1,721,005 research outputs found

    The effect of neuromuscular fatigue on acetylcholine plays a role in synaptic transmission

    No full text
    Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Spor Bilimleri Ana Bilim DalıBu çalışmanın amacı nöromüsküler yorgunluk sonrası sinaptik iletide rol alan ACh seviyelerindeki değişimin incelenmesidir. Araştırmaya Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde haftada en az 3 kez rekreatif olarak spor yapan 15 erkek öğrenci katılmıştır (yaş=22,26±1,16 yıl, boy=175,8±6,46 cm, vücut ağırlığı=78,76±12,99 kg, BKİ=25,51±4,34 kg/m2). Çalışmada kontrol grupsuz yarı deneysel araştırma deseni uygulanmıştır. Katılımcılara nöromüsküler yorgunluk oluşturmak için 30-15 IFT uygulaması yaptırılmıştır. 30-15 IFT öncesinde ve sonrasında katılımcılardan kan örnekleri alınarak Asetilkolin (ACh), Asetilkolinesteraz (AChE) ve kolin değişkenleri incelenmiştir. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediği çarpıklık basıklık değerleri incelenmiş ve verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Test-tekrar test güvenilirliği, sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC), ön ve son test arasındaki değişimi belirlemek için bağımlı örneklem t-testi ve değişkenler arası ilişki için Pearson's korelasyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27 paket programında yapılmış ve anlamlılık düzeyi p0,05). Katılımcıların en güvenilir testi ACh olup ICC değeri 0,914 ve yüksek seviyede olduğu bulunmuştur. AChE ve kolin ICC değerleri orta düzeyde sırasıyla 0,696 ve 0,726 olarak saptanmıştır. Değişkenlerin Pearson korelasyon test sonuçlarına göre, ACh ve kolin arasında (r=,664, p0.05). The participants' reliability was assessed using ACh, obtaining an ICC score of 0.914, indicating a good level of reliability. The AChE and choline ICC values were determined to be 0.696 and 0.726, respectively, at a moderate level. The Pearson correlation test results show a positive relationship between ACh and choline (r=0.664, p<0.01). In conclusion, it can be concluded that ACh, AChE and choline levels can be used to define neuromuscular fatigue and should be supported by different study groups

    The effect of repetitive running on middle distance athletes' muscle damage

    No full text
    YÖK Tez No: 697740Bu çalışmanın amacı orta mesafe koşucularında tekrarlı koşuların kas hasarına etkisini incelemektir. Çalışmaya, Karaman ilinde düzenli antrenman yapan 24 kadın orta mesafe koşucusu katılmıştır. Katılımcılar rast gele yöntem kullanılarak deney (n=12) ve kontrol (n=12) grubu olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Deney grubunun sırasıyla yaş, boy ve kilo ortalamaları (20.90±1.05 / 160.67±3.20 / 57.20±3.07), kontrol grubun sırasıyla yaş, boy ve kilo ortalamaları (21.13±.64 / 164.88±4.52 / 58.13±3.48) olarak belirlenmiştir. Sporcuların kas hasarını belirlemek için iki gruplu ön test-son test yarı deneysel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Çalışmada 8 haftalık tekrarlı koşu antrenmanının öncesi ve sonrası katılımcıların CK, LK, üre, ürik asit, kreatinin, HDL, LDL, trigliserit, toplam kolesterol, glukoz, ALT ve AST değerleri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgulara göre laktat, ürik asit ve kreatinin son test değerleri ile ön test değerleri her iki grupta da anlamlı düzeyde yükselmiştir. CK, üre, ALT, AST, glukoz, HDL, LDL, trigliserit ve kolesterol değerlerinde son test ve ön test değerlerinde her iki grupta da herhangi bir farklılık oluşmamıştır.Uygulanan tekrarlı koşu antrenmanları katılımcıların laktat değerlerinde pozitif yönde artış sağlarken; kreatinin ve ürik asit değerlerinde pozitif yönde bir azalmaya neden olmuştur. Sonuç olarak uygulanan 8 haftalık tekrarlı koşu antrenmanının orta mesafe koşucularının laktat, kreatinin ve üre değerlerini istendik yönde etkilemiştir. Uygulanan antrenmanın kas hasarını belirlemede kullanılan diğer değişkenler üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir.The aim of this study was to examine the effect of repetitive running on middle distance athletes' muscle damage. There were 24 female middle distance athletes who have attended training regularly in Karaman voluntarily participated in this study. Participants were randomly divided two groups which were experimental (n=12) and control (n=12) groups. Experimental group participants' average age, height and weight were 20.90±1.05 / 160.67±3.20 / 57.20±3.07, respectively. Control group participants' average age, height and weight were 21.13±.64 / 164.88±4.52 / 58.13±3.48, respectively. Two groups pre and post test quasi- experimental design was used for determining athletes' muscle damage. Participants' CK, LDH, urea, uric acid, creatinine, HDL, LDL, triglyceride, total cholesterol, glucose, ALT and AST values were collected before and after 8 weeks repetitive running training. Data were analyzed with SPSS 24.0 package programme. Results indicated that LDH¸ uric acid and creatinine values were significantly increased from pre to post test in both group. There were no significant differences from pre to post test in CK, urea, ALT, AST, glucose, HDL, LDL, triglyceride and total cholesterol findings for both group. While repetitive running training positively increased participants' LDH level, it positively decreased their creatinine and uric acid levels. As a conclusion, 8 weeks repetitive running training positively affected middle distance athletes' LDH, creatinine and urea levels. Applied training program did not affect other values which are used for determining muscle damage

