31 research outputs found

    METASTATİK DİFFERANSİYE TİROİD KARSİNOMU'NDA SİSTEMİK İNFLAMASYON İNDEKSİ'NİN PROGNOZA ETKİSİ

    No full text
    METASTATİK DİFFERANSİYE TİROİD KARSİNOMU'NDA SİSTEMİKİNFLAMASYON İNDEKSİ'NİN PROGNOZA ETKİSİHalil İbrahim ELLEZ, İlkay Tuğba ÜNEKDokuz Eylül Üniversitesi, İzmirGiriş: Tiroid kanseri nadir görülmesine rağmen, en yaygın endokrin neoplazi olmaya devametmektedir ve insidansı artmaktadır.Tiroid foliküler epitel hücrelerinden gelişen diferansiyetiroid karsinomları (DTC'ler), tüm tiroid kanserlerinin yaklaşık %95'ini oluşturur.Bu vakalarınyaklaşık %90'ı, cerrahi tedavi ve radyoaktif iyot tedavisi kombinasyonu ile iyi prognoz sergiler.Lobektomi-istmusektomi veya total tiroidektomi, tümörün yerleşim yerine bağlı olarak, düşüknüks ve yüksek sağkalım oranları nedeniyle DTC'lerde tercih edilen cerrahi tedaviyi temsileder.Kanser ve inflamasyon ile hücresel bağışıklık sisteminin inflamatuar yanıtta önemli bir roloynadığı bilinmektedir. Enflamasyon, tümör riskini artırır, kanserin ilerlemesinde önemli birrol oynar ve tüm tümör aşamalarını etkiler.Önceki çalışmalar, kanser ve inflamasyonarasındaki güçlü ilişkiyi araştırmış ve inflamatuar hücrelerin karsinojenezi etkilediğibildirilmiştir.Gereç-Yöntem: 2011-2021 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Medikal Onkoloji'de takip edilen35 hastanın retrospektif olarak kayıtları incelendi. Bu hastaların 9'u erkek 21'i kadındı.Histopatolojik bulgular retrospektif olarak incelendi ve yaş, cinsiyet gibi demografik özelliklerkaydedildi.Tam kan sayımı sonuçlarından Nötrofil, Platelet ve Lenfosit değerleri elde edildi vebunlardan Sistemik İnflamasyon İndeksi(SII) hesaplandı. Tümör histolojik tipi, perinöralinvazyon kapsül invazyonu, lenfovasküler invazyon, tiroid dışı yayılım, odak sayısı ve tümörçapı gibi parametreler belirlendi ve SII ile ilişkileri araştırıldı. Yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmişsağlıklı kontrol grubu için SII değerleri tam kan sayımlarından hesaplandı ve daha sonra hastagrubu SII değerleri ile karşılaştırıldı.Bulgular: Çalışmaya alınan 32 hastanın yaşları 17 ile 79 arasında (47,5 ± 12,3) değişmekteydi.Hastaların 24 tanesi papiller tiroid karsinomu, 8 tanesi folliküler tiroid karsinomu olarakgörüldü. SII'nın prognoza etkisinin saptanmasında yapılan ROC analiznde 452 olarak görüldüve 452 üzerinde olan SII'da sağ kalım belirgin derecede uzundu.(45 ay v 18 ay, p&lt;0.001).Yapılan alt grup analizlerinde SII'nın papiller ve folliküler tiroid kanserinde prognozu tayinetmede önemli olduğu görüldü. Multivariyet analizlerde TG düzeyi 150 ve üzerinde olanlar,lenfovasküler invazyon varlığı, tiroid dışı yayılım,tümör çapı 3 cm ve üzerinde olanlardaprognozun daha kötü olduğu saptandı(p&lt;0.001)Sonuç: Metastatik DTC'de sistemik inflamasyon indeksi prognozu tayin etmede yol göstericiolabilir.Anahtar Kelimeler: Differansiye Tiroid Karsinomu, Sistemik İnflamasyon İndeksi, Metastaz</p

