1,720,971 research outputs found
Relationship between physical activity levels and physical fitness of young (15-17 ages)
Bu çalışmanın amacı 15-17 yaş grubundaki gençlerin fiziksel aktivite düzeyleri ile fiziksel uygunlukları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya yaş ortalaması 15,92±0,84 yıl olan 100 kız ile yaş ortalaması 15,99±0,81 yıl olan 100 erkek, toplam 200 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, fiziksel uygunluk unsurlarından vücut kompozisyonu vücut kütle indeksi (VKİ) hesaplanması ile, esneklik düzeyi V otur-uzan esnekli testi, kas kuvveti ve dayanıkılığı 30 saniyelik mekik çekme testi, hız 20 metre sürat koşusu testi, kardiyovasküler dayanıklılık 1 mil koş-yürü testi, patlayıcı kuvvet ise durarak uzun atlama ve sağlık topu atma testleri ile ölçülmüştür. Fiziksel aktivite düzeyleri MET puanları hesaplanarak, fiziksel uygunluk test sonuçları ile aralarındaki ilişki Pearson korelasyon testi kullanılarak belirlenmiştir (p<0,05). Yapılan ölçümler ve uygulanan anket sonuçlarına göre erkek katılımcıların fiziksel olarak kızlara göre daha aktif oldukları, yaş büyüdükçe genel olarak katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinde azalma olduğu, hem kız hem de erkek katılımcılarda farklı şiddetlerdeki fiziksel aktivite düzeyleri ile dayanıklılık ve sürat parametrelerinin negatif yönde, patlayıcı kuvvet parametresi ve VKİ arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç olarak fiziksel aktivite düzeyi ile fiziksel uygunluğun ilişkili olduğu söylenebilir.The aim of this study is to investigate the relation between physical activity levels and physical fitness of young (15-17 ages). 100 girls with average age of 15,92±0,84 and 100 boys with average age of 15,99±0,81, totally 200 students participated this study voluntarily. Physical activity levels were determined by application of International Physical Activitiy Questionnaire to the participants. Body composition was determined by Body Mass Index (BMI) calculation. V sit and reach test for flexibility, 30 seconds sit-up test for muscular strength and endurance, 20 meters sprint run test for speed, 1 mile run and walk test for cardiovascular endurance, standing long jump and medicine ball throw tests for quick strength were applied to the participants. MET scores were calculated for determination of physical activity levels. The relation with physical fitness was determined by Pearson corellation test (p<0,05). According to the results of tests and questionnaire, it was found that boys are phyisically more active than girls and physical activity levels decrease as the age of the participants grow. It was found that different physical activity levels are negatively correlated with endurance and speed parameters, on the other hand positively correlated with quick strength and BMI for both gender groups. In conclusion, it can be stated that physical activity level and physical fitness are correlated
Eight-week plyometric training in badmintoncourt effect on aerobic and anaerobic power
Bu araştırmanın amacı sekiz haftalık plyometrik antrenmanların badmintoncularda aerobik ve anaerobik güç üzerine etkisinin İncelenmesidir. Araştırmaya, erkek badminton oynayan 22 deney, 22 kontrol grubu olmak üzere toplam 44 erkek sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 19,34 ±1,08 yıl, vücut ağırlığı ortamlamaları 68,83 ± 4,01 kg, boy uzunluğu ortalamaları 171,84±6,34 cm, olarak belirlenmiştir.Araştırmada deney ve kontrol grubu düzenli olarak 8 hafta süresince normal badminton antrenmanlarına devam ederken, deney grubunu oluşturan erkeklere bu çalışmalarla beraber haftada iki gün ortalama 15dk. plyometrik antrenman çalışması uygulanmıştır. Uygulamadan önce tüm deneklerin dikey sıçrama, Bruce test, ve wingete testi yapılarak ön test ölçümleri alınmış ve iki grup oluşturulmuştur. Sekiz hafta süre ile yapılan çalışmalar ve deney grubuna uygulanan plyometrik antrenmanlar sonucunda deney ve kontrol grubu sontestlerine bakılmış, öntest, sontest ve gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Sonuç olarak yapılan antrenmanlar ve plyometrik çalışmaların sporcuların alt ekstremite bacak kuvveti ve anaerobik güç kapasitesine yönelik patlayıcı güçlerini daha üst düzeyde artırdığı söylenebilir.The purpose of this study is to investigate the effect of eight weekly plyometric training on aerobic and anaerobic power in badminton. A total of 44 male athletes participated voluntarily in the study, 22 experimental groups and 22 control groups playing badminton. The average age of the participants was determined as 19,34 ± 1,08, the yearly body weight, 68,83 ± 4,01 kg, and the height average of 171,84 ± 6,34 cm. In the study, the experiment and control group regularly continued to normal badminton training for 8 weeks, while the men who made up the experimental group, with these studies, averaged 15 min. a plyometric training exercise was applied. pre-test measurements were taken by applying vertical bounce, Bruce test, and wingete test to all subjects before applying. As a result of plyometric exercises performed for eight weeks of work and experiment group, test and control group posttest was looked at, statistically significant difference was found between pretest, posttest and groups. As a result, it can be said that the training and plyometric studies have increased the athletes' explosive power for lower limb leg strength and anaerobic power capacity at a higher level
The Effect of Physical Activity on Psychological Resilience and Quality of Life in Active Teachers
The aim of this study is to examine the effect of physical activity on psychological resilience
and quality of life in actively working teachers. Total of 578 teachers, 320 female and 258 male,
participated in the study voluntarily. Informed consent form, P 36 short form quality of life scale,
international physical activity questionnaire and Moss's psychological resilience questionnaire were
applied to the teachers. The conformity of the scores obtained from the scales to the normal distribution
was examined with the Shapiro Wilk test and it was observed that they did not comply with the normal
distribution. Mann-Whitney U test or Kruskal Wallis test was used to compare demographic features.
