1,721,018 research outputs found
3 boyutlu objelerin fotovoltaik sistemlerde gölgeleme etkisinin modellenmesi ve gerçek zamanlı güç analizi
Bu tez çalışmasında, fotovoltaik sistemlerin 3-boyutlu çevresel yapılar tarafından kısmi gölgelenmesinin, herhangi bir bölgede güneşin gün içindeki zamana bağlı konumu göz önünde bulundurularak, sistem verimine olan etkisini analiz edebilen bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen bu model ile farklı bölgelerde farklı gölgelenmeler için gerçek zamanlı simülasyonların yapılabilmesi ve fotovoltaik sistemden elde edilecek enerjinin kısmi gölgelenmeden oluşabilecek doğrusal olmayan davranışlar göz önünde bulundurularak hesaplanabilmesi hedeflenmiştir. Sanal gerçeklik tabanlı bu model ile sistem kurulmadan önce çevre koşulları ve maksimum güç izleme algoritmalarının sistem verimine olan etkileri öngörülerek, sistem veriminin artırılması için alternatif çözümlerin önceden üretilebilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, bir yıl boyunca seçilen herhangi bir bölgenin, 3-boyutlu cisimlerin bir fotovoltaik sistemde zaman içinde hangi modüllerin gölgelendiğini bularak ve modüllere gerçeğe yakın ışınım değerlerini atayarak sistemin uzun vadede verimini hesaplayabilen matematiksel denklemlere dayalı bir simülasyon programı geliştirilmiştir. Bu kapsamda, öncelikle bu amaca uygun bir fotovoltaik modül modeli oluşturulmuş ve fotovoltaik modül modellendikten sonra bina entegreli bir fotovoltaik sistemin ve olası gölgelenmeye sebep olabilecek cisimlerin yerleşimini yansıtacak bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen bu model sayesinde modüllerin üzerinde kısmi gölgelenme oluşturulup bu gölgelemenin güç-gerilim eğrisi üzerindeki etkisi incelenerek verim analizleri yapılmıştır. Farklı koordinatlara sahip bölgelerin ve farklı elektriksel bağlantı topolojilerinin kısmi gölgelenmeye karşı gösterdikleri davranışlar kıyaslanarak incelenmiştir. Geliştirilen model ve simülasyonlar Erasmus Programı kapsamında Catalunya Teknik Üniversitesi (UPC), Elektronik Mühendisliği Bölümü ile birlikte gerçeklenmiştir
Fotovoltaik sistemlerde hata tanı sistemi tasarımı
Dünyanın hızla artan enerji talebi, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimini arttırmaya yönelik olan çalışmalara büyük önem kazandırmıştır. Bu çalışmada, gelecekte güneşin olduğu her yerde görebileceğimiz fotovoltaik (PV) modüllerin sorunsuz ve kesintisiz olarak çalışmasına devam edebilmesi için, sistemin temel parametreleri izlenerek homojen ve homojen olmayan ışınım koşulları altında çalışabilen yeni hata tanı sistemleri tasarlanmıştır. Bu bağlamda geliştirilen ilk sistemde, ortamın ışınım ve sıcaklığı, bir dizideki PV modül sayısı ve dizinin çıkış gücü giriş parametreleri olarak kullanılmış ve homojen ışınım koşullarında hatalı kısa ve açık devre modül sayısı belirlenebilmiştir. Önerilen ikinci sistemde, PV dizinin çalışma gerilimi ve ortam sıcaklığı bilgileri kullanılarak PV dizideki açık ve kısa devreleri hataları homojen olmayan ışınım koşullarında tanımlanabilmiştir. Deneysel ve simülasyon test sonuçları geliştirilen hata tespit algoritmalarının başarıyla hataları tespit edebildiğini göstermiştir. Bu tez çalışmasında, en az sayıda algılayıcı kullanılarak PV sistemde bir hata olup olmadığını denetleyecek sistemin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, homojen olmayan ışınım koşullarında, PV sistemlerde maksimum güç noktası izleme algoritmaları optimum güç noktasını bulmada hata yapabilmektedirler. Bu durumda sistemden beklenen enerjinin tahmin edilenden daha az çıkması söz konusu olmaktadır. Tezin bu son aşamasında, global maksimum güç noktası takip edebilen yeni bir sistem önerilerek maksimum güç noktası izleyicilerinin sistemdeki toplam hata payındaki oranının azaltılmasına çalışılmıştır. Bu tez çalışması, Erasmus kapsamında İspanya Politècnica de Catalunya Üniversitesi (UPC), Elektronik Mühendisliği Bölümü, Fotovoltaik Sistemler Araştırma Grubu işbirliği ile gerçekleştirilmiştir
Elektrik şebekelerinde FACTS cihazlarının optimum yerleşimi
