171,578 research outputs found
Bulut bilişim ve sağlık bakımı
Giriş: Günümüzde sağlık hizmetlerinin giderek maliyetinin artması, sağlık bakım kurumlarının sağlık bilişim sistemlerini benimseyerek kullanmalarını zorunlu hale getirmektedir. Sağlık Bilişim Sistemleri, sağlık bakım kurumlarına kendi süreçlerini düzene koyabilmelerine ve maliyet-etkin bir biçimde daha etkili hizmet verebilmelerini olanak sağlamaktadır. Son teknolojik gelişmelerden biri olan Bulut Bilişim, sağlık bilişim hizmeti veren sağlık bakım kurumlarına internet üzerinden güçlü bir veri depolama alt yapısı oluşturulmasını mümkün kılmaktadır. Ancak bu yeni teknoloji, sunduğu fırsatların yanı sıra büyük kayıplara neden olabilecek riskleri de içermektedir (Henkoğlu ve Külcü 2013). Yöntemler: Bu makalede, bulut bilişim ve sağlık bakımı ile ilgili literatür ve araştırma bulguları incelenerek konunun önemi tartışıldı ve uygulamaya yönelik öneriler sunuldu. Bulgular: Bulut bilişim, uygulamaların internet ortamında bulunan bir uzak sunucu üzerinden çalıştırılması ya da kullanıcıya ait verilerin uzak sunucu üzerinde her an erişilebilir şekilde bulundurulmasını sağlayan bir servis yapısı olarak tanımlanmaktadır. Bulut platformları ise; hemen her türlü elektronik cihazın bağlanabildiği, Web servisleri üzerinden donanım ve yazılım gibi mevcut BHT kaynaklarının dinamik olarak paylaştırılabildiği ve ölçek ekonomisinin avantajları ile yaygın hizmet sunan servis sağlayıcılardan oluşan internet ortamını ifade etmektedir. Bulut Bilişim, bilgi işlem gücünü her yerde ve herkes için kullanılabilir hale getirmekte ve her türlü bilgiye iletişim cihazı (PC, Mac, iPhone, Android veya BlackBerry) kullanarak ulaşmak mümkün olabilmektedir. Bulut Bilişim, sağlık bakım kurumlarına veri paylaşımı adına büyük bir fırsat yaratmaktadır. Hasta verilerini farklı amaçlarla paylaşma hizmeti sunulan sağlık bakım hizmetlerinin kalitesini arttırmaktadır. Bu teknoloji sayesinde sağlık bakım kurumları sürekli olarak yeni alt yapıya yatırım yapmak, yeni personeli eğitmek veya yeni yazılımların lisanslarını almak zorunda kalmadan bilişim kaynaklarına hızla erişim imkânına sahip olabilmektedir. Bulut bilişim sağlık bakım kurumları için yeni bir ekonomi, bütçeleri üzerinde daha iyi bir kontrol sunmakta, büyük ve masraflı veri merkezlerinin sürdürülmesi ve çalıştırılması gereksinimini ortadan kaldırmaktadır. Türkiye’de sağlık bakım sistemlerinde genel bulut bilişim hizmetlerinden faydalanma oranının hızla arttığı, fakat kurumları meydana gelebilecek zararlar karşısında korumaya alan verilerin korunması kanunu vb. hukuksal düzenlemenin olmadığı görülmektedir. Bu durum bulut sistemi üzerine aktarılan tüm verilerin sorumluluğunun, bulut hizmeti alan kullanıcı üzerinde bulunduğu anlamını taşımaktadır. Bu nedenle bulut sisteminin sunmuş olduğu kolaylık ve imkânlardan faydalanan sağlık bakım kurumların; bulut sisteminin kullanımı esnasında ve sonrasında oluşabilecek riskler ve bu konudaki hukuksal eksiklikler hakkında bilinçli olmaları önem taşımaktadır. Sonuç: Günlük yaşamda maliyetlerin düşürülmesi, erişim ve kullanım kolaylığı noktasında sunduğu avantajlarının yanı sıra; bulut bilişimin beraberinde getirdiği riskler de küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Bu makalede sağlık bakımı kurumlarının ve sağlık çalışanlarının bulut bilişim konusunda farkındalık geliştirmelerine ve sağlık bakım sisteminde kullanmalarına katkıda bulunması planlanmaktadır
Bulut bilisim ve saglık bakımı
Giriş: Günümüzde sağlık hizmetlerinin giderek maliyetinin artması, sağlık bakım kurumlarının sağlık bilişim sistemlerini benimseyerek kullanmalarını zorunlu hale getirmektedir. Sağlık Bilişim Sistemleri, sağlık bakım kurumlarına kendi süreçlerini düzene koyabilmelerine ve maliyet-etkin bir biçimde daha etkili hizmet verebilmelerini olanak sağlamaktadır. Son teknolojik gelişmelerden biri olan Bulut Bilişim, sağlık bilişim hizmeti veren sağlık bakım kurumlarına internet üzerinden güçlü bir veri depolama alt yapısı oluşturulmasını mümkün kılmaktadır. Ancak bu yeni teknoloji, sunduğu fırsatların yanı sıra büyük kayıplara neden olabilecek riskleri de içermektedir (Henkoğlu ve Külcü 2013).