Dunn's multiple comparison test was used for the difference between the groups. The relationships
between the physical activity score and the scores obtained from the scales were analyzed by Spearman
correlation analysis. The results were analyzed with the SPSS 22.0 program. significance level was
determined as p<0,05.
In the study, it was observed that the psychological resilience of female teachers was higher
according to gender. There was no statistically significant difference between physical activity scores
and quality of life scores according to gender and age variables (p<0.05). It was observed that the
physical activity score was lower in the 30-39 age range, and the psychological resilience score was
lower in the 20-29 age range. According to the study, while the physical function score of the qualityof-life scale was found to be lower at the age of 50 and above, the vitality score was found to be higher.
While physical activity scores were lower in teachers with 21 or more years of experience, quality of
life scores and psychological resilience scores were found to be higher. Physical function score, one of
the sub-dimensions of the quality-of-life scale, was found to be higher in teachers with 0-5 years of
professional experience. According to the marital status variable, physical activity scores were higher
in single teachers, while quality of life and psychological resilience scores were higher in married
teachers. Physical activity score, pain, general health perception, vitality, social function, and mental
health scores from the sub-dimensions of the quality-of-life scale did not differ statistically according
to educational status (p>0.05). Mental role score, which is one of the sub-dimensions of the quality-oflife scale, was found to be higher in master’s degree graduates. Psychological resilience assessment
scores and quality of life data, sub-dimensions of physical functions and physical role strength scores
were found to be lower in PhD graduates.
In conclusion, in this study, between physical activity and quality of life sub-dimensions,
physical function, vitality and mental role scores; A statistically significant, positive, and very weak
relationship was found between the physical activity and resilience scale and its sub-dimensions, the
positive evaluation score.Bu araştırmada amaç, aktif çalışan öğretmenlerde fiziksel aktivitenin, psikolojik dayanıklılık
ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesidir.
Araştırmaya gönüllü 320 kadın, 258 erkek toplamda 578 öğretmen katıldı. Öğretmenlere
bilgilendirilmiş onam formu, Sf 36 kısa form yaşam kalitesi ölçeği, uluslararası fiziksel aktivite anketi
ve Moss’un psikolojik dayanıklılık anketi uygulandı. Ölçeklerden elde edilen puanların normal dağılıma
uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelenmiş olup normal dağılıma uymadığı görüldü. Demografik
özelliklerin karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi veya Kruskal Wallis testi kullanıldı. Gruplar
arasındaki farklılık için Dunn’s çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Fiziksel aktivite puanı ile
ölçeklerden elde edilen puanlar arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile incelendi. Analizler
SPSS 22.0 programı ile analiz edildi. p<0,05 anlamlılık seviyesi seçildi.
Araştırmada, cinsiyete göre, kadın öğretmenlerin psikolojik dayanıklılığının daha yüksek
olduğu görüldü. Cinsiyet ve yaş değişkenine göre fiziksel aktivite puanları ve yaşam kalitesi puanları
arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi (p<0,05). Fiziksel aktivite puanının 30-39 yaş
aralığında, psikolojik dayanıklılık puanının ise 20-29 yaş aralığında daha düşük olduğu görüldü.
