1,720,996 research outputs found
The useability of magnesium slag in the improvement of fine-grained soil
Hızlı kentleşme, uygun yerleşme alanlarının hızla azalması ve yapı boyutlarının fazlaca artması gibi sebeplerden dolayı inşaat sektöründe zemin iyileştirme işlemine duyulan ihtiyaç oldukça artmıştır. Bu durumlarda uygulanacak çözümlerden biri olan katkı maddeleri ile zemin iyileştirme çalışmaları yapılırken daha çok atık malzemeler ile çalışılmaktadır. Atık malzemelerin kullanımı ile bu malzemelerin doğaya sağlık, doğal çevre kirliliği vb. zararlı yönlerinden bir nebze arındırılması sağlanmış olur. Bu çalışmada zemin iyileştirilmesinde kullanılabilecek birden çok katkı maddesi olmasına rağmen, saf magnezyum üretiminden elde edilen ve endüstriyel atık kabul edilen magnezyum cürufunun, zemin iyileştirilmesinde belirli oranlarda (%5-10-15-20-25) zemine karıştırılıp laboratuar şartlarında dayanımlarının ölçülmesiyle elde edilecek sonuca göre zemin iyileştirilmesinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Numuneler eksenel basınç deneyi, kompaksiyon deneyi, kıvam limitleri deneylerine tabi tutulmuştur. Deney sonuçlarına göre artan katkı oranlarına bağlı dayanım artışları meydana gelmiş ve uzun vadede dayanımın daha da artabileceği öngörülmüştür. Dayanım açısından en uygun katkı oranlarının minimum %15 oranında olduğu gözlemlenmiştir.Due to reasons such as rapid urbanization, rapid reduction of suitable settlement areas and excessive increase in building sizes, the need for floor improvement in the construction sector has increased significantly. In these cases, one of the solutions to be applied is to work with waste materials while soil improvement studies are carried out with additives. With the use of waste materials, the environmental pollution of these materials to nature, etc. it will be provided to be cleaned a little from harmful aspects. In this study, although there are multiple additives that can be used in soil improvement, magnesium slag, which is obtained from pure magnesium production and accepted as industrial waste, is mixed with the ground in certain proportions (5-10-15-20-25) in soil improvement and its strengths are measured in laboratory condition and its usability in soil improvement was investigated. The specimens were subjected to axial compression test, compression test and consistency limits tests. According to the test results, strength increases occurred with increasing additive ratios and it is predicted that the strength can increase even more in the long term. It was observed that the most suitable additive rates in terms of strength were minimum 15%
Numerical modeling of embankment dam slopes constructed with improved material
Artan nüfus ve sanayi faaliyetleri, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini ve çevresel etkilerini önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda, dolgu barajlar, su depolama ve yönetimi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Su kaynaklarının verimli kullanımı ve korunması, çevresel sürdürülebilirlik için büyük önem taşımaktadır. Ancak, dolgu barajların inşasında karşılaşılan stabilite sorunları, baraj güvenliğini tehlikeye atabilir ve ciddi çevresel problemlere yol açabilir. Bu nedenle, baraj stabilitesinin artırılması ve güvenliğinin sağlanması, mühendislik açısından öncelikli bir konudur. Bu çalışma, iyileştirilmiş zemin koşullarında şev stabilitesinin bilgisayarla analiz edilmesini amaçlamaktadır. Katkılı dolgu malzemeleri kullanılarak inşa edilen dolgu barajların stabilitesi, Slide ve Plaxis yazılımları ile incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, katkılı malzemelerin dolgu barajların güvenlik katsayısı üzerindeki etkilerini belirlemek ve en uygun katkı malzemesi ve karışım oranını tespit etmektir. Analizler, memba ve mansap şev stabiliteleri üzerinde gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Güncel çevre sorunları ve iklim değişikliği göz önünde bulundurulduğunda, baraj güvenliği ve stabilitesi daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle, dolguda kullanılan malzemelerin şev stabilitesine etkilerinin detaylı incelenmesi gereklidir. Araştırma, farklı katkı malzemelerinin dolgu baraj güvenliğine olan etkilerini ortaya koyarak daha güvenli ve sürdürülebilir baraj tasarımlarının yapılabilmesini hedeflemektedir. Bu çalışma sonucunda, iyileştirilmiş zemin koşullarının toprak dolgulu barajların stabilitesini önemli ölçüde artırdığı ve bu tekniklerin güvenli baraj tasarımı için kritik öneme sahip olduğu görülmüştür.The increasing population and industrial activities have made sustainable management of water resources and their environmental impacts crucial. In this context, embankment dams play a critical role in water storage and