403 research outputs found
Dijital medyada haber: gazetecilikte arama motoru optimizasyonu uygulaması üzerine bir araştırma
Haber, tarih serüveninde yeni bir yolculuğa çıkmıştır. Günümüz medya ve iletişim
sistemleri derin bir yapısal dönüşüm geçirmektedir. Bu yapısal dönüşüm alıcı kitle için
mesaj haline getirilen saf bilginin ve haber kavramının da dönüşmesine ön ayak
olmaktadır. Bu gelişim karşısında Google algoritmaları (ve diğer arama motorları
algoritmaları), gazeteci ve haberci biçimlerini ve işlevlerini de yapı söküme uğratmaktadır.
Bu çalışmada haberin dönüştürülmesi, paylaşılması ve özgürleştirilmesi gibi kavramsal ve
felsefi bakış açıları ile gazetecilikte yaşanan yapısal dönüşüm değerlendirilmeye
çalışılmıştır. Bilginin özgürce paylaşılması ve dağılımı konusunda internetin ne şekilde
aktif bir rol üstlendiği değerlendirilmiştir. Yeni nesil gazeteci anlayışının küresel savaş ve
demokrasi krizi içerisinde bilgiyi ve onun kontrolünü tekelinde tutan İmparatorluk’a
(küresel sistemler) karşı alternatif bir ağ yaratabileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak
yeni nesil gazeteciler haberleri optimize ederken habercilik etik kurallarını da ihlal etmek
durumunda kalabilmektedir. Bu nedenle habercilikte SEO (Arama Motoru Optimizasyonu)
kriterleri tartışma konusu olmaktadır. Yine de yeni nesil gazeteciler, internetin editöryel ve
yazılımsal olanaklarını kullanarak saf bilginin özgürleşmesini ve küresel dolaşıma
girmesini sağlamak için, SEO kriterlerinden yararlanabilmektedir. Bu bakış açısıyla arama
motorlarının güncel etkileri sonucu habercilikte yaşanan yapısal dönüşümü irdelemek için,
tüm haber web siteleri olarak değerlendirilen evren içerisinden amaçsal örneklem olarak
belirlenen 12 haber web sitesinin SEO sorumluları ile derinlikli yüz yüze görüşmeler
gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında nitel araştırma yöntemiyle betimsel bir
analiz yapılarak sonuca varılmaya çalışılmıştır
Büyük Veri Çağında Araçsallaştırılan Beden ve Genetik Ayrımcılığı David Le Breton’ın Bedene Vedası’ndan Okumak
İçinde yaşadığımız çağ, bireylerin kişisel özellikleri ve yetenekleri ile değil de sahip oldukları genetik
özellikleri ile sınıflandırıldığı ve yaşama dâhil edildiği bir dönemdir. Bu dönemde sağlık ve bilişim temelli teknolojik ilerlemeler insan bedenini daha fazla restore ve modifiye etme iddiasını her geçen gün
arttırmaktadır. Genetik bilimi, moleküler biyoloji, yapay zekâ ve bilişimdeki teknolojik gelişmeler, insanlara sahip oldukları bedensel dezavantajlardan kurtulma vaadi vermektedir. Ancak bu vaat, bazı bilim insanları ve düşünürler tarafından insanın özü ve kimliği için büyük bir tehlike olarak değerlendirilmektedir. Genetik biliminin ilerlemesiyle, insanlar sahip oldukları kalıtımsal özellikleri konusunda
sınava tabii tutularak, doğum öncesi veya sonrası bir takım testlere alınmaktadır. İnsana özgü mahrem
bilgiler enformasyon haline getirilmekte ve beden bilim için araçsallaştırılmaktadır. Büyük veri çağında
insanlar birer veri olarak kodlanmaktadır. Bilim, insanları kalıtsal özelliklerine göre yaşam alanlarına
dâhil etme ya da etmeme üzerinden genetik bir ayrımcılığa doğru gitmektedir. David Le Breton, Bedene
Veda adlı eseri üzerinden yaşanılması muhtemel ayrımcılık olgusunu, genetik ve insan bedeni üzerinden
sorgulamaktadır. Bu çalışmada Bedene Veda adlı eser bu yönüyle bir analize tabii tutulmaktadır
Söylemin Kapatılma ve Açımlama Savaşımında Edward Snowden
