138 research outputs found
Halime Talas ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Prof. Dr. Mine Göğüş Tan'ın danışmanlığında, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde Çocukluk Tarihi adlı lisans ve Toplumsal Tarihte Çocuk konulu doktora derslerini alan öğrenciler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 115'tir.1912 yılında Ankara’nın Bala ilçesinin Tohumlar Köyü’nde doğan Halime Talas, çiftçilikle uğraşan bir ailenin çocuğudur. İskilipli olan hocasından Arap harfleriyle eğitim alır ve Kuran-ı Kerim okumayı öğrenir. Görüşmede köy hayatından, aldığı eğitimden ve çocukluk döneminden bahseder. Kendisi de köyde çiftçilikle uğraşır.Mine Göğüş TanCumhuriyet'te çocuktular. Mine Göğüş Tan, Özlem Şahin, Mustafa Sever, Aksu Bora. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2007
Research about Liberal Republican Party
Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlköğretim Bölümü, Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bilim DalıS.C.F. kurulmadan önceki dönem dünya ekonomik bunalımının etkili olduğu ve bu bunalım içerisinde Türk devletinin de yerini aldığı bir süreç olmuştur. Özel sektör yatırımlarını yetersiz kalması ile devletçiliğin benimsendiği ve sonraki yıllarda uygulamaya konulduğu bir dönemdir. Farklı biçimlerde piyasaya bağımlı gruplar ekonomik buhrana karşı kendi savaşlarını vermek zorunda kaldıkları bu dönemde krize ekonomik çözüm bulmakta zorlanan Kemalistler, krizin yarattığı sosyal hoşnutsuzluğu uzun süre görmezden gelemedi. Bu noktada, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal kendi inisiyatifi ile ülkede oluşan toplumsal muhalefetin yeni bir siyasi parti ile meclise taşınmasına karar verdi. Ülkedeki denetim eksikliğini giderebilmek ve halkın isteklerini meclise taşıyabilmek amacıyla Gazi Mustafa Kemal, toplumsal muhalefeti yönlendirme açısından en güvendiği, en yakını olan arkadaşlarını görevlendirerek bir parti kurulmasını istedi. Böylece Ali Fethi Bey, Paris büyükelçiliğinden dönüşünde Mustafa Kemal'in önerisi ve onayıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu (12 Ağustos 1930).Kurulduğu ilk andan itibaren, Serbest Cumhuriyet Fırkası halktan yoğun bir ilgi gördü. Yüzlerce mektup partinin kurucusu ve lideri olan Fethi Bey ile muhalefetin sesi olan gazetelere gönderildi. Bazıları yeni partiye iyi niyet dileklerini iletirken, bazı mektup sahipleri henüz yerel teşkilatların kurulmasını beklemeden üyelik başvurusu yapıyorlardı. S.C.F.'nin üye sayısı ilk haftada 10.000'e, ikinci haftanın sonunda 13.000'e ulaşmıştı.Programında, partinin Cumhuriyetçi, Milliyetçi ve Lâiklik ilkesine bağlı olduğu vurgulanıyor, yabancı sermayenin ülkeye girmesinin özendirilmesi isteniyor, ekonomik yaşamda sürekli devlet müdahalesine karşı çıkılıyordu.SCF kısa sürede geniş bir destek kazanarak Cumhuriyet Halk Fırkası (C.H.F.) yönetimini kaygılandırdı. SCF'nin iktidar ile çatışmasının ülkeyi olumsuz etkilemesini kavrayan ve partinin irtica ile ilişkilendirilmesinin çok ağır sonuçlar yaratacağına inanan Fethi Bey , 17 Kasım 1930'da Dahiliye Vekâleti'ne başvurarak SCF'nin feshedildiğini açıkladı.The world was in a big depression before L.R.P opens and Turkey was being at this session.Private sectors investments weren't enough. So Turkey selected "stateism" for his social politic. Every groups that working with economy were figthing with this depression. The Kemalists couldn't find a solution about this problem and they couldn't uninterested about this.At this point President Mustafa Kemal wanted to open a new party that represents new opposition what starts in country with his own decision.For the finish that lack of the control what is in country and to carry peoples wantings to Tbmm, Gazi Mustafa Kemal wanted to open a new party from his best friends.So Ali Fethi Bey opened Liberal Republican Party after turning Paris ambassadoring with Mustafa Kemal's suggestion and comfirmation.Liberal Republican Party saw a big concern from the folk after opening.hundreds of letters sent to establisher and leather of the party who Fethi Bey and newspapers that voice of opposition.Some letters were sending their goodwill,some letters were wanting apply for party before