20 research outputs found
GLOBALIZATION AND CONTEMPORARY ART
Bu çalışmanın amacı çağdaş sanatın, küreselleşmenin önemli bir dinamiğiolduğunu ortaya koymaktır. Küreselleşme olgusunun sanatla ilişkisi sorgulanmış,çağdaş sanat; sanatçı, küratör, çağdaş sanat fuarları ve bienaller, küreselleşmeolgusu üzerinden incelenmiştir. Küreselleşme ekonomik, siyasi ve sosyo-kültürelalanlarda bütüncül bir yapıya sahiptir. Küreselleşme ekonomik, politik ve sosyokültürel yapıların biraraya gelmesi ve yeni iletişim teknolojilerinin küreselkullanımıyla oluşur (Erdoğan, 2013, 76). Küreselleşmenin homojenleşme,kutuplaşma, hibritleşme gibi kültürel getirileri sanata yeni bir kimlikkazandırmıştır. Çağdaş sanat diye tanımlanan bu yeni kimlik; disiplinlerarası, çokkültürlülük özelliği taşıyan, zaman, mekan kavramından bağımsız, anlatım veplastik dil açısından çok çeşitlilik içeren bir yapıya sahiptir. Sanat, toplumunkendini ifade etmesini sağlayan kültürel bir güçtür. Günümüzde kültürüniletenleri olarak dijital teknoloji ve medya, çağdaş sanatın en önemlibelirleyenleridir. Çağdaş sanat, iletişim teknolojilerindeki gelişme ile hızfaktörünü kazanarak zaman ve mekandan bağımsızlaşmıştır. Ekonomik sistemlebütüncül bir yapı oluşturmakta, yaşamın içinde yer almakta ve küreselleşmeninkültürel boyutunun büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.Purpose of the study is to provide evidence for the fact that contemporary art is an important dynamism of globalization. The relationship between globalization and art was examined and contemporary art, artists, curators, contemporary art fairs and biennials have been studied through the phenomenon of globalization. Globalization; economic, political, socio-cultural areas have a holistic structure. Globalization occurs with a combination of these structures and the global use of new communication technologies (Erdoğan, 2013, 76). The cultural connotations of globalization, such as homogenization, polarization, and hybridization, have given a new identity to art. This new identity, defined as contemporary art, has a multidisciplinary structure that is independent of time, space and diverse in terms of expression and plastic language. Art is a cultural power that allows people to express themselves. Digital technology and media are important determinants of contemporary art. Contemporary art has become independent of time and space by acquiring the speed with the development of communication technologies, forms an integrated structure with economic system, takes part in life and forms a large part of the cultural dimension of globalization
Sürükleyici sanatta somaestetik yaklaşımlar; (un)balance xr deneyimi örneği
Bu araştırma, sürükleyici sanatta (immersive art) somaestetik yaklaşımın önemini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bir başka ifade ile sürükleyici sanat olayları gerçekleşirken, gerçeklik algılarının, bedenle bir bütün olarak dönüşüp değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Somaestetik, bedenin bir algı merkezi olarak önem taşıdığı bir felsefedir. Beden anlamına gelen soma, geleneksel olarak zihin ve beden olarak ayırt edilen (ve bölünen) şeyleri içerir. Yani soma, beden ve zihin birlikteliğini içerir. Zihin terimi ayrı bir tözden ziyade bedenin önemli bir fiil veya işlevi olarak kavrandığında soma kavramını anlamak mümkündür. Somaestetik felsefeye göre gerçeği anlamak beden ve duyusal algı yoluyla gerçekleşir. Algıların değişkenliğinde de beden deneyimi önemlidir. Bedenin bütünselliğinin deneyimlenebildiği en üst mertebe sanattır. Sürükleyici sanatta beden, sanal çevreyi insan duyularını taklit edebilen çeşitli teknolojik cihazlarla algılayabilmekte ve sanatsal deneyimi kişi ancak bedeni ile sağlayabilmektedir. Beden, sürükleyici teknoloji donanımları ile bazı sürükleyici sanat olaylarında sanal bedenlere de dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, Elyne Legarnisson’un XR (genişletilmiş gerçeklik) deneyimi (Un)Balance, örnek olay seçilmiş ve bu durumun analizi yapılmıştır. 20. yüzyıl başlarından itibaren sanatta beden, özne ve nesne olarak öne çıkmıştır. Bununla birlikte bedensel algılar değiştikçe farklı deneyimlerin yaşandığı, neticesinde farklı gerçekliklerin ortaya çıktığı bir dönem olarak 21. yüzyıl ve sürükleyici sanat karşımızda durmaktadır