Bu tez çalışmasının ilk aşamasında elektrik güç sistemlerinde kullanılan kademeli transformatör, faz kaydırıcı transformatör, statik var kompansatör ve tristör kontrollü seri kompansatör gibi elektrik şebekelerinde aktif rol oynayan güç elemanları elektrik güç akışı algoritmalarında analizleri yapılmak üzere modellenmiştir. Bu cihazların etkinlikleri test sistemleri üzerinde araştırılmıştır. Günümüzde rüzgar enerji santralleri ve yük talebindeki belirsizlikler elektrik güç sisteminin kontrolünü daha karmaşık bir hale getirmektedir. Bu tez çalışmasının ikinci aşamasında, farklı senaryolar altında bu belirsizliklerin etkileri kademeli ve faz kaydırıcı transformatörlerin çalışma performansları üzerinde araştırılmıştır. Kademeli transformatörün kontrolü farklı senaryolar altında yapay sinir ağları ve ANFIS gibi akıllı sistemler ile gerçekleştirilmiştir. Mevcut elektrik şebeke altyapısı giderek daha karmaşık hale gelen ve büyüyen elektrik güç sistemlerindeki gereksinimleri karşılamada yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle gerilim ihlalleri ve iletim hatlarındaki termal kapasitelerin aşılması söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda, FACTS cihazlarının yerinin ve boyutunun belirlenmesi hem teknik hem de ekonomik açıdan büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte, bu optimizasyon problemine uygun çok-amaçlı fonksiyonu elde etmek karmaşık ve zahmetlidir. Bu tez çalışmasının son aşamasında, grafik tabanlı basit bir amaç fonksiyonu geliştirilerek, uzun vadeli yük belirsizlikleri altında genetik algoritma ile FACTS cihazlarının bara gerilim değişimleri ve hat kapasiteleri açısından optimum yerleşimlerini ve değerlerini belirleyen bir yöntem önerilmiş ve performansı IEEE test sistemi kullanılarak test edilmiştir. Önerilen yöntemin diğer çalışmalardan farkı, sabit bir yük profili yerine uzun vadede rastgele değişen yük profilinin kullanılmasıdır. Elde edilen sonuçlar önerilen yöntemin güvenilir bir şekilde kullanılabileceği göstermiştir
Fotovoltaik tabanlı dağıtılmış enerji üretim sistemlerinin elektrik şebekeleri üzerindeki harmonik kaynaklı etkilerinin incelenmesi ve optimizasyonu
Güç sistemlerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan fotovoltaik tabanlı dağıtılmış enerji üretim sistemlerinin son yıllarda hızla artmasıyla birlikte bu sistemlerin bünyesinde bulundurduğu fotovoltaik arayüzlerinden dolayı enterkonnekte sistemde oluşan harmonik bozulmalar da artmaktadır. Ayrıca, günlük hayatta kullanılan elektronik cihazların nonlineer karakteristikli olması, güç kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Enerji talebindeki artışlara bağlı olarak giderek daha karmaşık bir yapı alan elektrik şebekelerinde güç kalitesi de göz önüne alınması gereken önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında doğrusal olmayan yüklerin bulunduğu bir elektrik şebekesinde fotovoltaik sistemlerin bağlandığı ve bağlanmadığı durumlarda sistemin ayrıntılı olarak harmonik güç akışı analizi yapılmış ve sonuçlar ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Güç kalitesinin sürekliliği ve güvenilirliği açısından efektif gerilim değerlerinin, tekil harmonik bozulma değerlerinin ve toplam harmonik gerilim bozulma değerlerinin belirli sınırlarda olması beklenildiğinden dolayı, harmonik güç akışı analizinden elde edilen sonuçları istenilen aralıkta tutmak için şebekeye bağlanan fotovoltaik sistemlerin çıkış güçlerinin planlanması ve bu sistemlerin şebekeye nereden bağlanacağının belirlenmesi güncel bir araştırma konusudur. Bu bağlamda, harmonik güç kalitesi kısıtları göz önüne alınarak bu kaynakların sistemdeki katılım oranları Genetik Algoritma kullanılarak hesaplanmıştır
Analysis of effect of static VAR compensator and Tap changing transformer on voltage stability in electrical networks