Günümüz toplumu, kültür endüstrisinin yaşam pratikleri ile her şeyi tüketen ve on-dan haz alan bir hayat yaşamak amacındadır. Öyle ki bilgi bile sadece enformasyon boyutuyla tüketimin nesnesi konumuna gelmiştir. Diğer yandan saf bilgi, iktida-rın, kendini yeniden inşa etmek için yararlandığı bir araç haline dönüşmüştür. Bil-gi, toplumu tüm yönetsel süreçler hakkında aydınlatan güçlü bir olgu olduğu için yeterince bilgi sahibi olan bireyler, bu bilgiyi her türlü yaşam alanlarında ve süreç-lerde kullanacakları için özgürleşmektedirler. Böylelikle politik olanın da ayırdına vararak daha iyi yönetim, daha fazla insan hakları ve daha sağlam bir demokrasi umudu için özgür ve saf bilgiye ihtiyaç duyarlar. Tüm insanlığın yararına olan bilgi bir yanıyla büyük bir güç aracına da çevrilebilir. Küresel yönetim mekanizmaları ve aktörleri için bilgi kısmen özgür bırakılmalıdır. Onlara göre toplumun refahı için kamusala dair bilgi sadece yönetim mekanizmalarını ellerinde tutan seçkin sınıfın elinde olmalıdır. Bu nedenle asıl bilgi saklı tutulur. Aynı zamanda bu bilginin nere-den ve hangi yolla biriktirildiği de bir başka tartışma konusudur. Devletler toplu-mu ve bireyi ayırt etmeksizin gözetim altında tutmakta, onlara dair her türlü veriyi elindeki tüm olanaklarla (dijital veya diğer ortamlar aracılığı ile) toplamaktadırlar. Böylelikle konuşulan, yazılan ve paylaşılan hiçbir bilgi kişiye özel kalamamaktadır.Mevcut durum böyle iken bilginin özgürlük olduğu bilincini paylaşan söylem ak-törleri insanların hayatlarına dair bilgiye sınırsız erişimi ve gerçeklikler hakkında gerekli bilgiye sahip olmaları için söylemi açımlama savaşımına girmektedirler. Edward Snowden, bu açımlayıcılara verilebilecek iyi bir örnektir. Bu çalışmada top-lumun dijitalleşmesinin yarattığı kültür ve aldığı hal, bilginin dijital ortamlarda akı-şı, söylemin kurulması, kapatılması ve açımlaması savaşımı Edward Snowden Olayı örneğinde tartışılmaktadır
Dijital çağda medya: makine öğrenmesi, algoritmik habercilik ve gazetecilikte işlevsiz insan sorunsalı
Bugün yapay zekâ teknolojisi alanında yaşananlar, 1900’lü yılların başlarında birçok
toplum için hayal denilebilecek şeylerdir. Tüm yaşam formlarını ve alanlarını derinden
etkileyen teknolojik süreç, birçok mesleği olduğu gibi gazetecilik mesleğini de derinden
etkilemektedir. Zaman, emek ve mekân bağımlılığını ortadan kaldıran, her zaman
olduğundan çok daha hızlı bir biçimde haber üretim süreçlerini olanaklı kılan algoritmik
haber teknolojisi, yapay zekâda makine öğrenmesi ile insana özgü bir takım yetenek ve
reflekslerin, robotlar tarafından da gerçekleşmesini beraberinde getirmektedir. Teknolojik
ilerleme her dönemde stresli ve sancılı dönüşümler yaratmış ve derin etkiler bırakmıştır.
Bu ilerlemenin gelecekte ortaya koyabileceği sonuç ise çok daha keskin biçimde belirmeye
başlamaktadır. Yapay zekâ yazılımlarının mesleklerde yaygın kullanımı, toplumları büyük
nüfuslar halinde duygusal bir çözülmeye götürmektedir. Bu nedenle insanların mesleksiz
kalmaları ve işlevsiz birer canlıya dönüşme riski tartışılmaya başlamıştır. Özellikle makine
öğrenmesi sayesinde robot yazılımlar insanlar gibi düşünmeye ve hareket etmeye
başlamakta ve yeni çözümlerini önceki deneyimlerinden kazandıkları izlenimleri ile
oluşturmaktadır. Deyim yerindeyse insan aklına ve öğrenmesine yakın bir yazılım
teknolojisi etkisini, iş kollarında ve yer edindiği alanlarda her geçen gün arttırmaktadır.
