Afyon Kocatepe University

Afyon Kocatepe Üniversitesi Açık Erişim Sistemi
Not a member yet
    26509 research outputs found

    The mediating role of self-control in the relationship between ınstagram addiction and the perception of boredom in university students

    Full text link
    Sosyal medya uygulamalarının gelişmesi ve yaygınlaşması ile, özellikle çocuk ve gençlerin ihtiyaç ve isteklerini karşıladıkları yeni platformlar olmaya başlamıştır. Bu araştırmada üniversitede eğitim görmekte olan gençler tarafından kullanılan Instagram uygulamasına ilişkin bağımlılığın sıkılma algısı ile ilişkisi öz-kontrolün aracılık etkisi ile incelenmek istenmiştir. Nicel araştırma yöntemi, ilişkisel desen ile gerçekleştirilen araştırmada, veri toplama araçları olarak kişisel bilgi soru formu, Kısa Öz-Kontrol Ölçeği, Serbest Zamanda Sıkılma Algısı Ölçeği ve Instagram Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama aracı Google Forms üzerinden hazırlanmış, çevrimiçi platformlar üzerinden ve yüz yüze, Ankara’da yaşamakta olan üniversite öğrencilerine iletilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 461 öğrencinin %83,3’ü kadınlardan oluşmaktadır ve öğrencilerin yaş ortalaması 21,28±2,51’dir. Gençler ortalama beş buçuk senedir Instagramı kullanmakta, günde ağırlıklı olarak (%55,5) 2-4 saati Instagram’da geçirmektedir. Araştırmaya katılan gençlerin Instagram üyelik süresi ve sıkılma algısı arttıkça Instagram bağımlılığı artmakta; özkontrol arttıkça sıkılma algısı ve Instagram bağımlılığı azalmaktadır. Kurulan modele göre, Instagram bağımlılığındaki değişim kısmi aracılık ile açıklanabilmektedir. Sıkılma algısı arttığında öz-kontrolün etkisi Instagram bağımlılığını azaltmaktadır. Problemli Instagram kullanımının gençler üzerinde biyolojik, psikolojik, sosyal, ekonomik ve akademik yönlerden olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu noktada çocuk ve gençlerde bağımlılıklara karşı koruyucu bir faktör olan öz-kontrolün geliştirilmesi ve artırılması için psikososyal uygulamaların gerçekleştirilmesi önerilebilir.With the development and spread of social media, they have begun to become new platforms where especially children and young people meet their needs and desires. In this study, it was aimed to examine the relationship between addiction to the Instagram used by young people studying at the university and the perception of boredom, with the mediating effect of self-control. In the research conducted with quantitative research method and relational design, personal information questionnaire, Brief Self-Control Scale, Leisure Boredom Perception Scale and Instagram Addiction Scale were used as data collection tools. The data collection tool was prepared via Google Forms and delivered to university students via online platforms and face to face. 83.3% of the 461 students reached by convenience sampling method are women and the average age of the students is 21.28±2.51. Young people have been using Instagram for an average of five and a half years, and they spend mainly 2-4 hours a day (55.5%) on Instagram. As the duration of Instagram membership and the perception of boredom of the young people participating in the research increase, Instagram addiction increases; As self-control increases, the perception of boredom and Instagram addiction decreases. According to the established model, the change in Instagram addiction can be explained by partial mediation. When the perception of boredom increases, the effect of self-control reduces Instagram addiction. Problematic Instagram use has negative effects on young people in biological, psychological, social, economic and academic aspects. At this point, it may be recommended to carry out psychosocial practices to develop and increase self-control, which is a protective factor against addictions in children and young people

    Sustainable fashion organizations in Türkiye: Current situation, challenges and opportunities

