2,107 research outputs found
Kuramsal Sanat Okumaları
AUGUSTE RODİNSerap BULAT1Mustafa BULAT2ÖZETİlk çağlardan günümüze kadar, toplumun sürekli bir ilerleme süreci içinde olmasından dolayı birçok kültürler gelip geçmiş, yeni bir düşünce, teknolojide var olan gelişmeler, sanatın biçimini özünü hatta estetik kavramlarını, bu gelişime paralel olarak değiştirmiştir (Bulat S.,1999:133). İnsan varoluşu icabı dış dünya ile sürekli ve karşılıklı bir diyalog halindedir (Yağmur, 2018: 691). İnsanoğlu yaşadığı dünyayı sorgularken, kendi dünyası arasında gidip gelerek, yeni bir bakış açısının ortaya çıkmasına neden olmuş, buradan hareketle de dış dünya üzerine algıları değiştirebildiği ölçüde yaratıcılığa dayalı yeni bir yaşantı biçimini bizlere sunmuştur. Sanat insanoğlunun yaşam ile olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Sanat Yapıtı aracılığı ile insanoğlunun kendi içerisinde bütünleştirdiği sosyal ve psikolojik etkinlikleri ile bilinmeyeni, anlaşılmayanı ve korkulan düşüncelerini ele alarak sanatın biçim diliyle konuşup bir imge yaratmaktadır. (Bulat, Mustafa, 2014:13).Avrupa sanatının köklü heykel sanatı geleneğini XIX. yüzyılın Romantizminden XX. yüzyıla ve modern çağın büyük sanat serüvenine taşıyan François Auguste Rodin 12 Kasım 1840 yılında Paris’te doğmuş, ailesi onun küçük yaşta desen yeteneğini fark etmiş ve 1854 – 1857 yılları arasında La Petite École Küçük Okul adıyla bilinen desen okuluna göndermişir.Rodin orada heykeli keşfederek, daha sonra École des Beaux-Arts’a Güzel Sanatlar Okulu devam etmek isteyen sanatçının yaptığı üç başvurusu da reddedilmiştir. Yaşamını sürdürmek ve ailesine destek olmak amacıyla pek çok dekoratör ve süslemecinin yanında çalışmaya başlayan Rodin, Louvre Müzesi’nde antik yapıtların desenlerini çizerken bir yandan da akşamları desen kurslarına devam etmiştir. Daha sonraki dönemde kız kardeşini bir hastalık sonucu kaybeden Rodin, rahip olmaya karar vermiş, ancak orada heykel sanatına tekrar dönmesi için ailesi tarafından teşvik edilmiş, kısa bir süre sonra da geri dönerek, 1864’te Fransız heykeltıraş Albert Carrier-Belleuse’le çalışarak kendi çalışma atölyesini oluşturmuştur.</p
The life-works and art of Mustafa Balel
Mustafa Balel (1945- ) 1972'de Yeni Ortam'da başlayıp günümüze uzanan yazarlık hayatında toplumsal gerçekleri konu etmesi ve ayrıntıları sivriltmesi ile döneminin yazarlarından ayrılır. Sanat hayatı boyunca başta öykü olmak üzere roman, anlatı, gezi yazısı ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler vermiştir. Balel, toplumdaki yapıyı eserlerinde okura sunmuştur. Bu bağlamda yazar, Türk toplumunun sanıldığı gibi ataerkil değil anaerkil bir yapıda olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu durum eserlerinde baskın kadın tiplerini de beraberinde getirmiştir. Yazarlık hayatı boyunca hiçbir zaman realizmden kopmayan Balel, yaşamın kendisini eserlerine taşımıştır. Bunu yaparken de gerçekleri olduğu gibi söyleyen çocuk anlatıcılardan yararlanmıştır. Toplumdaki sosyoekonomik yapıya dayanan sınıf ayrımını eserlerinde vurgulayan yazar, toplumsal gerçekçi bir çizgiye sahiptir. Daha çok aile, şiddet, kadın hâkimiyeti, yalnızlık ve göç temalarını konu etmiştir. Ele aldığı toplumsal konulara paralel olarak dilde de halktan kopuk bir tutum izlemeyen Balel, daha çok halkın yöresel söyleminde yer edinen deyim ve atasözlerinden faydalanmıştır. Bu karakteristik özellikleri farklı edebî türlerde kaleme aldığı eserlerinin tamamında görülür.Mustafa Balel (1945- ) whose career as a novelist started with Yeni Ortam (New Circumstances) in 1972 and pursued up to now is distinguished from his contemporaries as depicted social realities and sharpened details. During his art career, he produced novels, stories, narration, itineraries and works in children?s literature. Balel has presented the social structure to readers. In this context, the author argues that Turkish society is not a patriarchal as supposed but