waiting opening of local organisation.The member count of L.r.p. was arrived 10.000 at the first half and at the and of second half it was 13000.At the program of the party they were refering that party was republican,nationalist and secular. They wanted to take pains of foreign capital for Country, and opposing of states interferance at economic life.Cumhuriyet Halk Fırkası felt unwell from Scf's wining of big support.Fethi Bey thought if L.r.p. fights with government and establishing relations with going back that will affect very bad about country.At 17th November of 1930 applied for close to Dahiliye Vekaleti and explained that party is closed
THE GLOBALISATION OF TURKISH AGRICULTURE AND IT OCCURS SOCIAL PROBLEMS
It has been lived the reality of globalisation which is called the wave of tsunami in the world today. This fact has infected all the world. Turkey has been also naturally affected this situation. Because, nowadayas, societies depend on each other a lot. The globalisation has got a lot of variety effects in social life. These have a character of politics, social, cultural and economic. In this study, ıt has been analyzed economic efects of globalisation. All sectors of economy have been affected the results of globalisation. Agricultyre is also one of the sectors of economy. In particular, agricultural economic sectors have been a lot of serious problems in Turkey. In spite of the fact that these problems are haevy social structural character, the global economic factors have also shared in the criss of Turkish agriculture. It needs to study these great problems with both theoritical and practical studies. In this sense, this study has been did the essay of theoritical analyze about agricultural criss in Turkey. This criss has been character both sociological and agricultural. I will mainly relate to sociological dimension in this article.</p
Nationalization and spreading process in Çhinese culture
Sinoloji, Avrupa'da Çin'i araştıran bir bilim dalı olarak 16.-17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Daha sonra Amerika ve Doğu Asya'ya yayılmış, sinoloji üzerine birçok araştırma yapılmış ve Sinologlar yetişmiştir. Türkiye'de ise 20. Yüzyılın ikinci çeyreğinde Atatürk'ün de desteğiyle sinoloji bölümü açılarak Türk tarihi araştırmaları ve Türkiye'nin Sinoloji gelişimi için önemli adımlar atılmıştır. Çin'de ortaya çıkan ekonomik büyüme dünyayı etkileyecek boyutlara ulaştığı için bazı ülkeler çini araştırma ve anlama eğilimi içerisine girmişlerdir. Bunun sonucunda bu ülkelerde Çin'deki gelişmeleri kendi ülkelerinde kullanabilecek insanları yetiştirme ihtiyacı günden güne artarak devam etmektedir. Bu durum sinoloji fakültelerinin açılmasına neden olmuştur. Bu Türkiye için de geçerlidir ve ihtiyaç gittikçe artmaktadır . Bu çalışmamızda, sosyal araştırma yönteminden olan nitel araştırma yöntemine göre öncelikle Çin tarihi, kültürü ve milletleri ile ilgili kaynaklar toplanmış daha sonra türlere ayrılarak analiz edilmiştir. Ayrıca, literatür araştırması yapılarak konu ilgili düşünceler ortaya konulmuştur. İkinci adımda ise Çin'in coğrafyası, siyasi ve ekonomik sistemi gibi unsurların Çin kültürü üzerine olan etkileri analiz edilerek anlatılmıştır. Daha sonra ise Çin milletler tarihine göre 7 farklı döneme ayrılmış ve her dönemde Çin kültüründeki milliyetçilik anlayışının devletin siyasi, iktisadi ve milletler arası ilişkilerinde oynadığı rolü, Çin'in toprak genişlemesi ile kültürel yayılımının yönleri üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda farklı tarihi dönemlerde yaşanmış önemli olaylar ve tarihi şahıslara da yer verilerek farklı açıdan analiz yapılmasına önem verilmiştir. Tezin sonuç kısmında ise Çin kültürünün kesintisiz kendi varlığını devam ettirmesi ve sürekli etrafına yayılmasının nedenleri, diğer kültürlerle karşılaştırılarak analiz yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Çin kültürünün kesintisiz devam etmesinin ve yayılmasının coğrafi konum açısından faydalı olduğu görülmüştür. Orta Asya coğrafyasında Çin'in nüfus avantajının olması ve ekonomi sisteminin farklı olması bu süreci etkileyen dış unsurlar olarak görülmüştür. Aynı zamanda Çin'in merkezci diktatör siyasi