Sürükleyici sanatta somaestetik yaklaşımlar; (Un)Balance XR deneyimi örneği
Bu araştırma, sürükleyici sanatta (immersive art) somaestetik yaklaşımın önemini ortaya
çıkarmayı amaçlamaktadır. Bir başka ifade ile sürükleyici sanat olayları gerçekleşirken,
gerçeklik algılarının, bedenle bir bütün olarak dönüşüp değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Somaestetik, bedenin bir algı merkezi olarak önem taşıdığı bir felsefedir. Beden
anlamına gelen soma, geleneksel olarak zihin ve beden olarak ayırt edilen (ve bölünen)
şeyleri içerir. Yani soma, beden ve zihin birlikteliğini içerir. Zihin terimi ayrı bir tözden
ziyade bedenin önemli bir fiil veya işlevi olarak kavrandığında soma kavramını anlamak
mümkündür. Somaestetik felsefeye göre gerçeği anlamak beden ve duyusal algı yoluyla gerçekleşir.
Algıların değişkenliğinde de beden deneyimi önemlidir. Bedenin bütünselliğinin
deneyimlenebildiği en üst mertebe sanattır. Sürükleyici sanatta beden, sanal çevreyi insan
duyularını taklit edebilen çeşitli teknolojik cihazlarla algılayabilmekte ve sanatsal deneyimi
kişi ancak bedeni ile sağlayabilmektedir. Beden, sürükleyici teknoloji donanımları ile
bazı sürükleyici sanat olaylarında sanal bedenlere de dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, Elyne
Legarnisson’un XR (genişletilmiş gerçeklik) deneyimi (Un)Balance, örnek olay seçilmiş
ve bu durumun analizi yapılmıştır. 20. yüzyıl başlarından itibaren sanatta beden, özne ve
nesne olarak öne çıkmıştır. Bununla birlikte bedensel algılar değiştikçe farklı deneyimlerin
yaşandığı, neticesinde farklı gerçekliklerin ortaya çıktığı bir dönem olarak 21. yüzyıl ve
sürükleyici sanat karşımızda durmaktadır
Sürükleyici sanat teknolojileri ve çağdaş sanat kurumlarının katılımcı rolleri açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Sanal Gerçeklik (VR), Arttırılmış Gerçeklik (AR) ve Karma Gerçeklik (MR) Teknolojilerinden oluşan sürükleyici sanat teknolojilerinin, çağdaş sanat kurumlarının katılımcılık fonksiyonlarına etkisini ortaya çıkarmaktır. Günümüzde çağdaş sanat kurumları, katılımcılık, demokratikleştiricilik, çok seslilik, kapsayıcılık, şeffaflık gibi değerler içermektedir. Bu değerler, çağdaş sanat kurumlarına toplum faydası gözeten, toplumla iç içe olmayı gerektiren bir misyon yüklemiştir. Bu nedenle çağdaş sanat kurumlarının dijital teknolojiyle çok yakından ilişkili oldukları görülür. Çünkü bilgi/verinin dijitalleşmesi, manipüle edilebilmesi, kayıt altına alınabilmesi, çoğaltılması, kısacası dijital teknolojinin tüm özellikleri çağdaş sanat kurumlarının günümüzde birincil işlevleri sayılabilecek iletişim işlevlerini öne çıkarmıştır. Dijital teknolojinin AR, VR, MR gibi etkileşimlilik ve daldırma özelliği taşıyan ve sürükleyici teknoloji olarak adlandırılan formları, gerçeklik algılarını dönüştürmektedir. İzleyicinin içine daldırıldığı sürükleyici sanat projeleri bu dönüşümün gerçekleşmesine öncülük etmektedir. Çağdaş sanat kurumları izleyici ile birlikte gerçekleştirilen sürükleyici sanat olaylarından ve sergilemelerden katılımcılık bağlamında nasıl etkilenmektedir? Çalışmanın ana problemi budur. Alan yazın taraması ve görüşme analizlerinden elde edilen verilerle olumlu/olumsuz etki ortaya çıkarılmıştır
