Afyon Kocatepe University

Afyon Kocatepe Üniversitesi Açık Erişim Sistemi
Not a member yet
    26509 research outputs found

    Elemantary school mathematics teachers' misconceptions about open-ended questions

    No full text
    Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin açık uçlu soru ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma kullanılmıştır. Bu çalışma için toplam 18 ortaokul matematik öğretmenine 2 aşamadan oluşan anket uygulanmıştır. Anketin ilk aşamasında öğretmenlere açık uçlu soru ve matematiksel açık uçlu soruyu tanımlayıp örnekler vermeleri istenmiştir. İkinci aşamasında ise klasik soru, boşluk doldurma sorusu, eşleştirme sorusu, problem çözme sorusu, uzun ve kısa yanıtlı soruları tanımlayıp örnekler vermeleri istenmiştir. Burada amaç bu soru türleriyle açık uçlu soruların ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği görülmek istenilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin açık uçlu soruları çoğunlukla 'birden fazla doğru cevabı olan' ya da 'farklı yorumlara imkân tanıyan' sorular olarak tanımladıklarını ancak önemli bir kısmının kapalı uçlu soru örnekleri vererek kavram yanılgısına düştüklerini göstermiştir. Ayrıca soru türlerine ilişkin tanım ve örneklerde öğretmenlerin çoğunluğunun bu soru türlerinin açık uçlu olamayacağını düşünerek ve dolayısıyla aşırı özelleme yaparak kavram yanılgılarına sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Özellikle boşluk doldurma ve eşleştirme soruları yalnızca kapalı uçlu sorularla özdeşleştirilmiş; klasik, problem çözme, kısa ve uzun yanıtlı sorular ise aşırı özelleme sonucu dar kalıplarla tanımlanmıştır. Her ne kadar matematik öğretiminde ve matematik öğreniminin değerlendirilmesinde açık uçlu soruların kullanımı politika yapıcılar tarafından talep ediliyor olsa da, bu çalışmanın bulguları bu süreçlerin uygulayıcısı olan öğretmenlerin ii açık uçlu soru ile ilgili kavram yanılgılarına sahip olduğunu ve dolayısıyla bu alanda profesyonel desteğe ihtiyaç duyduklarını ortaya koymaktadır.The purpose of this study was to determine middle school mathematics teachers' misconceptions about open-ended questions. The 'basic qualitative research' design, one of the qualitative research methods, was used. For this study, a two-stage survey was administered to 18 middle school mathematics teachers. In the first stage, teachers were asked to define open-ended and mathematical open-ended questions and provide examples. In the second stage, they were asked to define and provide examples of classic questions, fill-in-the-blank questions, matching questions, problem-solving questions, and long- and short-answer questions. The data obtained was analyzed by content analysis. Research findings showed that teachers mostly defined open-ended questions as questions that 'have more than one correct answer' or 'allow different interpretations', but a significant number of them made misconceptions by giving examples of closed-ended questions. Furthermore, regarding the definitions and examples of question types, it has been revealed that the majority of teachers believe these question types cannot be open-ended and therefore over-specify them, leading to misconceptions. In particular, fill-in-the-blank and matching questions were identified only with closed-ended questions; Classical, problem-solving, short- and long-answer questions are defined that shows over-specification. Although policymakers demand the use of open-ended questions in mathematics teaching and assessment, the findings of iv this study reveal that teachers, who implement these processes, have misconceptions about open-ended questions and therefore require professional support in this area