sistemi, Çin yazısının aynı kalmasını sağlamıştır. Ayrıca Çin kültüründeki egemen düşünce olan Konfüçyüs inancının, kültürel milliyetçiliği içeren düşünceleri bu süreci etkileyen iç unsurlar olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çin Kültürü ve Tarihi, Kültürel Milliyetçilik, Milletlerarası İlişkilerSynology is a 16th-17th century study of China in Europe. century has emerged. Later, it spread to America and East Asia, many researches on synology were done and Sinologists were trained. The opening section of sinology Ataturk's support for Turkey in the 20 century, important steps in Turkey's history of research and development of Sinology was laid. Since the economic growth in China has reached the measurements that will affect the world, some countries have tended to research and understand inset. As a result, the need to increase people in these countries who can use the developments in China in their own countries is increasing day by day. This led to the opening of functions of sinology. This also applies to Turkey and the need is increasing. In this study, according to the qualitative research method, which is one of the social research methods, firstly the sources related to Chinese history, culture and nations were collected and then divided into species and analyzed. In addition, a literature search was carried out to expose relevant thoughts. In the second step, the effects of factors such as China's geography, political and economic system on Chinese culture are analyzed and explained. Subsequently, it was divided into 7 different periods according to the history of Chinese nations and the role of nationalism in Chinese culture in the political, economic and international relations of the state and the directions of China's territorial expansion and cultural expansion were emphasized in each period. At the same time, important events were experienced in different historical periods and historical persons were included in the analysis. In the conclusion part of the thesis, the reasons of the continuous existence of Chinese culture and its spread around it were analyzed by comparing with other cultures. As a result of the study, it was found that the continuation and spread of Chinese culture is beneficial in terms of geographical location. The fact that china has a population advantage in Central Asia and that the economic system is different were seen as external factors affecting this process. At the same time. China's centrist dictatorial political system has kept the Chinese script the same. Furthermore, the ideas of Confucian belief, which is the dominant thought in Chinese culture, including cultural nationalism were evaluated as internal factors affection this process. Key Words: Chinese Culture and History, Cultural Nationalism, International Relation
The importance of pre-school education in terms of children's rights : The case of Ankara
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Ana Bilim Dalı, Sosyoloji Bilim DalıÇalışmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarının okul öncesi öğretmen adaylarının tutumlarından farklı olup olmadığını saptamaktır. Bu araştırmanın ikincil amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk haklarına ilişkin tutumlarını cinsiyete göre incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu ODTÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi'nin Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü lisans programı 1. ila 4. sınıflarına devam eden ve araştırmaya katılmaya istekli 66 öğrenci oluşturmuştur. Ayrıca, karşılaştırma yapabilmek amacıyla, Ankara ilinde, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı çeşitli okullarda çalışan araştırmaya katılmaya istekli Okul Öncesi Öğretmeni (80 çalışan) araştırma grubuna dâhil edilmiştir. Böylece, araştırmanın çalışma grubunda toplam 146 katılımcı yer almıştır. Katılımcıların çocuk haklarına ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla, daha önce Yasemin Karaman Kepenekçi (2006) tarafından geliştirilen Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği (ÇHTÖ) kullanılmıştır. Bulgular, cinsiyetin Okul Öncesi Öğretim programına kayıtlı öğrencilerin ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk haklarına ilişkin tutumları üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Ancak, OÖÖ lisans programına kayıtlı öğrenciler ile okul öncesi öğretmenlerinin çocuk haklarına ilişkin tutumlarının farklılaştığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Hakları, İnsan Hakları, Çocuk İstismarı.The main aim of this study is primarily to determine whether the attitudes of preschool teachers towards child rights differ from those of preschool education students. The secondary aim of this study is to examine the attitudes of preschool teachers and preschool education students towards child rights with respect to gender. The research group of this study consists of 66 students from METU, faculty of Educational Sciences, Preschool Education department, who gave consent to join the study. Moreover, in order for comparison, 80 preschool teachers are included in the group. Thus, 146 participants in total are included in the research group. In order to examine the attitudes of the participants towards child rights, The Scale of Attitude towards Child Rights (SACR) is used, which is developed by Yasemin Karaman Kepenekçi (2006). Findings show that, among the students registered to preschool education and preschool teachers, gender does not have a significant effect on attitude towards child rights. However, it is found that the attitudes of the students registered to preschool education and preschool teachers differ with respect to child rights. Key Words: Children's Rights, Human Rights, Child Abuse
A study on social reflections about perception of alevism and sünni
Türk toplumunda Alevilik ve Sünnilik olgusunun yansımaları çeşitli nedenlerden dolayı benzerlikler ve farklılıklar göstermektedir. Alevi ve Sünnilerin benzer yaşam koşulları, ahlak koşulları iki toplumu bir araya getirirken toplum içerisindeki inanış biçimleri, sosyal ve ekonomik yönlerin farklı yorumlanması iki toplumu birbirinden ayırmıştır. Genel olarak incelendiğinde Aleviler uzun yıllar boyunca kırsal alanlarda yaşamlarını sürdürdükleri için daha çok kapalı bir yaşam tarzı sürdürmüşlerdir. Bu nedenle Aleviler daha çok kendi içlerinde yaşamışlar dış çevre ile ilişkileri en az düzeyde olmuştur. Dışarıya kapalı olan Aleviler kendilerine özgü olan kültürlerini geliştirmişlerdir. Fakat bu durum Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra tüm toplumlarda olduğu gibi hem Alevi hem de Sünni toplumlarında da sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelere neden olmuştur. Özellikle Alevi toplulukları daha çok kırsal alanlarda yaşamlarını sürdürürken kentlere göçleri başlamıştır. Aleviler de böylece şehirleşme sürecine girerek köy hayatından kent hayatına geçiş süreci başlamıştır. Alevi ve Sünni toplumlarının şehirleşme sürecinde ekonomik alanda yaşanan refah düzeyi eğitim düzeylerinin de iyileşmesine yol açmıştır. Artık bireyler toplum içerisinde kendilerini daha rahat bir şekilde ifade edebilir hale gelmişlerdir. Kentlerde yaşamaya başlayan Alevi ve Sünniler artık geçmiş kültür ve geleneklerinden uzaklaşarak kent yaşamının getirdiği yaşam koşullarına uyum sağlamaya başlamışlardır. Her iki toplumda zamanla şehir merkezlerinde yaşanan farklı ortamlardaki bireylerin bakış açılarına daha olumlu bakmaya başlamışlardır. Hem Aleviler hem de Sünniler yaşanan bu değişimle daha çok kapalı olan bir toplumdan açık bir toplum haline gelmeye başlamıştır.The reflections of Alevism and Sunnism in Turkish society show similarities and differences due to various reasons. While the similar living conditions and ethical conditions of Alevis and Sunnis bring together two communities; the different interpretations of the forms of belief in society, social and economic aspects distinguish the two societies from each other. When examined in general, Alevis has a more closed lifestyle for many years as they continue their lives in rural areas. For this reason, the Alevis have lived more in themselves, and have been least concerned with the external environment. The Alevis, closed to the outside, have developed their own unique cultures. But this has caused social, cultural and economic developments in both the Alevis and Sunni