    Full text link
    Sürdürülebilir moda konusu, üretim süreçlerinde ortaya çıkan çevresel sorunlarla birlikte alternatif üretim yöntemlerinin geliştirildiği ve çevresel sorunlara çözüm odaklı yaklaşılan bir gündem olarak gerek dünyada gerekse Türkiye’de başlıca araştırma konuları arasında yer almaktadır. Türkiye’de tekstil ve moda tasarımı alanlarında çeşitli sürdürülebilirlik çalışmaları yürütülmekte, aynı zamanda meslek birlikleri, sivil toplum kuruluşları ve gayri resmi oluşumlar gibi yapıların ortak çalışmalarına da rastlanmaktadır. Genel tabloya bakıldığında Türkiye’de sürdürülebilir moda kapsamında faaliyet gösteren oluşumların sayısı ve etkinlikleri 2010’lu yıllarda artış göstermiş olmakla beraber bu oluşumların uygulamalarının teorik çerçeveye ve pratik deneyimlere nasıl katkı sağladığının tespit edilemediği görülmüştür. Bu makalenin amacı, Türkiye’de sürdürülebilir moda alanında faaliyet gösteren oluşumların güncel durumlarını, amaç ve faaliyet alanlarını, karşılaştıkları zorlukları oluşumların içinde bulunan kişilerin deneyimleri aracılığıyla tespit etmektir. Çalışma kapsamında Türkiye’de sürdürülebilir moda alanında faaliyet gösteren inisiyatif, kolektif, platform gibi organizasyonlara ve alanda faaliyet gösteren derneklere dair bir durum çalışması gerçekleştirilmiştir. Türkiye’deki sürdürülebilir moda oluşumlarının amaçları, faaliyet alanları ve faaliyetlerini gerçekleştirme süreçleri sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratma, tüketici davranışını değiştirme, endüstri uygulamalarını ele alma ve sosyal adalet konularını tartışma gibi önemli başlıklar altında karşılaştıkları zorluklar incelenmiştir. Çalışmada faaliyetlerine devam etmekte olan altı gönüllü oluşumun temsilcisi ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiş ve temalara ayrılarak sunulmuştur. Bu temalar; “aktörler”, “zorluklar”, “destekler-kolaylaştırıcılar”, “küresel-yerel” ve “öneriler” başlıklarından oluşmaktadır.Sustainable fashion deals with the environmental problems that arise in the production processes and develops alternative production methods as well as a solution-oriented approach to these problems. Thus, it became one of the main research topics globally and in Türkiye. There are joint studies between non-governmental organizations, professional and informal associations. Although the number and activities of organizations operating in the scope of sustainable fashion in Türkiye have increased after 2010, the contribution of these on the theoretical framework and the practical experiences has not been determined. The aim of this study is to determine the current status, purpose, and field of activity and struggles of the organizations operating in sustainable fashion in Türkiye through the experiences of the people working in these organizations. The objectives, focused fields and the processes of activities of sustainable fashion organizations in Türkiye are examined under important titles such as raising awareness on sustainability, changing consumer behavior, addressing industry practices and discussing social justice issues. In the scope of the study, semi-structured interviews were conducted with the representatives of six volunteer organizations that continue their activities. The collected data were analyzed by content analysis and presented by dividing into different themes and are defined as “actors”, “challenges”, “supporters-facilitators”, “global-local” and “recommendations”

    The effect of nostalgia proneness on consumer based brand equity: the case of eti brand

