven skorları detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın önemli bulguları, geliştirilen modelin %97'nin üzerinde bir test doğruluğuna ulaştığını, sınıflar arası karışmanın düşük olduğunu ve özellikle üretim hattında uygulanabilirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu tez, yapay zekâ destekli kalite kontrol uygulamalarının üretim ortamlarına entegrasyonu açısından değerli bir katkı sunmakta; öneriler kısmında ise veri setinin genişletilmesi ve gerçek zamanlı sistem entegrasyonu gibi gelecekteki geliştirme alanlarına ışık tutmaktadır
Comparison of fine motor skills in children with and without dyslexia
Bu araştırmada disleksili olan ve olmayan çocukların ince motor becerilerini, çocukların yaşam kalitesinin ve ebeveyn stres düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmaya 8-12 yaşları arasında disleksili olan birey ve disleksi özellikleri göstermeyen tipik özellikte gelişen 84 birey katılmıştır. Bu çalışmanın amacı disleksili olan ve olmayan bireylerde ince motor becerilerin çocukların yaşam kalitesi ve ebeveyn stresi ile ilişkisini incelemeyi ve disleksili olan ve olmayan bireylerin ince motor beceriler, yaşam kalitesi ve ebeveyn stresi ile olan bağlantısının açıklanması amaçlanmaktadır. Çalışmanın katılımcılarını disleskili olan ve normal gelişim gösteren 84 kişi (47 erkek, 37 kız) oluşturmaktadır. Bu çalışmada El becerileri Grooved Pegboard Testi, Çocuklar için Yaşam Kalitesi (ÇİYKO), Anne Baba Stres Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda disleksiye sahip olan katılımcıların anne baba stres düzeyi daha yüksek, okul işlevsellik yaşam kalitesi daha düşük ve sağ ve sol el beceri süreleri normal gelişim gösteren çocuklara göre testi gerçekleştirme süreleri daha uzun olduğu görülmüştür. Disleksili olan çocuklarda sosyal işlevsellik ve yaşam kalitesi puanı arttıkça, motor beceri testinin bitirme süresinin kısaldığı, motor beceri performansının arttığı gözlemlenmiştir
Evaluation of perfusionists' knowledge and experience on ECMO in Turkey
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'de görev yapan perfüzyonistlerin ECMO
(Ekstrakorporeal Membran Oksijenasyonu) hakkındaki bilgi ve deneyim düzeylerini
tespit etmek, bu alandaki eğitim gereksinimlerini belirlemek ve klinik uygulamalara
yönelik değerlendirmelerde bulunmaktı. Araştırma, 200 perfüzyonistin katılımıyla
gerçekleştirilmiş olup, ECMO’nun yoğun bakım ve cerrahi süreçlerdeki kritik rolü
göz önüne alındığında, perfüzyonistlerin ECMO sürecindeki bilgi ve becerilerinin
tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bulgular, perfüzyonistlerin ECMO’nun teorik bilgisi konusunda genel olarak
yeterli olduklarını, ancak uygulama becerilerinde eksikliklerin bulunduğunu
göstermiştir. Bunun yanında, etik sorunlar ve hasta yakınlarıyla iletişimde yaşanan
zorluklar da önemli bir konu olarak öne çıkmıştır. Ayrıca, katılımcılar mevcut eğitim
programlarının çoğunlukla teorik bilgilerle sınırlı kaldığını ve uygulamalı eğitim
fırsatlarının eksik olduğunu ifade etmişlerdir. Bu da, ECMO uygulamalarında daha
fazla pratik deneyim ve vaka çözümleme eğitimlerine ihtiyaç duyulduğunu ortaya
koymaktadır.