societies, as in all societies since the foundation of the Republic.Particularly Alevis continued their lives in rural areas and immigrated to the cities. Thus, the process of transition from village life to city life has started in the Alevi people. The prosperity of the Alevis and Sunni communities in the economic context of the urbanization process has also led to an improvement in the level of education. Now, individuals have become able to express themselves more easily in society. Alevis and Sunnis that started to live in the cities started to move away from their past culture and traditions and to adapt to the living conditions brought about by urban life. In both societies, they have begun to take a more positive look at the points of view of the individuals in different environments that lived in urban centers over time. Both the Alevis and the Sunnis have begun to become an open society from a society that is more closed with this change
An analysis of elementary school student' consumer behaviours in terms of various variables
Bu araştırma bilinçli tüketimin önemine vurgu yapmak, ergenlik dönemindeki öğrencilerin tüketim sürecinde ne ölçüde bilinçli olduklarını ortaya çıkarmak ve cinsiyet, yerleşim yeri, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre bu bilinçlilik düzeyinin değişip değişmediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma için 2010 yılında Halil İbrahim SAĞLAM tarafından geliştirilen bilinçli tüketicilik düzeyi ölçeği kullanılmıştır. Bu amaçla üç alt boyuttan oluşan 19 maddelik bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin alt boyutları ''tüketici sorumluluğu'', ''kalite bilinci'' ve ''bütçe fiyat bilinci'' dir. Ölçek 2013-2014 eğitim öğretim yılında 5.6.7. ve 8. sınıfta Niğde ilinde öğrenim gören 242 kız, 249 erkek; toplam 491 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçek uygulanmadan önce Niğde İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden izin alınmıştır. Verilerin analizi SPSS paket programıyla yapılmıştır. Bilinçli tüketim düzeyi ölçeği sonuçlarına bakıldığında bütün değişkenler açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre tüketim sürecinde daha bilinçli hareket ettikleri, ilde yaşayan öğrencilerin diğer yerleşim birimlerinde yaşayan öğrencilere göre tüketim sürecine daha bilinçli katıldıkları, 5.sınıfa devam eden öğrencilerin diğer eğitim kademelerindeki öğrencilere göre daha bilinçli, annesi ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin tüketim sürecinde daha bilinçli oldukları görülmektedir. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .72 bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve yeni araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.his study focuses on underlining the importance of conscious consumption, revealing the degree of consciousness on the part of adolescent students in the consumption process and understanding whether their degree of consciousness varies depending on variables such as gender, location, education level and parent’ level of education. Scale of Conscious Consumerism Level developed by Sağlam was used for this study. To this aim, a scale of 19 criteria consisting of three sub-dimensions was developed. The sub-dimensions of the scale are “consumer responsibility”, “quality consciousness” and “budget price consciousness”. The scale was applied to a total of 491 students, 242 females and 249 males, in 5th, 6th, 7th and 8th grades. The scale was also approved by Niğde Provincial Directorate of National Education. The data were analyzed via SPSS package programs. Significant differences were found in terms of all variables when the scale of conscious consumption level was analyzed. The results suggest that female students are more conscious than male students, that students living in a small town are more conscious than those living in provinces, that students in the 5th grade are more conscious than those in other grades and that students whose parents are university graduates are more conscious than those whose parents are not. Cronbach’s Alpha reliability coefficient was .72. Findings were discussed within the framework of the existing literature and research topics were proposed for further studie