management. Efficient use and preservation of water resources are paramount for environmental sustainability. However, stability issues encountered during the construction of embankment dams can jeopardize dam safety and lead to serious environmental problems. Therefore, enhancing dam stability and ensuring safety is a priority in engineering. This study aims to analyze the slope stability in embankment dams with improved soil conditions using computer analysis. The stability of embankment dams constructed with stabilized fill materials was investigated using Slide and Plaxis software. The main objective of the study is to determine the effects of stabilized materials on the safety factor of embankment dams and identify the most suitable additive material and mixture ratio. Analyses were conducted on upstream and downstream slope stabilities, and the data obtained were compared. Given current environmental issues and climate change, dam safety and stability have become even more critical. Therefore, a detailed examination of the effects of fill materials on slope stability is essential. The research aims to facilitate safer and more sustainable dam designs by highlighting the impacts of different additive materials on embankment dam safety. The study concludes that improved soil conditions significantly enhance the stability of soil-filled dams and these techniques are critically important for safe dam design
Seismic hazard and total risk analysis of some dams in Akarçay basin
Geoteknik deprem mühendisliği açısından sismik tehlike analizleri çeşitli amaçlarla yapılan yapılar olan barajlar için hayati önem taşır. Afyonkarahisar ilinin Akarçay havzasında yer alan barajlar bölgenin aktif sismik hareketliği etkisinde büyük depremlere tanıklık etmiştir. 1900 yılından günümüze kadar meydana gelmiş olan depremlerin aletsel kayıtlarına B.Ü Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü veri tabanından erişim sağlanmıştır. Bölgenin depremselliği olasılıksal sismik tehlike analizi yöntemi Gutenberg-Richter ve Gumbel uç değerler dağılımı frekans bağıntısı kullanılarak incelenmiştir. Depremlerin tekrarlama periyotlarına göre zamana bağlı oluşma riskleri analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında Akarçay havzasında yer alan 30 adet baraj merkez alınmak üzere 50 km çevresindeki fayların oluşturabilecekleri en büyük yer hareketi ivmesi (PGA) değerleri hesaplanmış, baraj karakteristiklerine göre Tosun (2002)'tarafından hazırlanan Dolgu Baraj Depremselliği ve Tasarım Esasları teknik rehberine göre sismik tehlike ve toplam risk sınıfları belirlenmiştir.Seismic hazard analysis in terms of geotechnical earthquake engineering is of vital importance for dams, which are structures built for various purposes. The dams located in the Akarçay basin of Afyonkarahisar province have witnessed major earthquakes under the influence of the active seismic activity of the region. The instrumental records of the earthquakes that have occurred since 1900 have been accessed from the database of B.U. Kandilli Observatory and Earthquake Research Institute. The seismicity of the region was analyzed by using probabilistic seismic hazard analysis method Gutenberg-Richter and Gumbel extreme value distribution frequency relation and the recurrence periods and time-dependent occurrence risks of earthquakes were analyzed. Within the scope of the study, the maximum ground motion acceleration (PGA) values that can be generated by faults within 50 km around the 30 dams located in Akarçay basin were calculated, and seismic hazard and total risk classes were determined according to the technical guide on Seismicity and Design Principles of Embankment Dams prepared by Tosun (2002) according to the dam characteristics
Usability of magnesium slag for improvement of coarse soils
Dünya genelinde nüfus artışı beraberinde barınma ihtiyacının artışına neden olmaktadır. İnşaat yapılacak sağlam zeminler azalmakla beraber, sağlam olmayan zeminlerin ıslahı konusunda araştırmalar bir hayli fazladır. Endüstriyel gelişmeler sonucu açığa çıkan atıkların, zemin iyileştirmede kullanımı konusu dünya gündemi için önemlidir. Bu atıkların doğaya ve canlılara verdiği zararlar çok fazladır. Bu çalışmada endüstriyel bir atık olan magnezyum cürufunun zemin iyileştirmesinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Standart Proctor deneyi eşliğinde bulunan maksimum kuru birim hacim ağırlık ve optimum su muhtevalarına göre zemine %5, %10, %15, %20, %25 ve %30 magnezyum cürufu ilave edilerek numuneler hazırlanmıştır. Hazırlanan numuneler, 1, 7, 28, 56, 112 günlük kür sürelerinde bekletildikten sonra tek eksenli basınç ve permeabilite deneylerine tabi tutulmuştur. Deney sonuçlarına göre kullanılan katkı arttıkça basınç dayanımı