Araştırmaya göre 50 ve üzeri yaşta yaşam kalitesi ölçeği fiziksel fonksiyon puanı daha düşük
bulunurken, yaşamsallık puanı daha yüksek olduğu bulundu. 21 ve üzeri yıldır deneyime sahip
öğretmenlerde fiziksel aktivite puanları düşük iken, yaşam kalitesi puanları ve psikolojik dayanıklılık
puanları daha yüksek bulundu. Yaşam kalitesi ölçeği alt boyutlarından fiziksel fonksiyon puanı 0-5 yıl
mesleki deneyime sahip öğretmenlerde daha yüksek bulundu. Medeni durum değişkenine göre fiziksel
aktivite puanları bekar öğretmenlerde yüksek bulunurken yaşam kalitesi ve psikolojik dayanıklılık
puanları evli öğretmenlerin daha yüksek bulundu. Fiziksel aktivite puanı, yaşam kalite ölçeği alt
boyutlarından ağrı, genel sağlık algısı, yaşamsallık, sosyal fonksiyon, mental sağlık puanları eğitim
durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Yaşam kalite ölçeği alt
boyutlarından mental rol puanı yüksek lisans mezunlarında daha yüksek bulundu. Psikolojik
dayanıklılık ölçeği puanları ve yaşam kalite ölçeği alt boyutlarından fiziksel fonksiyon ve fiziksel rol
güçlüğü puanlarının ise doktora mezunlarında daha düşük olduğu görüldü.
Sonuç olarak yapılan bu araştırmada, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ölçeği alt boyutlarından
fiziksel fonksiyon, yaşamsallık ve mental rol puanları arasında; fiziksel aktivite ve psikolojik
dayanıklılık ölçeği ve alt boyutlarından, olumlu değerlendirme puanı arasında istatistiksel olarak
anlamlı, pozitif yönde ve çok zayıf bir ilişki tespit edildi
Investigation of the relationship between communication skills, achievement motivation, and anxiety in exercising and non-exercise women
Bu araştırmanın amacı egzersiz yapan ve yapmayan kadınlarda iletişim becerileri, spora özgü başarı motivasyonu ve anksiyete arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu bağlamda çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada İstanbul ilinde yaşayan kadın bireyler arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile ve gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılar belirlenmiştir. Araştırma kapsamında üç adet çalışma grubu bulunmaktadır. Birinci grup Aktif spor yapan 158 kadın, ikinci grup sedanter 227 kadın ve üçüncü grup sedanter+egzersiz grubu 152 kadın olmak üzere toplam 537 kadın birey katılmıştır. Egzersiz grubu hiç spor yapmayan bireylerdir. Bu bireylere 8 hafta boyunca haftada üç gün ve günde 1 saat fitness egzersiz programı uygulanmıştır. Bu gruptan egzersiz programı öncesi ve sonrasında veri toplama araçları ile veri toplanmıştır. Araştırma kapsamında kişisel bilgi formu, iletişim becerilerini değerlendirme ölçeği, spora özgü başarı motivasyonu ölçeği ve Beck anksiyete ölçeği aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 25.0 istatistiksel analiz yazılımı kullanılmıştır. Normal dağılım olmadığı için non parametrik testler uygulanmıştır. İkili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U Testi tercih edilirken, iki ya da daha fazla grup arasındaki karşılaştırmalarda Kruskal Wallis testi yapılmıştır. Ayrıca, iletişim becerileri, motivasyon ve anksiyete arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için korelasyon analizi yapılmış olup, Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmada aktif spor yapan kadınların spor türü değişkenine göre spora özgü başarı motivasyonu ölçeği güç gösterme alt boyutunda anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (U=2150,000; p=0,001; p<0,05). Ayrıca yaş değişkenine aktif spor yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme ölçeği (U=468,000; p=0,003; p<0,05) ve alt boyutlarında, sedanter katılımcıların spora özgü başarı motivasyonu ölçeği (U=4640,500; p=0,001; p<0,05) ve alt boyutlarında, sedanter+agzersiz grubundaki katılımcıların da SÖBMÖ başarıya yaklaşma alt boyutunda anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (U=2165,000; p=0,039; p<0,05). Eğitim durumuna göre aktif spor yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme ölçeği toplam puanında (X2=11,933; p=0,008), kendini ifade etme (X2=12,851; p=0,005) ve etkin dinleme ve sözel olmayan iletişim (X2=10,288; p=0,016) alt boyutunda ise yüksek lisans mezunları lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sedanter katılımcıların ise iletişim becerilerini değerlendirme ölçeği toplam puanında (X2=13,916; p=0,008), iletişim ilkeleri ve temel beceriler (X2=17,640; p=0,001) ve iletişim kurmaya isteklilik (X2=13,818; p=0,008) alt boyutunda ise lisans mezunları lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bununla birlikte Beck anksiyete ölçeği somatik belirtiler (X2=9,664; p=0,046) alt boyutunda da ilkokul mezunları lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sedanter+egzersiz grubundaki katılımcıların eğitim durumu değişkenine göre iletişim becerileri, başarı motivasyonu seviyesi ve anksiyete düzeylerinde anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Son olarak aktif spor yapan katılımcıların, sedanter+egzersiz grubuna göre daha düşük düzeyde iletişim becerilerine ve başarı motivasyonu seviyesine, daha yüksek düzeyde anksiyete seviyesine sahip oldukları görülmüştür (p<0,05). Sedanter katılımcıların da sedanter+egzersiz grubuna göre daha düşük düzeyde iletişim becerilerine ve başarı motivasyonu seviyesine, daha yüksek düzeyde anksiyete seviyesine sahip oldukları görülmüştür (p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda, kadınların