matriarchal. This case has lead to dominant women characters in his works. Balel, who have always stuck to realism, reflected his own life in his works. While doing this, he made use of children narrators who tell the truth as it is. The author who emphasizes social stratification in his works which is based on socioeconomic structure follows a social realistic line. In his works, he mostly treated family, violence, women dominancy, loneliness and immigration. In parallel with social issues he handled, Balel used idioms and proverbs established in people?s local language and thus did not have a language style different from people. This characteristic is seen in all his works in different literature genres
The use of interactional metadiscourse : a comparison of articles on Turkish education and literature
This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed.This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed
Kuramsal Sanat Okumaları
İLHAN KOMANMustafa BULAT1Mehmet ŞAHİNKAYA2ÖZETXIX. Yüzyılın sonları XX. Yüzyılın başlarında ortaya çıkan hızlı teknolojik gelişmeler, savaşların ortaya çıkardığı yıkımlar, sanat ve düşünce alanlarını etkilemiş yeni estetiksel arayışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır (Bulat,S., Bulat, M., Aydın, B., 2014;106). Bu dönemde sanat tartışmaları yoğunlaşmış sanatın toplumsal yönü, sanatın işlevselliği sorgulanmaya başlanmıştır. İmparatorlukların parçalanması, krallıkların yok olması ve yerlerini yeni oluşumlara bırakmaları, sanat alanında da geleneksel kalıpların kırılarak yeni ve farklı tarz arayışları olarak değerlendirebileceğimiz modern sanat anlayışı egemen olmaya başlamıştır (Bulat,S., Bulat, M., Aydın, B., 2014;106).“Sanat iletişimsel bir olgudur, bir çağın kodlarını, sembollerini ve geleneklerini fiziksel hale getiren bir işaretler sistemidir” (Şengünalp, 2021: 5152). Bu bağlamda, yakın geçmişimizin hem geleneksel hem de evrensel nitelik taşıyansanatçılardan birisi de İlhan Koman olmuştur. Sanat hayatı boyunca, insanı, doğayı, mimariyi, matematiği, geometriyi ve fizik olgularını irdelemiş, güncel teknoloji ile harmanlayarak üretim süreci içerisine giren özgün bir sanatçıdır. Kullandığı malzemeler ve bu malzemelere uyguladığı radikal yaklaşımlar, sanatçının biçim ve anlatım zenginliğinin birer göstergesidir.Haklı olarak Türk da Vinci’si ünvanıyla anılan İlhan Koman dahiyane bir biçimde bilimle sanatı bir araya getirmiş sanatın formülüze edilebilirliğini ortaya koymuştur. 1921 yılında Edirne’de doğan Koman, 1950’li yıllarda bir kırılma yaşayarak Stockholm’e yerleşmiş ve kafasındaki asıl sanat problemlerini orada ortaya koymuş ve kendisini var etmiştir. Yaşadığı gemiyi Türkiye’den gelen pek çok sığınmacı aydına ve kendisine yuva eden Koman nerede ne şekilde üretirse üretsin o Türk sanatının dahisi ve en önemli isimlerinden birisidir. Pek çok sanatçıda olduğu gibi Koman’da kendisini Türkiye sınırları dışında var etmiş ve Türk sanatına hizmet etmiştir. Eserleri dünyanın pek çok yerinde sergilenen İlhan komanın matematik ve geometriyle buluşturduğu heykelleri formülüze edilebilir niteliği ile hala hayata geçirilebilirdir. Bu onun eserlerinin bilimle muhteşem buluşmasından kaynaklanır.</p
Heft Meclis Mustafa Âli of Gallipolli
XVI yy. Osmanlı aydın ve tarihçilerinden olan Gelibolulu Mustafa Âlî’nin tarihi konuda verdiği eserlerinden birisi olan Heft Meclis Kânûnî Sultan Süleyman’ın son seferi olan Sigetvar’ı ve II. Selim’in cülûsunu anlatmaktadır. Tarih bakımından ehemmiyeti olan bu eserin, edebi yönden de büyük kıymet iktiza ettiğini söylemek gerekir. Çünkü eseri incelerken olaylardan fazla olayların aktarılışının ön planda olduğunu görmek mümkün. Bilinen birçok şeyin edebi bir dille, özen ve itina ile anlatıldığı hem edebi hem de tarihi yönden birçok kıymete haiz bu eser, H.980 (14 Mayıs 1572-2 Mayıs 1573) tarihinde Mustafa Âlî tarafından kaleme alınmış ve Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’ya sunulmuştur.
