1,721,025 research outputs found
The effect of rebozo massage on waist and back pain of pregnant women
Amaç: Çalışmanın ana amacı, Rebozo uygulamasının son trimesterdaki gebelerin bel ve sırt ağrısı üzerine etkisini incelemektir.
Yöntem: Çalışmanın veri toplama aşaması Temmuz- Kasım 2019 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Doğum Hastanesi Gebe Okulu’ nda yapılmıştır. Çalışmaya katılım için uygun kriterleri sağlayan 31 gebe randomize edilmiş kontrol grubu için 17, masaj grubu için 14 gebenin verileri analiz edilmiştir. Örnek seçim süreci CONSORT kriterlerine göre yapılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında “Gebe Tanıtım Formu”, “Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ)” ve masaj grubu için ayrıca “Rebozo Masajına İlişkin Düşünceler” formları kullanılmıştır. Rebozo masajı grubuna 4 hafta boyunca haftada 1 gün, toplam 4 defa Rebozo masajı uygulanmıştır. Her masaj seansı öncesi ve sonrasında “GKÖ” formu doldurtulmuştur, Rebozo masajından memnun olup olmadıklarını değerlendirmek amacıyla “Rebozo Masajına İlişkin Düşünceler” formu da kullanılmış ve değerlendirilmiştir. Kontrol grubuna ise herhangi bir girişimde bulunulmamış, ilk görüşmede “Gebe Tanıtım Formu” ve “GKÖ”, son görüşmede “GKÖ” kullanılarak ağrı düzeyleri değerlendirilmiştir. Daha sonra iki grup arasındaki ağrı düzeylerinde farklılık olup olmadığı değerlendirilmiştir
Bulgular: Çalışmaya katılan grupların tanımlayıcı özellikleri ve gebelik özellikleri açısından anlamlı fark olmadığı, grupların benzer olduğu saptanmıştır (p>0,05). Çalışmanın sonunda GKÖ puanları bakımından her iki grup arasında anlamlı fark olduğu (p=0,001) ve kontrol grubunun ilk ve son GKÖ puanları arasında anlamlı değişme olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Masaj uygulama sayısının ağrı üzerine etkisi olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Çalışmanın sonunda masaj grubunun Rebozo masajına ilişkin düşünceleri incelendiğinde; %64,6’sının rahatlatıcı, %21,4’ünün iyi olduğunu düşündükleri, yapılan masajın süresi için %64,3’ü yeterli, %35,7’si daha uzun olmalı cevabını vermiş, memnuniyet durumları incelendiğinde ise %57,1’inin oldukça memnun kaldım, %28,6’sının çok memnun kaldım cevaplarını verdikleri saptanmıştır.
Sonuç: Çalışmanın en belirgin sonucu, Rebozo masajı bel ve sırt ağrılarını azaltmaktadır. Yapılan Rebozo masajından gebelerin büyük bir kısmının memnuniyeti yüksektir. Hemşire ve ebelerin farmakolojik olmayan ve ağrıyı azaltan bu masaj türünü öğrenerek, sağlık kuruluşlarında rutin gebelik hizmetleri olarak sunmaları önerilmektedir.Aim: The main purpose of this study was to investigate the effect of Rebozo on low back and back pain in pregnant women in the last trimester.
Method: The data collection phase of this study was performed between July 2019 and Nowember 2019 at T.C. Health Sciences University Maternity Hospital Pregnant School by data were collected from 36 pregnant women who met the criteria for the study were randomized and the data of 17 pregnant women for control group and 14 pregnant women for the massage group were analyzed. The sample selection process was conducted according to the CONSORT criteria. Pregnant Description Form, VAS (Visual Analog Scale) forms were used to collect the data of the study. Rebozo massage group received 4 Rebozo massage once a week for 4 weeks. The VAS form was completed before and after each massage session, the Thoughts on Rebozo Massage Form was also used to evaluate whether or not they were satisfied with the Rebozo massage. No intervention was made to the control group. Pain levels were evaluated by using VAS, first and last interviews. Then, it was evaluated whether there was a difference in pain levels between the two groups. Findings: The desciptive and gestational characteristics of the groups were significantly similar (p>0,05). At the end of the study, it was found that there was a significant diffirence between two groups in terms of VAS scores (p=0,001) and there was no significant difference between first and last VAS scores of the control group (p>0,05). At the end of the study, when the thoughts of the masage group about Rebozo massage were examined, %64,6 thought that they were relaxing, %21,4 thought that they were good, %64,3 of them should be sufficient for the duration of the massage and %35,7 of them should be longer. When the satisfaction status were examined, it was found that %57,1 were very satisfied and %28,6 were very satisfied.
Conclusion: The most significant result of the study reduces the waist and back pains of Rebozo massage. Most of the pregnant women are satisfied with the Rebozo massage. It is recommended that nurses and midwives learn this type of massage that is non-pharmological and relieves pain and offer them as routine pregnancy services in health institutions
The effect of cabbage leave application in mothers having breast engorgement
Amaç: Çalışmada angorjman gelişen annede lahana uygulamasının ağrıya, meme dokusundaki rahatlamaya, pompayla sağılan süt miktarına ve annenin kaygı düzeyi ile lahana uygulamasından memnuniyetine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Çalışma Eylül 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde bebeği yatan ve her iki memesinde angorjman gelişen 18 anne ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında “Anne Tanıtım Formu” ve Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Annenin bir memesine iki saat lahana uygulanmıştır. Diğer memeye herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Sonra her iki meme de aynı anda, aynı vakum ve hız ayarında elektronik süt sağma pompasıyla sağılmıştır. Bu sağma işleminden sonra annenin iki memesi için ağrı, rahatlama, memnuniyet düzeyi, sağılan sütün miktarı ve kaygı düzeyi tekrar değerlendirilmiştir.