    No full text
    Bu araştırma, Türkiye’de 1962 yılından bu yana aralıksız olarak kraker, bisküvi, kek, çikolata vb. ürünleri üretmekte olan ETİ markası özelinde, bireylerdeki nostalji eğiliminin, tüketici temelli marka değeri üzerindeki etkisini belirlemek üzere yapılmıştır. ETİ markası özelinde, bireylerdeki nostalji eğiliminin, tüketici temelli marka değeri üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde ikamet eden ve ETİ markasını tanıyan 18 yaş üstü tüm yetişkin bireyler oluştururken, araştırmanın örneklem grubunu ise İstanbul İli sınırları içinde ikamet eden ve kolayda örneklem yoluyla, farklı kuşaklardan dengeli olarak rastgele yöntemle seçilmiş 611 yetişkin birey oluşturmaktadır. Nostaljik eğilime sahip bireylerin, bu eğilimlerini tüketim tercihlerine de yansıttıkları görülmüştür. Yapılan araştırmada katılımcıların nostalji eğilim düzeylerinin tüm alt boyutlar için yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların, ETİ markası özelinde, marka değerine ilişkin görüşleri ‘orta’ ile ‘çok yüksek’ arasında değişmektedir. Katılımcıların marka sadakatleri ‘orta’ düzeydeyken marka bilinirliği/çağrışımı düzeylerinin ise ‘çok yüksek’ olduğu tespit edilmiştir.Nostalji eğilimi ile algılanan marka sadakati, algılanan kalite, marka bilinirliği/çağrışımı ve algılanan marka değeri arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre bireylerdeki nostalji eğilimi arttıkça nostaljik olarak nitelendirilen, köklü markalara verilen değer, markaya olan bağlılık ve marka farkındalığının arttığı görülmüştür. Bu nedenle marka değerinin inşa edilmesinde nostalji eğiliminin kullanılması, markaların nostaljik pazarlama uygulamalarına yer vermeleri uygun olacaktır.This research was conducted to measure the effect of nostalgia proneness in individuals on consumer-based brand equity in the specific case of ETİ brand, which has been producing crackers, biscuits, cakes, chocolate, etc. in Turkey since 1962. In order to examine the effect of nostalgia tendency in individuals on consumer-based brand equity, the relational survey model was used. The sample group of the research consists of 611 adult individuals residing within the borders of Istanbul and randomly selected from different generations through convenience sampling. It has been observed that individuals with nostalgic tendency reflect this tendency to their consumption preferences. In the research, it was found that the nostalgia proneness levels of the participants were high for all sub-dimensions. Participants' opinions on brand equity for ETİ brand vary between 'medium' and 'very high'. While the brand loyalty of the participants was found to be at 'medium' level, the level of brand awareness/relevance was found to be 'very high'. It has been determined that there is a significant relationship between nostalgia proneness and perceived brand loyalty, perceived quality, brand awareness/association and perceived brand value. Accordingly, as the nostalgia proneness in individuals increases, it is seen that the value given to nostalgic, well-established brands, brand loyalty and brand awareness increase. For this reason, it would be appropriate to use nostalgia proneness in the construction of brand value and for brands to include nostalgic marketing practices

    Examining the effects of social studies course taught through virtual art galleries on pedagogical art criticism and critical thinking skills

    No full text
    İçinde yaşanılan toplumun kültürünü ve ortak evrensel ögeleri aktaran sosyal bilgiler dersinde sanatsal ürünlerden eğitsel bir araç olarak yararlanılabilir. Sanat temelli sosyal bilgiler derslerinde her zaman bir sanat galerisinden yararlanmak olanaklı olmayabilir. Böyle durumlarda sanatsal içerik sanal sanat galerileri ile sunulabilir. Bu araştırmanın temel amacı sanal sanat galerileriyle işlenen sanat temelli sosyal bilgiler derslerinin ortaokul öğrencilerinin sanatsal eleştiri ve eleştirel düşünme becerileri üzerindeki etkisinin belirlenmesinin yanı sıra uygulama sürecinin ortaokul öğrencilerinin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesidir. Yöntem desenlerinden gömülü karma desenle yapılan bu araştırmanın nicel boyutu ön-test- son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen biçiminde, nitel boyutu ise temel nitel araştırma biçiminde desenlenmiştir. Bu araştırma 2022-2023 eğitim- öğretim yılı bahar döneminde Afyonkarahisar il merkezinde bulunan bir devlet okulunun 5. sınıfına devam eden toplam 29 ortaokul öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ‘’ Pedagojik Sanat Eleştirisi Yeterlilik Algısı Ölçeği’’ ve ‘’Ortaokul Öğrencileri İçin Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği’’ kullanılmış olup nitel veri setini araştırma süreci boyunca öğrenciler tarafından tutulan ders günlükleri ve araştırma sonunda yapılan yüz yüze görüşmeler oluşturmaktadır. Nicel veriler wilcoxon işaretli sıralar testi ile nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sanal sanat galerileriyle işlenen sanat temelli sosyal bilgiler derslerinin ortaokul öğrencilerinin pedagojik sanat eleştirileri üzerinde ve eleştirel düşünme becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık yarattığı belirlenmiştir. Nitel sonuçlar da nicel sonuçları destekler niteliktedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak sanal sanat galerileriyle işlenen sanat temelli sosyal bilgiler derslerinin farklı beceriler üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik farklı sınıf düzeylerinde ve öğrenme alanlarında eylem araştırması ya da deneysel araştırmalar gerçekleştirilmesi önerilebilir.Artistic products can be utilized as an educational tool in social studies lessons that convey the culture and common universal elements of the society in which we live. It may not always be possible to utilize an art gallery in art-based social studies lessons. In such cases, artistic content can be presented through virtual art galleries. The main purpose of this research is to determine the effect of art-based social studies lessons taught with virtual art galleries on middle school students’ pedagogical art criticism and critical thinking skills, as well as to evaluate the implementation process based on the views of middle school students. This study was conducted on a total of 29 middle school students attending the 5th grade of a public school in the city center of Afyonkarahisar in the spring semester of the 2022-2023 academic year. The quantitative dimension of this study, which was conducted with embedded mixed design, was designed in the form of a quasi-experimental design with pre-test-post-test control group, and the qualitative dimension was designed in the form of basic qualitative research. In the research, data collection tool was used as ‘’Pedagogical Art Criticism Competence Perception Scale’’ and ‘’Critical Thinking Disposition Scale for Secondary School Students’’ were used. The qualitative data set consisted of the course diaries kept by the students during the research process and face-to-face interviews conducted at the end of the research. Quantitative data were analyzed by wilcoxon signed-rank test with jamovi program and qualitative data were analyzed by content analysis. As a result of the research, it was determined that art-based social studies lessons taught with virtual art galleries made a significant difference on middle school students’ pedagogical art criticism and critical thinking skills. Qalitative results also support the quantitative results. The data obtained are presented in the form of tables and direct quotations. Based on the results obtained from the research, it can be recommended to conduct action research or experimental research at different grade levels and learning areas to determine the effect of art-based social studies lessons taught with virtual art galleries on different skills