Güç sistemlerinde gerilim kararsızlığı genellikle aşırı yüklenme durumunda yetersiz reaktif güçten dolayı meydana gelmektedir. Son yıllarda, elektrik şebekelerindeki gelişmeler ve yük artışı, gerilim kararsızlığına ve şebeke çökmelerine neden olabilmektedir. Bu bağlamda, gerilim profilinin iyileştirilmesi için yük altında tap ayarlı transformatörler ve statik var kompansatörler önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, yük altında tap ayarlı transformatör ve statik var kompansatörün gerilim kararlılığı üzerindeki etkileri IEEE-14 ve IEEE-30 baralı test sistemleri üzerinde ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Tezin ilk aşamasında sistemdeki gerilim kararlılığı açısından hassas baralar tespit edilmiştir. Daha sonra bu baralar üzerinden tap ayarlı transformatör ve statik var kompansatörün gerilim kararlılığına olan etkileri PV ve QV eğrileri aracılığıyla incelenmiştir. Bu kapsamda öncelikle her cihaz ayrı ayrı ele alınarak her cihazın gerilim kararlılığındaki etkisi gözlenmiştir. Sonraki aşamada, oluşturulan senaryolar altında bu iki cihazın birlikte kullanılması durumunda gerilim kararlılığı analizleri gerçekleştirilmiştir. Tezin son aşamasında ise, sistemde birden fazla tap ayarlı transformatör bulunduğu durumda bara gerilimlerinin istenen aralıkta kalabilmesi için uygun kademe oranlarının seçimi ile ilgili analizler yapılmış ve kademe oranlarının gerilim profiline olan etkileri incelenmiştir.Voltage instability usually results from insufficient reactive power in case of overload in power systems. In recent years, development of the electrical power networks and increase in load demands can lead to the voltage instability and network collapse. In that manner, on load tap changing transformers and static var compensators play an important role in improving the voltage profile. In this thesis, the effects of on load tap changing transformers and static var compensators are analyzed in details on voltage stability in the IEEE-14 and IEEE-30 bus test networks. In the first stage of this thesis, sensitive buses of the system are determined in terms of voltage stability. Then, the effects of the tap changing transformers and the static var compensators on the voltage stability are analyzed by using PV and QV curves. In this scope, firstly each device is considered seperately and the effect of each device on the voltage stability is observed. Second, voltage stability analysis is performed when both devices are used together under different scenarios. In the last stage of the thesis, in case of more than one tap changing transformer in the system, in order to keep the bus voltages within the desired limit, the analysis of selection of suitable transformer tap ratio is presented and the effects of the tap ratio on the voltage profile are examined
Fotovoltaik sistemlerde yapay sinir ağları ile maksimum güç noktası izleyicisi tasarımı
Bu tezde fotovoltaik sistemlerde kısmî gölgelenme koşulları altında yapay sinir ağları ile maksimum güç noktasının nasıl izlenebildiği incelenmiştir. Literatürde konuyla ilgili yapılan çalışmalarda FV modüllerin aldığı ışınım değerleri kullanılarak YSA’ nın eğitilmesi gerçekleştirilmiştir. Sistemin maliyetini artıran bu yöntemlere karşılık, bu tez çalışmasında kısmî gölgelenme koşullarında her bir bypass diyotuna paralel bağlı FV hücrelerin üzerindeki gerilimler kullanılarak YSA eğitilmiş ve FV sistemlerde homojen olmayan çalışma koşullarında global maksimum güç noktası izleyicisinin tasarlanması amaçlanmıştır. Kısmî gölgelenme koşullarında FV dizinin maksimum güç noktası gerilimleri incelendiğinde, gerilimlerin belirli aralıklarda değiştiği gözlenmiştir. YSA’ ların eğitilmesi için gerekli veriler bu gözlemden yararlanılarak elde edilmiştir. YSA’ nın eğitimi için gerilim ölçme yoluyla gerekli verilerin elde edilmesi ile ışınım ve akım ölçmeye kıyasla daha basit ve ucuz bir yol kullanılmıştır. Eğitilmiş YSA ile birlikte yardımcı bir algoritma geliştirilerek, izleme sonucu elde edilen maksimum güç noktasındaki gerilimin belli değerlerde olması sağlanmıştır. Önerilen yöntemde YSA yapısı olarak adaptif ağ tabanlı bulanık sonuç çıkarım sistemi (ANFIS) kullanılmıştır. Önerilen yöntemin uygulanabilirliğini araştırmak için seri bağlı iki FV modül ve seri bağlı dört FV modül olmak üzere iki ayrı sistem incelenmiştir. Önerilen yöntemin verimliliğini araştırmak için geleneksel yöntem ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen enerjiler kıyaslandığında önerilen yöntemin, seri bağlı iki modülden oluşan FV sistemde 21,11%, seri bağlı dört FV modülden oluşan FV sistemde 7,98% daha verimli olduğu görülmüştür
Dağıtılmış enerji üretiminin elektrik şebekelerine etkisi ve analizi