Bulgular: Annelerin yaş ortalaması 29.78±6.44 yıl olarak bulunmuştur. Annelerin %88.9’u isteyerek gebe kalmıştır. Annelerin %61.1’inin ilk doğumu olduğu, %38.9’unun iki ve daha çok doğum yaptığı belirlenmiştir. Annelerin %38.9’u vajinal doğum, %61.1’i sezaryen doğum yapmıştır. Bebeklerin %61.1’i 37 haftanın üstünde doğmuştur. Annelerin doğum sonrası iki ile 15. günleri arasında angorjman sorununun başladığı saptanmıştır. Annelerin yaşadıkları angorjmanın emzirme ya da sağma işlemlerini etkileme durumları incelendiğinde; %27.8’inin az, %27.8’inin orta ve %44.4’ünün çok etkilendiği belirlenmiştir. Annelerin ağrı şiddeti ortalaması lahana uygulanmayan memede 6.50±1.98, lahana uygulanan memede 3.56±2.12 olup; lahana uygulanan memedeki ağrı şiddeti, lahana uygulanmayan memeden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır (p=0.001, p<0.01). Annelerin rahatlama düzeyi ortalaması lahana uygulanmayan memede 4.33±1.24, lahana uygulanan memede 7.38±1.95 olup; lahana uygulanan memedeki rahatlama düzeyi, lahana uygulanmayan memeden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0.001, p<0.01). Annelerin memnuniyet düzeyi ortalaması lahana uygulanmayan memede 4.72±1.71, lahana uygulanan memede 7.94±2.10 olup; lahana uygulanan memedeki memnuniyet düzeyi, lahana uygulanmayan memeden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0.001, p<0.01). Annelerin sağılan süt miktarı ortalaması lahana uygulanmayan memede 30.06±29.24 ml, lahana uygulanan memede 46.44±34.99 ml olup; lahana uygulanan memedeki sağılan süt miktarı, lahana uygulanmayan memeden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0.001, p<0.01). Annelerin durumluk kaygı ölçeği puan ortalaması lahana uygulaması öncesi 44.00±12.09, uygulama sonrası 34.33±8.76 puan olup; uygulama öncesine göre uygulama sonrası durumluk kaygı ölçeği puanlarındaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.001, p<0.01).
Sonuç: Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre angorjman gelişen annelerin lahana uygulanan memedeki ağrı şiddetlerinin ve durumluk kaygı ölçeği puanlarının lahana uygulanmayan memeden daha düşük olduğu, rahatlama ve memnuniyet düzeyleri ile süt miktarının ise önemli derecede yükseldiği bulunmuştur. Angorjman sorunu yaşayan annelere lahana uygulaması tavsiye edilebilir ve sağlık çalışanlarına bu uygulama konusunda eğitim verilebilir. Araştırmacılar da daha büyük örneklem gruplarıyla ve farklı çalışma tasarımlarıyla bu konuyu çalışabilirler.Objective: In this study, it is aimed to determine the effect of cabbage leaf application upon pain, allayment of breast tissue, amount of milk by pumping in maternal having engorgement, and upon the anxiety level of maternal and her contentedness from the application of cabbage leaf.
Method: The study has been conducted with 18 maternals whose infants were hospitalized in Neonatal Intensive Care Unit of Children’s Hospital in Faculty of Medicine of Ege University and whose both breasts had engorgement between the dates of September 2018 and January 2019. In the gathering of research data, “Maternal Description Form” and State-Trait Anxiety Inventory has been utilized. A leave of cabbage has been applied to a breast of maternal for two hours. But the other one hasn’t been applied. Afterwards both breasts have been milked through electronical milking pump simultaneously, at the same vacuum and speed. Thereafter the milking process, for both breasts of her, pain, allayment, level of contentedness, amount of milk taken by pumping, and level of anxiety has been re-evaluated.
Findings: Age average of mothers has been found as 29.78±6.44 years. Of 88.9% mothers appealingly became pregnant. It has been determined that 61.1% of the mothers had the first delivery, and 38.9% of them had had two and more deliveries. Of 38.9% of the mothers had vaginal delivery and 61.1% of them had C-section. Of 61.1% of them were born in a period of above 37 weeks. It has been determined that the engorgement problems of the mothers emerged between the second and 15th postnatal days. When the mothers are asked about the state of engorgement’s affection that they experienced on breastfeeding or milking process, 27.8% of them gave answers as it tinctures, 27.8% of them answered as it effects reasonably, and 44.4% of them responded as it effects dreadfully. The average of pain level in maternals has been found as 6.50±1.98 in the breast cabbage leaf that hasn’t been applied on, and as 3.56±2.12 in the breast cabbage leaf applied on, and the pain level in the breast cabbage leaf applied on has been determined as statistically significant lower level than the breast that hasn’t been applied on (p=0.001, p<0.01). The average of level of allayment in maternals has been ascertained as 4.33±1.24 in the breast cabbage leaf that hasn’t been applied on, and as 7.38±1.95 in the breast cabbage leaf applied on, and the level of allayment in the breast cabbage leaf applied on has been determined as statistically significant higher level than the breast that hasn’t been applied on (p=0.001, p<0.01). The average of contentedness level in maternals has been found out as 4.72±1.71 in the breast cabbage leaf that hasn’t been applied on, and as 7.94±2.10 in the breast cabbage leaf applied on, and the contentedness level in the breast cabbage leaf applied on has been determined as statistically significant higher level than the breast that hasn’t been applied on (p=0.001, p<0.01). The average of amount of milk taken by pumping in maternals has been found out as 30.06±29.24 ml in the breast cabbage leaf that hasn’t been applied on, and as 46.44±34.99 ml in the breast cabbage leaf applied on, and the amount of milk taken by pumping in the breast cabbage leaf applied on has been determined as statistically significant higher than the breast that hasn’t been applied on (p=0.001, p<0.01). Maternal state anxiety inventory point avearage has been found as 44.00±12.09 point before cabbage leaf application, and as 34.33±8.76 point after application, and the fall down in the points of state anxiety inventory of post-application has been found statistically significant in comparison to pre-intervention (p=0.001, p<0.01).