    Basketbolcularda 12 hafta dayanıklılık antrenmanlarının antioksidan düzeylere etkisi

    No full text
    06.03.2018 tarih ve 30352 sayılı Resmi gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.Bu araştırmada basketbolculara yapılan dayanıklılık antrenmanlarının serbest radikal oluşumunu ve vücudun serbest radikallere karşı oluşturduğu savunma mekanizması olan antioksidan parametrelerine etkisini incelemektir. Çalışmaya Bartın Üniversitesi bayan basketbol takımında yer alan yaş ortalamaları 21.12±0.64 yıl, boy ortlamaları: 162.25±2.12 cm ve kilo ortalamaları: 58.12±3.48 kg olan ve herhangi bir sakatlığı bulunmayan 13 sporcu gönüllü katılmıştır. Sporcuların antioksidan düzeylerinin ölçümünde tek gruplu Ön test-Orta test-Son test uygulanmıştır. Çalışmada haftada 8 hafta sürekli koşular, 4 hafta ise tekrarlı koşular olmak üzere 12 hafta interval metodu antrenman programı uygulanmıştır. Elde edilen verilerde; çalışmaya katılan deneklerin SOD değerlerleri karşılaştırıldığında ön test ile orta test SOD değerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma, MDA değerleri karşılaştırıldığında ön test ile orta test ve son test değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış olurken, orta test ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu saptanmıştır(p0.05). Buna ek olarak; ALT ve AST karaciğer enzim değerlerinde anlamlı fark saptanamazken, CK enzim değerinde istatistiksel olarak anlamlı artış saptanmıştır(p0.05). Additionally, There was no significant difference in ALT and AST liver enzyme values, in CK enzyme value was found statistically significant increase. As a conclusion; 12 weeks endurance training applied on basketball players increased antioksidant production. Initial weeks of exercise, decreasing of SOD and GSH was used for coping with oxidants and increasing of CAT activities improved antioxidant capacities of exercise. Used antioxidants caused decreasing of MDA and they prevented lipid peroxidatio