artmakta olup geçirimliliği azalmaktadır. Dolayısıyla magnezyum cürufunun kullanımı zemin iyileştirmesinde olumlu sonuçlar vermektedir. Atık malzeme kullanılarak hem ekonomiye katkıda sağlanacaktır hem de çevreye verdiği zararlar azaltılacaktır.Population growth around the world leads to an increase in the need for housing. Although the solid ground to be built on is decreasing, there is a lot of research on the improvement of unsound soils. The issue of the use of wastes generated as a result of industrial developments in soil improvement is important for the world agenda. The damage these wastes cause to nature and living things is very high. In this study, the usability of magnesium slag, an industrial waste, in soil improvement was investigated. Samples were prepared by adding 5%, 10%, 15%, 20%, 25% and 30% magnesium slag to the ground according to the maximum dry unit volume weight and optimum water content found in the standard Proctor test. The prepared samples were subjected to uniaxial pressure and permeability tests after being kept for curing periods of 1, 7, 28, 56, and 112 days. According to the test results, as the additive used increases, the compressive strength increases and the permeability decreases. Therefore, the use of magnesium slag gives positive results in soil improvement. By using the waste material, both the economy can be contributed and the damage to the environment will be reduced
Site based soil amplification and liquefaction analysis: a case study on Uydukent settlement area Afyonkarahısar
Dinamik yükler altındaki yapılarda hasara neden olan önemli faktörlerden bir tanesi yerel zemin özellikleridir. Taşıma gücü kaybı, zemin büyütme, sıvılaşma, oturma gibi zemin problemlerinin temel nedeni deprem sırasında bu özelliklerinin değişimidir. Özellikle zemin büyütmesi ve sıvılaşma; ana kaya derinliği, zemin tabakalarının kalınlığı ve cinsi, zeminin dinamik özellikleri, tabakaların süreksizliği ve bölgenin topoğrafik yapısı gibi parametrelerden etkilenmektedir. Bu parametrelere bağlı olarak meydana gelen yapısal hasarların önlenebilmesi veya olumsuz etkilerinin azaltılabilmesi için zeminlerin, yerel zemin koşullarına bağlı olarak bu yükler altında nasıl bir davranış sergileyeceğinin araştırılması, zemin büyütme ve sıvılaşma analizlerinin önceden yapılması ve değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu çalışmada yerel zemin koşullarının zemin büyütmesine etkisini incelemek amacıyla, Ana kaya mostrasındaki yer hareketi olarak 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine uygun olarak seçilmiş olan 11 farklı deprem verisi kullanılarak bir boyutlu dinamik analizler yapılmıştır. Bu amaçla öncelikle bölgede yapılmış olan 124 farklı sondaj verisi değerlendirilerek yerel zemin özellikleri belirlenmiştir. Belirlenen yerel zemin özelliklerinin dinamik davranışa etkisini incelemek için bir boyutlu DEEPSOIL analiz programı kullanılmıştır. Bir boyutlu eşdeğer doğrusal ve doğrusal olmayan analizler yapılarak her sondaj için farklı büyütme değerleri elde edilmiştir. Aynı sondaj verileri kullanılarak ampirik yöntemlerle büyütme değerleri hesaplanarak analiz ve ampirik sonuçlar karşılaştırılmıştır. Doğrusal olmayan zemin dinamik analizleri sonucu elde edilen boşluk suyu basıncı oluşum değerleri dikkate alınarak sıvılaşma analizi yapılmıştır. Bir boyutlu analizler ve ampirik yöntemlere göre elde edilmiş olan sonuçlar Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak ayrı ayrı haritalandırılmıştır. Doğrusal olmayan analiz yönteminin kullanılması; deprem etkisi altında bina temellerinin tasarımı, yerel zemin sınıflarının tanımlanması ve istinat yapıları ile şevlerin tasarımında kullanılacak zemin parametrelerinin belirlenmesindeki maliyeti azaltacağı düşünülmektedir. Deprem hasarlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar kapsamında, şehirleşmenin ve nüfusun çalışma bölgesinde yoğunlaştığı dikkate alınarak Afyonkarahisar uydukent bölgesi için güvenli yerleşim alanlarının belirlenmesi planlanmıştır.One of the important factors causing damage in structures under dynamic loads is local soil properties. The main reason for ground problems such as loss of bearing power, liquefaction, sitting is the change of these properties during the earthquake. It is particularly affected by parameters such as soil amplification, bedrock depth, thickness and type of ground layers, dynamic properties of the ground, discontinuity of layers and topographic structure of the region. In order to prevent structural damages caused by soil augmentation or to reduce their negative effects, it is of great importance to investigate how soil will behave under these loads depending on local soil conditions, to make and evaluate soil augmentation analyzes in advance.