    CHAARTED and LATITUDE in Predicting Prognosis in Metastatic Hormone-Sensitive Prostate Carcinoma Comparison of Criteria

    No full text
    Objectives: Prostate carcinoma is the most common cancer in men and the second most common cancer causingdeath in the world. In this study, we will evaluate the CHAARTED and LATİTUDE classifications in predicting the prognosis in patients with mCSPC, investigate which group of patients are more reliable in predicting the prognosis accordingto these classifications, and examine which criteria show us the prognosis better in conflicting classifications.Methods: This retrospective, cross-sectional study included 296 patients who were treated for the diagnosis of prostate adenocarcinoma between January 1, 2010, and June 1, 2021. Patients were categorized as having high-volumedisease (HVD) and low-volume disease (LVD) according to the definition used in the CHAARTED study, and HRD andlow-risk disease (LRD) according to the LATITUDE trial. The patients were classified as low or high volume based on theCHAARTED study criteria and as low or high risk based on the LATITUDE trial criteria.Results: When two study criteria were matched, 74(%25) patients had cLaL, 46(%15.5) had cHaL, 10(%3.4) had cLaHand 166(%56.1) had cHaH. In addition, two study criteria were concordant %81.1 of patients and discordant %18.9of patients. Median overall survival (OS) was 58 months (CI%95, 51.26-64.73) in the overall cohort (p&lt;0.001). OS wasfound significantly lower on patients cHaH group (median: 41.06 months; CI%95, 34.88-47.25) compared to patients oncLaL (median:109.80 months; CI%95, 85.20-115.34)(p&lt;0.001). Moreover, no significant differance was found when cLaHgroup (median:69 months.56;CI%95,29.02-110.10) compared with cHaL group. same results was found in progressionfree survival (PFS) and cancer spesific survival (CSS).Conclusion: Our study showed a lack of complete concordance between the CHAARTED and LATITUDE classifications.The need for new biomarkers and/or new classification criteria for these two groups still remains.Keywords: concordance,CHAARTED, LATITUDE, prostate cancer, prognosis Halil Ibrahim Ellez,1 Mehmet Uzun,1 Huseyin Salih Semiz,2 Murat Keser,3 Olcun Umit Unal31Department of Internal Medicine, Division of Medical Oncology, Dokuz Eylul University, Izmir, Türkiye2Department of Medical Oncology, Institute of Oncology, Dokuz Eylul University, Izmir, Türkiye3Department of Medical Oncology, Tepecik Education and Research Hospital, Health Science University, Izmir, TürkiyeA</p