Sociological analysis of the concepts of culture and civilization in Cemil Meriç
Bu çalışmanın temel amacı, kültür ve medeniyet kavramlarının Cemil Meriç'in düşünce dünyasındaki karşılıklarını, yansımalarını incelemektir. Kültür ve medeniyet sosyal bilimlerde üzerinde çokça durulan ancak herkesi tatmin edecek tanımlarına ulaşılamamış, tarihsel süreçte yeni anlamlar kazanarak her geçen gün daha popüler hale gelen kavramlardır. Genel anlamda bireyin sosyal ve bilişsel yetişme düzeyi, kişiliğinin, duyarlılık düzeyinin olgunluğa ulaşması, toplumun yaşam tarzı, toplumsal yaşamın maddi-manevi bütün unsurları gibi anlamlar taşımaktadır. Medeniyet kavramı ise bilgi birikimi, teknik gelişme, maddi kültür unsurları, toplumsal mekanizma ve örgütlenmeler gibi olguları ifade etmek için kullanılmaktadır. Daha çok kültürün ileri hali, olgunluk hali gibi anlamlar içermektedir. Cemil Meriç, kültür ve medeniyet kavramları konusunda yaşanan kavram kargaşası içinde kendine özgü bir düşünüş ve yorum tarzı geliştirmiştir. O kültür ve medeniyet kavramlarının Batı zihniyetini yansıttığını ve Batı'nın bu kavramları tahakküm gücünü artırmak için düşmanlarına ihraç ettiğini düşünmektedir. Dolayısıyla Cemil Meriç kültür ve medeniyet yerine daha kapsayıcı daha anlamlı ve bize ait olan "İrfan" ve "Umran" kavramlarını kullanmayı tercih etmektedir. İki bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde kültür ve medeniyet kavramlarına ilişkin tanımlamalar, temel kavramlar incelenmiştir. İkinci bölümde ise öncelikle Cemil Meriç'in hayatı, şahsiyeti, üslubu ve Türk düşünce hayatındaki yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Daha sonra ise Cemil Meriç'in kültür ve medeniyet kavramları ve bu kavramlarla bağlantılı diğer kavram ve konulara ilişkin görüşleri incelenmiştir. Çalışmada teorik analiz yöntemi kullanılmış olup, materyal olarak Cemil Meriç'in eserleri başta olmak üzere kütüphane kaynakları ve veri tabanlarında mevcut olan tezler ve makaleler kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kültür, Medeniyet, İrfan, UmranThe main purpose of this study is to examine the equivalents and reflections of the concepts of culture and civilization in Cemil Meriç's world of thought. Culture and civilization are the concepts that are highly emphasized in social sciences, but their definitions can not satisfy everyone , gaining new meanings in the historical process and becoming more popular with each passing day. In general, the social and mental formation of an individual has the meanings such as the maturity of his/her personality in terms of food, pleasure, sensitivity, the lifestyle of the society, all the material and spiritual elements of social life. The concept of civilization is used to express facts such as knowledge, technical development,material culture elements, social mechanisms and organizations. Mostly, It includes meanings such as advanced state, ripeness state of culture. Cemil Meriç has developed a unique style of thinking and interpretation about the concepts of culture and civilization in the confusion of concepts. He thinks that the concepts of culture and civilization reflect the Western mentality and that the West exports these concepts to its enemies to increase its power of domination. Therefore, Cemil Meriç prefers to use the concepts of "İrfan" and "Umran", which are more comprehensive, meaningful and belong to us, instead of culture and civilization. In the first part of our study, which consists of two parts, the definitions and basic concepts of the concepts of culture and civilization are examined. In the second part, especially Cemil Meriç's life, personality, style and place and importance in Turkish thought life are emphasized. Then, Cemil Meriç's views on the concepts of culture and civilization and other concepts and issues related to these concepts were examined. Theoretical analysis method was used in the study, and the theses and articles available in library resources and databases, especially the works of Cemil Meriç, were used as material. Key Words: Culture, Cıvılızatıon, Wisdom, Umra