    Prediction of crustal movements with PS-InSAR and deep learning

    No full text
    Yerkabuğu hareketleri, özellikle antropojenik etkilerle artan bir problem olup, sürdürülebilir kaynak yönetimi ve afet risk azaltımı için bu hareketlerin izlenmesi ve gelecekteki davranışlarının tahminlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu doktora tezi, Afyonkarahisar-Bolvadin'deki yerkabuğu hareketlerinin uzun dönemli analizini ve geleceğe yönelik tahminlerini, PS-InSAR ve derin öğrenme tekniklerini entegre ederek gerçekleştirmeyi amaçlamıştır. Çalışmada, 2015-2024 arasını kapsayan 240 adet Sentinel-1A SAR görüntüsü PS-InSAR tekniğiyle işlenerek yıllık LOS hareket hızı zaman serileri üretilmiştir. Analizler, bölgede +1 ila -14 mm/yıl arasında değişen, genel olarak çökme yönlü ve özellikle yeraltı suyu çekiminin yoğun olduğu güneybatı kesimlerde yoğunlaşan hareketler tespit etmiştir. Bu zaman serileri; LSTM, GRU, TCN, CNN ve Transformer derin öğrenme modelleriyle, Yinelemeli Çok Adımlı Tahmin (RMF) stratejisi kullanılarak 2025-2026 yılları için modellenmiştir. Bulgular, tüm modellerin tek adımlı tahminlerde yüksek başarı (R² > 0.92) gösterdiğini, CNN mimarisinin ise en iyi performansı sergilediğini ortaya koymuştur. RMF projeksiyonları, çökme eğiliminin devam edeceğini öngörmüş, CNN ve LSTM modelleri çok adımlı tahminlerde daha stabil bulunmuştur. Bu çalışma, PS-InSAR ve derin öğrenme entegrasyonunun yüzey hareketlerinin izlenmesi ve anlamlı gelecek tahminleri için potansiyelini göstermiş olup, bölgesel planlama ve yönetim stratejilerine bilimsel bir zemin sunmaktadır. Yardımcı parametrelerin dahil edilmesi ve yer bazlı doğrulama gelecek çalışmalar için önerilmektedir.Crustal movements, which are an increasing problem especially due to anthropogenic effects such as excessive groundwater use, are critically important to monitor and predict for sustainable resource management and disaster risk reduction. This doctoral thesis aimed to perform a long-term analysis of crustal movements in Afyonkarahisar-Bolvadin and their future prediction by integrating PS-InSAR and deep learning techniques. In this study, 240 Sentinel-1A SAR images covering the period 2015-2024 were processed using the PS-InSAR technique to produce annual LOS movement velocity time series. Analyses revealed subsidence-dominated movements in the region, ranging from +1 to -14 mm/year, particularly concentrated in the southwestern parts where groundwater extraction is intensive. These time series were modeled for the years 2025-2026 using LSTM, GRU, TCN, CNN, and Transformer deep learning models with a Recursive Multi-step Forecasting (RMF) strategy. The findings showed that all models exhibited high success (R² > 0.92) in single-step predictions, with the CNN architecture demonstrating the best performance. RMF projections predicted the continuation of the subsidence trend, and CNN and LSTM models were found to be more stable in multi-step predictions. This study has demonstrated the potential of PS-InSAR and deep learning integration for monitoring surface movements and making meaningful future predictions, providing a scientific basis for regional planning and management strategies. The inclusion of auxiliary parameters and ground-based validation are recommended for future studies

    Ortaokul fen derslerinde yeni nesil sorulara karşı öğrenci algısının değerlendirilmesi: Afyonkarahisar örneği

    Full text link
    Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin fen derslerinde yeni nesil sorulara karşı algılarını değerlendirmektir. Araştırmaya, Afyonkarahisar ilindeki çeşitli ortaokullardan 641 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yeni nesil fen bilimleri sorularına yönelik algılarını ölçmek için “Yeni Nesil Fen Bilimleri Sorularına Yönelik Algı Ölçeği” kullanılmıştır. Bu ölçek, güvenilirlik ve geçerlilik analizlerinden geçirilmiş olup, Cronbach alfa değeri 0,88 olarak hesaplanmıştır. Veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bağımsız örneklem t-testi sonuçlarına göre, kız öğrenciler (77,20 puan) ile erkek öğrencilerin (79,92 puan) aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (t(X) = 0,083, p> 0,05). Tek yönlü ANOVA sonuçlarına göre, sınıf düzeyleri arasında anlamlı farklar bulunmuştur (F=3,637= 5,22, p 0,05). Bu sonuçlar, öğrencilerin yeni nesil fen bilimleri sorularına karşı genel olarak olumlu bir algıya sahip olduğunu ve bu algının cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyoekonomik durum gibi demografik faktörlere göre değişebileceğini göstermektedir. Fen eğitiminde yeni nesil soru türlerinin daha etkili bir şekilde kullanılabilmesi için eğitim programlarının, öğrencilerin bilimsel merakını ve motivasyonunu artıracak sorularla zenginleştirilmesi önerilmektedir. Gelecekteki araştırmalar için, farklı bölgeler ve okullardan daha geniş katılımcı gruplarıyla benzer çalışmalar yapılması tavsiye edilmektedir