    İleri Evre Tiroid Medüller Karsinomda Vandetanib'in Etkinliği ve Güvenirliği

    No full text
    GİRİŞMedüllertiroid karsinomu(MTK), tiroid parafollüküler hücrelerden kaynaklanannöroendokrin tümördür. İleri evre medüller tiroid karsinomunun sistemiktedavisinde tirozin kinaz inhibitörlerinin(TKI) etkinliği gösterilmiştir. ADDIN EN.CITE&lt;EndNote&gt;&lt;Cite&gt;&lt;Author&gt;Ceolin&lt;/Author&gt;&lt;Year&gt;2019&lt;/Year&gt;&lt;RecNum&gt;147&lt;/RecNum&gt;&lt;DisplayText&gt;[1]&lt;/DisplayText&gt;&lt;record&gt;&lt;rec-number&gt;147&lt;/rec-number&gt;&lt;foreign-keys&gt;&lt;keyapp=&quot;EN&quot; db-id=&quot;zre2stpsufsvw5edfsp5x9rrdaavwvwvxrrf&quot;timestamp=&quot;1647178785&quot;&gt;147&lt;/key&gt;&lt;/foreign-keys&gt;&lt;ref-typename=&quot;Journal Article&quot;&gt;17&lt;/ref-type&gt;&lt;contributors&gt;&lt;authors&gt;&lt;author&gt;Ceolin,Lucieli&lt;/author&gt;&lt;author&gt;da Silveira Duval, MartaAmaro&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Benini, AntônioFelippe&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Ferreira, CarlaVaz&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Maia, AnaLuiza&lt;/author&gt;&lt;/authors&gt;&lt;/contributors&gt;&lt;titles&gt;&lt;title&gt;Medullarythyroid carcinoma beyond surgery: advances, challenges, andperspectives&lt;/title&gt;&lt;secondary-title&gt;Endocrine-relatedcancer&lt;/secondary-title&gt;&lt;/titles&gt;&lt;periodical&gt;&lt;full-title&gt;Endocrine-relatedcancer&lt;/full-title&gt;&lt;/periodical&gt;&lt;pages&gt;R499-R518&lt;/pages&gt;&lt;volume&gt;26&lt;/volume&gt;&lt;number&gt;9&lt;/number&gt;&lt;dates&gt;&lt;year&gt;2019&lt;/year&gt;&lt;/dates&gt;&lt;isbn&gt;1351-0088&lt;/isbn&gt;&lt;urls&gt;&lt;/urls&gt;&lt;/record&gt;&lt;/Cite&gt;&lt;/EndNote&gt;[1]Vandetanib, oral multihedef kinaz inhibitörüdür. Yapılan faz II/IIIçalışmalarda etkinliği ve güvenliği gösterilmiştir. ADDIN EN.CITE&lt;EndNote&gt;&lt;Cite&gt;&lt;Author&gt;Wells Jr&lt;/Author&gt;&lt;Year&gt;2012&lt;/Year&gt;&lt;RecNum&gt;129&lt;/RecNum&gt;&lt;DisplayText&gt;[2]&lt;/DisplayText&gt;&lt;record&gt;&lt;rec-number&gt;129&lt;/rec-number&gt;&lt;foreign-keys&gt;&lt;keyapp=&quot;EN&quot; db-id=&quot;zre2stpsufsvw5edfsp5x9rrdaavwvwvxrrf&quot;timestamp=&quot;1642441403&quot;&gt;129&lt;/key&gt;&lt;/foreign-keys&gt;&lt;ref-typename=&quot;Journal Article&quot;&gt;17&lt;/ref-type&gt;&lt;contributors&gt;&lt;authors&gt;&lt;author&gt;WellsJr, Samuel A&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Robinson, BruceG&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Gagel, RobertF&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Dralle,Henning&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Fagin, James A&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Santoro,Massimo&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Baudin, Eric&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Elisei,Rossella&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Jarzab,Barbara&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Vasselli, JamesR&lt;/author&gt;&lt;/authors&gt;&lt;/contributors&gt;&lt;titles&gt;&lt;title&gt;Vandetanibin patients with locally advanced or metastatic medullary thyroid cancer: arandomized, double-blind phase IIItrial&lt;/title&gt;&lt;secondary-title&gt;Journal of clinicaloncology&lt;/secondary-title&gt;&lt;/titles&gt;&lt;periodical&gt;&lt;full-title&gt;Journalof clinicaloncology&lt;/full-title&gt;&lt;/periodical&gt;&lt;pages&gt;134&lt;/pages&gt;&lt;volume&gt;30&lt;/volume&gt;&lt;number&gt;2&lt;/number&gt;&lt;dates&gt;&lt;year&gt;2012&lt;/year&gt;&lt;/dates&gt;&lt;urls&gt;&lt;/urls&gt;&lt;/record&gt;&lt;/Cite&gt;&lt;/EndNote&gt;[2]Biz de kliniğimizde MTK tanılı hastalarda, vandetanibin etkinliğini vegüvenliğini araştırdık.METODOcak2016-Aralık 2021 tarihleri arası Dokuz Eylül Üniveristesi Tıbbi Onkolojikliniğinde MTK tanısı ile vandetanib alan 14 hastaın verileri retrospektifolarak tarandı. Analizler IBM SPSS Stastistics 24.0 kullanılarak yapıldı.