    Adaptation of the social self-efficacy scale for preschool teachers to Turkish

    No full text
    Günümüzde öğretmenlerin yalnızca akademik bilgi aktarımı değil, aynı zamanda öğrencilerle etkili sosyal ilişkiler kurabilme becerileri de eğitimin niteliği açısından önemli görülmektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerin sosyal etkileşim yeterliklerini geçerli ve güvenilir biçimde ölçebilecek araçlara duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu araştırma, Vatou ve arkadaşları (2022) tarafından geliştirilen Öğretmen Sosyal Öz-yeterlik Ölçeğinin (Teachers’ Social Self-Efficacy Scale (TSSES)) Türkçeye uyarlanarak Türkiye’deki okul öncesi öğretmenleri için geçerlik ve güvenirlik analizlerini yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel yöntemlerden genel tarama modeli kullanılmıştır. Evreni, İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 402 öğretmenden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, beş alt boyuttan oluşan Öğretmen Sosyal Öz-yeterlik Ölçeğinin (Teachers’ Social Self-Efficacy Scale (TSSES)) Türkçe formu kullanılmıştır. Yapı geçerliliği, LISREL 8.71 ile gerçekleştirilen Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile test edilmiştir. Analiz sonucunda, ölçeğin beş faktörlü yapısının uygun model uyumu sergilediği ve tüm maddelerin ilgili boyutlara anlamlı katkı sunduğu belirlenmiştir. Kapsam geçerliliği kapsamında, uzman görüşleri doğrultusunda CVR ve CVI değerleri 1,00 olarak hesaplanmış; bu da içerik açısından yüksek düzeyde geçerlik olduğunu göstermiştir. Ayırt edici geçerlik bağlamında, öğretmenlerin sosyal öz-yeterlik düzeyleri mesleki kıdeme göre incelenmiş ve kıdem süresi arttıkça sosyal öz-yeterlik düzeylerinde anlamlı artışlar olduğu saptanmıştır (p < .01). İç tutarlılık analizlerinde, genel Cronbach Alfa değeri ,974; alt boyutlarda ise ,898 ile ,920 arasında bulunmuştur. Ayrıca alt boyutlar arasında anlamlı ve yüksek düzeyde pozitif korelasyonlar (r = .739 – .865) tespit edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen bulgular Öğretmen Sosyal Öz-yeterlik Ölçeğinin (Teachers’ Social Self-Efficacy Scale (TSSES)) Türk okul öncesi öğretmenleri için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ortaya koymakta; bu ölçeğin sosyal öz-yeterlik temelli araştırmalarda kullanılabilecek güçlü bir veri toplama aracı olduğunu göstermektedirThe ability of teachers to establish effective social relationships with their students, in addition to delivering academic content, is increasingly recognized as a critical component of educational quality. In this context, the development and adaptation of valid and reliable instruments for assessing teachers’ social competencies have gained prominence. The present study aims to adapt the Teachers’ Social Self-Efficacy Scale (TSSES), originally developed by Vatou et al. (2022), into Turkish and to examine its psychometric properties within the context of preschool education in Turkey. Specifically, the research investigates whether the TSSES is a valid and reliable tool for measuring the social self-efficacy of Turkish preschool teachers. The study employed a quantitative research design based on the general survey model. The target population consisted of preschool teachers working in public early childhood education institutions affiliated with the Istanbul Provincial Directorate of National Education. A stratified sampling method was used to ensure representation across districts, and 402 teachers were selected through random sampling. Data were collected using the Turkish version of the TSSES, which comprises five theoretically grounded subscales. Construct validity was examined through Confirmatory Factor Analysis (CFA) using LISREL 8.71. The results indicated that the five-factor structure demonstrated acceptable model fit, with standardized factor loadings ranging between 11.72 and 21.06. Content validity was evaluated based on expert opinions, with both the Content Validity Ratio (CVR) and Content Validity Index (CVI) calculated as 1.00, reflecting strong expert consensus. Discriminant validity was assessed via multivariate analysis of variance (MANOVA), revealing statistically significant differences in social self-efficacy levels based on years of teaching experience (p < .01), in favor of more experienced teachers. Internal consistency was assessed using Cronbach’s alpha coefficients, which ranged from .898 to .920 across subscales, with an overall scale reliability coefficient of .974. Item-total correlations were found to be high, indicating strong item coherence. Additionally, significant positive correlations were observed among the subscales (r = .739 to .865), supporting the internal structure of the instrument. In light of these findings, the Turkish version of the TSSES can be considered a psychometrically sound instrument for evaluating the social self-efficacy of preschool teachers and holds potential for future research and educational practice within early childhood contexts

