1,721,002 research outputs found

    Yüksek Topuklu Ayakkabılar ve Kas İskelet Sistemi Üzerine Etkileri

    No full text
    Son yıllarda, yüksek topuklu ayakkabı kullanımı bilim insanları tarafından araştırılmaktadır. Çünkü, bu ayakkabılar yarattığı etkiler bilinmeksizin çoğu kadın tarafından tercih edilmektedir. Fakat, yüksek topuklu ayakkabılar görsel amaçlı olarak giyilmekte ve özellikle model, iş kadını gibi bazı meslek grupları tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı yüksek topuklu ayakkabının sürekli kullanımının etkilerini değerlendirmek ve bu tip ayakkabıların kullanım nedenleri üzerine araştırma yapmaktır. Ayrıca, bu derlemede sağlıklı kadınlarda kas iskelet sistemi üzerine yüksek topuklu ayakkabı kullanımının etkileri ile ilgili yapılan güncel çalışmaları özetlenmiştir

    The factors affecting foot anthropometry

    No full text
    Amaç: Bu çalışmada, 18-45 yaş arasında yüksek topuklu ayakkabı giyen (66) ve giymeyen (70) kadınların alt ekstremite iskelet sistemine ait antropometrik ölçümlerin, indeks değerlerinin belirlenmesi ve aralarındaki somatometrik ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Metod: Çalışmamıza 18-45 yaş arası demografik özellikleri birbirine benzeyen 136 kadın dahil edilmiştir. İlk grubumuz günde en az 5 saat, haftada en az 3 gün ve en az 1 yıldır 5 cm ve üzeri yüksek topuklu ayakkabı kullanan 66 kadından oluşmuştur. İkinci grubumuz ise en az 1 yıldır 5 cm’den az topuk yüksekliğine sahip ayakkabı kullanan 70 kadından oluşmuştur. Demografik özellikler (yaş, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, vücut kitle indeksi-VKI) ve alt ekstremiteye ait antropometrik ölçümler (halluks valgus açı ölçümü, çevre ölçümleri, uzunluk ölçümleri ve indeksler) objektif metotlar kullanılarak değerlendirilmiştir. Antropometrik ölçümler dijital baskül, stadiometre, kaliper, antropometre ve esnek olmayan mezura kullanılarak alınırken, halluks valgus açı ölçümü Parmak Goniometre ile yapılmıştır. Çalışmamızda SPSS 21.00 programı kullanıldı. Bu ölçümlerden ortalama ve standart sapma (SS) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca Kolmogorov-Smirnov testine göre verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı non parametrik ölçüm metodlarından Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Yüksek topuklu ayakkabı giyen ve giymeyen kadınlar arasında yapılan ölçümlere göre halluks valgus açısı, crural index, bacak uzunluğu/alt ekstremite uzunluğu, uyluk uzunluğu/boy uzunluğu oranı, ayak yüksekliği/alt ekstremite uzunluğu oranı, bacak çevre ölçümü /uyluk çevre ölçümü oranı, navicula yüksekliği/ayak gövde uzunluğu oranı ölçümlerinde anlamlı derecede farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Çalışmamıza ait veriler, alt ekstremite morfometrisinde ki bu farklılıklara uygunsuz ayakkabı kullanımı, topuk yüksekliği, ayakkabı tipi, ayakkabı giyme alışkanlığı gibi çevresel faktörlerin neden olduğunu göstermektedir

    Determination of lower extremity anthropometric measurements in adult healthy women wearing and non-wearing narrow toed high heeled shoes

    No full text
    Purpose: The present study was aimed to analyze morphometric measurements of lower extremity dimensions in healthy females wearing and non-wearing high heeled shoes with narrow toe box. Materials and Methods: Lower extremity length measurements were taken from 121 healthy adult females (64 females non-wearing high heel shoes with narrow toe box, 57 females wearing high heeled shoes with narrow toe box) aged 20 to 40 years using an anthropometer and caliper. Additionally, demographic data (age, height, weight and body mass index-BMI) were taken and tibiafemur ratio (the ratio between tibia length and femur length-T/F) were calculated. Results: The mean values of Tibia - femur length ratio were found as 0.9087±0.038 (right) and 0.9088±0.036 (left) in females wearing high heeled shoes with narrow toe box, whereas the same values were established as 0.9128±0.035 (right) and 0.9157±0.032 (left) in females non-wearing high heeled shoes with narrow toe box. Furthermore, 53.12% of females non-wearing high heeled shoes with narrow toe box suffer from foot, knee and back pain, whereas 78.94% of females wearing shoes with narrow toe box suffer from foot, knee and back pain. Conclusion: The observations presented in this report have defined anatomic parameters and morphometric changes that need to be taken into consideration when wearing narrow high heeled shoes and shoes having wide toe box in females