spor yapma ve egzersiz alışkanlıklarının, psikolojik ve iletişimsel açıdan önemli sonuçlar doğurabileceğini düşünülmektedir.The aim of this study is to investigate the relationship between communication skills, sport-specific achievement motivation, and anxiety in women who exercise and those who do not. In this context, a relational screening model, one of the quantitative research methods, was used in the study. Participants were selected from women living in Istanbul using a purposive sampling method and based on voluntary participation. There are three study groups in the research: The first group consists of 158 women who engage in regular exercise, the second group consists of 227 sedentary women, and the third group, consisting of 152 women, is a combined sedentary + exercise group, totaling 537 women. The exercise group includes individuals who did not engage in any exercise. These individuals participated in a fitness exercise program three days a week, for one hour per session, for a period of 8 weeks. Data was collected from this group before and after the exercise program using various data collection tools. In the study, personal information forms, the Communication Skills Assessment Scale, the Sport-Specific Achievement Motivation Scale, and the Beck Anxiety Scale were used to gather data. SPSS 25.0 statistical analysis software was used for the analysis of the collected data. Since the data did not show a normal distribution, non-parametric tests were applied. For pairwise group comparisons, the Mann-Whitney U Test was used, and Kruskal-Wallis tests were performed for comparisons between two or more groups. Additionally, Spearman Correlation Analysis was used to assess the relationship between communication skills, motivation, and anxiety. The significance level was set at p<0.05. As a result of the research, it was found that there was a significant difference in the sport-specific achievement motivation scale under the sub-dimension of power display for active exercisers based on sport type (U=2150,000; p=0,001; p<0,05). Furthermore, in terms of age, active exercisers showed significant differences in the Communication Skills Assessment Scale (U=468,000; p=0,003; p<0,05) and its sub-dimensions, sedentary participants showed significant differences in the sport-specific achievement motivation scale (U=4640,500; p=0,001; p<0,05) and its sub-dimensions, and the sedentary+exercise group showed significant differences in the sub-dimension of achievement approach in the Sport-Specific Achievement Motivation Scale (U=2165,000; p=0,039; p<0,05). According to educational level, active exercisers showed significant differences in the total score of the Communication Skills Assessment Scale (X2=11,933; p=0,008), self-expression (X2=12,851; p=0,005), and active listening and non-verbal communication (X2=10,288; p=0,016) sub-dimensions, in favor of postgraduate graduates (p<0,05). Sedentary participants, on the other hand, showed significant differences in the total score of the Communication Skills Assessment Scale (X2=13,916; p=0,008), communication principles and basic skills (X2=17,640; p=0,001), and willingness to communicate (X2=13,818; p=0,008), in favor of bachelor's degree holders (p<0,05). In addition, a significant difference was found in the somatic symptoms sub-dimension of the Beck Anxiety Scale (X2=9,664; p=0,046), in favor of primary school graduates (p<0,05). No significant difference was found in the communication skills, achievement motivation levels, and anxiety levels of the sedentary+exercise group based on education level (p>0,05). Finally, it was found that active exercisers had lower communication skills and achievement motivation levels, and higher anxiety levels compared to the sedentary+exercise group (p<0,05). Similarly, sedentary participants had lower communication skills and achievement motivation levels, and higher anxiety levels compared to the sedentary+exercise group (p<0,05). These findings suggest that women's sports participation and exercise habits may have significant psychological and communication-related effects
Investigation of attention and decision making characteristics of secondary school students playing volleyball
Bu araştırma ile voleybol sporunu oynayan ve oynamayan ortaokul öğrencilerinin dikkat özelliğinin ve karar verme becerisinin cinsiyet, yaş, sınıf değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden tekil tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Bursa ilinde farklı okullarda öğrenim gören voleybol oynayan ve voleybol oynamayan ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise Bursa (İnegöl)'deki farklı okullarda öğrenim gören voleybol oynayan ve voleybol oynamayan 11-14 yaş aralığındaki 800 (voleybol oynayan 400; voleybol oynamayan 400) ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada Bourdon dikkat testi ile Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda voleybol sporunu oynayan erkek çocuklarının umursamazlık ve sorumluluktan kaçma düzeyleri kızlara göre daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). Voleybol sporunu oynamayan erkek çocuklarda ise umursamazlık düzeyleri kızlara göre daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). 11 yaşında ve 5. Sınıf voleybol sporunu oynayan çocukların, ihtiyatlı seçicilik düzeyleri yüksek tespit edilmiştir (p<0,05). 