    The mediating role of altruism in the effect of managers' personality traits on dividend payout decisions

    No full text
    Türkiye'de artan yatırımcı ilgisi, sermaye piyasalarının i?leyi?inde yöneticilerin karar alma süreçlerini daha kritik hale getirmi?tir. Bu ara?tırmada, Borsa ?stanbul Halka Arz Endeksi'nde yer alan ?irket yöneticilerinin ki?ilik özellikleri ile temettü dağıtım kararları arasındaki ili?kide özgecilik (altruism) eğilimlerinin rolü incelenmi?tir. Bulgular, ki?ilik özellikleri ile temettü dağıtım tercihleri arasında doğrudan anlamlı bir ili?ki olmadığını; ancak ki?ilik özelliklerinin özgecilik üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ve özgeciliğin temettü politikaları üzerinde belirleyici rol oynadığını göstermi?tir. Aracılık analizi sonuçları, özgeciliğin bu ili?kide tam aracı deği?ken i?levi gördüğünü ortaya koymu?tur. Elde edilen sonuçlar, yöneticilerin finansal kararlarının yalnızca rasyonel göstergelerle değil; aynı zamanda özgecilik (altruism), empati, sosyal sorumluluk ve payda? odaklı tutum gibi değer temelli faktörlerle ?ekillendiğini ortaya koymakta ve hem yatırımcılar hem de politika yapıcılar açısından sermaye piyasalarında güven, sürdürülebilirlik ve kurumsal itibarın güçlendirilmesi için davranı?sal unsurların önemine i?aret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ki?ilik Özellikleri, Özgecilik (Altruism), Temettü Politikaları, Sermaye Piyasaları, Davranı?sal Finans, Borsa ?stanbul (B?ST), Aracılık AnalizThe increasing interest of investors in Türkiye has made the decision-making processes of executives more critical in the functioning of capital markets. This study examines the role of altruism tendencies in the relationship between the personality traits of executives of companies listed in the Borsa Istanbul IPO Index and their dividend payout decisions. The findings reveal that there is no direct significant relationship between personality traits and dividend preferences; however, personality traits have a statistically significant effect on altruism, and altruism plays a decisive role in dividend policies. Mediation analysis results indicate that altruism functions as a full mediator in this relationship. These results demonstrate that the financial decisions of executives are shaped not only by rational indicators but also by value-based factors such as altruism, empathy, social responsibility, and stakeholder-oriented attitudes. Furthermore, the study highlights the importance of behavioral components in strengthening trust, sustainability, and corporate reputation in capital markets, both for investors and policymakers. Keywords: Personality Traits, Altruism, Dividend Policies, Capital Markets, Behavioral Finance, Borsa Istanbul (BIST), Mediation Analysi