    Corpus callosum and ventricle; MRI determination of demantia in Turkish population and healthy geriatric subjects

    No full text
    The aim of this study was to identify the values of corpus callosum sections and ventricles in Dementia and healthy geriatric subjects using magnetic resonance imaging (MRI) and to establish both gender differences and differences between groups. The MRI results of 163 geriatric subjects (81 healthy individuals; 82 Dementia subjects) aged 60-89 years were studied. The midsagittal and axial images were used for measurements of the corpus callosum and lateral ventricle, respectively on MRI. The mean values of the widths of genu, body, splenium, height of the corpus callosum, longitudinal dimension of the corpus callosum and brain were 8.74±1.53 mm, 5.37±0.75 mm, 9.37±1.33 mm, 25.42±2.89 mm, 70.99±3.86 mm, 148.87±6.67 mm and 8.51±1.93 mm, 5.37±0.84 mm, 9.74±1.17 mm and 25.67±2.88 mm, 72.41±4.99 mm, 153.66±8.00 mm in females and males of healthy geriatric age, respectively. The same measurements were found to be 6.90±1.66 mm, 4.33±0.76 mm, 7.94±1.38 mm, 24.42±3.11 mm, 69.01±4.52 mm, 149.18±7.13 mm and 7.55±1.98 mm, 4.56±1.02 mm, 8.60±1.58 mm, 23.96±3.51 mm, 73.42±3.81 mm, 155.38±8.39 mm in females and males with Dementia, respectively. Additionally, the means of the frontal horn width and Evans index measurements were lower in healthy geriatric subjects, whereas the transverse inner diameter of the skull were higher in healthy geriatric subjects than dementia subjects in both sexes. The observations presented in this report have defined anatomic parameters of healthy and dementia geriatric subjects that need to be taken into consideration for reference data to determine sex discrepancies, and be helpful for radiologists and clinicians

    The Physical Features Suitable for Classical Ballet Training

    No full text
    Klasik bale eğitimi küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar süren yoğun, disiplinli bir çalışma programı içerir. Bu eğitimin sağlıklı bir şekilde üstesinden gelebilmek ve istenilen niteliklere ulaşabilmek için denge, koordinasyon, zihinsel olgunluk, dayanıklılık ve disiplin gibi vasıflara sahip olmak gereklidir. Bu vasıfların yanında, bale sanatı, bir takım fiziksel uygunluk gereksinimlerine sahip olunması gereken bir etkinliktir. Bu fiziksel özellikler ve gereksinimler nelerdir? sorusuna cevap bulabileğiniz, "Bale eğitimi için başvuran öğrencilerin sadece subjektif olarak değil objektif olarak da değerlendirilmeleri gerekir" hipotezini savunan, klasik bale eğitimine uygunlukta kullanılacak olan fiziksel özelliklerin belirlenmesini kapsayan bir çalışmadır

    Şarkıcı ve Şarkıcı Olmayan Bireyler Arasında Ses Şiddeti ile Aerodinamik Parametrelerin Karşılaştırmalı İncelenmesi

    No full text
    Sesin aerodinamik parametrelerinden subglottal basınç; fonasyon için aerodinamik itici bir güç iken ses şiddetini arttırmada primer etkendir. Bu çalışmanın amacı şarkıcı bireyler ile şarkıcı olmayan bireyler arasında sesin aero-dinamik parametreleri ile ses şiddet düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya 20 gönüllü ses eğitimi almış opera şan öğrencisi kadın-erkek ile ses eğitimi almamış 20 gönüllü kadın-erkek tıp fakültesi öğrencisi katıldı. Katılımcıların AeroviewPro Phonatory Aerodynamics System seti ile aerodinamik bileşenler-den subglottal hava basıncı, subglottal hava akımı ve ses basınç düzeyi (sound pressure level/SPL) verileri belir-lendi. Subglottal hava akımı ses eğitimi almamış öğren-cilerde (1,96±0,54) opera şan öğrencilerinden (1,48±0,31) daha yüksek bulundu (P=0,005). Subglottal hava basıncı ise ses eğitimli grupta (14,36±2,99) ses eğitimi almamış grup ortalamasından (11,32±3,47) da-ha yüksek değerler gösterdi (P=0,005). Ses şiddet düze-yi ortalaması ses eğitimi almış kişilerde (108,53 ± 3,48) ses eğitimi almamış kişilere oranla (101,43 ± 4,52) daha yüksek bulundu (P=0,001). Subglottal basınçtaki artışın ses şiddetinde artışa yol açtığı verilerle doğrulanmıştır. Şarkı söylemek aerodinamik açıdan laryngeal yapıların etkin kullanımını öğretmektedir