Müellifin bu eseri adından (Heft) da anlaşılacağı üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci Meclis; Besmele, hamdele salvele, gazaların önemi, övgüler ve dualar ile başlamış; İkinci Meclis; Padişahın sefere hareketi ve ilk mola yeri hakkında; Üçüncü Meclis; Vezirlerin alayları ve savaşın başındaki görüşleri hakkında; Dördüncü Meclis; Savaşın başlaması, kızışması düşmanların mağlup edilmesi hakkında; Beşinci Meclis; Padişahın vefat etmesi ve Sigetvar’ın fethi vezir-i ‘âzamın padişahın vefatını saklamsı; Altıncı Meclis; II.Selim’in saltanata geçmesi, askerin Sigetvardan geri dönüşte padişahla buluşması hakkında; Yedinci Meclis; Eserin yazılma sebebi ve müellifin arz u hali hakkındadır.In XVI century. one of the writings as an Ottoman intellectual and historian Mustafa Âlî of Gallipolli left is Heft Meclisi tells Sigetvar the last campaign of Kanuni Sultan Süleyman (Lawmaker Solomon) and accession of Selim II. We should say that this writing which has historical importance has also literary value. That is why it is possible to recognize the style is in the foreground than the events while examining the writing. This book which told lots of known things in a strong literary language with a big care was written in, 980 H. (14 May 1572-2 May 1573) by Mehmed Âlî and in the same year was presented to Grand Vizier Sokullu Mehmed Pasha.
Author’s book named as (Seven) is consisted of seven sections. First Assembly: is started with the name of God, thanksgiving, praising Muhammad and prayer; Second Assembly: is about the march of the sultan and first stop point; Third Assembly: is about regiments of viziers and their views about the campaign; Fourth Assembly: is about the start of campaign, proceeding and defeating of enemy; Fifth Assembly: is about death of Sultan, conquest of Sigetvar and hidden death news by grand vizier; Sixth Assembly: is about ascension of Selim II. to throne and meeting of soldiers and sultan during the return from Sigetvar; Seventh Assembly: is about the reason of this work and request of author
Reforms of Mustafa Kemal Ataturk
Šā darba saturs ir veltīts biogrāfijai, personiskai dzīvei, kara karjerai un reformām Turcijā Mustafa Kemala Ataturka valdes laikā.
Galvenā uzmanība ir pievērsta viņa reformām Turcijā.
Teorētiskā daļā autors apraksta Mustafa Kemala Ataturka īsu biogrāfiju, viņa personisko dzīvi, kara karjeru, piedalīšanos pirmā pasaules kara gados, politiskas karjeras sākumu un viņa dzīves beigas. Analītiskā darba daļa ir veltīta viņa reformu aprakstam.
Pētījuma rezultātā autors atnāk pie secinājuma, ka Mustafa Kemala Ataturka uzdevums tika noslēgts izmaiņās un iekšējas valsts uzlabojumā.
Uz izdarīto secinājumu bāzes autors var apgalvot, ka šis cilvēks pie dzīves bija dižens reformators.
Šo darbu var izmantot Mustafa Kemala Ataturka dzīves ceļa un valsts darbības studēšanā.The content of this work is devoted to the biography, a private life, military career and reforms in Turkey during board Mustafy Kemalja Atatjurka.
The main attention is given to its reforms in Turkey.
In a theoretical part the author describes brief biography of Mustafa Kemal Atatjurk , its private life, military career, participation within the first world war, the beginning of political career and the end of its life. The analytical part of work is devoted to the description of its reforms.