Conclusion: According to the findings obtained from research data, it has been concluded that the pain level and state anxiety inventory points of maternals having engorgement on the breast that cabbage leaf applied is lower than the breast on that hasn’t been applied, and the level of allayment and contentedness and the amount of milk has been increased significantly. The cabbage leaf application can be ordered to the maternals having difficulty with engorgement, and health care providers can be trained on the subject of this application. The researchers shall study with the larger sample groups and the more different research tasks on this issue
Web ortamında yapılan gebe eğitim programının gebelerin günlük yaşam aktivitelerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma web ortamında yürütülen gebe danışmanlığı ve gebe eğitim programının (WEBGEP), gebelerin günlük yaşam aktivitelerine(GYA) olan etkisini araştırmak amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Çalışmanın verileri 1 Temmuz 2005 ile 31 Mayıs 2006 tarihleri arasında toplanmıştır. Web sayfasına ulaşarak üye olan, gönüllü, internet kullanıcısı 161 gebe çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu gebelerden, sağlıklı tek fetus olan, formları zamanında dolduran, 12-26 gebelik haftasında olan 32 gebe örnekleme alınmıştır. Çalışmada eğitim, danışmanlık ve veri toplama basamakları “http://web.deu.edu.tr/gebelik” isimli web sitesi üzerinden yürütülmüştür. Çalışmaya katılan gebelere bireysel danışmanlık ve 7 haftalık standart eğitim verilmiştir. Veri toplamada gebe ve eşlerinin sosyodemografik özelliklerini, gebelerin minör rahatsızlıklarını, gebelerin günlük yaşam aktivitelerini belirlemek ve yönteme ilişkin görüş ve önerilerini saptamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen dört ayrı form kullanılmıştır. Gebelerin ölçümleri eğitim öncesi (EÖ), eğitim bitimi (EB) ve eğitim bittikten bir ay sonra (EBBAS) olmak üzere üç kez yapılmıştır. Yapılan üç ayrı ölçümde gebelerin GYA toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (P=.000). Gebelerin GYA puanları giderek yükselmiştir. GYA puandaki artış, gebelerin, eğitim bittikten sonra da bilgileri kullanmaya devam ettiklerini göstermektedir Gebeler bu yöntemle eğitim almalarına ilişkin olumlu görüşler bildirmişlerdir. Tüm bu sonuçlar gebelikte eğitim ve danışmanlığın gebelerin günlük yaşam aktivitelerini olumlu yönde etkilediğini ve hemşirelerin web ortamında gebelere eğitim ve danışmanlık verebileceğini göstermiştir
Farklı iki kültürdeki kadınların doğum öncesi ve sonrası dönemlerine ilişkin geleneksel inanç ve uygulamalarının incelenmesi
Anne ve bebek sağlığını etkileyebilecek doğum öncesi ve sonrası geleneksel inanç ve uygulamaları anlamak sağlık uzmanları için kritik öneme sahiptir. Bu çalışma Yalçın ve Koçak (2012) tarafından geliştirilen Fonksiyonel Olmayan İnanç ve Uygulamalar Ölçeğinin Suriye kültürü ve diline uyarlamasının yapılması ve Türk ve Suriyeli kadınların doğum öncesi ve sonrası geleneksel inanç ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma metodolojik ve kesitsel araştırma tipinde olup Aralık 2022 – Aralık 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmada Türk örneklem grubu için Balıkesir ili Bandırma ilçesindeki bir aile sağlığı merkezinden; Suriyeli örneklem grubu için Kilis ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı Suriyeli göçmenlere hizmet eden 1. basamak bir sağlık merkezinden veri toplanmıştır. Çalışmaya 228 Suriyeli katılımcı ölçek geçerlik güvenirlik aşamasında, 92 Suriyeli ve 85 Türk katılımcı iki kültürün incelenmesi aşamasında olmak üzere toplamda 320 Suriyeli ve 85 Türk katılımcı dahil edilmiştir. Ölçeğin Suriye kültür ve Arapça dilinde geçerlik güvenirlik çalışmaları sonucunda 25 madde ve dört alt boyuttan oluşan, %53 toplam varyansa sahip bir ölçek elde edilmiştir. Araştırma bulguları farklı iki kültürün geleneksel inanç ve uygulamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu ortaya koymuştur. Türk kadınlar Suriyeli kadınlara oranla doğum öncesi ve sonrası dönemlerde daha az geleneksel yöntemlere başvurmaktadır. İki kültür arasındaki farklılıkları açıklayan demografik ve obstetrik faktörler yaş, eğitim seviyesi, çocuk sayısı, aile tipi ve gelir seviyesidir. Bu çalışma iki kültür arasındaki kültürel uygulamaların yalnızca ortak yönlerini değil, aynı zamanda ayırt edici unsurlarını da analiz eden karşılaştırmalı analizler içermektedir. Suriye bağlamına uyarlanan, fonksiyonel olmayan inanç ve uygulamalar ölçeğini kullanan bu çalışma, bu inançların kültürel uyarlamaları ve çağdaş ortamlardaki geçerliliği hakkında yeni bilgiler sunmaktadır.Understanding prenatal and postnatal traditional beliefs and practices that may affect maternal and infant health is critical for healthcare professionals. This study was conducted by Yalçın and Koçak (2012) to adapt the Dysfunctional