    Comparative Analysis of Vocal Intensityand Aerodynamic Parameters between Singers and Non-Singers

    No full text
    While subglottal pressure, which is an aerodynamic parameter of sound, is a driving force for phonation, it is the primary factor in increasing sound intensity. The purpose of this study is to investigate the relationship between the aerodynamic parameters of sound and sound intensity between individuals who are singers and those who are not. The study included 20 volunteer male and female opera singing students who had received vocal training and did not have any voice-related pathologies and 20 male and female medical students who had not received any vocal training. As aerodynamic components, the subglottal air pressure, subglottal airflow and sound pressure level data of the participants were collected by using an Aero view Pro Phonatory Aerodynamics System kit. Estimated subglottal aerodynamic measurements were taken by using a Rothenberg mask. The sound pressure levels were additionally measured by a Sound Level Meter (2240 B&K), and the results of the two methods were compared. For the measurements, the individuals were asked to vocalize the plosive consonant of “pa” in an anechoic room. Subglottal airflow was higher in the students who had not received vocal training (1.96±0.54) in comparison to the opera singing students (1.48±0.31) (p<0, 05). Subglottal air pressure was higher in the students who had vocal training (14.36±2.99) in comparison to those who did not have vocal training (11.32±3.47) (p<0, 05). The sound intensity levels of those who had vocal training (108.53 ± 3.48) were higher than those who did not have vocal training (101.43±4.52) (p< 0, 05).The mean sound intensity check measurement value was also higher in the group with vocal training (p<0, 05).It was confirmed by data than an increase in subglottal pressure is a predictor of an increase in sound intensity. Subglottal airflow had a constant continuity, and it did not seem to be effective in changing sound intensity. In addition, the mean correlation between subglottic pressure and SPL was found to be the 0.85 coefficient. Singing teaches how to use the laryngeal structures effectively in an aerodynamics sense

    Sağlıklı bireylerde el ve parmak antropometrik indeks değerlerinin belirlenmesi

    No full text
    Amaç: Sağlıklı populasyonda el ve parmak antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi ve parmak uzunluklarının “endişeli olma durumuna” etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmamıza 18-25 yaşlarında 80 sağlıklı birey (40 kadın, 40 erkek) dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen sağlıklı populasyonda el ve parmak bölgesine ait antropometrik ölçümler yapılmıştır. El uzunluğu, el genişliği, el indeksi, ikinci (2D) ve dördüncü parmak uzunluğu (4D), ikinci parmak uzunluğunun dördüncü parmak uzunluğuna (2D/4D) oranı ölçümleri değerlendirilmiştir. Bu ölçümlerden sonra minimum, maximum, ortalama ve standart sapma değerleri elde edilmiştir. Pearson Spearman korelasyon analizi ve Independent Sample T testi ile verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen kişilerde ölçüm yapabilmek için “Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu” onayı alınmıştır. Ölçümlerden önce bireylere bilgilendirilmiş gönüllü onam formu imzalatılmıştır. Bulgular: 80 katılımcının ölçümleri değerlendirildi. Çalışmaya 40 kadın katılımcının yaş ortalaması; 19.68±0.73 yıl, boy uzunluğu; 164.75±5.57 cm, vücut ağırlığı; 56.78±6.88 kg ve vücut kitle indeksi (VKI) 20.92±2.31kg/m2 iken aynı değerler 40 erkek katılımcıda sırasıyla 20.57±1.71 yıl, 177.88±5.24 cm, 75.30±12.69 kg ve 23.79±3.76kg/m2 olarak bulunmuştur. Bütün demografik verilerde her iki cinsiyette anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca el uzunluğu, el genişliği, el indeksi, ikinci parmak uzunluğu (2D), dördüncü parmak uzunluğu (4D), ikinci parmak uzunluğunun dördüncü parmak uzunluğuna oranı (2D/4D) kadınlarda sırasıyla 17.55±1.17 cm, 7.63±0.52 cm, 0.44±0.04, 7.82±0,48 cm, 7.23±0.51 cm ve 1.09±0.08 iken aynı değerler erkeklerde sırasıyla 19.55±1.04 cm, 8.10±0.57 cm, 0.42±0.03, 7.21±0.50 cm, 7.48±0.59 cm ve 0.97±0.09 bulunmuştur. Her iki grup birlikte değerlendirildiğinde bütün parametrelerde anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca, el-parmak uzunluk ölçümleri ve ikinci parmak uzunluğunun dördüncü parmak uzunluğuna oranının “endişeli olma davranışı” ile arasında güçlü bir ilişki saptanmadı. Sonuç: Ulusal ve uluslararası literatür ile karşılaştırılarak değerlendirilen ölçüm sonuçlarımızda değerler arasındaki farklılıklara; cinsiyet, ırk, sağlık durumu, spor yapma durumu ve coğrafik koşullar ölçüm sonuçlarına etkisi olduğu düşünülmektedir