Sürükleyici sanat teknolojileri ve çağdaş sanat kurumlarının katılımcı rolleri açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Sanal Gerçeklik (VR), Arttırılmış Gerçeklik (AR) ve Karma Gerçeklik (MR)
Teknolojilerinden oluşan sürükleyici sanat teknolojilerinin, çağdaş sanat kurumlarının katılımcılık
fonksiyonlarına etkisini ortaya çıkarmaktır. Günümüzde çağdaş sanat kurumları, katılımcılık,
demokratikleştiricilik, çok seslilik, kapsayıcılık, şeffaflık gibi değerler içermektedir. Bu değerler, çağdaş sanat
kurumlarına toplum faydası gözeten, toplumla iç içe olmayı gerektiren bir misyon yüklemiştir. Bu nedenle
çağdaş sanat kurumlarının dijital teknolojiyle çok yakından ilişkili oldukları görülür. Çünkü bilgi/verinin
dijitalleşmesi, manipüle edilebilmesi, kayıt altına alınabilmesi, çoğaltılması, kısacası dijital teknolojinin
tüm özellikleri çağdaş sanat kurumlarının günümüzde birincil işlevleri sayılabilecek iletişim işlevlerini öne
çıkarmıştır. Dijital teknolojinin AR, VR, MR gibi etkileşimlilik ve daldırma özelliği taşıyan ve sürükleyici
teknoloji olarak adlandırılan formları, gerçeklik algılarını dönüştürmektedir. İzleyicinin içine daldırıldığı
sürükleyici sanat projeleri bu dönüşümün gerçekleşmesine öncülük etmektedir. Çağdaş sanat kurumları
izleyici ile birlikte gerçekleştirilen sürükleyici sanat olaylarından ve sergilemelerden katılımcılık bağlamında
nasıl etkilenmektedir? Çalışmanın ana problemi budur. Alan yazın taraması ve görüşme analizlerinden elde
edilen verilerle olumlu/olumsuz etki ortaya çıkarılmıştır
DİJİTAL SANATTA KÜYEREL DOKUNUŞLAR
ÖZDijitalleşme deyince genelde bu durum yaşamın her alanında analogdan dijital teknolojiye geçilen bir süreci ifade eder. Dijital teknolojilerin bilgi/veriyi çok kısa sürede iletme, koruma, sıkıştırma çoğaltma özelliği, zaman, mekan, hız kavramlarını dönüştürerek dijitalleşme süreçlerini başlatmıştır. Dijitalleşme sosyal bir süreçtir. Bu süreçte sanatta dijital teknolojiye bağlı sanat türleri, sergileme ve sunum teknikleri ortaya çıkmıştır. Dijitalleşme süreçlerinin hızlanması aynı zamanda küreselleşme süreçlerini de hızlandırmıştır. Küreselleşmenin dijital teknoloji tabanlı olduğu düşünürlerce tartışılmıştır. Küreselleşme, ekonomi, kültürel, siyasi, sosyal vb. yaşamın tüm alanlarını etkilemiştir. Kültürel alanda küreselleşmenin kültürel homojenleşme ve kültürel heterojenleşme olarak türleri tartışılmıştır. Kültürlerin birbirine benzemesi homojenleşme üst başlığında incelenmiştir. Kültürel ayrılıkların farkedilip ortaya çıkarılması ise heterojenleşme üst başlığında incelenmiştir. Sosyolog Roland Robertson, 1990’larda küreselleşme terimi yerine, küreselleşme(globalization) ve yerelleşmenin(localization) dilsel bir karışımı olan 'küyerelleşme'(glocalization) terimini önerir ve terim 1990’larda popüler hale gelir. Küyerelleşmede hem küreselleştirici hem de yerelleştirici eğilimler eşzamanlı olarak bir arada bulunur. Sanat ve Tasarım alanında küyerel bir yaklaşımdan söz edebilmek için sanat yapıtının küyerelleşmenin iki kilit unsuru olan küresel ve yerel bileşenlerden oluşması gerekir. Sanat açısından bakıldığında küyerel yaklaşımların hedefinin yerel kimlik veya yerel değerlerle çağdaş sanatı birleştirme olduğu söylenebilir. Bu çalışmada sanatçı Hakan Yılmaz ve Seyd Ahmet’in Geleneksel çini desenlerini özel algoritmalarla birleştirip kolaj haline getirdikleri Sonsuzluk Kapıları NFT Sergisi örneklem olarak seçilmiştir. Küyerelleşmenin iki bileşeni; yerel tasarım unsurları olan geleneksel motifler ve küresel sunum teknikleri sergide bir araya gelmiştir. Metropolitan Müzesi, Side Antik Tiyatro ve Bursa Zindankapı Galerisi’nde sergilenen Sonsuzluk Kapıları sergisinde geleneksel unsurların küresel iletişim araçları ve sunum teknikleriyle birleştirilmesi, dijital sanatta küyerel bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir
Business models transformed by digitalization in contemporary art museums and galleries