Gün geçtikçe artan enerji talebiyle birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve düşük kapasiteli konvansiyonel jeneratörlerin kullanımı hızla artmaktadır. Dağıtılmış enerji üretimi olarak da adlandırılan bu üretim konseptinin güç sistemlerine çok sayıda entegrasyonu güç sistemlerinin var olan pasif yapısını değiştirmekte ve davranışlarını oldukça etkilemektedir. Özellikle, dağıtılmış enerji üretim sistemleri dahil edilmiş şebekelerin detaylı bir analiz yapılmaksızın şebekeye rastgele dahil edilmesi güç kalitesi ve güvenilirliğinin azalmasına sebep olabilmektedir. Bu tezde, dağıtılmış enerji üretim tesislerinin güç sistemleri parametrelerinden olan şebeke kayıpları, gerilimleri ve hat akışlarına olan etkileri, bağlantı yeri ve gücün belirlenmesi açısından incelenmiştir. Öncelikle konvansiyonel yük akış analizi metotları kullanılarak yapılan analizler sonucunda şebeke kayıpları ve sistem gerilimleri açısından dağıtılmış enerji sistemlerinin güç sistemlerine en uygun hangi güçte ve hangi noktadan bağlanacağı ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Şebeke yüklerinin ve dağıtılmış enerji üretimi sistemlerinin çıkış güçlerindeki belirsizlikler bu analizlere dahil edildiğinde tekrarlayan güç akış analizi sayısının önemli ölçüde arttığı gözlenmiştir. Bu kapsamda tekrarlayan güç akış analizi sayısının azaltılarak hesaplama zamanının azaltılabildiği yapay sinir ağları ve kümeleme tabanlı analiz yöntemleri önerilmiştir. Farklı çalışma koşulları altında önerilen yöntemlerin performansları IEEE test sistemleri kullanılarak test edilmiş ve dağıtılmış enerji sistemlerinin şebekeye olan etkilerinin analizinde ve entegrasyonunda güvenilir bir şekilde kullanılabileceği gösterilmiştir
Transmission expansion planning in power systems with wind power plants
Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik güç şebekelerine entegrasyonu her geçen yıl hızla artmaktadır. Bu artıştaki en büyük pay ise rüzgar enerji santrallerine (RES) aittir. RES'ler her ne kadar ekonomik, çevresel ve teknik avantajlara sahip olsalar da şebeke planlamacılarına çözülmesi gereken yeni problemler oluşturmaktadırlar. Diğer yandan şebeke altyapısındaki yetersizliklerden dolayı RES'lerin var olan potansiyelleri yeterince kullanılamamaktadır. Bu potansiyeli en iyi şekilde kullanmak adına iletim hattı planlaması büyük önem arz etmektedir. Bu tezde, RES entegre edilmiş güç sistemlerinde iki seviyeli iletim hattı planlama metotları geliştirilmiştir. Böylece hat yatırım maliyetlerinin yanı sıra planlama periyodunca şebekedeki kısıtlardan dolayı oluşan kullanılamayan rüzgar enerjisi yerine devreye alınan konvansiyonel jeneratörlerin toplam üretim maliyetlerini ve beslenemeyen enerjiyi azaltmak amaçlanmıştır. İki seviyeli planlama problemi farklı çalışma koşullarında beslenemeyen talep yük ile kullanılamayan rüzgar gücünü hesaplayabilmek için geliştirilmiştir. Problemin üst seviyesinde yatırım maliyetleri, kullanılamayan rüzgar enerjisi yerine devreye alınan konvansiyonel jeneratörlerin toplam üretim maliyetleri ve beslenemeyen enerji talebi minimize edilirken, alt seviyede ise farklı senaryolar için jeneratörlerin üretim maliyetleri ile birlikte beslenemeyen talep yükü minimize edecek olan optimal güç akış problemleri ele alınmıştır. Kümeleme yöntemleri kullanılarak RES'lerin çıkış güçleri ve yüklerdeki değişimleri dikkate alan senaryolar oluşturulmuştur. Bu kapsamda üç farklı metot önerilmiştir. İlk olarak, alt seviyede DC-model kullanılarak oluşturulan çok-amaçlı bir iletim hattı planlama problemi genetik algoritma ile çözdürülmüştür. Elde edilen pareto-optimal yatırım sonuçlarından en uygununu belirlemek amacıyla planlayıcıların isteklerini dikkate alan bulanık mantık tabanlı bir karar verme modeli oluşturulmuştur. Bir sonraki adımda, N-1 kısıtlılık durumları önerilen iletim hattı planlama problemi içinde ele alınarak şebeke yeterliliğinin hem normal hem de kısıtlılık durumlarında sağlanması hedeflenmiştir. Son olarak, hat ve reaktif güç kaynağı yatırım maliyetleri ile kullanılamayan rüzgar enerjisi arasında bir denge sağlayabilmek için iletim hattı planlama problemi ile reaktif güç planlama problemi lineerleştirilmiş AC-model kullanılarak birleştirilmiş ve iki