Sonuç olarak, araştırma, ECMO yönetimi konusunda daha fazla uygulamalı eğitim
ve vaka çözümleme fırsatlarının sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, etik
konularda ve hasta yakınlarıyla iletişimdeki zorlukların ele alınması gerektiği, bunun
için de mesleki gelişim desteklenerek daha kapsamlı eğitim programlarının
oluşturulmasının gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, klinik uygulamalarda daha
etkili bir ECMO yönetimi sağlanabilmesi için eğitim politikalarının güçlendirilmesi
gerektiğini göstermektedir
The relationship between social media addiction, social appearance anxiety, and self-esteem in adolescents
Bu araştırma, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmada veriler Eylül – Aralık 2024 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 390 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Verile Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (ESMBÖ) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizler SPSS 22 kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmada ergenlerin ''Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği'' puan ortalamasının 18,364 olduğu, ''Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği'' puan ortalamasının 32,682 olduğu, ''Benlik Saygısı Ölçeği'' puan ortalamasının 1,777 olduğu belirlenmiştir. ''Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği'' ile ''Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği'' puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,01). ''Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği'' ile ''Benlik Saygısı Ölçeği'' puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (p<0,01). Sonuç: Çalışma bulguları doğrultusunda, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısını artırdığı, benlik saygısını ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır
Investigation of the effects of combined low-intensity resistance exercise with blood flow restriction on muscle strength, pain, and fear of movement in post-operative meniscus rehabilitation
Bu çalışma Post-op menisküs cerrahisi geçiren bireylerde kan akımı kısıtlaması ile kombine düşük yoğunluklu dirençli egzersizin (KAK-DYDE) kas kuvveti, ağrı ve hareket korkusuna etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya cerrahi sonrası Vizüel Analog Skala (VAS)'a göre 4 ve üzeri düzeyde diz ağrısı şikâyeti olan toplam 36 birey gönüllü olarak katıldı. Katılımcılar rastgele olacak şekilde iki gruba ayrıldı. İlk gruba 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika cerrahi geçirilen alt ekstremitede klasik fizik tedavi egzersizleri yaptırıldı ve fizik tedavi ajanları kullanıldı. İkinci gruba ise 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika yine cerrahi geçirilen alt ekstremite bölgesinin kuvvetini artıracak ve ağrıyı yönetecek şekilde klasik fizik tedavi ajanları ve egzersizlerine ek olarak 15 dk süreyle KAK-DYDE yaptırıldı. Katılımcıların ağrı düzeylerinin değerlendirilmesi için VAS, hareket korkusu değerlendirilmesi için TAMPA Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ve kas kuvvetlerinin değerlendirilmesi için dijital el dinamometresi olan MicroFet 2 cihazı kullanıldı. Analizlerde Mann Whitney U testi ve Fisher's Exact testi yapılarak ölçümler rehabilitasyon öncesi ve sonrası tekrarlandı. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilerek anlamlılık düzeyi p<0.005 olarak kabul edildi. Çalışmanın sonucunda kontrol ve tedavi grubuyla yapılan klasik fizik tedavi egzersizleri ve KAK-DYDE sonrası ağrı düzeyinin (VAS) kontrol grubunda 3,5 tedavi grubunda ise 2,5 seviyelerine düştüğü bulundu (p<0.05). Yapılan KAK egzersizler sonucu kontrol grubunda TAMPA kinezyofobi ölçeği (TKÖ) skoru 40,5'tan 33'e inerken tedavi grubunda 41,5'tan 30'a inmektedir (p<0.05). Çalışmanın sonucunda quadriceps femoris (QF) kas grubunun kuvveti kontrol grubunda 249.5 Newton (N)'a yükselirken tedavi grubunda bu kuvvet 272 N'a yükselmiştir (p<0.05). Elde edilen parametrelerin kontrol grubunun aksine tedavi grubunda daha anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır (p<0.05). Bu çalışmanın sonucunda KAK-DYDE'nin ağrıyı azalttığı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesini geliştirdiği bulunmuştur
The relationship between attachment styles and conflict resolution behaviors in romantic relationships: The roles of perfectionism and self-compassion