13 yaşında ve 7.sınıf voleybol sporunu oynayan çocukların ise özsaygı düzeyleri yüksek çıkmıştır (p<0,05). Voleybol sporunu oynayan ve oynamayan çocuklarda, dikkat ve karar verme düzeyleri karşılaştırıldığında; voleybol oynamayanlarda umursamazlık, panik ve sorumluluktan kaçma davranışlarının yanında özsaygı düzeylerinin yüksek olduğu görülürken; voleybol sporu yapan çocukların ise ihtiyatlı-seçicilik ve dikkat seviyeleri daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). Sonuç olarak voleybol oynayan 11-14 yaş aralığındaki öğrencilerin dikkat ve karar verme düzeylerinin voleybol oynamayan öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu söylenebilir.The aim of this study was to examine the attention and decision-making skills of middle school students who play volleyball and those who do not play volleyball according to gender, age and class variables. In the study, the single survey model, one of the general survey models, was used among quantitative research methods. The population of the study consists of volleyball and non-volleyball playing middle school students studying in different schools in Bursa province. The sample consisted of 800 (400 volleyball playing and 400 non-volleyball playing) 11-14 years old middle school students between the ages of 11 and 14 who were studying in different schools in Bursa (İnegöl). Bourdon attention test and Adolescent Decision Making Scale (ADDS) were used in the study. As a result of the research, the levels of recklessness and avoidance of responsibility were higher in boys who played volleyball than in girls (p<0.05). In boys who did not play volleyball, the levels of recklessness were higher than girls (p<0.05). 11-year-old and 5th grade children who played volleyball had higher levels of cautious selectivity (p<0.05). 13-year-old and 7th grade children who played volleyball sports had high levels of self-esteem (p<0.05). When the attention and decision-making levels of children who played volleyball and those who did not play volleyball were compared, it was seen that children who did not play volleyball had higher levels of recklessness, panic and avoiding responsibility behaviors as well as higher levels of self-esteem, while children who played volleyball had higher levels of cautious-selectivity and attention (p<0.05). As a result, it can be said that the attention and decision-making levels of 11-14 years old students who play volleyball are higher compared to students who do not play volleyball
Physical activity level in teachers and examination of respect for self
Bu araştırmanın amacı; cinsiyetin, mesleki branşın, öğretim kademesinin, öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyi üzerindeki etkisini ve öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyi ve benlik saygısının incelenmesidir. Araştırmaya 167 kadın, 197 erkek, toplamda 364 öğretmen gönüllü olarak katıldı. Öğretmenlere Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA)'nin kısa formu ve Rosenberg Benlik Saygısı anketi uygulandı. Parametrik varsayımlar yerine gelmediği için fiziksel aktivite düzeyi ve benlik saygısı skorlarının cinsiyet faktörüne göre karşılaştırmasında Mann-Whitney U testi, ikiden daha fazla düzeyi olan faktörlere göre karşılaştırmalarda Kruskal-Wallis H testi kullanıldı. Kruskal-Wallis H testi sonuçları anlamlı bulunduğunda, ikili karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ile yapıldı. Fiziksel aktivite düzeyi ile benlik saygısı puanları arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile incelendi. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çok azında (n=5) benlik saygısı puanının orta düzeyde olduğu, diğer tüm öğretmenlerin benlik saygısı düzeyinin yüksek olduğu gözlendi. Öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyleri ve benlik saygısı puanları cinsiyete göre karşılaştırıldığında, erkek öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyinin kadın öğretmenlerden daha yüksek olduğu (z skoru=3,035, p=0,002), benlik saygısı puanlarının ise cinsiyetler arasında benzer olduğu görüldü (p>0,05). Öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyleri ve benlik saygısı puanları görevli olduğu okula göre karşılaştırıldığında, ortaokul ve lise öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeyinin ilkokul öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeyinden daha yüksek olduğu bulundu (x2=6,450, p=0,040). Benlik saygısı puanları arasında görevli olduğu okula göre anlamlı bir fark bulundu (x2 =7,765, p=0,021). İlkokul öğretmenlerinin benlik saygı puanı lise ve ortaokul öğretmenlerinin benlik saygı puanından yüksekti (z skoru=2,48, p=0,043). Öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyleri ve benlik saygısı puanları branşa göre karşılaştırıldığında, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeyinin sınıf ve branş öğretmenlerinden daha yüksek olduğu bulunurken (x2 =8,476, p=0,037), benlik saygısı puanları arasında branşa göre anlamlı bir fark tespit edilmedi (x2 =6,116, p=0,106). Öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeyleri ve benlik saygısı puanları yaşa göre karşılaştırıldığında, anlamlı farklılıklar tespit edilmedi (sırasıyla, x2=6,710, p=0,460; x2=1,889, p=0,966). Öğretmenlerin toplam fiziksel aktivite düzeyi, orta düzeyde şiddetli