Beliefs and Practices Scale to Syrian culture and language and to examine the prenatal and postnatal traditional beliefs and practices of Turkish and Syrian women. The study is a methodological and cross-sectional research type and was conducted between December 2022 and December 2023. For the Turkish sample group, data were collected from a family health center in Bandırma district of Balıkesir province; for the Syrian sample group, data were collected from a primary health center serving Syrian immigrants affiliated to the Ministry of Health in Kilis province. A total of 320 Syrian and 85 Turkish participants were included in the study, including 228 Syrian participants in the validity and reliability phase of the scale, 92 Syrian and 85 Turkish participants in the two-culture analysis phase. As a result of the validity and reliability studies of the scale in Syrian culture and Arabic language, a scale consisting of 25 items and four sub-dimensions with a total variance of 53% was obtained. The findings of the study revealed a statistically significant difference between the traditional beliefs and practices of the two cultures. Syrian women use more traditional methods in prenatal and postnatal periods compared to Turkish women. The demographic and obstetric factors that explain the differences between the two cultures are age, education level, number of children, family type and income level. This study includes comparative analyses that analyze not only the commonalities but also the distinctive elements of cultural practices between the two cultures. Using a scale of dysfunctional beliefs and practices adapted to the Syrian context, this study provides new insights into the cultural adaptations of these beliefs and their validity in contemporary settings
Primipar adölesan gebelere web tabanlı ve yüz yüze verilen emzirme eğitimi etkinliğinin değerlendirilmesi
Çalışma primipar adölesan gebelere web tabanlı ve yüz yüze verilen emzirme eğitimi etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla randomize kontrollü bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırma Mart 2023 ve Aralık 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Polikliniklerinde yürütülmüştür. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan 45 Kitapçık Destekli Yüz Yüze Emzirme Eğitimi Programı (KİDYEP), 45 Web Tabanlı Video Destekli Emzirme Eğitimi Programı (WEBVİDEP) ve 45 kontrol grubu olmak üzere toplam 135 primipar adölesan gebe dahil edilmiştir. Ön test verileri üçüncü trimesterde gruplara sosyo-demografik veri formu, anne sütü ve emzirme bilgi formu, emzirme öz-yeterlilik kısa form ölçeği (antenatal şekli) uygulanarak toplanmıştır. Ön test verileri toplandıktan sonra KİDYEP grubuna emzirme eğitimi kitapçığı ile yüz yüze emzirme eğitimi programı, WEBVİDEP grubuna web tabanlı video destekli emzirme eğitimi programı uygulanmıştır. Doğumdan sonra birinci ve altıncı haftalarda gruplara anne sütü ve emzirme bilgi formu, LATCH emzirmeyi tanılama ve değerlendirme ölçeği ve emzirme öz-yeterlilik kısa form ölçeği (postnatal şekli) uygulanarak veriler toplanmıştır. Doğumdan sonra altıncı haftada yapılan son teste göre bebeği sadece anne sütü ile besleme durumu kontrol grubunda %53,5 iken KİDYEP grubunda %97,7 ve WEBVİDEP grubunda %95,2 olarak bulunmuştur. Kontrol grubunda bebeği toplam anne sütü ile beslemeyi düşünme sürelerinin ortalaması 18,9 ay iken KİDYEP grubunda 24 ay ve WEBVİDEP grubunda 21,9 ay olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda emzirme konusunda bilgi düzeyi ortanca değeri 5, KİDYEP grubunda 6 ve WEBVİDEP grubunda 6 olarak elde edilmiştir. Kontrol grubunda EÖYÖ ortanca değeri 51, KİDYEP grubunda 58 ve WEBVİDEP grubunda 57,5 olarak elde edilmiştir. Kontrol grubunda LATCH ortalama değeri 7,80, KİDYEP grubunda 8,86 ve WEBVİDEP grubunda bu değer 9,06 olarak elde edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda KİDYEP ve WEBVİDEP grubundaki annelerin sadece anne sütü ile besleme oranları, bebeği toplam anne sütü ile beslemeyi düşünme süreleri, anne sütü ve emzirme bilgi düzeyleri, emzirme öz yeterlilik düzeyleri ve emzirme başarıları kontrol grubuna göre yüksek bulunup, hem kitapçık destekli yüz yüze emzirme eğitimi programı hem de web tabanlı video destekli emzirme eğitimi programının benzer şekilde etkili olduğu bulunmuştur.The present study was conducted as a randomized controlled trial to evaluate the effectiveness of web-based and face-to-face breastfeeding education given to primipara adolescent pregnant women. The study was conducted between March 2023 and December 2023 at the University of Health Sciences Van Training and Research Hospital Obstetrics and Gynecology Polyclinics. A total of 135 primipara adolescent pregnant women who met the inclusion criteria were included in the study, including 45 in the Booklet Supported Face-to-Face Breastfeeding