This study aimed to investigate the effect of local soil conditions on the soil amplification, bedrock outcrops chosen as the place of action in accordance with Regulation 11 Turkey Earthquake Building a dynamic analysis using different dimensional seismic data was conducted. For this purpose, firstly 124 different drilling data made in the region were evaluated and local soil characteristics were determined. DEEPSOIL software was used to examine the effect of the determined local soil properties on dynamic behavior. One-dimensional Equivalent linear and nonlinear analyzes were performed and different amplification values were obtained for each drilling and the results of the analysis were compared. Magnification is applied with the empirical methods analyzed, the analysis and empirical results are compared. For the formation of pore water pressure obtained as a result of nonlinear ground dynamic analysis. It is mapped separately among Geographic Information Systems. Using nonlinear analysis method; It is thought that it will reduce the cost of designing building foundations under earthquake effect, defining local ground classes and determining the ground parameters to be used in the design of retaining structures and slopes. Within the scope of efforts to reduce earthquake damage, it is planned to determine safe settlements for Afyonkarahisar uydukent region, considering that urbanization and population are concentrated in the study area
Determination of liquefaction potential of a specified area soil in kütahya city center
Deprem esnasında oluşan dinamik yüklerin etkisiyle gevşek taneli zeminlerin kayma dayanımını kaybetmesi sonucunda sıvılaşma meydana gelir. Sıvılaşma ile ağır yapılarda zemine gömülme ve devrilme, hafif gömülü yapılarda yüzeye çıkma, istinat yapılarında yıkılma, şevlerde göçme vb deformasyon oluşabilir. Sıvılaşma ile ortaya çıkacak hasarları önlemek veya azaltmak amacıyla bölgesel olarak sıvılaşma risk haritaları oluşturulur.
Bu çalışmada, Kütahya ili Merkez ilçesine bağlı Gaybiefendi, Meydan ve Lala Hüseyin Paşa Mahallelerinde sıvılaşma potansiyelleri belirlenerek sıvılaşma risk haritaları oluşturulmuştur. Toplam 112 sondaj kuyusundaki zemin verileri incelenmiştir. Sondaj kuyularında yapılan Standart Penetrasyon Deney (SPT) sonuçlarından ve sondaj kuyusu zemin verilerinden yaralanarak risk analizi için gereken zemin verileri elde edilmiştir. Analizlerde zemin sınıfına göre Matasovic/Vucetic ve ya Dobry/Matasovic boşluk suyu basıncı oluşum modeli kullanılmıştır. Analizler için 11 adet deprem seçilmiştir. Depremlerin PGA değerleri ile seçilen depremler ölçeklendirilmiş ve toplamda 44 adet deprem kaydı oluşturulmuştur. Her sondaj kuyusu bu 44 adet deprem kaydı ile Deepsoil 6.1 programında analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarından elde edilen verilerin ortalaması alınarak, mahalleler için ortalama sıvılaşma riskleri elde edilmiştir.
Elde edilen sıvılaşma riskleri deprem düzeyine göre farklı sonuçlar vermektedir. Yönetmeliğin tasarım depremi olarak kabul ettiği Deprem Düzeyi-2 (DD-2)’ye göre yapılan sıvılaşma analiz sonuçları; Gaybiefendi Mahallesinde ortalama sıvılaşma riski %
40, Meydan Mahallesinde % 35 ve Lala Hüseyin Paşa Mahallesinde % 23 olarak hesaplanmıştır. En yüksek sıvılaşma riski DD1’e göre % 68 ile meydan mahallesinde oluşurken, en düşük risk DD4’e göre % 3 olarak Lala Hüseyin Paşa mahallesinde hesaplanmıştır.