fiziksel aktivite düzeyi ve yürüme ile benlik saygısı puanları arasında anlamlı ilişkiler gözlenmezken, şiddetli fiziksel aktivite düzeyi ile benlik saygısı puanı arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulundu (r=0,207, p<0,05). Sonuçta, erkek öğretmenlerde fiziksel aktivite düzeyinin daha yüksek olduğu görüldü. Fiziksel aktivite düzeyinde öğretim kademesi yükseldikçe artış, benlik saygısında ise öğretim kademesi düştükçe artış görülmüştür. Beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeyinin diğer branş öğretmenlerinden daha yüksek olmasına karşın, benlik saygısının branşlarda birbirine benzer olduğu bulundu. Fiziksel aktivitenin şiddeti yükseldikçe benlik saygısının da arttığı tespit edildi.The purpose of this research; gender, occupational branch, effect of teaching level of teachers and examination of physical activity and self-esteem of teachers. One hundred sixty seven female and 197 male teachers totally 364 participated voluntarily in the study. International Physical Activity Questionnaire (IPAQ)-Short Form and Rosenberg's Self-Esteem Scale was administrated to the participants by self-report. Because the parametric assumptions is not satisfied, Mann-Whitney U test was used for comparison of physical activity levels and on self-respect scores according to gender factor, and Kruskal-Wallis H test was performed for branch and teaching level factors. When the results of Kruskal-Wallis H test were found significant, pair-wise comparisons was performed by means of Mann-Whitney U test. The Spearman's Rank Correlation Coefficient is used to discover the relations between physical activity level of teachers and on self-respect. It was observed in this study that a few teachers (n=5) were intermediate the scores of self-respect and that the others were high level of self-respect scores. When the physical activity level of teachers and self-respect scores were compared to gender, the physical activity level male teachers were significantly higher than female teachers (z score=3,035, p=0,002), while self-respect scores were similar to each other in gender (p>0,05). When the physical activity level of teachers and self-respect scores were compared in terms of worked school, the physical activity level of secondary and high school teachers was significantly higher than primary school teachers (x2=6,450, p=0,040). A significant difference was found between teachers in terms of worked school (x2 =7,765, p=0,021). The self-respect score of the primary school teachers was significantly greater than that of secondary and high school teachers (z score = 2,48, p=0,043). When the physical activity level of teachers and self-respect scores were compared to branch, while the physical activity level of the physical education teachers was significantly higher class and branch teachers (x2 =8,476, p=0,037), a significant difference was not found between branches in terms of self-respect (x2 =6,116, p=0,106). When the physical activity level of teachers and self-respect scores were compared to age, no significant differences were found in the physical activity level of teachers and self-respect scores, respectively (x2=6,710, p=0,460; x2=1,889, p=0,966). While no correlation was found between total, intermediate, and walking physical activity levels and self-respect of teachers, a significant correlation was found between physical activity levels and self-respect of teachers (r=0,207, p<0,05). In conclusion, the study revealed that male teachers had higher physical activity level. When teaching level increased, physical activity level of teachers increased, and, an increase was in self-respect when teaching level decreased. While the physical activity level of the physical education teachers was higher than the other teachers, self-respect was similar to each other in branches. It was determined that self-reported enhanced when the physical activity level increased.Bu araştırma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü
tarafından 17202027 proje numarası ile desteklenmiştir
Effect of pilates exercises on body image
Bu araştırmanın amacı, 10 haftalık pilates egzersiz programının beden algısı üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya 52 kişi deney (yaş ortalaması 32,62±5,03) ve 52 kişi kontrol grubu (ortalama yaş: 34,23±2,82) olmak üzere toplamda 104 sedanter kadın dahil edilmiştir. Çalışma programında deney grubuna 10 hafta süresince; haftada 2 gün, 50 dk pilates antrenmanı yaptırılmıştır. Kontrol grubundaki katılımcılar bu süreçte herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmamıştır. Pilates antrenman programı; 10 dk ayakta ısınma egzersizler ile başlanmış devamında pilates egzersiz serileri uygulanılmış ve sonrasında 5 dk streching hareketleri uygulanarak program tamamlanmıştır. Her katılımcı için setler arası uygun dinlenme aralığı verilmiştir. Anketler ön test ve son test şeklinde her iki guruba uygulanmıştır. Araştırmaya katılan kadınların bedenlerini algılama düzeylerini belirlemek için, Çok Yönlü Beden Benlik İlişkileri Ölçeği (The Multidimensional Body-Self Relations Questionnaire- MBSRQ) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan deney grubunun beden algısı ön test ve son test puanlarının karşılaştırılması sonucunda; görünüş değerlendirme, görünüş yönelimi, fiziksel yeterliliğin