    Effect of spinning exercises on antioxidant and nitric oxide

    No full text
    Tez No: 816835Bu çalışma 6 haftalık spinning antrenmanlarının antioksidan kapasite ve indüklenebilir nitrik oksit sentaz parametresini, akut ve kronik olarak nasıl etkilediğini belirlemek için planlanmıştır. Çalışmaya fiziksel olarak aktif 19 erkek dahil edildi. Katılımcılar rastgele 2 gruba (deney grubu n=9; kontrol grubu n=10) ayrıldı. Deney grubuna 6 hafta spinning antrenmanı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir antrenman programı uygulanmadı. Akut etkiyi belirlemek için antrenmanların öncesinde ve sonrasında 30-15 IFT testi uygulandı. Test öncesi ve sonrasında katılımcılardan kan örnekleri alınarak total antioksidan kapasite (TAK), total oksidan kapasite (TOK), oksidatif stres indeksi (OSİ), paraoksonaz 1 (PON1), arilesteraz (ARE) ve indüklenebilir nitrik oksit sentaz (iNOS) parametreleri analiz edildi. Akut ve spinning antrenmanlarının etkisini belirlemek için, tekrarlanan ölçümler varyans analizi uygulandı. Deney grubundaki katılımcıların 6 haftalık spinning antrenmanlarından sonra VO2max değerlerinde anlamlı artış olduğu tespit edilmiştir (p0,05). Sonuç olarak 6 haftalık spinning antrenmanlarının VO2max değerini ve antioksidan kapasiteyi arttırdığı bu yönüyle spinning antrenmanlarının etkili olarak uygulanması sonucuna varılabilir.This study was planned to determine how 6-week spinning training affects antioxidant capacity and inducible nitric oxide synthase parameter, acutely and chronically. 19 physically active men were included in the study. Participants were randomly divided into 2 groups (experimental group n=9; control group n=10). While spinning training was applied to the experimental group for 6 weeks, no training program was applied to the control group. In order to determine the acute effect, 30-15 IFT tests were applied before and after the trainings. Total antioxidant capacity (TAC), total oxidant capacity (TOC), oxidative stress index (OSI), paraoxonase 1 (PON1), arylesterase (ARE) and inducible nitric oxide synthase (iNOS) parameters were analyzed before and after the test by taking blood samples from the participants. To determine the effect of acute and spinning training, repeated measurements analysis of variance was applied. It was determined that there was a significant increase in VO2max values of the participants in the experimental group after 6 weeks of spinning training (p0,05). As a result, it can be concluded that 6-week spinning trainings increase the VO2max value and antioxidant capacity, and that spinning training is effectively applied

    Coach of physical education and classroom

    No full text
    YÖK Tez No: 639915Bu çalışma beden eğitimi öğretmenleri, antrenörler ve sınıf öğretmenlerinin epilepsi bilgi düzeylerini tespit etmek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya 137 erkek ve 87 kadın olmak üzere 224 katılımcı ile tamamlanmıştır. Araştırmaya katılanların 84'ü Beden Eğitimi Öğretmeni, 78'i Sınıf Öğretmeni ve 62'si ise Antrenördür. Araştırmada kullanılan bilgi ölçeği, 10 sorudan oluşan ―Epilepsi Bilgi Düzeyi Ölçeği‖ uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler yüzde, frekans değerleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlarda öğretmen ve antrenörlerin epilepsi hakkında yeterli bilgi düzeyine sahip olmadığı ve ilk yardım uygulanmasının doğru uygulamaların yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buradan yola çıkarak epilepsi hakkında yeterli bilgi ve ilk yardım konusunda antrenör, sınıf öğretmenleri ve beden eğitimi öğretmenlerinin eğitim programlarının içeriğinin yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.In this study, we aimed to determine that how the level of knowledge about epilepsy of the class teachers, coaches and physical education teachers. 137 men and 87 women, in total 224 people, were get involved to this study. 84 of the participants are physical education teachers, 78 of the participants are class teachers and 62 of the participants are coaches. In this study, we asked 10 questions to each participants that the questions derived from the study "Epilepsy Knowledge Level Scale". The responses were evaluated and analysed using the percentage of frequency values. The results shows us that the participants have no knowledge about epilepsy, but also applying the first aid partly correct way. In the light of this study, we suggest that redesign the content of education program of epilepsy and the first aid which included the education of the teachers and the coaches

    Examination of water polo athletes' lower and upper extremity isokinetic strength parameters and speed performance

