24,842 research outputs found
İsmail Çağlar ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme Saadet Erciyas yönetiminde Seferihisar Belediyesi bünyesinde Seferihisar'ın Çınarları-1 başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 39’dur.1943 yılında doğan İsmail Çağlar, Mithat Paşa’nın kahyalığını yapmış Malik Mustafa’nın oğlu olarak tanınmaktadır. Ailesinin nereden geldiğini anlatan Çağlar, daha sonra annesi ve babası hakkında bilgiler verir. Rençperlik yapan babası bir dönem Doğanbey nahiyesinin de muhtarı olur. Hayatı boyunca babasını örnek aldığını özellikle belirtir. Ulaşımın atla ve eşekle yapıldığı dönemlerden sonra başlayan sürecin tanığı olur, yaklaşık 30 sene boyunca taksicilik yapar. İzmir ilinin Seferihisar ilçesindeki ilk taksi durağının kurucularındandır. Bu süreci anlatırken ilçedeki sosyal yaşama da değinir. 1980 İhtilali’nde yaşadığı bir anısını aktardıktan sonra taksiciliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu vurgular. Görücü usulü ile evlenen Çağlar, kendi evlilik sürecini ve bazı gelenekleri anlatır.Seferihisar BelediyesiErciyas, Saadet. Seferihisar’ın çınarları-1. İstanbul: Kırk Yayınevi,2013
Cumhuriyet'in büyük röportajı:Yurd ne diyor?:Ege'de karşılaştığım geniş zihniyet
Taha Toros Arşivi, Dosya No: 154-İsmail Habib Sevü
Cumhuriyet'in büyük röportajı:Yurd ne diyor?:İzmir'de belde ve halk
Taha Toros Arşivi, Dosya No: 154-İsmail Habib Sevü
Cumhuriyet'in büyük röportajı:Yurd ne diyor?:İzmir'de ilk ferahlık
Taha Toros Arşivi, Dosya No: 154-İsmail Habib Sevü
Cumhuriyet'in büyük röportajı:Yurd ne diyor?:Pazar mahallinde köylülerle hasbihal
Taha Toros Arşivi, Dosya No: 154-İsmail Habib Sevü
Hasan and İsmail
Her insanın farklı bir öyküsü vardır.Ancak bazı insanlar bu hususta istemsizde olsa bir adım önde doğar. Anlatacağımız öykümüzün başkahramanları da istemsiz katıldıkları bu yarışta parkuru bitirme mecburiyetinde olan milyonlarca insandan yalnızca ikisi.Bu yarışta şartlar eşit değildir ve bir mucize olmadığı müddetçe de asla eşit olmayacaktır. Peki bu mucize bir gün onlar için kapıyı çalacak mıdır? Kim bilir?belki. O da ayrı bir öykünün konusu. Bizim öykümüz mucizelerden uzak sayılabilecek gerçeklikte...Aileleri tarafından Hasan ile İsmail diye adlandırılmışlar. Ancak onlar ayakta durabildiklerini ispatladıkları her saniye milyonlarca karanlığa mahkûm kalmış diğer isimleri de temsil ediyorlar. Bu projede sadece onların misafiri olabiliyoruz.Çalışmanın amacında Beykent Üniversitesi'nde eğitim gören Hasan ile İsmail isimli iki kardeşin hayatına olabildiğince sade bir bakış açısıyla yaklaşma çabası yatmaktadır. Görme yetilerini yitirmiş bu iki kardeşin hayatını dramatize etmeden, kendi gerçekliğinde ve ironisinde çekmenin çok daha doğru olacağı düşünüldü...İki kardeşle geçen sohbetlerimizde yer yer klişe sayılabilecek olan ?Türkiye?de engelli sorunu? konusunu yine de es geçemedik. Her ne kadar daha çok derinlerine inip onların aşk hayatlarını, tutkularını ve bilinçaltlarında kalan yarım kalmış birçok isteklerini keşfetmeye çabalasak da hep bu konu önümüze geldi. Anahtar Kelimeler : Hasan ile İsmail, KardeşlerEvery person has a different story. But some people borns in one step ahead for this situation involuntarily. The protagonists, who will described of our story, are only two people of millions that they have to finish the ractrack involuntarily.In this race, the conditionals aren?t equal and enless there is a miracle they are never be equal. So will this miracle ring the door for them? Who knows.. Maybe. It also comes in a another story. Our story becomes reality away from miracles.They are called İsmail and Hasan by their families. But,İn every second , they had proved that it can stand standing, they represent the other millions names who condemned the darkness. In this project. We can be only their guests. The aim of this study is approaching with a perspective as plainly as possible to Ahmet and Hasan?s life who study in Beykent University.It were thought to be much more accurate to cine record of the lifes of two brothers who lost their ability of seeing with unsentimental in their own reality and iron.In the conversations with two brothers, we didn?t pass the subject of `the disability problem in Turkey? which considered cliche from time to time. We encountured constantly with this issue however we tried to explore to their passions and desire and their loves deeply. Key Words : Hasan and İsmail, Brother
İSMAİL HAKKI BURSEVÎ’NİN LUGAZ ŞERHLERİ I
Klasik bir metne farklı yer ve zamanlarda yeniden bakan, eseri yaşadığı devrin şartları içerisinde yorumlamaya çalışan şârih; şerh ettiği metinde müellif/şair “ne söylüyor ya da nasıl söylüyor?” sorularını cevaplamaya çalışan kimsedir. Hususuyla tasavvufî metinleri daha iyi anlayabilmek için yazılan şerhler, bu çerçevede oluşturulan eserleri anlamada birer anahtar hükmündedir. İsmail Hakkı Bursevî’nin şerh geleneği içerisindeki yeri oldukça ehemmiyetlidir. Yüz yirmi civarında eser kaleme alan Bursevî’nin eserlerinin elliden fazlasını şerhler oluşturmaktadır. Özellikle şerh ettiği metinlerde tasavvufî derinliği yakalamaya çalışan Bursevî, şerh geleneği içerisinde kendisine has bir üslup oluşturmuştur, denilebilir. Bu çalışmada, İsmail Hakkı Bursevî’nin şerhleri arasında önemli bir yere sahip olan ve yirmi varaktan oluşan Tasavvuf ve Lugaz Şerhleri adlı eserinin ilk bölümü (8 varak) ele alınmıştır. Çalışmada Bursevî’nin tasavvufî lugaz şerhleri öncelikle çeviriyazı harflerine aktarılmış ve şarihin lugazlara konu ettiği unsurlar ve bu unsurların ifade ettiği manalar tespit edilerek lugazların dikkat çekici yönleri ortaya konulmaya çalışılmıştır
Abolir la faim dans le monde
Pr Ismail Serageldin © P. Imbert, Collège de France L’origine de la faim dans le monde n’est pas liée à un manque de nourriture. Condorcet, contrairement à Malthus, croyait que l’ingéniosité humaine serait capable de satisfaire les besoins alimentaires d’une population croissante et que l’humanité ne serait plus soumise au cycle infernal des famines. Il avait raison. Personne ne pouvait imaginer alors que notre planète serait capable de satisfaire aujourd’hui les besoins de six milliards d’ê..
- …