    Eflani yöresi (Karabük) Alt-Orta Eosen yaşlı fosilli kireçtaşlarının Jeokimyası: Çökelme Ortamı ve Paleosıcaklık Özellikleri

    Full text link
    Bu çalışmada, Yağlıca köyü’nde (Eflani, Karabük) yer alan Alt- Orta Eosen yaşlı fosilli kireçtaşından oluşan Safranbolu Formasyonu’nun jeokimyasal özellikleri, paleoredoks koşulları, çökelme ortamı ve paleoiklim koşulları ana, eser ve nadir toprak elementleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma alanındaki fosilli kireçtaşının V/Cr, V/Sc, U/Th ve Ni/Co oranları oksik koşulları, V/(V+Ni) oranı ise disoksik ortamı işaret etmektedir. Ortalama - 1.85 olan Mn* değeri, fosilli kireçtaşının indirgen koşullarda çökelmiş olduğunu göstermektedir. Ce anomali değeri ise 0.47 ile 0.59 arasında değişmekte olup, oksitleyici koşullar altında deniz suyundan itibaren çökelme sürecinin gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, çalışma alanındaki fosilli kireçtaşlarının oksik koşullardan anoksik koşullara kadar değişen redoks ortam koşullarında çökelmiş olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 0.038 ile 0.04 arasında değişen paleoiklim indeks (? (Fe + Mn + Cr + Ni + V + Co)/? (Ca + Mg + Sr +Ba + K + Na) değerleri, fosilli kireçtaşının çökelmesi sırasında ortamın kurak olduğunu belirtmektedir

    60-72 AYLIK ÇOCUKLARIN ÖZ DÜZENLEME BECERİLERİNİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE İNCELENMESİ

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı 60-72 aylık çocukların öz düzenleme becerilerinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesidir. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi bağımsız anaokulları ve ilkokulların anasınıflarında öğrenim görmekte olan 60-72 aylık çocuklar ve bu çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan Genel Bilgi Formu ve Erol ve İvrendi (2018) tarafından geliştirilen 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Öğretmen Formu) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olan 40 öğretmen ve 350 çocuk oluşturmaktadır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda çocukların öz düzenleme becerileri ile çocukların cinsiyeti, anne ve baba öğrenim durumu, anne ve baba meslek ve öğretmen öğrenim durumu arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çocukların öz düzenleme becerileri ile doğum sırası, kardeş sayısı ve öğretmenin kıdemi arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir

    İdeal Türk Çocuğundan Proje Çocuğa: Çocuk İmgesinin Dönüşümü

    No full text
    Bu çalışma çocukluğun tarihsel süreç içerisindeki dönüşümünü incelemektedir. Çalışmada çocuk ve çocukluğun tarihi, ideal Türk çocuğu ve “proje çocuk” kavramsallaştırması yapılmaktadır. Geleneksel, modern ve Postmodern dönemde ki çocukluk düşüncesi ifade edilmektedir. Bu bağlamda çocukluk düşüncesinin oluşumu ve daha sonraki profili, ideal Türk çocuğu ve “proje çocuk” çerçevesinde tartışılmaktadır. İdeal Türk çocuğu, vatanı ve milleti için çalışan, saygılı, itaatkâr vb. şekillerde tanımlanmaktadır. Günümüzde ise çocuk piyasanın taleplerine, ekonomik ve sosyal refahı yüksek olan mesleklere, ebeveynlerin planlarına vs. göre yetiştirilmektedir. Bu yetiştirilme biçimi “proje çocuk” kavramında karşılığını bulmaktadır. “Proje çocuk”, hayatının her alanı düzenlenen ve tasarlanan çocuk olarak tanımlanabilir. Yani çocuğun mesleği, yapacağı etkinlikleri, eğitimi, arkadaş çevresi, beslenmesi en mükemmel şekilde planlanmaktadır. Bundan dolayı ideal Türk çocuk profilinin de piyasanın talebine, sosyal ve ekonomik refahı yüksek olan mesleklere ve ebeveynlerin planlarına bağlı olarak dönüştüğü ifade edilmektedir. İdeal Türk çocuğunun dönüşümü bu bağlamda tartışılmaktadır. Çünkü ideal Türk çocuğu düşüncesi günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı, neoliberalizm çerçevesinde ideal Türk çocuğunun, proje çocuğa dönüştüğünü anlamaya çalışmaktır. Bundan dolayı, bu dönüşüm ağırlıklı olarak neoliberalizm noktasında değerlendirilmektedir. Bu çerçevede belgesel tarama yöntemi kullanılarak çocuk ve çocukluğun tarihsel süreci, ideal Türk çocuğu ve “proje çocukla” ilgili kaynaklardan veri elde edilmiştir. Elde edilen verilerden hareketle ideal Türk çocuğu, neoliberalizm noktasında proje çocuğa dönüşmektedir. Bu noktada piyasa taleplerine göre meslek ve eğitim hayatı tercih edilmektedir. Çocuk, istenilen mesleğe ve eğitime ulaşabilmek için başarılı olmak ve performans göstermek zorundadır. Çocuktan istenilenler olumlanarak devam ettirilmektedir. Çocuk bu şekilde performans öznesine dönüşmektedir. Bu dönüşüm çocuğu yıpratmakta, çocukluğunu yaşamasına engel olmakta ve sınav odaklı çalışmasına neden olmaktadır

    Determination of Anatolian Plate's tectonic block boundaries with clustering analysis using GNSS sites velocities

    Full text link
    The Anatolian Plate is an important tectonic structure containing different types of faults. In this study, block boundary studies were performed by clustering analysis using horizontal velocity data for 841 GNSS sites located on the Anatolian Plate. Four algorithms were used to determine the most appropriate cluster number. Cluster analysis was performed with K-means analysis. Different to other studies, the analysis included the location parameter for the GNSS sites in the cluster analysis. Generally block boundaries followed active fault zones and surface ruptures forming as a result of earthquakes. In this block study, 3 previously undocumented block boundaries were defined based on GNSS data. When all parameters are assessed in cluster analysis, the most appropriate cluster number was determined to be 9

    Somut Olmayan Kültürel Miras Konulu Alanyazının Bibliyometrik Analizi

    Full text link
    Intangible cultural heritage (ICH) is a set of values that have been shaped by centuries of experience and transmitted from generation to generation. There is a deep connection between cultural values and the environment in which they live, and historical and cultural heritage plays an important role in shaping these values. In this respect, the protection of societies' national identities, cultural memories, values, unique structures and, naturally, ICH elements, which are of great importance for the continuity of cultural richness, is an international responsibility and necessity. Due to its importance and scope, ICH has attracted much attention from the academy and has begun to be addressed by various disciplines. It is important to determine the perspectives from which ICH is discussed, what issues come to the fore, what problems are encountered regarding the safeguarding and transmission of ICH, and what measures can be taken to get to this point. In this context, this study aims to reveal the current state of the subject and to identify trends and future research directions by conducting a bibliometric analysis of academic studies on ICH. For this purpose, 4,568 studies on ICH in the Web of Science (WoS) database as of August 28, 2023 were examined for bibliometric analysis. Studies on ICH in the WoS database were evaluated according to various parameters (date, language and type, category, most published and most cited author, collaboration between authors, most published institutions and countries, location and index information, keywords and the relationship with sustainable development goals). The obtained data were tabulated and visualized using the VOSviewer program in the analysis section. According to the results of the research, it was determined that the studies in the field of ICH were published after 2002 due to the adoption of the Convention, and the field of study was mostly Humanities, Multidisciplinary. The most publications on the subject were published in China with 1,101 studies, the most publications were published in the Sustainability journal with 156 studies. The relevant studies were carried out in various fields such as art, law, history, archaeology, tourism, gastronomy, religion, communication, especially Sustainable Cities and Communities (1,055) has been shown to have objectives that can meet the UN Sustainable Development Goals