    No full text
    YÖK Tez No: 661060Bu çalışmanın amacı; Su topu sporcularının izokinetik alt ve üst ekstremite parametrelerinin sürat performansı ile ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya 15-17yaş arası, 10 elit erkek sutopu oyuncusu gönüllü olarak katıldı. Sporcuların sağ ve sol omuz internal/ekternal rotator, sağ ve sol diz fleksiyon/ekstantion izokinetik kuvvet ölçümleri (60° ve 180 açısal hız) ve 25 metre yüzme sürat ölçümleri yapıldı. Verilerin analizinde linear regresyon analizi kullanıldı, anlamlılık düzeyi olarak p.05, R2=-.28) ve 180 ° açısal hız sağ ve sol diz ekstansiyon ve fleksiyon, arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir (F(4,9)= 1.26, p>.05, R2= .50). Ayrıca sporcuların 25m ile 60°açısal hız sağ ve sol omuz eksternal ve internal rotasyon değerleri ile 180°açısal hız sağ ve sol omuz eksternal ve internal rotasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir (F(4,9)= 2.63, p>.05, R2=.68). Sonuç olarak yüzme sırasında akışkan biyomekaniğinin çekici gücü kol ve omuz kaslar tarafından sağlandığı, diz kaslarının ise destekleyici rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca su topu sporcularının gövde, kol ve omuz kaslarının pelvik ve diz kaslarına göre yüzme sırasındaki enerji ve kuvvet gereksiniminin daha fazla olması performans için önemli bir etken olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle elit su topu oyuncularının üst ekstremite kaslarının alt ekstremite kaslarına oranla daha yüksek seviyede antrene olabildikleri görüşünü desteklemektedir.The aim of this study is to examine the relationship between the isokinetic lower and upper extremity parameters and speed performance of water polo athletes. Ten elite male water polo players, aged 15-17, voluntarily took part in the study. Right and left shoulder internal / external rotator, right and left knee flexion/extension isokinetic force measurements (60° and 180°) and 25m swimming speed measurements were measured. Linear regression analysis was used to analyze the data, p .05, R2 = -. 28) and 180° right and left knee extension and knee flexion, there was no statistically significant difference (F (4,9) = 1.26, p> .05, R2 = .50). Furthermore, no statistically significant difference was found between the external and internal rotation values of 25m and 60 ° right and left shoulder and external and internal rotation of the right and left shoulders 180 ° (F (4.9) = 2.63, p> .05, R2 = .68). As a result, it is thought that the major force that draws the fluid during swimming is provided by the arm and shoulder muscles, while the leg muscles play a supporting role. In addition, it is thought that water polo players' body, arm and shoulder muscles need higher energy and force requirements during swimming than pelvic and leg muscles are an important factor for performance. Therefore, it is supported by the view that the upper extremity muscles of elite water polo players can be trained at a higher level than lower extremity muscles