    An Analysis of the Relationship between Disciplined Mind Characteristics and Entrepreneurial Tendencies of Primary School Fourth Grade Students

    Full text link
    Purpose: This study is to examine the relationship between disciplined mind characteristics and entrepreneurial tendencies of fourth grade primary school students. Design/Methodology/Approach: The relational screening model was used as the method in the study. Data were collected using the Personal Information Form, “Disciplined Mind Scale”, and “Entrepreneurship Tendencies Inventory”. The research sample consisted of 576 fourth grade primary school students studying at state schools during the 2022-2023 school year. Findings: As a result of simple and partial correlation analyses and simple linear regression analyses, a significant positive relationship was found between disciplined mind characteristics and entrepreneurial tendencies of fourth grade primary school students. In this significant relationship, it is necessary to work continuously to improve knowledge and skills. Gender, magazines read, TV programmes watched, computer games played, reading time, graduation status of parents, occupation status of parents are among the factors affecting the significant relationship. Highlights: The study determined that the relationship between disciplined mind and entrepreneurial tendencies could be evaluated from primary school onwards, and that certain variables, including gender, family education level, and reading habits, had an effect on the situation

    İmam Hatip Lisesi Öğrencilerinin Meslek Dersleri Öğretmenlerinin Yeterliklerine Yönelik Tutumları

    No full text
    Araştırmanın amacı İmam Hatip Lisesi (İHL) öğrencilerinin meslek dersleri öğretmenlerinin yeterliklerine yönelik tutumlarını ve bu tutumların cinsiyetlerine, sınıflarına, okullarına, baba mesleklerine, anne mesleklerine, anne-babanın aylık gelirine, Kur’an okuma durumlarına, kitap okuma sıklıklarına, hayatlarının büyük çoğunluğunu geçirdikleri yere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit edip değerlendirmektir. Araştırma, şu anda İHL’lerde görev yapmakta olan meslek dersleri öğretmenlerine, ilgili yöneticilerine, sorumlu diğer birimlere, ileride İHL’lerde görev yapacak öğretmen adaylarına, bu okullarda görev yapacak öğretmenleri yetiştiren İlahiyat Fakültelerindeki ilgililere ve konuyla ilgili araştırma yapacak akademisyenlere bilimsel katkı sağladığı için önemlidir. Araştırmada nicel yöntem, betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, Afyon ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bütün İHL’lerde öğrenim gören öğrencilerdir. Araştırmada evreni temsil edecek şekilde 637 kişilik bir örneklem grubu olasılıklı örnekleme yöntemlerinden evrendeki her bireyin seçilme şansının birbirine eşit olduğu yansız (seçkisiz) örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış, araştırmayla ilgili gerekli izinler alınmıştır. Araştırmanın verileri öğrencilerle yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasıyla toplanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular araştırmanın hipotezleriyle ilişkilendirilmiştir. İHL öğrencilerinin meslek dersleri öğretmenlerinin yeterliklerine yönelik tutumları ölçeğinin betimsel analiz sonuçları incelendiğinde yeterlik alanlarının bütününe yönelik genel tutumun ortanın biraz üstünde yüksek (x ?=3,51) olduğu belirlenmiştir. Ölçek genelinde en yüksek katılım (x ?=4,16) ile “giyim-kuşamlarına ve kişisel bakımlarına dikkat ederler” maddesine, en düşük katılım ise (x ?=2,87) ile “öğrencilerin duygu ve düşüncelerini önemsemezler” maddesine yöneliktir. İHL öğrencilerinin meslek dersleri öğretmenlerinin yeterliklerine yönelik tutumları sınıflarına, okullarına, ailelerin gelir durumuna ve Kur’an okuma sıklığına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğrencilerin meslek dersleri öğretmenlerinin yeterliklerine yönelik tutumları cinsiyetlerine, baba mesleklerine, anne mesleklerine, kitap okuma sıklığına ve yaşadıkları yere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. İHL öğrencilerinin meslek dersleri öğretmenlerinin yeterliklerine yönelik tutumları ölçeğinin tüm boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili alan yazında benzer araştırmalarla ilişkilendirilerek tartışılmış, araştırma sonunda öneriler geliştirilmiştir

