146 research outputs found

    Smoking status and respiratory symptoms in hairdressers,autopainters and carpenters

    No full text
    YÖK Tez No: 271692Çeşitli meslek gruplarında sigara kullanımı ile mesleki astım sıklığı arasındaki bağlantı araştırılmıştır. Fırıncılarda, deniz ürünlerini işleyenlerde, deterjan üretiminde çalışanlarda, platin tuzuna maruz kalanlarda sigara kullanımı ile mesleki astım gelişimi arasında bağlantı bulunmuştur. Bölgemizde (Türkiye'nin kuzeybatısında 120.000 nüfuslu bir il) çalışmakta olan 75 kuaför (68 kadın/7 erkek), 75 marangoz (4 kadın/71 erkek), 75 (tümü erkek) otoboyacının mesleki öyküleri, sigara kullanım durumları, solunumsal yakınmaları sorgulandı. Çalışanlara yaz aylarında solunum fonksiyon testleri uygulandı ve eş zamanlı olarak idrar örneklerinde kotinin düzeylerine bakıldı. Kotinin düzeyi 500 ng/ml altında bulunan 90 çalışanın solunum sistemi bulguları değerlendirildi. Kuaförlerin 45.3%'ü, marangozların 45.3%'ü ve otoboyacıların 29.3%'ünün kotinin düzeyi düşüktü. Öksürük (14.7%), balgam şikayeti (17.6%), wheezing (14.7%), göğüste sıkışıklık (17.6%) en sık marangozlarda gözlenirken, dispne en sık otoboyacılarda (27.3%) görülmekteydi. Meslekle ilgili rinit öyküsü en sık otoboyacılarda (18.2%), konjonktivit kuaförlerde (8.8%) görülmüştü. İdrar kotinin düzeyi 500 ng/ml üstünde bulunan çalışanlardan kuaförlerde ve marangozlarda öksürük yakınması 36.6% oranında gözlenmişti. Balgam en sık marangozlarda gözlenmişti (41.5%). Wheezing en sık kuaförlerde saptanmıştı (22.0%). Göğüste sıkışıklık hem kuaförler hem de marangozlarda eşit düzeyde idi (24.4%). Dispne en sık otoboyacılarda saptanmıştı (15.1%). Kuaförlerde rinit en fazla gözlenirken (19.5%), konjonktivit marangozlarda (7.3%) görülmüştü. İdrar kotinin düzeyi 500 ng/ml'nin altında bulunan çalışanların solunum fonksiyon değerleri karşılaştırıldı. Kuaför (94.1%pred), marangoz (94.7%pred) ve otoboyacıların (93.3%pred)beklenen % FVC değerleri arasında anlamlı fark yoktu. Beklenen %FEV1 değerleri açısından da kuaförler (92.5%pred), marangozlar (99.4%pred) ve otoboyacılar (94.7%pred) arasında fark bulunmadı. FEV1/FVC oranı otoboyacılarda (83.9%pred) kuaförlerden (89.0%pred) ve marangozlardan (88.2%pred) anlamlı derecede düşüktü. Otoboyacılarda beklenen % MMF değeri (82.7%pred) kuaförlerden (89.7%pred) ve marangozlardan (106.1%pred) daha düşüktü. Univariate analizde öksürük, balgam , wheezing, thightness, ve dispne üstünde iş ve kotinin düzeylerinin anlamlı etkisi olduğu bulundu. Multivariate analizde ise iş balgam üretimi (F= 5.7, p=0.004) ve dispne (F=3.9, p=0.021) üstünde anlamlı olarak bağımsız etkili bulundu.Sonuçta; Marangozluk mesleğinde sigaradan bağımsız olarak kronik bronşit ile uyumlu bulgular artmışken, otoboyacılarda dispne ön planda idi. Sigara kullanmayanlarda rinit en sık otoboyacılarda gözlendi. Sigara kullanmayan otoboyacıların FEV1/FVC oranı ve MMFR ortalaması kuaför ve marangozlardan düşüktü. Sonuçta çalışanların sigarayı bırakmasının yanında zararlı toz ve buhardan korunmasının anlamlı olduğu vurgulandı.Keywords: Kuaförler, otoboyacılar, marangozlar, solunum sistemi bulguları, idrar kotinin düzeyi.The relation between cigarette smoking and occupational asthma in various groups has been investigated. An association between smoking and occupational asthma was found in bakers, sea food processors, detergent workers, workers exposed to platin salts. Occupational history, smoking status, respiratory symptoms of 75 hairdressers (68 female), 75 carpenters (71 male), 75 auto painters (all male) working in our region (a town located at the northwest part of Turkey with 120 000 inhabitants). Pulmonary function tests and urinary cotinine were measured in all cases in the summer. The respiratory symptoms of 90 workers whose cotinine levels below 500 ng/ml were evaluated (cotinine levels were low in 45.3% of hairdressers, 45.3% of carpenters and 29.3% of auto painters). Cough (14.7%), phlegm (17.6%), wheezing (14.7%), chest tightness (17.6%) were mostly seen in carpenters whereas auto painters were presented with dyspnea (27.3%). Occupational rhinitis history was mostly observed in auto painters (18.2%) and conjunctivitis history was high in hairdressers (8.8%). Cough was high in hairdressers (36.6%) and carpenters (36.6%) whose cotinine levels were above 500 ng/ml. Phlegm was high in carpenters (41.5%). Wheezing was mostly seen in hairdressers (22.0%). Chest tightness was observed in 24.4% of hairdressers and carpenters. Dyspnea was mostly seen in auto painters (15.1%). Rhinitis was higher in hairdressers (19.5%) whereas conjunctivitis was mostly presented in carpenters (7.3%). Respiratory functions of workers whose cotinine levels below 500 ng/ml were compared. No difference was found in the percentage of the predicted forced vital capacity between hairdressers (94.1%pred), carpenters (94.7%pred) and auto painters (93.3%pred). There was no difference in the percentage of the predicted forced expiratory volume in the first second between hairdressers (92.5%pred), carpenters (99.4%pred) and auto painters (94.7%pred). The ratio of FEV1/FVC was lower in auto painters (83.9%pred) than in those of hairdressers (89.0%pred) and carpenters (88.2%pred). The percentage of the predicted maximal midexpiratory flow rate was lower in auto painters (82.7%pred) than those in hairdressers (89.7%pred) and carpenters (106.1%pred). Cough, phlegm, wheezing, chest tightness and dyspnea were associated with occupation and cotinine levels in univariate analysis. Occupation was found as an independent factor on phlegm (F= 5.7, p=0.004) and dyspnea (F=3.9, p=0.021) in multivariate analysis.In conclusion; chronic bronchitis like symptoms were higher in nonsmoker carpenters whereas dyspnea was mostly seen in nonsmoker auto painters. Rhinitis was mostly seen in auto painters among nonsmoker workers. The ratio of FEV1/FVC and mean maximal midexpiratory flow rate were lower than those in hairdressers and carpenters. Finally it was pointed out that cessation of smoking was important as much as preventing from dust and fume in the work place