As a result of research the author comes to conclusion, that problem Mustafa Kemal Atatjurk has been concluded in variation and improvement of internal state schedules.
This work can be used in studying a vital way and state activity Mustafa Kemal Atatjurk
DOĞA VE SANAT
IV-International Rural Areas and Ecology CongressWithin The Framework of Sustainable DevelopmentOctober 05-06, 2023 / Girne-Turkish Republic of Northern Cyprus DOĞA VE SANAT Mustafa BULAT (ORCID: 0000-0002-2192-8508) Atatürk University Serap BULAT (ORCID: 0000-0001-7074-5719) Atatürk UniversityÖZETDoğadaki olguları, nesneleri gözlemlemek ve incelemek sanatçının form bilgisini ve yaratıcılığını zenginleştirmektedir. İnsanoğlunu var eden çevre ve onu içine alan doğa, sanatçıların ilham aldığı en önemli varlıklardan birisidir. Doğanın formsal çeşitliliği de sanatçıyı doğaya yaklaştıran önemli bir olgudur. Bir fikri, duyguyu ve etkileşimi var edebilmek için doğa formları üzerindeki gözlem ve incelemeler, sanatsal form dilini meydana getirmede önemli bir misyonu bulunmaktadır. Doğanın bir parçası olan sanatçı ve doğaya yönelik olduğu için, sanatsal çalışmalar ortaya koymadan once, doğanın bir parçası olan kendisiyle birlikte doğayı dikkatli bir biçimde gözlemlemelidir. Sanatçı sırrını çözemediği olguları, doğadan yola çıkarak, kusursuz dengeler, zıtlıklar, estetik güzellikler ve çeşitlilikler içerisinde, her zaman kendi yaşamına ait bir başka dünya ve kendine ait yeni bir doğa yaratır. İnsanoğlu, yaşamını sürdürebilmek ve doğada var oabilmek için, doğa ile bağlantılar kurmak zorunda olan bir varlıktır. Doğa çok iyi etüd edildiğinde, insanoğluna, beslenme barınma ve kendini geliştirmesine, kendi varoluşunu gerçekleştirip gerçek yerini bulmasına ve tüm evreni anlamasına yardımcı olur. Geçmişten günümüze farklı kültürlerde tarihsel süreç içerisinde insanoğlu, dinsel boyutta doğaya tapmış, ondan zaman zaman nefret etmiş, onu kendisi için kutsallaştırmış ve aynı zamanda da onu tahrip ederek ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Sanatçılar sanat yapıtları aracıyla, çevresel sorunlara dikkat çekme ve çözüm sunma potansiyelini kullanarak, insanlarda doğa hakkında daha çok bilinçlenmeye ve doğadaki bozulan dengenin yeniden sağlanmasına katkıda bulunmaya çalışır. Doğa sanat uygulamalarının temel amacı, insanları doğaya karşı bilinçlendirmek, bozulmuş alanları dönüştürerek, doğaya yeniden kazandırmak ve çevreyle ilgili kalıcı çözümler üreterek dünyanın ekolojik ve çevresel bütünlüğünü korunmasını sanat yoluyla sağlamaktır. Günümüzde sanatçılar, eserlerinin malzeme ve biçimlerini, sanatın toplumdaki işlevini ve rolünü de değiştirmiştir. Çevreyi ve doğayı korumak, çevresel bilinç ve duyarlılık yaratmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için, sanatın gücünü kullanarak, sanatın doğayı korumadaki rolüne yönelik yeni bir anlayışın doğmasına olanak vermiştir.Anahtar Kelimeler: Sanat, Doğa, Arazi Sanatı, Ekoloji ve Sanat. 220</p
Mustafa Kutlu Life-Art-Works
Mustafa Kutlu Türk Edebiyatının yaşayan önemli kalemlerinden birisidir. Yazdıklarıyla Türk hikâyeciliğine yeni bir soluk getirmiş, insanımızın sesi olmuş, yazın dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Yarım asırdır eserler veren Kutlu, eserleriyle adeta yaşadığı toplumun panoramasını çizmiştir. Eserlerinin bir ayağı geçmişte, bir ayağı günümüzdedir. Mustafa Kutlu, geçmişi hâl diliyle günümüze taşımış bir yazardır. Eserlerinde seçtiği konular; bu konuları bize sunarken kullandığı dil tamamıyla yerli ve millidir. Her eserinde bizi anlatır, her eseri bizdendir. Bizim insanımızı, bizim türkülerimizi, bizim geleneklerimizi, bizim mimarimizi, bizim kültürümüzü sunar bizlere, kitaplarında hep kendimizi buluruz. Kutlu’nun her cümlesi buram buram Anadolu kokar. Kutlu, bu topraklarda ondan bu kadar çok sevilmiş, bu kadar çok okunmaktadır.