    Kuru kemik kafatasında choanae ve havayolu anatomisinin incelenmesi

    No full text
    Bu çalışma, Anadolu insanına ait kafataslarında choanae ve havayolu anatomik ve morfometrik özelliklerini belirlemek için yapılmıştır. Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’na ait 32 adet ırk, yaş ve cinsiyet özellikleri bilinmeyen kuru kemik kafatası kullanılmıştır. Kafatası’nın havayolu uzunluğu (HU), üst ön yüz yüksekliği (ÜÖYY), choanae genişliği (CG) choanae yüksekliği (CY), porus acusticus externus antero-posterior genişliği (PAEAPG), porus acusticus externus yüksekliği (PAEY), porus acusticus internus antero-posterior genişliği (PAIAPG) ve porus acusticus internus yüksekliği (PAIY) ölçümleri 0.01 mm hassasiyete sahip dijital kaliper kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirme SPSS 19.0 paket programı kullanılarak değerlendirildi. Kafatası havayolu uzunluğu (HU) 4.94±0.38 cm; üst ön yüz yüksekliği (ÜÖYY) 5.11±0.55 cm; sağ-sol choanae genişliği (CG) 1.21±0.13 cm, 1.19±0.14 cm; sağ-sol choanea yüksekliği (CY) 2.64±0.29 cm, 2.68±0.31 cm; sağ-sol porus acusticus externus antero-posterior genişliği (PAEAPG) 0.65±0.22 cm, 0.70±0.26 cm; sağ-sol porus acusticus externus yüksekliği (PAEY) 0.88±0.24 cm, 0.88±0.23 cm; sağ-sol porus acusticus internus antero-posterior genişliği (PAIAPG) 0.30±0.15 cm, 0.26±0.16 cm; sağ-sol porus acusticus internus yüksekliği (PAIY) 0.54±0.17 cm, 0.54±0.16 cm sırasıyla bulunmuştur. Yetişkin bireylerdeki kafatasının anatomik yapısı ve morfometrik ölçümlerinin ortalama değerlerinin bilinmesi cerrahiyi gerektiren pek çok patolojilerde klinik açıdan önem kazanmaktadır

    Jimnastik yapan ve yapmayan kız öğrencilerin indeks değerlerinin belirlenmesi

    No full text
    Amaç: Jimnastik yapan ve yapmayan kız öğrencilerin indeks değerlerinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Jimnastik yapanlar ile yapmayanlar iki çalışma grubu olarak belirlenip, jimnastik yapanlar deney grubu, yapmayanlar ise kontrol grubu olarak değerlendirildi. 8-11 yaş arası 51 kız öğrencinin uzunluk ölçümleri esnek olmayan mezura ve dijital kaliper ile alınmıştır. Oranlamalar yapılıp indeks değerleri belirlenmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 19 programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: 8-11 yaş arası 51 kız öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir. 32 öğrenci jimnastik yapan, 20 öğrenci ise yapmayan gruplarda yer almıştır. Jimnastik yapanların yaş ortalaması; 9,51 ± 0,67, boy uzunluğu ortalaması; 1,38 ± 0,07 m ve vücut ağırlığı ortalaması; 30,03 ± 4,85 kg iken, jimnastik yapmayanların ise yaş ortalaması; 10,20 ± 0,89, boy uzunluğu ortalaması; 1,43 ± 0,10 m, ve vücut ağırlığı ortalaması; 39,06 ± 6,94 kg olarak bulunmuştur. Bel çevresi/Kalça çevresi, Uyluk uzunluğu/Boy uzunluğu, Bacak uzunluğu/Uyluk uzunluğu, Ayak genişliği/Ayak uzunluğu ve Uyluk uzunluğu/Alt extremite uzunluğu indeksleri arasında her iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Yapılan bu çalışmanın literatürdeki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir
    corecore