&nbsp; P&lt; 0.05 değeri anlamlı olarak kabuledildi. Tanımlayıcı istatistiki analizler yapıldı. Sağkalım analizleri içinKaplan-Meier, değişkenleri hesaplamak için cox-regresyon modeli kullanıldı. Klinik yanıt oranları RECİST 1.1' e göre,yan etkilerinin derecesi Common Terminology Criteria for Adverse Events (CTCAE)Version 4.0'e göre sınıflandırıldı.BULGULARToplam14 hastanın 4’ünde veriler yetersiz olduğu için çalışmadan çıkarıldı. 10hastanın 4(%40)’ı kadındı. Hastalığa bağlı ölüm görülmedi. Ortalama takipsüresi 36.7 aydı( 14.5 ay-55 ay). Ortanca genel sağkalım 22.4 ay, progresyonsuzsağkalım 14.8 aydı (p=0.001). Ortalama yanıt süresi 6.8 aydı. Yanıtoranları,kalsitoinin ve CEA değişimi ile korele idi. Hipetansiyon, cilttoksistesi,QT uzaması, bulantı, kusma en sık görülen yan etkilerdi. 4 hasta yanetkiler nedeni ile tedavi kesildi(2 hasta QT uzaması, 2 hasta hipertansiyon).SONUÇBulgularımız,birinci/ikinci basamak vandetanib alan önemli sayıda hastanın uzun süreliklinik fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Ancak yan etkiler nedeni iletedaviyi bırakma oranı yüksektir. ADDIN EN.CITE&lt;EndNote&gt;&lt;Cite&gt;&lt;Author&gt;Resteghini&lt;/Author&gt;&lt;Year&gt;2017&lt;/Year&gt;&lt;RecNum&gt;149&lt;/RecNum&gt;&lt;DisplayText&gt;[3]&lt;/DisplayText&gt;&lt;record&gt;&lt;rec-number&gt;149&lt;/rec-number&gt;&lt;foreign-keys&gt;&lt;keyapp=&quot;EN&quot; db-id=&quot;zre2stpsufsvw5edfsp5x9rrdaavwvwvxrrf&quot;timestamp=&quot;1647179271&quot;&gt;149&lt;/key&gt;&lt;/foreign-keys&gt;&lt;ref-typename=&quot;JournalArticle&quot;&gt;17&lt;/ref-type&gt;&lt;contributors&gt;&lt;authors&gt;&lt;author&gt;Resteghini,C&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Cavalieri,S&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Galbiati, D&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Granata,R&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Alfieri, S&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Bergamini,C&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Bossi, P&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Licitra,L&lt;/author&gt;&lt;author&gt;Locati,LD&lt;/author&gt;&lt;/authors&gt;&lt;/contributors&gt;&lt;titles&gt;&lt;title&gt;Managementof tyrosine kinase inhibitors (TKI) side effects in differentiated andmedullary thyroid cancer patients&lt;/title&gt;&lt;secondary-title&gt;Bestpractice &amp;amp; research Clinical endocrinology &amp;amp;metabolism&lt;/secondary-title&gt;&lt;/titles&gt;&lt;periodical&gt;&lt;full-title&gt;Bestpractice &amp;amp; research Clinical endocrinology &amp;amp;metabolism&lt;/full-title&gt;&lt;/periodical&gt;&lt;pages&gt;349-361&lt;/pages&gt;&lt;volume&gt;31&lt;/volume&gt;&lt;number&gt;3&lt;/number&gt;&lt;dates&gt;&lt;year&gt;2017&lt;/year&gt;&lt;/dates&gt;&lt;isbn&gt;1521-690X&lt;/isbn&gt;&lt;urls&gt;&lt;/urls&gt;&lt;/record&gt;&lt;/Cite&gt;&lt;/EndNote&gt;[3]Hasta sayısının az olması, çalışmanın retrospektif olması nedeni ile daha fazlaçalışmaya ihtiyaç vardır.</p