Education Program (KİDYEP), 45 in the Web-Based Video Supported Breastfeeding Education Program (WEBVİDEP) and 45 in the control group. Pre-test data were collected in the third trimester by applying socio-demographic data form, breast milk and breastfeeding information form, and breastfeeding self-efficacy short form scale (antenatal form) to the groups. After the pre-test data were collected, a face-to-face breastfeeding education program with a breastfeeding education booklet was administered to the KİDYEP group, and a web-based video-assisted breastfeeding education program was administered to the WEBVİDEP group. Data were collected by applying breast milk and breastfeeding information form, LATCH breastfeeding identification and evaluation scale and breastfeeding self-efficacy short form scale (postnatal version) to the groups at the first (midtest) and sixth (posttest) weeks after delivery. According to the post-test conducted at the sixth week after birth, the rate of exclusive breastfeeding was found to be 53.5% in the control group, 97.7% in the KİDYEP group and 95.2% in the WEBVİDEP group. While the mean total duration of considering breastfeeding was 18.9 months in the control group, it was found to be 24 months in the KİDYEP group and 21.9 months in the WEBVİDEP group. The median level of knowledge about breastfeeding was 5 in the control group, 6 in the KİDYEP group and 6 in the WEBVİDEP group. The median value of BSES was 51 in the control group, 58 in the KİDYEP group and 57.5 in the WEBVİDEP group. The mean value of LATCH was 7.80 in the control group, 8.86 in the KİDYEP group and 9.06 in the WEBVİDEP group. As a result of the present study, the rate of exclusive breastfeeding, the total duration of considering breastfeeding, breast milk and breastfeeding knowledge levels, breastfeeding self-efficacy levels and breastfeeding success of the mothers in the KİDYEP and WEBVİDEP groups were found to be higher than the control group, and both the booklet-supported face-to-face breastfeeding education program and the web-based video-supported breastfeeding education program were found to be similarly effective
Kadınların aile planlaması hizmetlerinden ve progesteron içeren kontraseptif kullanımından memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma; progesteron içeren kontraseptif (gebeliği önleyici yöntem) kullanan kadınların aldıkları genel aile planlaması hizmetinden ve kullandıkları progesteron içeren yöntemden memnuniyet düzeylerinin ve bunu etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla metodolojik, prospektif ve deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma iki aşamada gerçekleşmiştir. Birinci aşamada; aile planlaması hizmetleri ve progesteron içeren kontraseptif yöntem kullanımı memnuniyet durumlarını ölçen iki ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlilik çalışmalarının yapılabilmesi için İzmir'de bulunan sekiz Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi (AÇS/AP) ve S.S.K. Ege Kadın Hastalıkları ve Doğum Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Aile Planlaması Kliniği, Mart 2004-Mayıs 2004 tarihleri arasında uygulama alanı olarak kullanılmıştır. Birinci aşamanın sonunda yapılan geçerlilik ve güvenirlilik analizleri sonucunda; "Aile Planlaması Hizmeti Memnuniyet ölçeği"nin cronbach alpha değeri a=.91, pearson korelasyon katsayısı r=.98 olarak 296 saptanmıştır. "Progesteron İçeren Doğum Kontrol Yöntemleri İzlem Danışmanlığında Memnuniyet Ölçeği"nin Cronbach Alpha değeri a=.72, pearson korelasyon katsayısı r=.97'dir. ikinci aşamada ise; S.S.K. Ege Kadın Hastalıkları ve Doğum Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Aile Planlaması Kliniği'ne Mayıs 2004-Aralık 2004 tarihleri arasında bir doğum kontrol yöntemi kullanmak amacıyla başvuran 35 Implant ve 35 DMPA kullanan kadınlarla görüşülerek yapılmış ve kadınlar l.,3. ve 6. ayda olmak üzere 3 kez izlenmişlerdir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, sosyo-demografik ve tanıtıcı bilgiler formu, Aile Planlaması Hizmeti Memnuniyet ölçeği ile Progesteron içeren Doğum Kontrol Yöntemleri Izlem Danışmanlığı'nda Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca, eğitim sırasında araştırmacı tarafından hazırlanan rehberlerden yararlanılmış, eğitim sonrasında ise kadınlara broşür ve randevu kartı verilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sosyo-demografik özellikler ve tanıtıcı bilgiler sayı ve yüzde dağılımları olarak verilmiş, ölçeklerin Cronbach Alpha katsayıları hesaplanmış, kadınların her iki ölçekten aldıkları puan ortalamaları ve memnuniyet durumları belirlenmiş ve bağımsız değişkenlerle aralarında bir etkileşim olup olmadığını belirlemek için ONE-WAY ANOVA ve Student t-testleri yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi sonunda şu sonuçlar elde edilmiştir : . Araştırma kapsamındaki tüm kadınların (N=70) Aile