Bu çalışma, yapay zekâ yazılımları ile makine öğrenmesi kavramlarından hareketle yapay
zekâ gelişmelerinin genelde toplum ve meslekler özelde ise gazetecilik üzerindeki etkilerini
tartışmaktadır
Bulut bilişim ve muhasebede kullanımı
Web teknolojisinin ikinci büyük dalgası olarak adlandırılan ve gelecekte iş dünyasına yön vermesi beklenen en önemli kavramlardan biri olan “Bulut Bilişim”, kısaca bilişim teknolojilerinin dış kaynak olarak sunulması hizmetidir. İşletmeler için günümüz rekabet ortamında muhasebe sistemlerini düşük maliyetle, ileri teknolojik imkânlarla, uzaktan sürekli takip edebileceği, güvenilir bir yapıda oluşturmak ve yürütmek temel hedef haline gelmiştir. Web tabanlı bulut bilişim imkânlarını kullanan muhasebe sistemleri bu ihtiyaçları karşılayabilecek yapıdadır. Fakat bulut bilişimin muhasebe sektöründe çok yeni bir kavram olması, ülkemizde kanuni alt yapısının tam olarak oluşturulmuş olmaması ve güvenlik kaygıları sistemin işleyişi hakkında işletmelerde soru işaretleri oluşturmaktadır
Hydroelectric power and investigation of the impact on efficiency turbine type choice in hydroelectric power plants
YÖK Tez No: 351927Konforlu yaşamın sürdürülmesi ve ekonomik gelişimin devamı için dünya enerji tüketimi her yıl yaklaşık %5-6 oranında artmaktadır. Ancak tüketimi karşılayan fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz) rezervi çok daha büyük bir oranla azalmaktadır. Bu doğrultuda dünya üzerinde enerji krizleri yaşanmaya başlamıştır. Ayrıca; fosil yakıtların kullanımından dolayı her gün enerji kaynaklı küresel ısınmanın arttığı, çevresel birçok olumsuzluklara sebep olup insan sağlığını tehdit ettiği de bir gerçektir. Elde edilen veriler ışığında enerji ihtiyacı için alternatif çözümlerin bulunması ve bunların kullanılması tüm dünya ülkeleri için kaçınılmaz bir duruma gelmiştir. Tüm bu nedenlerle içinde bulunduğumuz yüzyıl, yenilenebilir ve temiz alternatif enerji kaynakları kullanımında atılım yapılması gereken bir yüzyıl olma niteliğindedir. Alternatif enerji kaynaklarının artan önemi doğrultusunda dört bölümden oluşan bu çalışmada, Türkiye enerji talebi, üretimi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını ön planda tutan enerji politikalarının geliştirilmesi gerekliliğinin önemine değinilmiştir. Hidroelektrik enerji ve türbin çeşitleri üzerinde çalışma detaylandırılarak Erzurum ili, İspir ilçesi Çapans Deresi üzerinde bulunan Özlüce Regülatörü ve HES Projesi?nde tercih edilen pelton tipi türbine alternatif olarak bu projede aynı şartlarda kullanılabilecek Francis tipi türbinin verim araştırması yapılmış ve mevcut sistemle karşılaştırması yapılmıştır. Birinci bölümde; Türkiye elektrik enerjisi kurulu güç, talep, üretim, tüketim değerleri ile gelecek on yıllık dönem için oluşturulan enerji talep ve üretim projeksiyonları incelenmiştir. İkinci bölümde; Hidroelektrik enerji kavramı tanımlanarak hidroelektrik santral tesislerinin sınıflandırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümde; Hidroelektrik potansiyel belirleme metotları anlatılmış, hidroelektrik santral tesislerinde kullanılan hidrolik türbin tipleri ve kullanılma sahaları hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde; Erzurum ili, İspir ilçesi, Çapans deresi üzerinde inşaatı devam eden Özlüce Regülatörü ve HES Projesi örneği üzerinde türbin tipi tahkiki yapılmış ve alternatif olarak kullanılabilecek Francis tipi türbinin kavramsal tasarımı yapılarak mevcut sistemde tercih edilen Pelton tipi türbin ile verim karşılaştırması yapılmıştır. Yapılan bu karşılaştırma neticesinde yüksek düşü, düşük debi ve değişken akımların söz konusu olduğu akarsularda Pelton tipi türbinin tercih edilmesi durumunda proje debisinden çok daha düşük akımların gelmesi durumunda dahi santrali çalıştırılabilme imkânı sağlamaktadır. Bu sayede savaklanacak suyu minimize ederek enerjiye çevrilecek su miktarı artırılmakta, enerji kayıpların önüne geçilebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji kaynakları, Hidroelektrik enerji, Hidrolik türbin çeşitleri, Özlüce Regülatörü ve HESVIn order to provide comfortable life and continue of economic development, around each year the world's energy consumption is increasing by 5-6%. However fossil fuel reserves (coal, petroleum, natural gas) decreases by higher percentages. In this direction has begun to emerge on the world energy crisis. Furthermore the fact that use of fossil fuels causes the increase in global warming and environmental problems and dangers human health. Under received data, finding alternative solutions for energy needs and their use has become inevitable for all countries. For all these reasons the current century, renewable and clean alternative energy resources are breakthrough to become a century. In line with the growing importance of alternative energy