The association between primary school teachers' global citizenship levels and their views on the values they want to pass on to their students
Geleneksel vatandaşlık kavramının küreselleşmeyle birlikte geçirmiş olduğu dönüşümle ortaya çıkan yeni vatandaşlık tiplerinden birisi de küresel vatandaşlıktır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin eğitim üzerindeki etkisiyle birlikte “küresel vatandaş olmak” öğretmenler üzerine yüklenen önemli bir sorumluluk haline gelmektedir. Öğretmenlerin toplumun yaşantısına yön verme, refah seviyesini yükseltme ve devlet bekasını sabit kılmada önemli rol oynaması sebebiyle bu sorumluluk ciddi bir önem arz etmektedir. Dolayısıyla değerler eğitiminin önem kazandığı günümüzde, öğretmenlerin üstlenmiş olduğu küresel vatandaşlık sorumluluğunun düzeyi ve değişen değerlerinin belirlenmesi, evrensel duyarlılık ve sorumluluk sahibi özgün bireylerin yetiştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin küresel vatandaşlık düzeyleri ile öğrencilere aktarmak istedikleri değerlere ilişkin görüşleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada, Şahin ve Çermik tarafından (2014) hazırlanan “Küresel Vatandaşlık Ölçeği”; Schwartz’ın değer sınıflandırması kullanılarak Kuşdil ve Kağıtçıbaşı (2000) tarafından hazırlanan “Değer Tercihleri Ölçeği” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Sivas İli Şarkışla ilçesine bağlı merkez ve köy okullarında 2014-2015 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri bilgisayar ortamında SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin küresel vatandaşlık düzeyleri farklı değişkenlere göre incelenmiş ve araştırma sonucunda, öğretmenlerin küresel vatandaşlık düzeylerinin mesleki kıdem ve sivil toplum örgütlerine üyelik değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterdiği görülmüştür. Aynı zamanda sınıf öğretmenlerinin küresel vatandaşlık düzeyleri ile en çok evrenselcilik olmak üzere öz yönelim, güç, güvenlik, geleneksellik, uyarılım değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.One of the recent citizenship types that have emerged with the transition of traditional citizenship concept along with globalization is global citizenship. With the effect of the developments in information and communication technologies on education, “being a global citizen” has become an important responsibility laid on teachers. This responsibility is very important since teachers have an important role in leading social life, improving the level of welfare and keeping the continuity of the state. Thus, today, with the growing importance of values education, determining the level of global citizenship responsibility undertaken by teachers and the changing values plays an important role in raising individuals who have global sensitivity and responsibility. The purpose of this study is to find out the association between primary school teachers’ global citizenship levels and their views on the values they want to pass on to their students. “Global Citizenship Scale” prepared by Şahin and Çermik (2014) and “Value Preferences Scale” prepared by Kuşdil and Kağıtçıbaşı (2000) by using Schwartz’s value classifications were used as data collection tools. The universe of the study consisted of primary school teachers working in the second semester of the academic year 2014-2015 in the town center and village schools of Şarkışla town of Sivas. The data collected was analyzed by using SPSS package program on a computer. In the study, primary school teachers’ global citizenship levels were examined in terms of different variables and the results of the study showed that the teachers’ global citizenship levels showed a significant difference in terms of the variables of professional seniority and affiliation to non-governmental organizations. In addition, a significant difference was found between primary school teachers’ global citizenship levels and their values of universalism, self-orientation, power, safety, traditionalism and stimulation, with the highest significance in the values of universalism
Missionary and missionary activities in turkey
Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlköğretim Ana Bilim DalıLatince ?missio? teriminden gelmekte olan misyon, sözlük anlamı itibariyle görev, yetki, bundan türetilmis olan misyoner terimi ise görevli olan kisi anlamlarına gelmektedir. Misyonerlik faaliyetleri sadece Hıristiyan misyonerler tarafından yapılmamıstır. Tarih boyunca her türlü inanç sistemi misyonerlik faaliyetinde bulunmustur. Fakat bu faaliyetleri en yogun sekilde yapan topluluk Hıristiyanlardır. Hıristiyanlıkta misyonerlikle ilgili referanslar Hz. sa'nın ncil'deki ifadelerine dayandırılır. lk misyonerlerin havariler oldugunu söylemek mümkündür. Havariler içinde ise Aziz Pavlus'un çok önemli bir yeri vardır. Pavlus'un örgütlü ve planlı olarak misyonerlik faaliyetlerini baslattıgı söylenebilir. Pavlus sonrası dönemlerde, özellikle Roma mparatorlugu zamanında misyonerlik faaliyetleri hız kazanmıs, en parlak dönemlerini mparatorluk zamanında yasamıstır. Misyonerlerin slamiyet'le tanısmaları 800-1500 yılları arasına denk gelmektedir. Hıristiyanların slam'a karsı olan ılımlı tavırları zamanla degismistir. Hıristiyan misyonerliginde temel amaç her ne pahasına olursa olsun insanları Hıristiyanlastırmaktır. Bu yolda her türlü metod kullanılmıstır. Gerektiginde siddet kullanmaktan kaçınmamıslardır. Osmanlı döneminde yogun olarak faaliyet gösteren misyonerler, bunu Türkiye Cumhuriyeti'nde de devam ettirmek istediler. Fakat Osmanlıda buldukları rahat ortamı cumhuriyet döneminin ilk yıllarında bulamadılar. Özellikle Atatürk zamanında misyonerlere karsı sert tedbirler alınmıstır. Daha sonraki yıllarda misyonerler metod degistirerek faaliyetlerine devam ettiler. Türkiye tarihi ve cografi konumu itibariyle Hıristiyan dünyasının ilgi merkezi olma özelligine sahiptir. Yapmıs oldugumuz bu çalısmada misyonerlerin tek amacının Hıristiyanlıgı yaymak olmadıgını, bunun yanında onu, siyasi, ekonomik, sömürgecilik, emperyalizm v.s. birçok hususun vasıtası olarak kullandıkları anlasılmaktadır. Misyonerligin dogru bir sekilde tanımı ve tahlili yapılmalıdır. Çünkü isin arka planında istismar vardır. Bu nedenle milli ve manevi degerlerin ögretilmesine ve bu ögretimin ehil insanlar tarafından yapılmasına önem verilmelidir.Deleviring from the term in Latin ?Missio?, in dictionary has the meaning of mission, authorazition, and sourcing from this term missioner means the responsible person or authorized person . The aim of the missioners is to make the all world Christian. On condition that they can not reach their aim, new aim concretes to bring to control that community taking all their custom and tradition out . Missionary facilities has not been handled only by Christian missioners, Through the history all kinds of divine religional system applied the missionary. But Christians do it densely . The referances on missionary is based on the statement of Jesus in Bible. it is nearly possible to say the first companies of Jesus are the the first missioners .St Pavlus had a graet importance .It can be said that Pavlus?s had initiated the missionary facilities in an order .After the times of Pavlus , especially time of Roma , missionary facilities had speed up and had had the brillant time in emperior time . It was between 800 -1500 when the missionary met with Islam , gradually the warm behaviours of Christians toward Islam had changed .In Christian missionary , the basic aim is to christianate no matter what it cost . all ways had been followed for this case. they had not avoid of violience when necessary. Missioners who implemented densely at Ottoman time, tried to keep it in Turkey Republic. But they could not find the easy way in first years of Republic compared with Ottoman. Especially time of Ataturk, hard precation had been taken Following years they went on their facilities by changing their method . Turkey had the attention centre of the Christian world for its historical and geographical location. On this work it has been understood that; Christian only aim is not to convey the christianism, but also to use it as a medium of political, economical, explotation, emperalizm v.s, many cases. A correct analyse and meaning of missionary should be fulfilled. cause, underlying scheme is abusement. Therefore, teaching of national and divine values, implementance of these by the skilled people must be taken into consideratio
- …