Yöntemler: Bu makalede, bulut bilişim ve sağlık bakımı ile ilgili literatür ve araştırma bulguları incelenerek konunun önemi tartışıldı ve uygulamaya yönelik öneriler sunuldu.
Bulgular: Bulut bilişim, uygulamaların internet ortamında bulunan bir uzak sunucu üzerinden çalıştırılması ya da kullanıcıya ait verilerin uzak sunucu üzerinde her an erişilebilir şekilde bulundurulmasını sağlayan bir servis yapısı olarak tanımlanmaktadır. Bulut platformları ise; hemen her türlü elektronik cihazın bağlanabildiği, Web servisleri üzerinden donanım ve yazılım gibi mevcut BHT kaynaklarının dinamik olarak paylaştırılabildiği ve ölçek ekonomisinin avantajları ile yaygın hizmet sunan servis sağlayıcılardan oluşan internet ortamını ifade etmektedir. Bulut Bilişim, bilgi işlem gücünü her yerde ve herkes için kullanılabilir hale getirmekte ve her türlü bilgiye iletişim cihazı (PC, Mac, iPhone, Android veya BlackBerry) kullanarak ulaşmak mümkün olabilmektedir.
Bulut Bilişim, sağlık bakım kurumlarına veri paylaşımı adına büyük bir fırsat yaratmaktadır. Hasta verilerini farklı amaçlarla paylaşma hizmeti sunulan sağlık bakım hizmetlerinin kalitesini arttırmaktadır. Bu teknoloji sayesinde sağlık bakım kurumları sürekli olarak yeni alt yapıya yatırım yapmak, yeni personeli eğitmek veya yeni yazılımların lisanslarını almak zorunda kalmadan bilişim kaynaklarına hızla erişim imkânına sahip olabilmektedir. Bulut bilişim sağlık bakım kurumları için yeni bir ekonomi, bütçeleri üzerinde daha iyi bir kontrol sunmakta, büyük ve masraflı veri merkezlerinin sürdürülmesi ve çalıştırılması gereksinimini ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye’de sağlık bakım sistemlerinde genel bulut bilişim hizmetlerinden faydalanma oranının hızla arttığı, fakat kurumları meydana gelebilecek zararlar karşısında korumaya alan verilerin korunması kanunu vb. hukuksal düzenlemenin olmadığı görülmektedir. Bu durum bulut sistemi üzerine aktarılan tüm verilerin sorumluluğunun, bulut hizmeti alan kullanıcı üzerinde bulunduğu anlamını taşımaktadır. Bu nedenle bulut sisteminin sunmuş olduğu kolaylık ve imkânlardan faydalanan sağlık bakım kurumların; bulut sisteminin kullanımı esnasında ve sonrasında oluşabilecek riskler ve bu konudaki hukuksal eksiklikler hakkında bilinçli olmaları önem taşımaktadır.