Lala Hüseyin Paşa Mahallesinde SPT değerlerinin genel olarak yüksek olması sebebiyle sıvılaşma riski Gaybiefendi ve Meydan Mahallelerine göre düşüktür. Elde edilen sıvılaşma haritaları, bu bölgelerde yeni yapılacak yapılar için zeminin sıvılaşma durumunu göstererek önceden önlem alınmasına yardımcı olacaktır. Sıvılaşma riskinin yüksek olduğu mevcut yerleşim yerlerinde ise gerekli tedbirlerin alınması önerilmektedir.Liquefaction occurs because of loose granular soils losing their shear strength due to the dynamic loads that occur during an earthquake. With liquefaction, sinking and overturning in heavy structures, uprising in lightly embedded structures, collapse in retaining structures, collapse in slopes, etc. deformation may occur. Regional liquefaction risk maps are created in order to prevent or reduce the damages to be caused by liquefaction.
In this study, liquefaction risk maps were created by determining liquefaction potentials in Gaybiefendi, Meydan, and Lala Hüseyin Paşa neigborhood of Kütahya Province Merkez district. Soil data from 112 boreholes were examined. Soil data required for risk analysis were obtained using the Standard Penetration Test (SPT) results and borehole soil data. In the analysis, Matasovic/Vucetic or Dobry/Matasovic pore water pressure formation model was used according to soil class. 11 earthquakes were selected for analysis. The earthquakes selected with the PGA values of the earthquakes were scaled and a total of 44 earthquake records were created. Each borehole was analyzed in the Deepsoil 6.1 program with these 44 earthquake records. By taking the average of the data obtained from the analysis results, the average liquefaction risks for the neighborhoods were obtained.
The obtained liquefaction risks give different results according to the earthquake level. Liquefaction analysis results according to Earthquake Level-2 (DD-2), which the regulation accepts as a design earthquake; The average liquefaction risk was calculated as 40% in Gaybiefendi neigborhood, 35% in Meydan Neighborhood and 23% in Lala Hüseyin Paşa neighborhood. While the highest risk of liquefaction occurred in the square district with 68% according to DD1, the lowest risk was calculated in Lala Hüseyin Paşa Neighborhood as 3% according to DD4.
Due to the high SPT values in Lala Hüseyin Paşa Neighborhood, the risk of liquefaction is lower than in Gaybiefendi and Meydan Neighborhoods. The obtained liquefaction maps will help to take precautionary measures by showing the liquefaction status of the ground for new structures to be built in these regions. It is recommended to take necessary precautions in existing settlements where the risk of liquefaction is high
Using fly ash and marble dust in improvement of dam filling material
Son yıllarda endüstriyel üretim artışına bağlı olarak atık miktarlarında da büyük artışlar görülmektedir. Bu artışlar atıkların depolama sorunu ile birlikte çevre problemlerine de neden olmaktadır. Atıkların çeşitli amaçlarla kullanılarak ekonomiye kazandırılması özellikle çevresel açıdan önem arz etmektedir.
Bu çalışmada endüstriyel atık olan uçucu kül ve mermer tozunun zeminin geoteknik özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla ocaklardan alınan malzemeye farklı oranlarda mermer tozu ve uçucu kül ilave edilerek numuneler hazırlanmıştır. Hazırlanan numunelerde kompaksiyon deneyi, serbest basınç deneyi ve permeabilite deneyi yapılmıştır. Serbest basınç deneyi için hazırlanan numunelere farklı kür süreleri uygulanarak numunelerdeki dayanımın zamana bağlı değişimi gözlenmiştir.