değerlendirilmesi, fiziksel yeterlilik yönelimi, sağlık değerlendirme, sağlık yönelimi, beden alanlarında doyum ve toplam puan açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunun beden algısı ön test ve son test puanlarının karşılaştırılması sonucunda ise; görünüş yönelimi, fiziksel yeterliliğin değerlendirilmesi, fiziksel yeterlilik yönelimi ve toplam puan açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05), buna karşın görünüş değerlendirme, sağlık değerlendirme, sağlık yönelimi, beden alanlarına doyum alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, pilates egzersizlerinin beden algısı üzerine olumlu etkisi olduğu düşünülmekte olup, pilates egzersizlerinin sedanter kadınların beden algılarını geliştirdiği söylenebilir.The aim of this study is to examine the effect of a 10-weekly pilates exercise program on body perception. A total of 104 sedentary women were included in the study, including 52 experimental (mean age 32.62 ± 5.03) and 52 control group (average of age: 34.23 ± 2.82). In the study program, the experimental group for 10 weeks; pilates training was done for 50 minutes a day, 2 days a week. Participants in the control group did not participate in any physical activity during 10 weeks. Pilates training program; 10 minutes of standing warm-up exercises were started, followed by pilates exercise series, and then the program was completed by applying 5 minutes of stretching movements. Suitable rest intervals between sets were given for each participant. The questionnaires were applied to both groups as pre-test and post-test. The Multidimensional Body-Self Relations Questionnaire (MBSRQ) was used to determine the body perception level of the women participating in the study. As a result the comparison of the body perception pre-test and post-test scores of the experimental group participating in the study; It was determined that there is a statistically significant difference in terms of appearance assessment, appearance orientation, assessment of physical competence, physical competence orientation, health assessment, health orientation, satisfaction in body areas and total score (p <0.05). In As a result the comparison of the body perception pre-test and post-test scores of the control group; it was determined that there is a statistically significant difference in terms of appearance orientation, assessment of physical competence, physical competence orientation and total score (p <0.05), on the other hand, no statistically significant difference was found in the sub-dimensions of appearance evaluation, health evaluation, health orientation, and body area satisfaction (p>0.05). In conclusion, pilates exercises are thought to have a positive effect on body perception, and it can ın conclession be said that pilates exercises improve body perception of sedentary women
Comparison of well-being levels of university students participating in folk dancing and not participating
İyilik hali, bütünsel olarak sağlığa götüren faaliyetlerin tamamı olarak tanımlanır. Bu faaliyetler içerisinde sadece sağlığı korumak ve hasta olmamak yoktur hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi olabilmeyi de kapsar. Bu çalışma, halk oyunlarına katılan ve katılmayan üniversite öğrencilerinde yaş, cinsiyet, gelir düzeyi gibi çeşitli demografik değişkenlere bağlı olarak iyilik hali düzeylerini incelemeyi ve bu etkinliklerin öğrencilerin fiziksel, sosyal ve psikolojik iyilik halleri üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma betimsel tarama deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Konya Selçuk Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde öğrenim gören lisans öğrencileri ile Selçuk Üniversitesi Halk Oyunları Topluluğu (SÜHOT) üyeleri oluşturmaktadır. Araştırmaya 194'kadın, 153'ü erkek olmak üzere toplam 347 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgiler Formu (KBF) ve İyilik Hali Yıldızı Ölçeği (İHYÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin normallik analizleri sonucunda normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Bu nedenle grupların karşılaştırılmasında "Mann Whitney U" testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bağımlı değişkenin (İyilik hali düzeyi) bağımsız değişkene göre değerlendirilmesinde tanımlayıcı bulgular ortalama ve standart sapma olarak sunulmuştur. Demografik bilgilerinin belirlenmesinde ise kişi sayısı "N" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları halk oyunu oynayan ve oynamayan gruplar arasında iyilik hali düzeyi alt boyutlarında duyusal iyilik ve fiziksel iyilik alt boyutlarında; cinsiyete göre halk oyunu oynamayanlar arasındaki karşılaştırmalarda halk oyunu oynayan kadın katılımcılar lehinde duygusal ve fiziksel iyilik hali anlamlı çıkarken, halk oyunu oynamayan kadınlarda ise sosyal iyilik anlamlı çıkmıştır. Halk oyunu oynayan ve oynamayan grupların grup içi cinsiyete göre iyilik hali düzeyi alt boyutları karşılaştırmaları halk oyunu oynamayan kadınların bilişsel ve sosyal iyilik hali alt boyutunda anlamlı görülürken; halk oyuncu olmayan erkeklerin duygusal iyilik halinde anlamlı görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışma halk oyunlarının üniversite öğrencilerinin iyilik hali düzeylerini arttırmada etkili bir yöntem olduğunu ortaya koymuştur.Well-being is defined as the entirety of activities that contribute