Sonuç: Günlük yaşamda maliyetlerin düşürülmesi, erişim ve kullanım kolaylığı noktasında sunduğu avantajlarının yanı sıra; bulut bilişimin beraberinde getirdiği riskler de küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Bu makalede sağlık bakımı kurumlarının ve sağlık çalışanlarının bulut bilişim konusunda farkındalık geliştirmelerine ve sağlık bakım sisteminde kullanmalarına katkıda bulunması planlanmaktadır
Characteristics of nanosized LiNi (x) Fe1-x PO4/C (x=0.00-0.20) composite material prepared via sol-gel-assisted carbothermal reduction method
Pure LiFePO4 and LiNi (x) Fe1-x PO4/C (x = 0.00-0.20) nanocomposite cathode materials have been synthesized by cheap and convenient sol-gel-assisted carbothermal reduction method. X-ray diffraction (XRD), scanning electron microscopy (SEM), high-resolution transmission electron microscopy, and inductively coupled plasma have been used to study the phase, morphology, and chemical composition of un-doped and Ni-doped materials. XRD patterns display the slight shrinkage in crystal lattice of LiFePO4 after Ni2+ doping. The SEM images have revealed that Ni-doped particles are not agglomerated and the particle sizes are practically homogeneously distributed. The particle size is found between 50 and 100 nm for LiNi0.20Fe0.80PO4/C sample. The discharge capacity at 0.2 C rate has increased up to 155 mAh g(-1) for the LiNi0.05Fe0.95PO4/C sample and good capacity retention of 99.1 % over 100 cycles, while that of the unsubstituted LiFePO4/C and pure LiFePO4 has showed only 122 and 89 mAh g(-1), respectively. Doping with Ni has a noticeable effect on improving its electrical conductivity. However, serious electrochemical declension will occur when its doping density is beyond 0.05 mol LiNi0.20Fe0.80PO4/C electrode shows only 118 mAh g(-1), which is less than un-doped LiFePO4/C sample at 0.2 C. The cycling voltammogram demonstrates that Ni-doped LiNi0.05Fe0.95PO4/C electrode has more stable lattice structure, enhanced conductivity, and diffusion coefficient of Li+ ions, in which Ni2+ is regarded to act as a column in crystal lattice structure to prevent the collapse during cycling process
Nonresponse Issue in Noncognitive Measures: Validity Approach Using Explanatory Item Response Modeling
Xiao, Jiaying; Bulut, Okan; Rodriguez, Michael C. (2019). Nonresponse Issue in Noncognitive Measures: Validity Approach Using Explanatory Item Response Modeling. Retrieved from the University Digital Conservancy, https://hdl.handle.net/11299/202396
Seiberg-Witten Equations on Pseudo-Riemannian Spin(c) Manifolds With Neutral Signature
WOS: 000304468700006Pseudo-Riemannian spin(c) manifolds were introduced by Ikemakhen in [7]. In the present work we consider pseudo-Riemannian 4-manifolds with neutral signature whose structure groups are SO+ (2, 2). We prove that such manifolds have pseudo-Riemannian spin(c) structure. We construct spinor bundle S and half-spinor bundles S+ and S- on these manifolds. For the first Seiberg-Witten equation we define Dirac operator on these bundles. Due to the neutral metric self-duality of a 2-form is meaningful and it enables us to write down second Seiberg-Witten equation. Lastly we write down the explicit forms of these equations on 4-dimensional flat space
The chemical, physical and electrochemical effects of carbon sources on the nano-scale LiFePO4 cathode surface
LiFePO4-C composite cathode active materials were synthesized by a sol-gel-assisted carbothermal reduction method using tannic (TA), tartaric (TRA) and stearic (SA) acids as both the carbon coating and reducing agent. The effect of different carbon sources on the structural, morphological and electrochemical properties of LiFePO4 are studied in this paper. The samples were characterized by optical-analytical methods and galvanostatic charge discharge tests. The scanning electron microscopy (SEM) images revealed that the majority of the particles lay between 300 and 500 am for pure LiFePO4, while the carbon-coated LiFePO4 particles were from 50 to 300 nm. Furthermore, we found that TA is suitable for producing a LiFePO4-C composite with a fine particle size and a uniformly-coated carbon conductive layer (3.6 nm thickness) by high resolution transmission electron microscopy (HR-TEM). The cycling studies indicated a high and stable discharge capacity of 151 mAh g(-1) for the carbon-coated nanocrystalline LiFePO4 with TA at room temperature. The current rate capability studies between 0.2-10 C (1 C=170 mAh g(-1)) demonstrated an excellent capacity retention efficiency of over 96.9% after 300 cycles. A schematic illustration was proposed based on the physical and chemical adhesion behaviors on the LiFePO4 surface of the three organic structures used as the carbon source. (C) 2014 Elsevier Ltd and Techna Group S.r.l. All rights reserved
Uzun karıştırma tanklarında katı konsantrasyonunun ve partikül özelliklerinin bulut yüksekliğine etkisi
Solid-liquid mixing is one of the most commonly used unit operations in industries such as petrochemicals, polymer processing, biotechnology, pharmaceuticals, and mineral processing. There are two focuses in solid-liquid mixing operations: solids suspension and solids distribution. The key design parameter for solids suspension is Njs. In most solids suspensions, the main objective is to provide maximum contact between solid and liquid phases with minimum power consumption, and this can be achieved by setting the impeller speed (N) to Njs. The key design parameter for solids distribution is cloud height. At high solids concentrations (XV) the solids can reach a level beyond which the concentration of the solids dramatically drops. This level appears like an interface between solid-rich and liquid-rich parts of the tank. The height of this interface is known as cloud height.