seviyeli planlama problemi oluşturulmuştur. Lineer olan alt seviye problemleri güçlü ikililik teoreminden faydalanılarak üst probleme kısıt olarak eklenmiştir. Böylelikle iki seviyeli problem tek seviyeye indirgenmiş ve planlama problemi karma tamsayılı lineer programlama olarak formüle edilmiştir. Önerilen metotlar farklı test sistemlerinde farklı senaryolar altında uygulanmıştır. Sonuçlar, kullanılamayan rüzgar enerjisi düşünülerek oluşturulan iletim hattı planlama yaklaşımının hem toplam maliyetlerin azaltılması hem de RES kullanım oranının artırılması açısından klasik planlama yöntemlerine göre daha iyi olduğunu göstermiştir. Diğer yandan, reaktif güç planlama probleminin de kullanılamayan rüzgar enerjisi ve hat yatırımları ile koordineli bir şekilde ele alınması, hatlara yapılacak olan yatırımların daha da ertelenebileceğini göstermiştir. Tez kapsamında önerilen metotların etkinliğini göstermek amacıyla elde edilen sonuçlar, literatürdeki diğer metotlarla karşılaştırılmıştır.Integration of renewable energy resources into power systems has been growing rapidly year by year. The biggest share in this growth belongs to wind power plants. Although they have economical, environmental, and technical advantages, the integration of them introduce new challenges in terms of power system planners. On the other hand, the wind power may be curtailed due to the insufficient infrastructure. In order to utilize the potential of wind power, transmission expansion planning is of great importance. In this thesis, bilevel transmission expansion planning methods are proposed for wind power plants integrated power systems. By this way, it is aimed to minimize the total generation cost of conventional generators which replace the curtailed wind energy in the planning period and energy not supplied as well as investment cost of transmission lines. Bilevel planning problem is developed in order to calculate load curtailment and curtailed wind power for several load-wind scenarios. The upper level problem is to minimize investment costs, the total generation cost of conventional generators which replace the curtailed wind energy in the planning period, and energy not supplied while the lower level problems deal with the optimal power flow problems under several scenarios, which minimize the generation costs and load curtailment. Scenarios are obtained by using clustering techniques by considering the output of wind power plants and demand power. In this context, three different methods are proposed. First of all, a multi-objective transmission expansion planning problem, whose lower level is constructed by using DC-model, is solved by genetic algorithm. In order to obtain the best investment out of the pareto-optimal solutions considering the planners' priorities, decision making process is formed based on fuzzy logic. In the next step, N-1 contingencies are incorporated into the proposed transmission expansion planning problem in order to maintain the system adequacy for both normal and contingency cases. Finally, transmission expansion planning and reactive power planning are combined in a bilevel manner by using the linearized AC-model in order to make a balance between investment costs of transmission lines and reactive power sources, and curtailed wind energy. Lower level problems which are linear are incorporated into upper level problem as constraints using the strong duality theorem. Hereby, the bilevel optimization problem is converted to single level problem which is formulated as mixed integer linear programming. The proposed methods are applied to different test systems under different case studies. The results show that the transmission expansion planning methods, which consider the curtailed wind energy, are superior to the classical methods in respect of minimizing investment and operation costs and maximizing the usage of wind power plants. On the other hand, it is inferred from the results that the transmission expansion planning, which is coordinated with reactive power planning, is able to postpone the line investments. Moreover, the proposed methods are compared with the existing methods in the literature