    Blockchain and NFT technologies in digital marketing

    No full text
    Bu tez, dijital pazarlama alanında blokzincir ve NFT (Non-Fungible Token) teknolojilerinin rolünü ve etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Blokzincir, dijital varlıkların güvenli ve şeffaf bir şekilde yönetilmesini sağlayan dağıtık bir defter teknolojisi olarak önemli bir potansiyel sunmaktadır. NFT'ler ise dijital varlıkların mülkiyetinin tokenleştirildiği ve koleksiyonculuk trendlerini desteklediği yeni bir konsepti temsil etmektedir. Bu tez, blokzincir ve NFT teknolojilerinin dijital pazarlama stratejilerine olan etkilerini araştırmak için literatür taraması ve uzman görüşleri analizi gibi yöntemleri kullanmaktadır. Literatür taraması, mevcut bilgi boşluklarını belirlememize yardımcı olmuş ve bu teknolojilerin dijital pazarlamada nasıl kullanılabileceği hakkında temel bir anlayış sağlamıştır. Uzman görüşleri analizi ise bu teknolojilerin potansiyel avantajlarını ve zorluklarını daha derinlemesine incelememizi sağlamıştır. Sonuç olarak, bu tez, blokzincir ve NFT teknolojilerinin dijital pazarlama stratejilerine katkı sağlayabileceğini ve dijital pazarlamacılara yeni fırsatlar sunabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, bu teknolojilerin işletmeler için nasıl entegre edilebileceği ve mevcut pazarlama pratiği ile nasıl uyumlu hale getirilebileceği konularına odaklanarak, geleceğin dijital pazarlama alanına ışık tutmaktadır. Bu çalışma, dijital pazarlama profesyonelleri, akademisyenler ve işletme sahipleri için bu yenilikçi teknolojilerin anlaşılmasına ve uygulanmasına yardımcı olabilecek önemli içgörüler sunmaktadır. Blokzincir ve NFT teknolojilerinin dijital pazarlama alanında nasıl bir değişim yaratabileceği ve işletmelere nasıl avantajlar sunabileceği üzerine daha fazla araştırmanın gerekliliği de bu tez çalışmasının bir sonucu olarak vurgulanmaktadır.This thesis aims to examine the role and impact of blockchain and NFT (Non-Fungible Token) technologies in the field of digital marketing. Blockchain, as a distributed ledger technology, offers significant potential for secure and transparent management of digital assets. NFTs represent a new concept where ownership of digital assets is tokenized, supporting collector trends. This thesis employs methods such as literature review and expert opinion analysis to investigate the effects of blockchain and NFT technologies on digital marketing strategies. The literature review has helped identify existing knowledge gaps and provided a fundamental understanding of how these technologies can be used in digital marketing. Expert opinion analysis has allowed for a more in-depth examination of the potential advantages and challenges of these technologies. As a result, this thesis demonstrates that blockchain and NFT technologies can contribute to digital marketing strategies and offer new opportunities to digital marketers. It also focuses on how these technologies can be integrated into businesses and made compatible with existing marketing practices, shedding light on the future of the digital marketing field. This study provides important insights that can help digital marketing professionals, academics, and business owners understand and implement these innovative technologies. It also emphasizes the need for further research on how blockchain and NFT technologies can bring about change in the digital marketing field and provide advantages to businesses

    The Variable Jizya Policy of Ashras b. Abdullah, governor of khorasan, towards the mawâlī