    Perspectives of Dumlupınar University Medical Faculty Students to Organ Donation and Transplantation

    No full text
    Amaç Organ transplantasyonu organ yetmezliği gelişen birçok son dönem hastalığın tedavisi için standart tedavi yöntemi haline gelmiştir. Organ transplantasyonunun artması ise ancak bireyler tarafından bağışlanan organ sayısının artması ile mümkündür. Tıp fakültesi öğrencilerinin organ bağışı ve nakli konusundaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları organ bağışı oranlarının artmasını olumlu yönde etkilemek için toplumsal açıdan önem taşımaktadır. Biz bu çalışmamızda tıp fakültesi öğrencilerinin organ bağışı ve transplantasyona bakış açılarını, bu konudaki bilgi düzeylerini, tutum ve davranış biçimlerini araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi 1.,2.,3. ve 4. sınıf öğrencilerine (n = 110) yaş, eğitim düzeyleri, organ bağışı ve transplantasyon konusundaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranış biçimlerini sorgulayan 27 soruluk bir anket uygulandı ve sonuçlar SPSS-16.0 istatistik programı ile analiz edildi. Bulgular Sınıflar arasında ‘Organ bağışını destekliyor musunuz?’ ve ‘Organ bağışında bulundunuz mu?’ soruları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p=0.017 ve p=0.010). Organ bağışı konusundaki bilgi düzeyi açısından her sınıf içinde istatistiksel anlamlılık tespit edilmiştir (p=0.000). Her sınıf düzeyinde ‘Organ bağışını daha etkili bir şekilde teşvik etmek ve toplumun organ transplantasyonu konusundaki farkındalığını arttırmak için ne tür girişimlerde bulunulmalıdır?’ sorusu açısından yaygın eğilimin medya tanıtımları yönünde olduğu gözlenmiştir. Diğer yandan ‘Türkiye’de transplantasyon sayısının artışına ve organ bağışının yaygınlaşmasına yol açabilecek uygulamalar nedir?’ sorusu açısından yaygın eğilimin eğitim kurumları ve medya aracılığıyla kamusal bilgilendirme yönünde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç Tıp fakültesi öğrencilerinin organ bağışı ve transplantasyon konusundaki bilgi düzeylerinin, tıp fakültesi eğitim düzeyine paralel bir şekilde arttığını ve bu konudaki tutum ve davranışlarının olumlu yönde değiştiğini gözlemlemiş bulunmaktayız.Aim Organ transplantation has become the standard therapy for the treatment of several end-stage diseases with organ failure. However, the increase in organ transplantation is only possible with the increasing number of donated organs. Knowledge, attitudes and behaviours of medical faculty students about organ donation and transplantation is socially important to positively affect the increase in organ donation rates. In this study, we aimed to investigate perspectives, knowledge, attitudes and behaviours of medical faculty students about organ donation and transplantation. Material and Methods A 27-item survey questioning age, education level, knowledge, attitudes and behaviours about organ donation and transplantation, was administered to Dumlupınar University Medical Faculty students (n = 110). Results were analyzed with SPSS-16.0 statistic programme. Results There was a statistically significant difference among all classes in terms of ‘Do you support organ donation?’ and ‘Have you donated your organs?’ questions (respectively; p = 0.017, p = 0.010). Statistically significant difference was observed in each class in terms of the knowledge about organ donation (p=0.000). The initial tendency is in the direction of media publicity and the trend is towards informing the public through educational institutions and media in terms of ‘What kind of attempts and applications should be made in order to promote organ donation and to increase the public’s awareness about organ donation and transplantation in Turkey?’ question. On the other hand, it was observed that the widespread tendency is in the direction of public information through media and educational institutions in terms of ‘What are the applications that can lead to an increase in the number of organ transplantation and to the spread of organ donation in Turkey?’ question. Conclusion We observed that the knowledge of medical faculty students about organ donation and transplantation increases in parallel to the increase in medical school education level and their attitudes and behaviours change in a positive manner
    corecore