sources in this study consists of four sections, Turkey's demand for energy and resources to the production of the information about the use of renewable energy sources mentioned the importance of the need for the development of energy policies in the foreground. Study on hydroelectric power and turbine types is detailed and in Erzurum province, Ispir district, located on the Capans River Ozluce Regulator and Hydro-electric Power Plant (HEPP) Project, as an alternative to the preferred Pelton type turbines Francis type turbine efficiency can be used in this project is conducted under the same conditions and compared with the existing system. In the first section; Turkey?s electric energy installed capacity, demand, production, consumption values with energy demand-production projections generated for the next ten-year period are investigated. In the second section; hydroelectric power plants are classified by defining the concept of hydroelectric energy. In the third section; methods for determination of hydroelectric potential are described and hydraulic turbine types used in hydropower plants are described with usage information. In the last section; turbine type verification is made on a sample project Ozluce Regulator and HEPP which is under construction at Erzurum city Ispir district on Capans creek. Conceptual design of Francis turbine and compare with preferred Pelton turbine in terms of efficiency are made. As a result of this comparison if Pelton type turbine is preferred at rivers with high head, low flow or variable flows, that will provide opportunity to plant executable with much lower flows than project flow. In this way, minimizing the spilled water increases the amount of water converted to the energy and energy losses can be avoided. Keywords: Energy sources, Hydroelectric power, Hydraulic turbines, Ozluce Regulator and HEP
Bulut Bilişim Temelli ve Geleneksel İşbirlikli Grup Çalışmalarının Akademik Başarı ve Öğrenen Memnuniyeti Açısından Karşılaştırılması
Bu çalışma 4. Uluslararası Öğretim Teknolojileri ve Öğretmen Eğitimi Sempozyumu'nda sözlü bildiri olarak sunulmuştur.Bulut bilişim teknolojilerinin zaman ve mekândan bağımsız kullanılabilmesi ve mobil teknolojiler ile birlikte bilgiye erişmekte kolaylık sağlaması, eğitim dünyasının dikkatini çekmiş ve bu teknoloji çeşitli öğretim faaliyetlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada programlama öğretimine yönelik olarak bulut bilişim ve geleneksel işbirlikli öğrenme ortamlarındaki ders dışı grup görevlerinin öğrenenler üzerindeki etkileri akademik başarı ve memnuniyet boyutları açısından değerlendirilmiştir. Bilgisayar programlama dersi kapsamında 8 hafta süren çalışmaya 113 erkek ve 127 kadın olmak üzere toplam 240 öğrenci katılmıştır. Geleneksel ve bulut bilişim temelli ortamlarda yürütülen bu çalışmada araştırma deseni olarak gruplar arası faktöryel desen kullanılmıştır. Akademik başarı testleri ve grup çalışması görüşleri anketi ile toplanan veriler nicel analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre; bulut bilişim temelli grup çalışma ortamları geleneksel grup ortamlarına nazaran daha fazla akademik başarı sağlamaktadır. Akademik başarıyı dolaylı olarak destekleyen memnuniyet bileşeni açısından da geleneksel grup ortamları ile bulut bilişim temelli grup ortamları herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Bu özelliği ile bulut bilişim temelli grup çalışma ortamları benzer memnuniyet düzeyleri ile daha fazla akademik başarı imkanı sunmaktadır. Ayrıca bu ortamlar, teknoloji desteği ile etkin bir öğrenme ortamı alternatifi oluşturmaktadırlar.As cloud computing technology can be used independently of time and space and it is convenient in accessing information on mobile technologies, it has attracted the attention of the world of education and this technology has been used in various educational activities. In this study, as for programming education, the effects of cloud computing and the task of extracurricular groups on traditional collaborative learning in the learning environment on learners are evaluated in terms of academic achievement and satisfaction dimensions. In the context of computer programming classes, a total of 240 students, including 113 men and 127 women participated in the study that lasted 8 weeks. Intergroup factorial design was used as a research design in this study in traditional and cloud-based environments. The data collected by academic achievement tests and the questionnaire of group work views were analysed by quantitative analysis methods. According to the study results; cloud-based groups working environments provide more academic success than the traditional group setting. In terms of satisfaction supporting academic achievement indirectly, Cloud computing based group environment, when compared to traditional group environment, does not have any differences. Cloud-based group work environment with this feature offers more opportunities for academic success with similar satisfaction levels. This environment, also, with the support of technology, create an alternative for an effective learning environment