    12-14 yaş erkek öğrencilerin benlik saygı düzeylerinin incelenmesi

    No full text
    Tez, yazarı tarafından 29.12.2020 tarihine kadar erişime kısıtlanmıştır.Çalışmanın amacı, 12-14 yaş aralığındaki erkek öğrencilerin benlik saygısı düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırmaya 2016-2017 yılı eğitim öğretim döneminde toplamda 701 erkek öğrencinin katıldığı ve yaş aralıklarının 12–14 olduğu gözlemlenmiştir. Basit yansız örneklem yöntemi ile seçilen okullardan yaş ortalaması X yaş=12.78±0.80 olan katılımcılara Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (Rosenberg’s Self Esteem Scale) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu olmak üzere 2 farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılımları göz önünde bulundurularak, bağımsız örneklemlerde t-testi ve pearson momentler çarpımı korelasyon testi uygulanmış, anlamlılık düzeyi 0.05 alınmıştır. Araştırma bulgularında katılımcılar arasında en yüksek benlik saygısı düzeyi 14 yaş olarak tespit edilmiş fakat diğer yaşlara göre istatistiksel olarak herhangi bir farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca anneleri çalışmıyor olan öğrencilerin, anneleri çalışanlara göre daha yüksek benlik saygısı düzeyleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır [T(699)= 2.096; p<0.05]. Erkek öğrencilerin akademik not ortalamaları incelendiğinde, benlik saygı düzeyleri ile pozitif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur (r= .158; p<0.05). Bu bulgu göstermektedir ki, not ortalamaları azaldıkça, benlik saygı düzeyleri yükselmektedir. Son olarak ulusal düzeyde sportif karşılaşmalarda başarılı olma durumlarına göre benlik saygısı düzeyi puan ortalamaları ile ilgili olarak negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur (r= -.079; p<0.05). Bu bulgu göstermektedir ki, başarılı olma sayıları arttıkça, benlik saygı düzeyleri de yükselmektedir. Araştırmanın sonuçlarına göre, özellikle ergenlik dönemindeki erkek öğrencilerin spor faaliyetlerine kontrollü olarak daha fazla katılımlarını sağlamak ve aynı zamanda eğitim öğretim sürecindeki öğretmen ve antrenörlerinin de bilinçlendirilmesi önem teşkil etmektedir. Ayrıca öğrencilerin ebeveyn bağlanma ve anne ile olan iletişimlerinin desteklenmesi benlik saygı gelişimine önemli ölçüde etki ettiği söylenebilmektedir.The aim of the interview is to determine the levels of self-esteem of male students aged 12-14 years. It was observed that a total of 701 male students participated in the study during the academic year of 2016-2017 and the age ranges were 12-14. Rosenberg's Self Esteem Scale and the personal information form prepared by the researcher were used for the data collection. The data were collected by the simple unbiased sampling method and the age average of the students selected was Xyaş=12.78±0.80. Taking the normal distributions of data into consideration, T-Test and Pearson Moment Product correlation test were applied to independent samples and the significance level was taken as 0.05. Among the participants, the highest self-esteem level was found to be 14 years old, but no statistically significant difference was found according to other ages. Also, it was concluded that the students whose mothers did not work had higher levels of self-esteem than their mothers [T(699)= 2.096; p<0.05]. When male students' academic grade averages were examined, there was a low positive correlation with self-esteem levels (r = .158; p <0.05). This finding suggests that as grades decrease, self-esteem levels rise. Finally, there was a low negative correlation (r= -.079, p<0.05) with respect to the average score of selfesteem level according to the successfulness in sporting competitions at national level. This finding suggests that as the number of successes increases, self-esteem levels also raise. According to the results of the research, it is important to ensure more participation of male students, especially during adolescence, in control of sports activities, and at the same time raise awareness of the teachers and coaches in the educational process. Furthermore, it can be argued that the support of students' parental attachment and communication with the mother has a significant effect on the development of self-esteem

    Basketbol eğitimi alan genç sporcularda kor egzersizin sinir ileti hızına etkisi

    No full text
    06.03.2018 tarih ve 30352 sayılı Resmi gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.Bu çalışmanın amacı, genç basketbolcularda kor egzersizin sinir ileti hızına etkisinin belirlenmesidir. Çalışmaya U18 basketbol takımında yer alan ve yaş ortalamaları 18.4±0.78 yıl, boy ortalamaları 191.6±8.65 cm ve kilo ortalamaları ise 80.9±10.15 kg olan ve herhangi bir sakatlığı olmayan 10 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporculara ön ve son EMG testi ve 8 hafta süreyle haftada 3 gün kor egzersiz programı uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde, tüm veriler için tanımlayıcı istatistik (ortalama ve standart sapma) uygulanmış. İlk ve son test için gruplara MANOVA testi ile yorumlanmışır. Araştırma sonucunda sporcuların ön test ve son test EMG değerlerinde, dominant ve nondominant elin, bilek, dirsek ve dirsek üstü bölgesinde istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmada sonuç olarak; basketbol eğitimi alan genç sporculara uygulanan 8 haftalık kor egzersizin hem dominant el hem de non dominat el sinir ileti hızlarında istatistiki açıdan anlamlı fark oluşturmadığı tespit edilmiştir.Aim of this study was to determine effect of core exercise on nerve conduction velocity in young basketball players. Participants were 10 young U18 basketball players whose average age was 18.4±0.78 years, average height was 191.6±8.65 cm and average weight was 80.9±10.15 kg. They took 8 weeks core exercise intervention three times a week. EMG test was applied before and after intervention. Descriptive statistic and repeated measure MANOVA were used for statistical calculations. Results showed that there were no significant differences on wrist, elbow and axilla of dominant and nondominant hands according to pre and post test EMG values. As a conclusion, it was determined that 8 weeks core exercise intervention had no statistically significant differences neither dominant and nor nondominant hand nerve conduction velocity values in young basketball players