Elde edilen sonuçlara göre uçucu kül ve mermer tozu katkısının zemin dayanımını artırdığı görülmüştür. En yüksek dayanım artışları Uluköy numunesi için %15MT+%15UK-%15MT+%30UK karışımlı numunelerde, Ballık numunesi için %10MT+%20UK-%15MT+%30UK karışımlı numunelerde olmuştur. Permeabilite katsayısı Ballık numunesinde azalırken, Uluköy numunesinde fazla bir değişim gözlenmemiştir. Atık katkıları ile dayanım artışı ve geçirimliliğin azalması baraj dolgusunda kullanılacak malzeme açısından olumlu sonuçlardır. Ancak dolgular için gereken diğer kriterleri de karşılaması gerekir.In recent years, there has been a great increase in the amount of waste due to the increase in industrial production. These increases cause environmental problems along with the storage problem of wastes. It is especially important from an environmental point of view that wastes are used for various purposes and brought into the economy.
In this study, the effects of fly ash and marble dust, which are industrial wastes, on the geotechnical properties of the soil were investigated. For this purpose, samples were prepared by adding different proportions of marble dust and fly ash to the material taken from the quarries. Compaction test, unconfined pressure test and permeability test were performed on the prepared samples. Different curing times were applied to the samples prepared for the unconfined pressure test, and the time-dependent variation of the strength of the samples was observed.
According to the results obtained, it was observed that the additive of fly ash and marble dust increased the soil strength. The highest strength increases were observed in samples with a mixture of 15%MT+15%UK-15%MT+30%UK for Uluköy sample, and samples with a mixture of 10%MT+20%UK-15%MT+30%UK for Ballık sample. While the permeability coefficient decreased in the Ballık sample, no significant change was observed in the Uluköy sample. The increase in strength and decrease in permeability with waste additives are positive results for the material to be used in the dam filling. However, it must also meet other criteria required for fillings
Behavior of pile groups with different geometric dimensions at the moment of an earthquake
Mühendislik yapılarının tasarımında dikkate alınması gereken en önemli yıkıcı etkenlerden biri deprem kuvvetidir. Depremler, yer kabuğundaki ani enerji boşalmalarının sonucu olarak meydana gelen doğal afetlerdir ve bu enerji boşalması, yüzeyde ciddi yıkıcı etkilere yol açabilir. Deprem dalgalarının yapılar üzerindeki etkileri, yapıların güvenliği ve dayanıklılığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, özellikle yüksek riskli bölgelerde yapıların sağlam temeller üzerine inşa edilmesi hayati bir önem taşır. Yapıların bu doğal afetlere karşı direncini artırmak, yapıların uzun vadeli sağlamlığını güvence altına almak için kazıklı temellerin kullanımı kaçınılmaz hale gelmektedir. Özellikle zayıf zemin koşullarında, yapıların stabilitesini artırmak için kazıklı temeller kritik bir öneme sahiptir. Kazıklı temeller, yüklerin derin zemin tabakalarına aktarılmasını sağlayarak yapının stabilitesini ve dayanıklılığını artırır. Kazıkların tasarımı ve yerleştirilmesi, zemin özelliklerine, yük şartlarına ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Deprem bölgelerinde kazıklı temeller, sismik dalgaların yapı üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmada etkin bir rol oynar. Deprem anında, yüzeydeki zemin tabakaları hareket ederken, derin zemin tabakaları daha sabit kalır. Kazıklar, bu derin tabakalara bağlı olduğu için, yapının stabilitesini korur ve zemin hareketlerinin yapı üzerindeki olumsuz etkilerini minimize eder. Bu araştırmada, yük altındaki farklı geometrik özelliklere sahip kazık gruplarının deprem etkisi altında analizi gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Kazık gruplarının deprem altındaki performansını değerlendirmek için Plaxis 2D yazılım programı kullanılarak sonlu elemanlar metodu uygulanmıştır. Araştırma kapsamında tabakalı zeminde kazık gruplarının deprem etkisi altında göstermiş olduğu deformasyonlar karşılaştırılmıştır.One of the most critical destructive forces to consider in the design of engineering structures is earthquake forces. Earthquakes are natural disasters resulting from sudden energy releases in the Earth's crust, and this energy release can lead to severe destructive effects on the surface. The impact of seismic waves on structures is of great importance in terms of the safety and durability of buildings. In this context, it is crucial to construct buildings on solid foundations, especially in high-risk areas. The use of pile foundations becomes inevitable to enhance the resistance of structures against these natural disasters and to ensure the long-term stability of buildings. In particular, in weak soil