Due to the fluctuating nature of cloud height its measurement is not straightforward. Despite this, there is no clearly defined measurement point of cloud height in literature. Besides, the current definition of cloud height does not involve any limitations on XV and N, which are two parameters that significantly affect hydrodynamics in a stirred tank, and thus the cloud height. To obtain meaningful cloud height data, a measurement point of cloud height should be determined; likewise, limitations on XV and N should be identified.
This study aims to propose a clarified definition of cloud height that takes XV and N into account, to investigate the effects of XV and particle properties on cloud height and propose a correlation to predict cloud height. A flat-bottomed tank in which liquid level was equal to 1.5 tank diameter (H=1.5T) was used with four equally spaced baffles. A 45° pitched blade turbine (PBT) was used as an impeller. Six different particles were used in the experiments.
According to observations, in the tank, efficient solid-liquid mixing takes place until the maximum point that solids can reach in the axial direction. Beyond this, only rare bursts of a small portion of solids were observed. The measurement point of cloud height, therefore, was determined as the maximum level that solids can reach. This corresponds to the front of the baffle for the configuration tested. The limitations on XV and N for the measurement of cloud height were identified using this measurement point. According to findings, to observe a meaningful cloud height, XV should be at and above 2 vol% and N should be at and above 0.32Njs. For a H=1.5T tank, a meaningful cloud height can be observed until N is equal to 1.45Njs, at which all solids are distributed throughout the tank and no interface can be observed. It was also found that beyond 9 vol% cloud height remains constant.
After limitations of XV and N on cloud height were determined, the effect of XV, particle properties and off-bottom clearance (C/T) on cloud height was investigated. The results showed that cloud height is a strong function of XV and C/T; but not a strong function of particle properties. Based on the findings, a purely empirical model that predicts cloud height as a function of XV, particle properties and C/T was proposed.Katı-sıvı karıştırma prosesi petrokimya, polimer işleme, biyoteknoloji, ilaç ve mineral işleme gibi sektörlerde kullanılan en yaygın temel işlemlerden biridir. Katı-sıvı karıştırmada iki odak noktası vardır: katı süspansiyonu ve katı dağılımı. Katı süspansiyonları için anahtar tasarım parametresi Njs'dir. Çoğu katı süspansiyonda temel amaç, minimum güç tüketimi ile katı ve sıvı fazlar arasında maksimum temas sağlamaktır ve bu, karıştırıcı hızı (N) değerinin Njs’e ayarlanmasıyla sağlanabilir. Katı dağılımı için anahtar tasarım parametresi bulut yüksekliği’dir. Yüksek katı konsantrasyonu (XV) değerlerinde katılar, ötesinde konsantrasyonun önemli ölçüde düştüğü bir seviyeye kadar ulaşabilirler. Bu seviye, tankın katı bakımından zengin ve sıvı bakımından zengin kısımları arasındaki bir arayüz gibi görünmektedir. Bu arayüzün yüksekliği bulut yüksekliği olarak bilinmektedir.
Bulut yüksekliği’nin dalgalı doğası nedeniyle ölçümü kolay değildir. Buna rağmen literatürde bulut yüksekliği’nin belirli bir ölçüm noktası yoktur. Ayrıca, mevcut tanım, bir karıştırma tankı içindeki hidrodinamiği ve dolayısıyla bulut yüksekliği’ni önemli ölçüde etkileyen XV ve N üzerine hiçbir sınırlama içermez. Anlamlı bulut yüksekliği verileri elde etmek için bir ölçüm noktası belirlenmelidir. Benzer şekilde, XV ve N ile ilgili sınırlamalar tanımlanmalıdır.
Bu çalışma, XV ve N parametrelerini hesaba katan net bir bulut yüksekliği tanımı önermeyi, XV ve N’in bulut yüksekliği üzerindeki etkilerini incelemeyi ve bulut yüksekliği’ni hesaplamak için bir deneysel eşitlik önermeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, su seviyesinin tank çapının 1.5 katına eşit olduğu düz tabanlı bir tank, eşit aralıklarla yerleştirilmiş dört engel ile kullanılmıştır. Karıştırıcı olarak 45° eğimli bıçaklı karıştırıcı (PBT) kullanılmıştır. Deneylerde altı farklı tanecik kullanılmıştır.