Bu araştırmada, 18-65 yaş arasında olan yetişkinlerin romantik ilişkilerinde sahip oldukları bağlanma stillerinin (güvenli, kaygılı-kararsız, kaçınan) ve çatışma çözme davranışlarının (aktif, pasif, yıkıcı) birbirleriyle olan ilişkisini ve aynı zamanda mükemmeliyetçilik ve öz duyarlığın bu ilişkiler üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmaya, gönüllü olarak katılmayı kabul eden en az 6 aydır romantik ilişkisi olan 453 birey katılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu rastgele örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Veriler, Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak katılımcılara iletilen Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, Çatışma Çözme Stilleri Envanteri (ÇÇSE), Büyük Üçlü Mükemmeliyetçilik Ölçeği (BÜMÖ-16) ve Öz Duyarlılık Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada, bağlanma stilleri, çatışma çözme stilleri, mükemmeliyetçilik düzeyi ve öz duyarlılık düzeyine ilişkin betimsel analizler yapılmış; bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Ki-Kare Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon Testi uygulanmıştır. Ayrıca, bağlanma stilleri ile çatışma çözme stilleri arasındaki ilişkide mükemmeliyetçilik ve öz duyarlılığın aracılık rolleri SPSS PROCESS makrosu (Model 4) ile test edilmiştir. Bulgular sonucunda; bağlanma stilleri ile çatışma çözme stilleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş; özellikle güvenli bağlanma ile aktif çatışma çözme, kaygılı-kararsız bağlanma ile pasif çatışma çözme eğilimleri öne çıkmıştır. Bağlanma stillerinin mükemmeliyetçilik ve öz duyarlılık düzeyi ile de anlamlı ilişkiler gösterdiği saptanmıştır. Mükemmeliyetçilik, bağlanma stilleri ile çatışma çözme stilleri arasındaki ilişkide kısmi aracı rol üstlenirken, öz duyarlılık değişkeninin aracı rolü istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen bulgular alan yazındaki araştırmalarla birlikte değerlendirilmiş, gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir
Kereviz (apium graveoles L.) ekstresinin alzheimer hastaliğiyla i̇lişkili amiloid-beta toksinliği ve enzimatik hedeflere karşi nöroprotektif etkilerinin araştirilmasi
Celery (Apium graveolens L.), one of the various members of the Apiaceae family, has long been utilized as food and medicine due to its nutraceutical characteristics. However, to comprehend the neuroprotective benefits of these species, it is necessary to assess them using various pathways that are pertinent to the treatment of Alzheimer's disease (AD). Amyloid plaques, extracellular deposits of Aβ protein, disrupt neuronal function and trigger neuroinflammatory and degenerative processes in Alzheimer's disease patients. They are formed from the transmembrane protein APP, which undergoes proteolytic cleavage. The cholinergic hypothesis suggests that cognitive decline in neurodegenerative diseases like Alzheimer's Disease (AD) is attributed to a decrease in acetylcholine (Ach), a neurotransmitter, in the central nervous system. Cholinesterase (ChE) enzymes hydrolyze the ACh into acetyl-CoA and choline. Cholinesterases (ChEs) are in two varieties: acetylcholinesterase (AChE) and butyrylcholinesterase (BuChE). BuChE hydrolyzes several choline esters, including BuCh, whereas AChE exclusively hydrolyzes Ach. Inflammation is a key factor in neurodegenerative disorders like Alzheimer's disease, linked to increased expression of pro-inflammatory cytokines in brain tissues and blood samples. Cyclooxygenases, particularly COX-2, play a crucial role in the biosynthesis of prostanoids. The neuroprotective potential of celery leaf ethanolic extracts was investigated in this work. The plant material was harvested, separated, cleaned, and dried. A Soxhlet extractor was used to extract 10 g of air-dried celery leaf powder using 95% ethanol. The extract was then evaporated and stored at 4°C. The resulting extract yield of 4.78% was stored for further use. A metabolomics examination of the extract using liquid chromatography and mass spectrometry showed the presence of a wide range of secondary metabolites, such as isoflavones, phenolic acids, hydroxycinnamic acid, flavonoids, flavonoid O-glycosides, flavonol, and glycosides. At 100 µg/ml, celery extract increases the viability of human neuroblastoma SH-SY5Y cells from 67% to 81.74% while shielding them against amyloid-beta (Aβ1-42) damage at 15 µM. The extract inhibited the enzymes linked to AD, such as acetylcholinesterase (AChE), butyrylcholinesterase (BChE), cyclooxygenase 1 (COX-1), and cyclooxygenase 2 (COX-2) with IC50 values of 21, 61, 34, and 52 µg/ml, respectively. In conclusion, components of celery leaf extract might be useful therapeutic options for the treatment and prevention of AD