    Investigation of the effect of strength on balance in basketball players

    No full text
    YÖK Tez No: 692167Çalışmada basketbolda sırt ve bacak kuvvetinin statik ve dinamik denge ile ilişkisinin hangi düzeyde olduğu incelenmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 21.5±2.0 yıl, boy uzunluk ortalamaları 187.93±8.84 cm, vücut ağırlıkları ise 82.51±12.55 kg olan toplam 16 erkek basketbolcu katılmıştır. Sporculara Bacak kuvveti, Sırt kuvveti, Denge Testi Otur eriş testi, Counter Movement Jump Testi, T-drill testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini belirlemek için Lineer Regresyon Analizi ve sporcuların sağ-sol bacak, çift bacak dinamik ve statik denge değerleri arasında farkı belirlemek için Indepent T Test uygulanmıştır. Sonuç olarak sporcuların statik ve dinamik denge parametrelerinde ortalama değerlerinin farklı olmasına rağmen istatistiki açıdan anlamlı fark tespit edilmemiştir. Sporcuların statik denge parametreleri sağ bacak ile çift bacak arasında (PC= .787, p<0.05); sol bacak statik denge parametresinde ise hem sağ bacak (PC=.791, p<0.05) hem de çift bacak (PC=.688, p<0.05) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sırt kuvveti ile bacak kuvveti arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir (PC=.004, p<0.05). Sporcuların dinamik denge durumunda sağ bacak ile çift bacak arasında (PC= .874, p<0.05); sol bacak ile hem sağ bacak (PC=.566, p<0.05) hem de çift bacak (PC=.589, p<0.05) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında sporcuların dinamik denge durumunda sırt kuvveti ile bacak kuvveti arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir (PC=.004, p<0.05). Sonuç olarak sporcuların kuvvet ve denge parametreleri arasında ki ilişkinin basketbol gibi her iki tarafı etkin kullanılması bu değerlerin antrene edilmesini ön plana çıkarmaktadır. Antrenör ve sporcular antrenman programlarını bu yönde uygulamaları önerilmektedirThe aim of this study is to examine the level of relationship between back and leg strength in basketball players with static and dynamic balance. For the study, 14 volunteer male basketball players with an average height of 185.98±4.26cm, an average age of 21.88±1.05 years and an average weight of 79.01±5.48kg were constituted. Leg Strength, Back Strength, Balance Test, Flexibility, Counter Movement Jump (Cmj) Test and T-drill Test were applied to the players. In the light of the data obtained from the players, the Indepent T Test was applied to determine the difference between the dynamic and static balance values of the rightleft leg and both legs. The p<0.05 value was taken as analysis of significance in the evaluation of the research data. In the dynamic balance parameters of the players, while the right-left leg and double leg static balance parameters were (4051.56±1382.97; 3816.87±1225.45; 4841.68±1811.28), respectively, the right-left leg and double leg dynamic balance parameters were (4579.87±1312.09; 4449.75±1261.76; 5116.18±1599.13). Although the mean values of the players in both static and dynamic balance parameters were different, no statistically significant difference was detected (p<0.05). It was determined that there was a positive significant relationship between the right leg and both legs of the players (PC= .874, p<0.05); between the left leg and both the right leg (PC=.566, p<0.05) and both legs (PC=.589, p<0.05). In addition, it has been determined that there is a positive significant relationship between back strength and leg strength in the dynamic balance state of the players (PC=.004, p<0.05). Besides, it was determined that there was a positive significant relationship between the static balance parameters of the players were between the right leg and both legs (PC= .787, p<0.05); both the right leg (PC=.791, p<0.05) and both legs in the left leg static balance parameter, (PC=.688, p<0.05). As a result, it is expected to evaluate the technical developments of the players, to follow the development of the players and to contribute to the creation of appropriate training programs