    Kanser ve Enfeksiyon

    No full text
    Son birkaç yıldır yapılan çeşitli çalışmalara göre, insan popülasyonunda bağışıklık korumasının azalmasına yönelik bir eğilim incelenmektedir. Yirminciyüzyılın ikinci yarısında, daha yoğun antitümör tedavisi, transplantasyonlar veimmünosupresörlerin birlikte uygulanması ve HIV salgını nedeniyle immün sistemi baskılanmış bireylerin sayısı hızla artmaktadır. Çoğu vakada Epstein-Barrvirüsünün (EBV) neden olduğu post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLD)ve Sitomegalovirüsün (CMV) neden olduğu pnömoni gibi yeni sendromlar vehastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte yer alan diğer virüsler Herpes simpleksvirüsleri (HSV1, HSV2), Varicella zoster virüsü (VZV), Hepatit B virüsü (HBV),Hepatit C virüsü (HCV) ve İnsan Poliomavirüsleridir (BKV, JC).Tüm Dünya’da, özellikle sürekli ve ani bir şekilde ciddi sağlıksorunlarına yol açan virüslerle karşı karşıya kaldık. Bu durum özellikle çeşitli nedenlerle immun sistemi baskılanmış (İB) bireylerde oldukça büyük problemlereyol açmıştır. İmmün sistemi baskılanmış (İB) bireyler, enfeksiyöz ajanlara karşıdeğişen duyarlılık ve bunlarla mücadele etme kapasitesindeki bozulma nedeniyle, olası kritik klinik seyir ve nihai uzun vadeli sekellerle birlikte, genel popülasyona kıyasla enfeksiyöz hastalıklar açısından artmış morbidite ve mortalite riskitaşıyan heterojen bir pediatrik ve yetişkin hasta grubunu temsil etmektedir (1).İB hastaların azalmış immün reaktivitesi altta yatan hastalığın kendisine (örn.hematolojik malignite, solid tümörler, konjenital immün yetmezlik, düşük CD4&nbsp; sayımlı AIDS dahil edinilmiş immün yetmezlik, otoimmün hastalık, vb) ve/veyadevam eden immünsüpresif tedavilere bağlı olabilir. Bu risk faktörlerinin yanısıra, İB hastalarının sağlık sistemiyle sık sık temas halinde olması da bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini artırabilir. Bulaşıcı hastalıklardan ise viral kaynaklıolanlar daha büyük bir problemin parçası olmaktadır. Bu durum aşağıda belirtilen çeşitli sebeplere dayanmaktadır.&nbsp;</p

    Anti mitokondriyal antikor pozitifliği olan ve normal alkalen fosfataz düzeylerine sahip olan hastaları primer biliyer kolanjit yönünden incelenmesi: Retrospektif analizi