The Impact of Text Representation and Preprocessing on Author Identification
Author identification, one of the popular topics in text classification and natural language processing, basically aims to determine the author of a given text through various analyses. In the literature, different text representation approaches and use of preprocessing steps are considered for author identification problem. This paper aims to comprehensively examine the impact of text representation and preprocessing steps on author identification specifically for Turkish language. For this purpose, the contributions of all possible combinations of different text representation approaches, namely unigram and bigram, together with the preprocessing tasks, including stemming and stop-word removal, to the performance of author identification are investigated. For the experimental evaluation, a brand new dataset is constituted. Also, two different classification algorithms, namely Multinomial Naive Bayes and Sequential Minimal Optimization, are employed. The results of the experimental analysis reveal that using bigram features alone should be avoided. Besides, it is shown that stop-words should be kept inside the text while stemming can be preferred depending on the classification algorithm so that higher performance can be achieved for author identification.Author identification, one of the popular topics in text classification and natural language processing, basically aims to determine the author of a given text through various analyses. In the literature, different text representation approaches and use of preprocessing steps are considered for author identification problem. This paper aims to comprehensively examine the impact of text representation and preprocessing steps on author identification specifically for Turkish language. For this purpose, the contributions of all possible combinations of different text representation approaches, namely unigram and bigram, together with the preprocessing tasks, including stemming and stop-word removal, to the performance of author identification are investigated. For the experimental evaluation, a brand new dataset is constituted. Also, two different classification algorithms, namely Multinomial Naive Bayes and Sequential Minimal Optimization, are employed. The results of the experimental analysis reveal that using bigram features alone should be avoided. Besides, it is shown that stop-words should be kept inside the text while stemming can be preferred depending on the classification algorithm so that higher performance can be achieved for author identification
Bulut tabanlı personel devam kontrol sistemi tasarımı ve gerçeklemesi
Personel devam kontrol sistemi (PDKS); personelin çalışma alanına giriş-çıkış zamanını kaydeden, mesai, izin ve yetkilendirme kontrolünün otomatize edilmesini sağlayan bir bilişim sistemidir. PDKS, özellikle vardiyalı çalışanların olduğu ve saatlik ücret hesaplamasına ihtiyaç duyulan sektörlerde on-yıllardır kullanılmaktadır. Geleneksel PDKS'ler yerel ağda ve lokasyon bazlı çalıştığı için birden çok şubede personelin çalıştığı işletmelerde tüm personelin tek bir merkezden kontrol edilmesine imkân vermemekte ve her lokasyonda ayrı bir sisteme ihtiyaç duyarak operasyonel maliyeti arttırmaktadır. Bu tez çalışmasında PDKS’nin servis olarak sunulmasıyla çok şubeli işletmeler için merkezi devam kontrolünün sağlanabileceği ve sistem maliyetinin düşeceği hipotezi ortaya atılmış; servis olarak kiralanmaya imkan veren bulut bilişim tabanlı PDKS, özgün bir yaklaşımla tasarlanıp gerçeklenerek hipotezin test edilmesine uygun zemin hazırlanmış ve pilot bölge uygulaması ile hipotez test edilip doğrulanmıştır. Gerçeklenen sistem ile bir işletmenin farklı şubelerindeki personel takibini merkezi olarak yapabilmesine imkân vermenin yanı sıra, birçok işletmenin tek bir PDKS yazılımı üzerinden üyelik sistemi ile hizmet almasına da imkân sağlanmıştır. Bu sayede PDKS’de, bulut bilişimin kullandığın kadar öde, platform bağımsızlığı, anında güncelleme ve bakım avantajlarından faydalanılabileceği kanıtlanmıştır. Tasarlanan sistemde otomatik tanımlayıcı cihazlar Arduino mikrokontrolör ve RFID teknolojisi kullanılarak gerçeklenmiş, PDKS yazılımı web platformunda nesneye dayalı programlama prensiplerine göre geliştirilmiştir. Yazılım, uzak sunucuda web ortamında çalıştığı için terminal cihazlar ve web yazılım arasındaki iletişim TCP/IP protokolleri ile sağlanmıştır
- …