Planlaması Hizmeti Memnuniyet ölçeği Cronbach Alpha değeri.70 olarak bulunmuştur.. Progesteron İçeren Doğum Kontrol Yöntemleri İzlem Danışmanlığında Memnuniyet Ölçeği'nin çalışma kapsamına dahil edilen kadınlara birinci (N=70), üçüncü (N=67) ve altıncı (N=61) ay sonunda uygulandıktan sonraki Cronbach Alpha değerleri sırasıyla.74,.57,.58 olarak saptanmıştır.. Kadınların verilen danışmanlık (X=85.26±3.65) ve kurum hizmetleri (X=44.46±3.22) ile genel olarak aile planlaması hizmetlerinden (X= 129.7 1+6.07) "Memnun" oldukları saptanmıştır.. Genel olarak aile planlaması hizmetleri memnuniyetini etkileyen kriterlerin; yaş grubu, eğitim, gelir durumu, adet miktarı ve gebelik sayısı olduğu saptanmıştır.. Kadınların, Progesteron İçeren Doğum Kontrol Yöntemleri'nden birinci ayda X=91.03±9.00, üçüncü ayda X=9 1,06+6,47 ve altıncı aydaX=89.51±6.85 oranında "Memnun" oldukları saptanmıştır.. Kadınların kullandıkları implant kontraseptif yöntemden memnuniyetlerini etkileyen faktörler; çalışma durumu ve yaşayan çocuk sayısı iken, DMPA'da; eğitim durumu, çalışma durumu, gelir durumu, ölü doğum yapmış olma durumu olarak belirlenmiştir. Hemşirelik bakımının değerlendirilmesi ve kalitenin belirlenmesinde bir geri bildirim sağlayan hizmet alanlara yönelik memnuniyet çalışmalarının arttırılması, daha geniş gruplara uygulanması ve hizmet alana yönelik memnuniyeti yükseltmek için de tüm sağlık personelinin bir ekip anlayışı içinde çalışması gerekmektedir
Determination of adaptation to pregnancy in pregnant women diagnosed with threatened preterm labor and undiagnosed with threatened preterm labor
Bu araştırma, erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebelerin gebeliklerine uyumlarını ve etkileyen faktörleri incelenmek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve karşılaştırmalı bir çalışmadır.
Araştırma Şubat 2019 - Haziran 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği ve Polikliniği’nde yürütülmüştür. Araştırmaya kliniğe yatışı yapılan erken doğum tehdidi tanısı alan 130 gebe ile aynı tarihte polikliniğe başvuran sağlıklı 130 gebe olmak üzere dahil edilme kriterlerine uygun toplam 260 gebe alınmıştır. Araştırma verileri “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği”ndeki alt ölçeklerden “Kendi ve Bebeğinin Sağlığı ile İlgili Düşünceleri”, “Gebeliğin Kabulü” ve “Annelik Rolünün Kabulü” alt ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25.0 programında; tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-wilk testi, Ki-kare testi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılarak incelenmiştir.
Erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebeler sosyodemografik özellikler açısından karşılaştırıldığında benzer olduğu belirlenmiştir. Tanı alan ve almayan gebelerin sosyodemografik açıdan benzer olması istenilen bir durumdur. Erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebeler obstetrik özellikler açısından karşılaştırıldığında gebelik haftası, gebelik sayısı, yaşayan çocuk sayısı, ölü doğum yapma, düşük doğum yapma durumu açısından benzer olduğu fakat canlı doğum durumu ve gebeliği isteme durumu açısından aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir.
Gebelerin “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği”nin “Kendi ve bebeği ile ilgili düşünceleri” alt ölçek puan ortalaması erken doğum tehdidi tanısı alan gebelerde 28,20±7,22, tanı almayan gebelerde 19,02±6,52 bulunmuştur. “Gebeliğin kabulü” alt ölçek puan ortalaması erken doğum tehdidi tanısı alan gebeler için 25,70±7,95, tanı almayan gebelerde 19,50±5,75 saptanmıştır. “Annelik rolünün kabulü” alt ölçek puan ortalaması erken doğum tehdidi tanısı alan gebeler için 20,51±4,35, tanı almayan gebeler için 21,47±5,34 saptanmıştır.
Erken doğum tehdidi tanısı alan ve almayan gebelerin PKDÖ alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında “Annelik rolünün kabulü” alt ölçek puan ortalaması arasında fark yok (p>0,05) iken, “Kendi ve bebeği ile ilgili düşünceleri” alt ölçek puan ortalaması ve “Gebeliğin kabulü” alt ölçek puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Erken doğum tehdidi tanısı alan gebelerin “Kendi ve bebeği ile ilgili düşünceleri” ve “Gebeliğin kabulü” açısından uyumlarının tanı almayan gebelerden daha düşük olduğu saptanmıştır (p=0,000).
Tüm gebelerin gebeliğe uyum durumlarının değerlendirilmesi ve ihtiyaçları doğrultusunda bakım verilmesi gerekmektedir. Hemşireler gebelerin karşılaştığı sorunlarla baş etmesini sağlayacak yaklaşımlar geliştirerek gebeliğe uyumunun artmasında gebeye yardımcı olmalıdır. Çalışmanın farklı ve daha kapsamlı örneklemlerle tekrarlanması önerilebilir.This descriptive and comparative study was conducted to investigate pregnant women’s adaptation to pregnancy who were diagnosed with threatened preterm labor or those who were not diagnosed with threatened preterm labor and factors affecting their adaptation.