    No full text
    Primer Biliyer Kolanjit (PBK), tipik olarak yüksek kolestatik karaciğer enzimleri ve pozitif antimitokondriyal antikor (AMA) testi ile teşhis edilen kronik bir kolestatik karaciğer hastalığıdır. Normal kolestatik karaciğer enzimleri olan hastalarda AMA pozitifliğinin klinik önemi belirsizdir. Bu çalışmada amacımız; kolestatik enzim düzeyleri normal olan kişilerde saptanan AMA pozitifliğinin PBK ile ilişkisini saptamaktır. Yöntem: AMA ve/veya AMA-M2 pozitifliği saptanan ve bu sebeple 2009-2018 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniği'ne başvuran, ilk başvurusunda ALP düzeyleri NÜS'ün altında olan hastaların dosyası retrospektif olarak incelendi. Hastaların laboratuvar tetkikleri, aldıkları tedaviler, izlendikleri tanılar ve karaciğer biyopsilerinin patoloji sonuçları kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya 26 hasta dahil edildi. Hastaların ortalama yaşı; 56.8±14.9, cinsiyetleri 23 kadın (%88,46) 3 erkek (%11,54) idi. Hastaların tümünde ALP düzeyleri normaldi. Tüm hastalarda AMA düzeyi İİF ya da ELİSA ile AMA-M2 pozitifliği mevcuttu. Toplam 16 hastaya karaciğer biyopsisi yapıldı ve 7 (%43,75) tanesinde PBK ile uyumlu değişiklikler görüldü. Hastalar izlemde ise toplam 12 hasta PBK tanısı almış ve bu tanı ile tedavi alıp izlenmişlerdir. AMA titrasyonu İİF ile 1/20 olarak saptanan hastaların hiçbirinde PBK tanısı koyulamamıştır Sonuç: AMA pozitifliği bulunan, kolestaz enzim düzeyleri normal olan kişilerin PBK ile yakından ilişkilidir. AMA titrasyonu 1/40≤ olan hastaların en az 2/3 'ü tanısı almıştır. Bu hastaların bir kısmı biyopsi sonucunda, bir kısmı izlemde klinik ve laboratuvar bulgularının ortaya çıkması ile tanı almışlardır. Çalışma grubumuzdaki hastalarda kadın hasta oranı %90' a yakındır ve bu bulgu PBK'li hastalarda görülen oranlarla benzerlik göstermektedir. AMA titrasyonu 1/20 olan hastalar ise PBK ile ilişkili bulunmamıştır. Literatürde genel popülasyonda AMA düzeyi pozitif olan hastaların uzun dönemde sadece %10'unda PBK gelişeceği öngörülse de bu konuda biyopsi ile doğrulanmış, takip süreleri uzun prospektif veya retrospektif çalışmalar azdır. Bizim çalışmamızda biyopsi ile doğrulanan çalışmalar ile benzer bulgular elde edilmiştir. Bu konuda; takip süreleri daha uzun olan, prospektif ve retrospektif yöntemle yapılmış çalışmalara ihtiyaç vardır

    KRIZOTINIB TEDAVISI ILE UZUN DÖNEM İZLEMDE PROGRESYON GÖSTERMEYEN METASTATIK AKCIĞER ADENOKARSINOMU: OLGU SUNUMU

    No full text
    Amaç: KHDAK`de en sık K-RAS mutasyonu görülmekle birliktetedavi hedefi olduğundan EGFR, ALK, ROS-1 mutasyonları da değerlidir. Krizotinib bir ALK tirozin kinaz inhibitörüdür. ALK ve ROS-1mutasyonu olan hastalarda krizotinib tedavisinin etkili olduğu görülmektedir. Bu olgu takdiminde lokal ileri akciğer adenokarsinom tanılı,ROS-1 mutasyonu bulunan ve uzun sureli krizotinib tedavisi altındaprogresyon göstermeyen vakayı sunmayı amaçladık.Olgu: 57 yaşında, komorbiditesi bulunmayan kadın hastanın,2016 yılında öksürük ve balgam şikâyetiyle başvurusunda çekilenToraks BT`sinde sol akciğer üst lopta 25x22 mm kitle, sol hilusta enbüyüğü 4 cm LAP ve mediastinal patolojik lenf nodu saptandı. Alınandoku biyopsisi sonucu, adenokanseriyle uyumlu gelen hasta ROS-1pozitif lokal ileri KHDAK olarak değerlendirildi. 2 kür sisplastin ve pemetrekset tedavisi sonrası yanıt değerlendirmesinde hiler, sol parakardiak, prevasküler ve aorta-pulmoner yerleşimli en büyüğü 2 cm çaplılenfadenopatiler saptandı. Ardından krizotinib tedavisi başlandı. İyiyanıt elde edilmesi üzerine Radikal KRT (karboplatin ve taksol) uygulandı. Yeniden krizotinib tedavisi başlanan hasta 2017 yılından beritakiplerinde, krizotibin tedavisi altında progresyon göstermedi.Sonuç: Krizotinib gibi ROS-1’i hedefleyen tirozin kinaz inhibitörlerinin tümör büyümesini engelleyebildiği, hastalara klinik fayda sağladığı gösterilmiştir. 2016’dan beri krizotinib, tümörlerin üçte ikisinin yanıtvermesi ve ~20 ay süren progresyonsuz sağkalım ile birinci basamakreferans tedavi olmuştur.Bizim hastamızda 72 aylık bir progresyonsuzsağkalım elde edilmiştir. Moleküler hedefe yönelik tedaviler ile kansertedavsisnde uzun süreli sağkalım görülmesi mümkün olmakatadır</p