conditions, pile foundations are critical for increasing the stability of structures. Pile foundations improve the stability and durability of structures by transferring loads to deeper soil layers. The design and installation of piles vary depending on soil properties, load conditions, and environmental factors. In earthquake-prone areas, pile foundations play an effective role in mitigating the destructive effects of seismic waves on structures. During an earthquake, while the surface soil layers move, the deeper soil layers remain more stable. Since piles are anchored in these deeper layers, they help maintain the stability of the structure and minimize the adverse effects of ground movements on the structure. In this research, the behavior of pile groups with different geometric properties under load was analyzed under earthquake effects. The finite element method was applied using the Plaxis 2D software program to evaluate the performance of pile groups under seismic conditions. The study compared the deformations exhibited by pile groups under earthquake effects in layered soils
Use of marble dust and fly ash in soil stabilization
Dünyada ve ülkemizde çeşitli sebeplerle yetersiz zeminlerin iyileştirilmesi ve kullanılması ihtiyaç haline gelmiştir. Aynı zamanda endüstriyel gelişimin sonucu olarak ortaya çıkan atıkların doğaya ve canlılara verdikleri zararlar yıllardır görülmektedir. Bu çalışma endüstriyel atıklar olan mermer tozu ve uçucu külün zemin iyileştirmesinde kullanılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında Soma uçucu külü ve İscehisar mermer tozu kullanılmıştır. Değişik katkı oranlarında hazırlanan numuneler üzerinde elek analizi, standart proktor deneyi ve tek eksenli basınç deneyi yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında 16m2 bir alana 30cm yüksekliğinde %15 mermer tozu %15 uçucu kül oranına sahip malzeme araziye serilmiştir. Serilen malzemedeki değişimler 7, 14, 28 günlük periyotlarla incelenmiş olup mukavemetindeki artışın yavaşta olsa görüldüğü gözlemlenmiştir.The improvement and use of inadequate soils have become a necessity for various reasons in the world and in our country. At the same time, the damages suffered by nature and living beings caused by the wastes generated as a result of industrial development have been witnessed for many years. This study was conducted in order to use the marble powder and fly ash that are industrial wastes, in ground improvement. Soma fly ash and Iscehisar marble powder were used in the study. Sieve analysis, standard proctor test and uniaxial pressure test were performed on the samples prepared at different additive rates. In the light of the data obtained, a material which is 30 cm in height and contains 15% marble powder and 15% fly ash was laid on a 16m2 area. The changes in the material laid were examined at 7, 14, 28 day periods and an increase in strength, albeit slow, was observed
Investigation of permability and consolidation properties of clay soils mixed waste marble dust
Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmayla atık mermer tozu konsantrasyonları ile zeminlerin konsolidasyon ve permeabilite özelliklerinin nasıl değiştiği incelenmiştir.Bu amaç doğrultusunda Afyon Kocatepe Üniversitesi ANS Kampüsü alanında 6 farklı kil zeminler alınarak laboratuar ortamında %5, %10, %15 oranında atık mermer tozu ilave edilmiş ve mermer tozu katkısı ile 25 farklı kil zemin numunesi oluşturulmuştur. Hazırlanan kil zeminler üzerinde tanımlama deneyleri yapılmıştır. Daha sonra hazırlanan numuneler üzerinde konsolidasyon ve permeabilite deneyleri yapılmıştır.Deneylerden elde edilen veriler kullanılarak ödometre deneyinden boşluk oranı ve sıkışma katsayıları belirlenmiş, permeabilite deneyinden ise atık mermer tozu katkılı killi zeminlerin permeabilite katsayıları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda killi zeminlere %10-15 oranında atık mermer tozu ilave edilebileceği belirtilmiştir.In this study prepared as Master Thesis, how the grounds with waste marble dust concentrations has been changed was investigated with the properties of consolidation and permeability.For this reason, 6 different clay soils were taken in the area of ANS Campus of Afyon Kocatepe University and waste marble dust was added in the properties of %5, %10, %15 in laboratory environment and 25 different clay soil samples were formed. Diagnostic experiments were conducted on prepared samples.Then, consolidation and permeability experiments were done on the prepared samples.By using the data taken from the experiments, spacing rate and compression coefficient were defined from odometer test and permeability coefficient were defined from the clay soils cemented marble dust . In conclusion, it is concluded that mixed waste marble dust can be added to clayed soil in the rate of %10-15
- …