to holistic health. These activities encompass not only the maintenance of health and the prevention of illness but also the achievement of both physical and mental well-being. This study aims to examine the levels of well-being among university students who participate in or abstain from folk dance activities, considering various demographic variables such as age, gender, and income level. It also seeks to evaluate the impact of these activities on students' physical, social, and psychological well-being in detail. The research was conducted using a descriptive survey design. The study sample consisted of undergraduate students from various faculties of Selçuk University in Konya and members of the Selçuk University Folk Dance Community (SUFDC). A total of 347 students, including 194 women and 153 men, participated in the study. Data were collected using the Personal Information Form (PIF) and the Well-Being Star Scale (WBSS). Normality analyses indicated that the data were not normally distributed. Consequently, the Mann-Whitney U test was used for group comparisons. The significance level was set at 0.05. Descriptive findings regarding the dependent variable (well-being levels) were presented as means and standard deviations, while demographic information was reported as frequencies (N). The results revealed significant differences in the sensory well-being and physical well-being subdimensions between students who participated in folk dances and those who did not. Gender-based comparisons among non-participants indicated significant differences in emotional and physical well-being, favoring women who participated in folk dances, whereas social well-being was significant among non-participating women. Gender-based within-group comparisons showed that cognitive and social well-being were significant among non-participating women, while emotional well-being was significant among non-participating men. In conclusion, this study demonstrates that folk dances are an effective method for enhancing the well-being levels of university students
The effect of bicycle use on body composition and features of physical fitness in children
Bu araştırmanın amacı; çocuklarda bisiklet kullanımının vücut kompozisyonu ve fiziksel uygunluk özellikleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya 38 erkek bisiklet sporcusu, 29 basketbol sporcusu ve 46 spor yapmayan 12-14 yaş arası toplamda 113 erkek çocuk gönüllü olarak katıldı. Katılımcılara haftalık antrenman sayısı, günlük antrenman süresi ve spor geçmişleri sorulduktan sonra verilen cevaplara göre birbirine yakın olan katılımcılar çalışmaya dahil edildi. Grupların normallik testi sonuçlarına göre parametrik testlerden One Way ANOVA ve parametreler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için korelasyon analizleri kullanıldı. Çalışmada esneklik düzeyinin en yüksek bisiklet sporcularında en düşük ise basketbol sporcularına ait olduğu tespit edildi. Çalışmamızda dikey sıçrama oranlarında en yüksek oran basketbol sporcularında en düşük ise spor yapmayan gruba ait olduğu tespit edilmiştir. Yine çalışmamızda sürat düzeyinin basketbol sporcularında, spor yapmayan gruba oranla yüksek düzeyde olduğu görülmüştür Vücut yağ oranı değerlerinde en yüksek oran basketbolcuların, en düşük ise oran ise bisiklet sporcularında olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, 12-14 yaşlarındaki bisiklet sporcuları, basketbol sporcuları ve spor yapmayan grup arasında oluşan bu farklar göz önüne alındığında bisiklet sporcularında esneklik, vücut yağ oranı ve çeviklik gibi parametrelerde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Ayrıca bu çalışmaya göre basketbol sporu sürat koordinasyon gelişimi ve anaerobik güç bakımından olumlu faydalar sağlamaktadır.The purpose of this research; examine the effect of cycling on children's body composition and physical fitness characteristics. A total of 113 boys aged 12-14 years participated in the study voluntarily with 38 male bicycle athletes, 29 basketball athletes, and 46 non-athletes. Participants who were close answers to each other according to the answers given after asking the participants the number of training times, daily training time and sports histories were included in the study. According to the normality test results of the groups, one way ANOVA, one of the parametric tests, and correlation analyses were used to determine the relationships between the parameters. In the study, it was found that the highest level of flexibility belongs to bicycle athletes and the lowest belongs to basketball athletes. In our study, it was found that the highest rate of the vertical jump was in basketball athletes and the lowest rate was in the non-sport group. In our study, it was found that the speed level was higher in basketball athletes compared to the non-sports group. The highest body fat ratio was found in basketball players and the lowest was in cycling athletes. As a result, considering the differences between cycling athletes, basketball athletes and non-athletes in the age group of 12-14, there were significant differences in parameters such as flexibility, body fat ratio and agility in cycling athletes. In addition, according to this study, basketball branch provides positive benefits in terms of speed coordination development and anaerobic power
- …