Impacts of harmonic limits on optimal pv penetration levels in unbalanced distribution networks
Dağıtım şebekelerinde fotovoltaik (FV) sistemlerin katılım oranlarının artmasıyla birlikte FV eviricilerin etkilerinden dolayı harmonik bozulmalar da artmaktadır. Bu nedenle, güç kalitesi açısından optimal FV katılım oranının belirlenmesi önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, yük profilinin belirsizliği ve güneş ışınımındaki değişimlerden dolayı FV sistem çıkış gücünün değişkenliği göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda, dengesiz üç fazlı dağıtım sistemlerinde optimal FV katılım oranlarını belirlemeye dayalı optimizasyon problemi, Interior Point (IP) yönteminin sırasıyla Monte Carlo Simulasyonu (MCS) ve k – ortalamalar kümeleme yöntemi ile birlikte gerçekleştirilmesi sonucu çözülmüştür. FV sistem şebeke akımının harmonik bileşenlerinin güneş ışınımına bağlılığı önerilen yöntemlerde göz önünde bulundurulmuştur. Döngü referans yapısına dayalı güç akışı analizi yöntemi FV sistemlerin ve doğrusal olmayan yüklerin bağlı bulunduğu dağıtım şebekelerinde harmonik parametrelerini belirlemek için kullanılmıştır. Bu güç akışı analizi tekniğinden elde edilen gerilimdeki toplam harmonik bozulma, gerilimdeki tekil harmonik bozulma ve RMS gerilimi gibi güç kalitesi parametreleri göz önünde bulundurularak, önerilen optimizasyon yöntemlerinde optimal FV katılım oranları belirlenmiştir. Dağıtım şebekelerinde harmonik kısıtlar dikkate alınırken FV sistemlerin optimal katılım oranlarının maksimize edilmesi açısından önerilen yöntemlerin etkinliği elde edilen sonuçlardan görülmüştür.Harmonic distortions increase because of the influences of PV inverters by the increasing penetration levels of PV systems in the distribution networks. Thus, it is important problem to obtain the optimal PV penetration level for maintaining the power quality. In this thesis, the uncertainty of load profile and the intermittent characteristic of PV system output power due to changes in solar irradiance are considered. In this context, the proposed optimization problem based on determining the optimal PV penetration levels in unbalanced three phase distribution systems is solved by performing the IP method together with MCS and k – means clustering, respectively. The dependence of the harmonic components of PV system grid current on the solar irradiance is taken into account in the proposed methodologies. The loop frame of reference based power flow analysis method is utilized to determine the harmonic power quality parameters in distribution networks where the PV systems and nonlinear loads are connected. The optimal PV penetration levels are determined by considering the harmonic power quality parameters such as total harmonic voltage distortion, individual harmonic voltage distortion and RMS voltage in the proposed optimization procedure. The effectiveness of proposed methods is observed from the obtained results in terms of maximizing the optimal PV system penetration levels while taking into account harmonic limits in distribution networks
Kristal silisyum, CIS tipi ince film ve organik boya esaslı ince film fotovoltaik modül performanslarının karşılaştırılması olarak incelenmesi
Bu tez çalısması kapsamında üç farklı tip fotovoltaik modülün, Çok kristal silisyum, CIS tipi ince film ve Boya esaslı ince film fotovoltaik modül performans parametreleri, kısa devre akımı (Isc), açık devre gerilimi (Voc), dolum faktörü (FF), maksimum güç noktası gücü (Pmpp), maksimum güç noktası gerilimi (Vmpp), maksimum güç noktası akımı (Impp) ve fotovoltaik modül verim ( ) degisimi atmosfer kosulları altında gözlenmistir. Fotovoltaik modülleri farklı çalısma kosullarda kıyaslayabilmek için, fotovoltaik modül yüzeylerine yapay gölgeleme yapılmıs, gölgeleme etkisi altında ve gölgeleme etkisi olmayan, 39W/m2- 1048W/m2 ısınım aralıgında ölçüm alınmıstır. Ölçümlerde kullanılan Atersa A- 65P çok kristal silisyum fotovoltaik modül, Sulfercell SCG-HV-F CIS tipi ince film fotovoltaik modül üreticilerden temin edilmistir. Boya esaslı ince film fotovoltaik modül tez kapsamında Ege Üniversitesi Günes Enerjisi Enstitüsü laboratuarlarında üretilmis ve tüm ölçümlerde kullanılmıstır
- …