The study was conducted between February 2019 and June 2019 in Ege University Medical Faculty Hospital Gynecology and Obstetrics Clinic and Outpatient Clinic. The study sample (n = 260) comprised 130 pregnant women who were admitted to the clinic with a diagnosis of threatened preterm labor and 130 healthy pregnant women who presented to the outpatient clinic between the aforementioned dates. The study data were collected using the “Personal Information Form” and the “Concern for Well-Being of Self and Baby”, “Acceptance of Pregnancy” and “Identification of a Motherhood Role” subscales of the “Prenatal Self-Evaluation Questionnaire”. The data obtained in the study were analyzed using the SPSS 25.0 program. The descriptive statistics, Shapiro-wilk test, Chi-square test, Kruskal Wallis test and Mann Whitney U test were used in evaluation of data.
The comparison of the participants diagnosed with threatened preterm labor and the participants not diagnosed with threatened preterm labor demonstrated that they were similar in terms of their sociodemographic characteristics. That the participants diagnosed with threatened preterm labor and the participants not diagnosed with threatened preterm labor were similar in terms of sociodemographic characteristics is desirable. The comparison of the participants in the two groups demonstrated that there were statistically significant differences between them in terms of their obstetric characteristics such as gestational week, the number of pregnancies, the number of living children, history of stillbirths, history of miscarriages, but there were statistically significant differences between them in terms of history of live births and whether the pregnancy was an intended one or not. While the mean scores the participants diagnosed with threatened preterm labor obtained from the “Concern for Well-Being of Self and Baby”, “Acceptance of Pregnancy” and “Identification of a Motherhood Role” subscales of the Prenatal Self-Evaluation Questionnaire were 28.20 ± 7.22, 25.70 ± 7.95 and 20.51 ± 4.35 respectively, those obtained by the participants not diagnosed with threatened preterm labor were 19.02 ± 6.52, 19.50 ± 5.75 and 21.47 ± 5.34 respectively.
The comparison of the participants diagnosed with threatened preterm labor and the participants not diagnosed with threatened preterm labor in terms of the mean scores they obtained from the subscales of the “Prenatal Self-Evaluation Questionnaire” indicated that while there were no differences between them in terms of “Identification of a Motherhood Role”, there were differences in terms of “Concern for Well-Being of Self and Baby”, and “Acceptance of Pregnancy” (p <0.05), and that adaptation of the participants diagnosed with threatened preterm labor to the “Concern for Well-Being of Self and Baby”, and “Acceptance of Pregnancy” was worse (p = 0.000).
All pregnant women should be assessed by taking how well they adapt to pregnancy into account and be given healthcare in compliance with their needs. Nurses should help pregnant women to improve their adaptation to pregnancy by developing approaches that will enable pregnant women to cope with the problems they face during pregnancy. It is recommended that future studies to be conducted on the issue should include larger samples
İnfertil kadınların damgalanma deneyimleri
Fenomenolojik araştırma yöntemi ile yapılan çalışmanın amacı, infertil kadınların damgalanma deneyimleri ve bunun ile ilişkili tutum, inanç ve davranışlarını derinlemesine görüşmeler ile ortaya koymaktır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinin örnekleme yönteminden olan amaçlı örnekleme kullanılmış olup toplam 18 infertil kadın örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri, İzmir Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde Eylül 2009-Mart 2010 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmada veriler kadınlara ait tanıtıcı bilgilerin olduğu bir “Birey Tanılama Formu” ve yarı yapılandırılmış “Görüşme Formu” ile toplanmış olup, formlar araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda oluşturulmuştur. Görüşme formu, Genel Bilgiye Yönelik, Etiyolojiye Yönelik, Cinselliğe Yönelik, Toplum İçinde Yaşamaya Yönelik, Yaşanan Duygular Yönelik sorulardan oluşmaktadır. Kadınlarla yapılan görüşmeler derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak yüz yüze yapılmıştır. Görüşme formu kullanılarak sorulan sorular, yarı yapılandırılmış görüşme (ort: 34 dk) ile ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Görüşmeler kadınların tedavi için başvurdukları klinikte gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden sonra kaydedilen kayıtlar bilgisayar ortamında yazılı döküm haline getirilmiş, veriler kodlanıp temalara göre sınıflandırılmış, yorumlanarak rapor haline getirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşme verilerinin işlenmesinde Nvivo 8 programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda Tanımlar, Etiyoloji, İnfertilite Tedavisi, Cinsellik, Toplum İçinde Yaşama, Yaşanan Duygular olmak üzere altı ana tema belirlenmiştir. Sonuç olarak; çalışmada infertilite sürecinde yaşanan toplumsal baskının kadınlarda sosyal bir damgalanmaya neden olduğu , bunu yanı sıra toplumsal bir baskı olmaksızın kadınların içsel olarak da kendilerini damgalanmış hissettikleri, infertilitenin, nedenlerinden bağımsız olarak özellikle, sosyal ve duygusal boyutta değişikliklere yol açtığı belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının infertil kadınlara bakım verirken çiftleri kültürel, dinsel ve kişisel değerleriyle bir bütün olarak ele almaları, gerekli desteği sağlamaları ve bu doğrultuda bakım girişimlerini planlamaları önerilmektedir