    Toplumsal Cinsiyet Rolü Benlik Kavramı Ölçekleri Geliştirme Çalışması: Cinsiyet Rolü Özellikleri ve Davranışlarında Kadınsılık ve Erkeksilik

    Full text link
    Bu çalışmada toplumsal cinsiyet rolü benlik kavramını kişilik özellikleri ve davranış yönelimleri açısından ölçen güncel ölçekler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Birinci çalışmada (n=280) kişilik özellikleri ve davranışlara ilgili cinsiyet kalıpyargıları incelenerek madde seçimi yapılmıştır. İkinci çalışmada (n=402) seçilen maddelerle benlik kavramı ölçülmüştür. Kriter geçerliliği için cinsiyetçilik, cinsiyetle kimliklenme ve çekirdek cinsiyet kimliği ölçülmüştür. Bulgular, cinsiyet rolü özellikleri ve davranışlarına yönelik kalıpyargıların ve benlik kavramının benzer bir yapı sergilediğini göstermiştir. Kadınların kadınsı, erkeklerin ise erkeksi özellik ve davranışları daha fazla benimsediği bulunmuştur. Cinsiyetçiliğin olumlu cinsiyet rolü özelliklerini benimsemeyle ilişkili olduğu görülmüştür. Kadınlarda çekirdek cinsiyet kimliğinin, erkeklerde ise cinsiyetle kimliklenmenin cinsiyet rolü benlik kavramıyla daha güçlü ilişkisi olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, geliştirilen toplumsal cinsiyet rolü benlik kavramı ölçeklerinin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir

    Examination of teacher opinions on the 2024 Turkish course curriculum

    No full text
    Çalışmanın amacı 2024 Türkçe Dersi Öğretim Programı’na yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesidir. Çalışma, Türkçe öğretmenlerinin değişen öğretim programına yönelik görüşlerini ortaya koyduğu için alanda bu konuda yaşanan eksikliği gidermeye yöneliktir. Çalışma nitel yaklaşımda fenemonoloji (olgu bilim) desenine göre yapılandırılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmanın katılımcı grubunu, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okullarda görev yapan ve 5. sınıf düzeyinde Türkçe dersi veren 30 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenerek kodlar oluşturulmuştur. Kodlar niteliklerine göre kategoriler altında toplanmış, frekans değerleriyle birlikte tablolar halinde sunulmuştur. Tablolarda verilen bilgiler katılımcılardan elde edilen doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Çalışmada programın beğenilen yönleri, eleştirilen yönleri, uygulama esnasında yaşanan zorluklar, terminolojik değişimler, programın yapısı, Kademeli Sorumluluk Devri Modeli, programa yönelik öneriler ve programın sürdürülebilirliği konularında Türkçe öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Ulaşılan veriler ışığında Türkçe öğretmenlerinin görüşleri bazı başlıklarda belirli kodlar üzerinde yoğunlaşırken bazı başlıklarda ise farklı kodlara dağılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerden hareketle araştırmacılara ve programın geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.The study aims to examine teachers' views on the 2024 Turkish Course Curriculum. The study aims to address the gap in this field by revealing Turkish teachers' views on the changing curriculum. The study was organized based on the principles of phenomenology within a qualitative research framework. Data were collected using a semi-structured interview form created by the researcher. The study's participant group comprises 30 Turkish teachers working in public schools under the Ministry of National Education, teaching Turkish at the 5th grade level during the 2024-2025 academic year. The data were analyzed using descriptive analysis methods, and codes were created based on the findings. The codes were organized into categories based on their qualities and presented in tables with their frequency values. The data presented in the tables is supported by direct quotes from the participants. In the study, the researchers gathered Turkish teachers' opinions on several aspects of the program. They explored the positive features that teachers appreciated, the criticisms they had, the difficulties encountered during implementation, any changes in terminology, the overall structure of the program, the Gradual Responsibility Transfer Model, as well as suggestions for improvement and considerations for the program's sustainability. Based on the data collected, Turkish teachers’ opinions were focused on specific codes in some areas, while in other areas they were spread across various codes. Based on the data collected in the study, recommendations were made for the researchers and the program's development

    13,520

    full texts

    26,509

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Afyon Kocatepe Üniversitesi Açık Erişim Sistemi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