    The effects of core exercises on adult women's nerve conduction velocity

    No full text
    Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Spor Bilimleri Ana Bilim DalıBu çalışmanın amacı yetişkin kadınlarda core egzersizinin sinir ileti hızına etkisini incelemektir. Çalışmaya, 26-34 yaş aralığında 22 yetişkin kadın katılmıştır. Katılımcılar rastgele yöntem kullanılarak deney (n=12) ve kontrol (n=10) grubu olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Çalışmada deney ve konrol grubunun üst ekstremite sinir ileti hızları ölçülerek ön test verileri toplanmıştır. 4 haftalık core egzersiz programı sonrasında deney ve kontrol grubundan son test verileri alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programında karışık ölçümlerde anova istatistiksel işlemi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde kontrol ve deney grubun latency ön ve son testleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir (F(1,21)= .26, p>.05). Katılımcıların peak (F(1,21)= .32, p>.05) ve velocity (F(1,21)= .06, p>.05) ön test ve son test değerlerinde de anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Katılımcıların motor right unlar bilek son test değerleri incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında latency (F(1,21)= .70, p>.05), peak (F(1,21)= .09, p>.05) ve velocity (F(1,21)= .95, p>.05) değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Kontrol ve deney latency ön ve son testleri arasında istatistiksel anlamlı fark tespit edilmemiştir (F(1,21)=.80, p>.05). Katılımcıların peak (F(1,21)=2.14, p>.05) ve velocity (F(1,21)=3.29, p>.05) değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcıların motor left ulnar bilek son test değerleri incelendiğinde, kontrol ve deney grupları arasında latency (F(1,21)=.17, p>.05), peak (F(1,21)=.20, p>.05) ve velocity (F(1,21)=.48, p>.05) değişkenleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcıların grup içi motor ulnar dirsek ön ve son test latency (F(1,21)=.00, p>.05), peak (F(1,21)=.51, p>.05) ve velocity (F(1,21)=.08, p>.05) değişkenleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcıların motor right ulnar dirsek son test değerleri incelendiğinde, kontrol ve deney grupları arasında latency (F(1,21)=.45, p>.05), peak (F(1,21)=.33, p>.05) ve velocity (F(1,21)=.08, p>.05) değerleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak uygulanan 4 haftalık core egzersiz programının üst ekstremite median ve ulnar sinir ileti hızlarında ortala değerleri üzerinde farklılığın olduğu farklı egzersiz çalışmaları ile desteklenebilir.The purpose of this study was to examine effects of core exercises on adult women's nerve conduction velocity. There were 22 adult women age ranged from 26 to 34 years. Participants were randomly divided experimental (n=12) and control (n=10) groups. Pre-test data were collected with measuring experimental and control group participants' upper extremity nerve conduction velocity. After 4 weeks core exercise training program, post-test data were collected. Data were analyzed with SPSS 25.0 package program. To statistical calculation, mixed ANOVA was conducted. Latency results indicated that there was no significant difference between pre and post test data in both control and experimental groups (F(1,21)= .26, p>.05). There weren't significant difference between pre and post test results on Peak (F(1,21)= .32, p>.05) and velocity (F(1,21)= .06, p>.05) variables. Participants' motor right ulnar wrist post test results showed that there were no significant difference on latency (F(1,21)= .70, p>.05), peak (F(1,21)= .09, p>.05) and velocity (F(1,21)= .95, p>.05). Non-significant difference was detected on control and experimental group latency pre and post test results (F(1,21)=.80, p>.05). Participants' peak (F(1,21)=2.14, p>.05) and velocity (F(1,21)=3.29, p>.05) results did not significantly differ. According to participants' motor left ulnar wrist post-test results, there were no significant difference between control and experimental groups on latency (F(1,21)=.17, p>.05), peak (F(1,21)=.20, p>.05) and velocity (F(1,21)=.48, p>.05). Moreover, participants' within group motor ulnar elbow pre and post test results did not significantly differ in terms of latency (F(1,21)=.00, p>.05), peak (F(1,21)=.51, p>.05) and velocity (F(1,21)=.08, p>.05). When participants' motor right ulnar elbow post test results were examined, control and experimental group participants' latency (F(1,21)=.45, p>.05), peak (F(1,21)=.33, p>.05) and velocity (F(1,21)=.08, p>.05) results did not significantly differ. As a conclusion, 4 weeks core exercise training program might be supported with different exercise programs which affect upper extremity median and ulnar nerve conduction velocity level
    corecore