    No full text
    Araştırma, Emevîler’in Horasan Valisi Eşres b. Abdullah’ın (109-111/727-729) cizye hususunda mevâlî kesime karşı takındığı değişken tavrı konu edinmektedir. Amaç, Emevîler döneminde mevâlîden cizye alınması meselesinin bu tavır üzerinden aydınlatılmasına katkı sunabilmektir. Eşres, göreve geldiğinde mevâlîden alınan bu vergiyi kaldıracağını ilan etmiş, fakat beklenenin üzerinde bir İslâmlaşma gerçekleştiği için olası vergi kayıplarını göz önünde bulundurarak sabık valilerin “koşullu cizye” uygulamasına kısa sürede rücû etmiştir. Gayrimüslim vergi memurları, merzübânlar, dihkânlar, yerel liderlerin telkinleri ve belki de en önemlisi Halife Hişâm b. Abdülmelik’in (105-125/724-743) malî konulardaki hassasiyeti bu tutarsız karar değişikliğinin ardında yatan temel nedenler arasında yer alır. Ancak bu değişken vergi politikası bir grup mevâlînin Semerkant’ı (Soğd’u) terk etmesine yol açmış, bazı Arap ileri gelenleri ise bu Soğdlu muhacirlere fiilî destek vermiştir. Geri adım atmayan Eşres’in, çeşitli baskı mekanizmaları ile mevâlîyi ve onları destekleyenleri sindirmeye çalışması Seyhun Nehri’nin kuzeyindeki Türk unsurun verdiği askerî destek ile bölgesel bir isyana dönüşmüş, neticede Soğd topraklarının büyük bir kısmı Emevîlerin elinden çıkmış ve nihayet başarısız bulunan Eşres görevden alınmıştır. Araştırma, Eşres’in değişken mevâlî cizye politikası ve sonuçları ile sınırlı tutulmuş, ancak konu bütünlüğü açısından bu uygulamanın hangi şartlarda ortaya çıktığı ve kimin tarafından sona erdirildiği ile ilgili bazı bilgilere de yer verilmiştir. Çalışma ile Emevîler dönemi boyunca ülkede yaşayan bütün mevâlî sınıfından cizye talep edilmediği, bu uygulamanın Horasan Valisi Kuteybe b. Müslim’in ölümünden (ö. 96/715) sonra Mâverâünnehir’in Soğd kesiminde başlatıldığı, fakat bazı halife ve valilerin mevâlîden böyle bir vergi talep etmediği, talep edenlerin ise bunu birtakım koşullara bağladığı ortaya konulmuştur. Halife Hişâm’ın mevâlîden ıstılahi/salt anlamda cizye alınmasını yazılı ve sözlü olarak talep etmemesine rağmen bu noktada nihai kararı Horasan valilerine bıraktığı anlaşılmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması tekniği baz alınmıştır.This study explores the shifting stance of Ashras b. Abdullah, the Umayyad governor of Khorasan (109-111/727-729), towards the collection of jizya from the mawālī. The aim is to contribute to the understanding of the issue of jizya collection from the mawâlī during the Umayyad period through an analysis of Ashras' policies. Upon assuming office, Ashras announced the abolition of this tax for the mawâlī. However, due to an unexpected surge in conversions to Islam and the potential revenue losses, he quickly reverted to the previous governors' practice of conditional jizya collection. Several factors influenced this inconsistent policy shift, including the persuasion of non-Muslim tax officials, local leaders (marzûbâns and dihqâns), and perhaps most notably, Caliph Hisham b. Abd al-Malik's (105-125/724-743) financial sensitivities. This fluctuating taxation policy led some mawâlī to migrate from Samarqand (Sogd), with certain Arab elites offering them practical support. Ashras, refusing to backtrack, sought to suppress the mawâlī and their supporters through various pressure mechanisms, which, coupled with military support from Turkic forces north of the Seyhun River, escalated into a regional rebellion. Consequently, much of the Sogdian territories slipped from Umayyad control, and Ashras, deemed unsuccessful, was eventually dismissed. The research is confined to Ashras' variable jizya policies and their outcomes, though it also includes contextual information about the conditions under which this practice emerged and its cessation. The study demonstrates that jizya was not uniformly demanded from all mawâlī during the Umayyad period. This practice was initiated in Sogd after the death of Khorasan Governor Qutayba b. Muslim (d. 96/715). However, some caliphs and governors refrained from imposing such a tax, while others implemented it under specific conditions. It is also evident that although Caliph Hisham did not request the collection of jizya from the mawālī in its technical sense either in writing or verbally, he nevertheless left the final decision on this matter to the discretion of Khorasan's governors. The study employs the narrative research technique, one of the qualitative research methods, as its primary methodology

    0

    full texts

    0

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Afyon Kocatepe Üniversitesi Açık Erişim Sistemi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