In the 21st Century, the common features of the developing digital technology are compressed information, accelerated information management, big data, multiple interaction, personalization and uninterrupted access and convergence. These features are seen as factors that accelerate access to information, reduce some communication and cost expenses economically, speed up sales and marketing, provide visibility to institutions, and increase ideas and sharing. With the effects of digital technology Contemporary art museums and galleries have experienced digitalization processes in order to maintain their existence and achieve their goals. Digitalization is not limited to being a technical application, but it is a process that transforms contemporary art institutions as a whole, especially in communication, institutionalism, branding, marketing, finance and sustainability. Therefore, digital technology requires to be available to institutions. Being a contemporary art institution requires being intellectually and technologically renewed in institutional, managerial and communicative terms. The mission and sustainability of art and art institutions should be ensured in harmony with technology. Therefore, new business models have been required in the digitalization processes in art institutions and the need for changing business models will increase as technology develops. Purpose of the study: To identify the new business models of contemporary art museums and galleries, and in parallel, the features they need in human resources, and to raise awareness on this issue. In this study, the hybrid structure of new business models needed in contemporary art institutions has been revealed as a whole. In the study, it has been revealed based on the examples and the viewpoints of authorized persons that, managerial digital strategies in contemporary art museums and galleries should contain the distinction specific to art. The main result that emerged from the interviews is the hybrid structures of the new business models needed by contemporary art museums and galleries in the digital age, blended with digital technology and the knowledge of art management. © 2022 Authors
Identifying Unsafe Locations for Pedestrians in Konya With Spatio-Temporal Analyses
Identifying the locations of pedestrian crashes in cities contributes to the full implementation of sustainable transportation for all road users. This study examines the pedestrian crash data of Konya, T ; uuml;rkiye, from 2017 to 2022. First, the dangerous and safe road networks in Konya province were identified. Then, spatial and temporal analyses were performed. Kernel density estimation analysis was used to identify five critical locations with high pedestrian crash density. Hotspot analysis was used to identify roads where crashes showed clustering characteristics. Buffer analysis was used to analyse the effectiveness of traffic lights in preventing crashes and three locations where traffic lights were inadequate in preventing crashes were identified. According to the temporal evaluation, pedestrian crashes increased the most at 8 am and 6 pm. Locations where the number of crashes decreased over time were identified by examining the temporal changes in pedestrian crashes using space-time cube analysis. This study highlights the positive effects of improvements in the pedestrian environment on pedestrian safety. New hotspots have emerged in several areas. Therefore, this approach is valuable for early prevention. With the methodology used in the study, the locations of pedestrian crashes and the cause-and-effect relationships of crashes can be evaluated.The author appreciates the Turkish National Police Traffic Presidency for supporting this research.Turkish National Police Traffic Presidenc