Gözlemlere göre, verimli bir katı-sıvı karıştırma, tank içinde katıların ulaşabileceği en yüksek noktaya kadar sağlanabilir. Bu noktanın ötesinde, katıların sadece küçük bir kısmının nadir gerçekleşen sıçramaları gözlemlenmiştir. Böylelikle, bulut yüksekliği’nin ölçüm noktası, katıların ulaşabileceği en yüksek nokta olarak belirlenmiştir. Bu nokta, kullanılan deneysel düzen için engelin ön kısmına denk gelmektedir. Belirlenen ölçüm noktası kullanılarak XV ve N sınırları tespit edilmiştir. Bulgulara göre, anlamlı bir bulut yüksekliği gözlemlemek için XV hacimce %2 ve üzerinde; N ise 0.32Njs ve üzerinde olmalıdır. H=1.5T olan bir tankta, anlamlı bir bulut yüksekliği N=1.45Njs olana kadar gözlemlenebilir çünkü bu karıştırıcı hızında tüm katılar tank boyunca dağıtılır ve artık bir arayüz gözlemlenemez. Ek olarak, XV hacimce %9’un üzerindeyken bulut yüksekliği’nin değişmediği görülmüştür. XV ve N sınırları belirlendikten sonra, XV, tanecik özellikleri ve karıştırıcının tank tabanından yüksekliğinin (C/T) bulut yüksekliği üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bulgular, bulut yüksekliği’nin, XV ve C/T’nin güçlü bir fonksiyonu olduğunu; ancak tanecik özelliklerinin güçlü bir fonksiyonu olmadığını göstermiştir. Bulgulara dayanarak, bulut yüksekliği’ni XV, tanecik özellikleri ve C/T’ye bağlı olarak tahmin eden tamamen deneysel sonuçlara dayanan bir korelasyon sunulmuştur.M.S. - Master of Scienc
Influence of gradual cobalt substitution on lithium nickel phosphate nano-scale composites for high voltage applications
The carbon-free LiNiPO4 and cobalt doped LiNi1-xCoxPO4/C (x = 0.0-1.0) were synthesized and investigated for high voltage applications (>4 V) for Li-ion batteries. Nano-scale composites were prepared by handy sol-gel approach using citric add under slightly reductive gas atmosphere (Ar-H-2,85:15%). Structural and morphological characteristics of the powders were revealed by X-ray powder diffraction (XRD), field-emission scanning electron microscopy (FE-SEM), high resolution transmission electron microscopy (HR-TEM) and inductively coupled plasma (ICP). Except for a small impurity phase (Ni3P), phase pure samples crystallized in the olivine-lattice structure with a linear relationship between lattice parameters (a, b and c) and chemical composition. The FE-SEM images proved that LiNiPO4/C particles (50-80 nm) did not agglomerate, and showed that as the cobalt content was higher agglomeration had increased. The electrochemical properties of all electrodes were investigated by galvanostatic charge-discharge measurements. Substitution of Ni2+ by Co2+ caused higher electronic conductivities and showed more effective Li+ ion mobility. When the cobalt content is 100%, the capacity reached to a higher level (1462 mA h g(-1)) and good capacity retention of 85.1% at the end of the 60 cycles was observed. The cycling voltammogram (CV) revealed that LiCoPO4/C electrode improved the electrochemical properties. The Ni3+-Ni2+ redox couple was not observed for carbon free LiNiPO4. Nevertheless, it was observed that carbon coated LiNiPO4 sample exhibits a significant oxidation (5.26 V)-reduction (5.08 V) peaks. With this study, characteristics of the LiNi1-xCoPO4/C series were deeply evaluated and discussed. (C) 2015 Elsevier Inc. All rights reserved
Response Processes in Noncognitive Measures: Validity Evidence from Explanatory Item Response Modeling
Rodriguez, Michael C.; Bulut, Okan; Vue, Kory; Cabrera, Julio. (2018). Response Processes in Noncognitive Measures: Validity Evidence from Explanatory Item Response Modeling. Retrieved from the University Digital Conservancy, https://hdl.handle.net/11299/195226
Investigating Linear and Nonlinear Item Parameter Drift with Explanatory IRT Models
Stanke, Luke; Bulut, Okan; Rodriguez, Michael C.; Palma, Jose. (2016). Investigating Linear and Nonlinear Item Parameter Drift with Explanatory IRT Models. Retrieved from the University Digital Conservancy, https://hdl.handle.net/11299/194915
- …