Standartlara dayalı verilen hemşirelik bakımının bakım kalitesine ve hasta memnuniyetine olan etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, vajinal doğum yapmış olan kadınlara, postpartum dönemde verilen standart hemşirelik bakımının, bakım kalitesine ve hasta memnuniyetine olan etkisini incelemek deneysel bir araştırma olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 01/04/2002- 30/08/2002 tarihleri arasında TC. Sağlık Bakanlığı Dr. Ekrem Hayri Üstündağ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesine normal doğum yapmış 660 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini; 01/04/2003- 15/08/2003 tarihleri arasında TC. Sağlık Bakanlığı Dr. Ekrem Hayri Üstündağ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde normal doğum yapmış, doğum yaşı 20-30 yaş arasında ve en az ilkokul mezunu olan kadınlar arasından olasılıksız örneklem yöntemiyle seçilen 70 kadın oluşturmuştur. Kadınlar deney (35 kişi) ve kontrol (35 kişi) grubu olarak eşleştirilmiştir. Ayrıca çalışmanın amacı kadınlara araştırmacı tarafından açıklanıp katılımları için sözlü onayları alınmıştır. Veri toplama araçları olarak; doğum sonu tanılama formu, standart hemşirelik bakım formları ve eğitim broşürleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzde, ki kare, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi ve çift yönlü varyans analizi ve bonferroni testi kullanılmıştır. Analizler sonucunda araştırmaya katılan deney ve kontrol grubunda yer alan kadınların sosyo-demografik özelliklerinde her iki grup arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Deney ve kontrol grubu kadınların, almış oldukları hemşirelik bakımı doğrultusunda hedefe ulaşma puan ortalamalarına deney grubu kadınlar da 67.62±4.20 iken, kontrol grubu kadınlarda 51.97±6.99 olarak bulunmuştur. Aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (t= 7.736, p0.05).Deney grubu kadınların standart bakım doğrultusunda hedefe ulaşma toplam puan ortalaması (X=67.62±4.20), kontrol grubu (X=51.97±6.99) kadınlarınkinden yüksek (olumlu) saptanmıştır. Deney ve kontrol grubu kadınların hemşirelik bakım doğrultusunda hedefe ulaşma toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=35,348 P=0,000<0.001). Araştırma sonuçlarına göre; standart hemşirelik bakımının hasta memnuniyetini yükselttiği ve hedeflenen sonuç kriterlerine ulaşmada etkin olduğu saptanmıştır. Hastalara verilen bakımın kalitesinin arttırılması için her hastalığa ve her yaştaki hastaya uygun hemşirelik standartlarının geliştirilmesi, bunların kliniklerde işlerliğinin sağlanması ve bakım kalitesine olan etkisini inceleyen çalışmaların yapılması önerilmiştir
Adölesan kız annelerinin servikal kanser ve aşılanma konusunda eğitim öncesi, sonrası bilgi ve görüşlerinin belirlenmesi
Bu arastırma, annelerin servikal kanser ve HPV asısı hakkında bilgi ve görüslerini belirlemek ve egitim verilerek egitim sonrası annelerin asıyı kabul edebilirligi konusundaki degisimleri saptamak amacıyla yarı deneysel olarak tek grupta ön test- son test düzeninde yapılmıstır. Arastırma, 22 Nisan - 13 Haziran 2008 tarihleri arasında Bornova Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi 9. sınıfta okuyan adölesan kızların anneleriyle yürütülmüstür. Arastırmanın örneklemini, arastırmaya katılmaya gönüllü toplam 158 anne (% 60) olusturmustur. Arastırma okulun toplantı salonunda 30-40 kisilik gruplar halinde uygulanmıstır. Verilerin toplanmasında; “Annelerin Tanıtıcı Özelliklerini Belirleme Formu” ve “Annelerin Servikal Kanser ve Asılanmanın Önemi Konusundaki Bilgi ve Görüslerine liskin Degerlendirme Formu (Ön Test - Son Test)” kullanılmıstır. Pre-test degerlendirmeleri sonrasında annelere, servikal kanser, HPV, tarama yöntemleri ve HPV asısı hakkında egitim verilmistir. Egitim verildikten sonra post-test uygulanmıs ve egitim sonrası konuyla ilgili brosürler verilmistir. Annelerin pre-test bilgi puan ortalaması 18.92±4.37, post-test bilgi puan ortalaması 25.28±2.73 olarak bulunmustur. Bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (t=20.57, p <0.001). Annelerin gelir durumlarının, sosyal güvence türlerinin, daha önce Pap smear testi yaptırma durumlarının ve rahim agzı kanseri konusunda daha önce bilgi edindigi kaynakların bilgi kazanç puanlarını istatistiksel olarak etkiledigi saptanmıstır. Annelerin asılanmaya yönelik pre-test post-test görüsleri incelendiginde; asının pahalı olmasının ası kabullenirligini azalttıgı saptanmıstır. Bunun yanı sıra post testte annelerin ası konusunda bilgi ihtiyacının azaldıgı saptanmıstır. Annelerinin kızlarına HPV asısı kabullenirligini egitim sonrası etkileyen faktörler incelendiginde; sosyal güvencesi olan ve daha önce HPV asısını duyan annelerde ası kabullenirligi daha yüksek bulunurken, 30-38 yas grubundaki annelerde ası kabullenirligi diger yas gruplarına göre daha düsük bulunmustur. Arastırma sonucunda; annelerin verilen saglık egitimi ile servikal kanser ve asılanma konularında bilgi ve görüslerinin olumlu yönde degistigi sonucuna varılmıstır. HPV asısı yeni bir konu oldugu için saglık bakımı veren profesyonellerden destekli egitimler verilmesi, HPV asısı özellikle adölesan kızlarına yapıldıgı için verilecek egitimlerin adölesanlara ve ailelerine yogunlastırılması önerilmektedir
- …