    Lokal İleri Berrak Hücreli Renal Karsinom’da Paraneoplastik Hipereosinofili

    No full text
    Amaç: RHK’ya bağlı olarak görülen hipereozinofili oldukça nadir görülür veliteratürde sadece vaka bildirimleri olarak bulunmaktadır. Biz de lokal ileri renalhücreli karsinomda görülen asemptomatik hipereozinofili ve sunitinib kullanımısonrası durumunu anlatan bir vakayı anlatacağız.Olgu: 66 yaşında erkek hasta, Mayıs 2022’de başlayan her iki bacakta ödem, halsizlik, kilokaybı nedeni yapılan torakoabdominal bilgisayarlı tomografide (BT) “ Sağ böbrekteboyut artışı izlenmekte olup konturlarında lobülasyonlar oluşturan yaklaşık 12x9 cmboyutlarda heterojen kontrastlanan solid kitle izlenmiştir. Sağda renal ven ve venacava inferior içerisinde tümör trombüsü görülmektedir.Tümör trombüsü kalp sağkesiminde atriuma kadar ulaşmaktadır.” Hastaya Haziran 2022’de yapılan böbrekbiyopsi sonucunda Berrak Hücreli Renal Karsinom tanısı aldı. MSKCC risksınıflamasına göre intermediate evre olduğu görüldü. Evresi cT4NxM0 olan hastada,yapılan biyokimyasal testlerde lökosit sayısı 40.000/µl, eosinofil ise %20 oranındagörüldü. Aynı zamanda anemi ve trombositopenisi mevcuttu.Kemik iliği biyopsi sonucunda“hiperselüler kemik iliği ile uyumluydu. Displastik hücre izlenmemiş olupmiyeloid/eritroid seri oranı myeloid seri lehine artmış olarak izlendi. (M:E yaklaşık7-8:1). Fokal alanlarda matürasyonun farklı aşamasındaki eozinofil lökositler hafifartmış olarak görülmüştür.” Bu sonuçlarla hastada RHK’ya bağlı ciddiparaneoplastik hipereosinofili olarak değerlendirildi. Hastanın vena cava inferiordanbaşlayıp sağ atriuma uzanan trombüsü hipereosinofiliye bağlanmamıştır. Türkiye’desosyal güvenlik sistemindeki problemler nedeni ile hastaya sunitinib 50 mg 2 haftaon/1 hafta off olarak başlandı. Hipereozinofiliye bağlı olarak herhangi bir semptomgörülmedi. Tedaviye başlandıktan iki hafta sonra yapılan değerlendirmede, lökositsayısı 20.000 µ/l ve eosinofil düzeyi ise %10 olarak görüldü. Temmuz 2022 tarihindeyapılan 1. Ay değerlendirmesinde ise eosinofil düzeyleri normal oranlara gerilediğigörüldü.Sonuç: RHK’de paraneoplastik hipereosinofili ile ilişkin yapılan literatür taramasındatoplam beş çalışmada sekiz vaka tespit edebildik (9,15,16). Bu çalışmalarda görülenhastaların tümü metastatik evredeydi. Bizim çalışmamızda ise hastamız lokal ilerievrede olup tedavi ile 1. Ayda dramatik bir yanıt almıştır. Renal hücreli karsinomayabağlı paraneoplastik hipereozinofili, kötü prognozu ve hızlı hastalık ilerlemesinigösterebilir. Semptomatik hastalarda miyelosupresif tedavi gereklidir.</p
    corecore