Mustafa Kutlu nevi şahsına münhasır bir şahıstır. Hâlâ hikâye yazıyor, hâlâ kendisinin de “uzun hikâye”si devam ediyor. Onun bu kadar verimli bir yazı hayatı nasıl oluyor, nelerden besleniyor, kimlerden etkilendi, eserlerini verirken amacı ne, neyi düşünerek yazıyor bu metinleri? Bu ve daha birçok soruya cevap bulacağız bu çalışmamızda.
Bu çalışma Mustafa Kutlu’nun hayatını, sanatını, eserlerini detaylı olarak incelediğimiz monografik bir çalışmadır. Mustafa Kutlu ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çalışmalarda genellikle yazarın sadece belirli yönleri ele alınarak, onlar üzerinde durulmuştur. Bunlar da onun eserlerinden yola çıkılarak yapılmış olan analizlerdir. Mustafa Kutlu hakkında, toplu olarak, onun her yönünü kapsayan bütüncül bir çalışma yapılmamıştır. Biz burada Mustafa Kutlu’yu tüm hayatından hikâyeciliğine, denemeciliğinden dergiciliğine kadar tüm yönleriyle bir bütün olarak ele aldık. Türk edebiyatının son yarım asırdır içerisinde hep var olan, hemen hemen her yıl bir eseriyle yayın dünyasına katkıda bulunan bu kutlu insanın önce hayatını kaleme alıp, sonrasında bu hayat içerisinde ortaya koyduğu sanatı, fikirleri ve eserlerinden yola çıkarak tezimizi şekillendirdik. Yazar ile görüşüp birinci kaynaktan yani kendinden hayat hikâyesini dinleyip, eserleri ve sanatı ile de bilgi aldıktan sonra tezimizde de bunları değerlendirdik.
Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mustafa Kutlu’nun hayatı, ikinci bölümde yazarın bütün eserlerinin incelenmesi ve genel bir değerlendirmesi yer alır. Üçüncü bölüm Kutlu’nun sanat ve edebiyat görüşlerini kapsamaktadır. Ekler bölümünde ise Mustafa Kutlu ile yaptığımız görüşme “Kendi Anlatımı İle Mustafa Kutlu’nun Hayatı” ve “Arkadaşlarının Gözünden Mustafa Kutlu” başlıkları altında yer almaktadır.
Türk Edebiyatı ve sanatının son elli yılında eserleriyle mühim bir yeri olduğunu düşündüğümüz Mustafa Kutlu üzerine hazırlanan bu çalışmanın yazarla ilgili bir boşluğu dolduracağını umuyoruz.Mustafa Kutlu is one of the most prominent living author in Turkish literature. With his writings, he has brought a new breath to Turkish storytelling, becoming the voice of our people and making significant contributions to the literary world. Kutlu, who has been producing works for half a century, has drawn a panorama of the society he lives in with his works. His works have one foot in the past and one foot in the present. Mustafa Kutlu is a writer who has carried the past to the present with the language of the state. The subjects he chooses in his works, and the language he uses to present these subjects to us, are entirely local and national. In each of his works, he reflects us; each work belongs to us. He presents our people, our folk songs, our traditions, our architecture, and our culture, and we always find ourselves in his books. Every sentence of Kutlu smells of Anatolia. That is why Kutlu is so beloved and widely read in these lands. Mustafa Kutlu is a unique character. He is still writing stories; his “long story” continues. How does he lead such a productive writing life? What nourishes him? Who has influenced him? What is his aim in writing these texts? What does he consider while writing them? We will find answers to these and many more questions in this study.
This study is a monographic study covering Mustafa Kutlu's life, art, and works. In the studies conducted about him so far, only certain aspects of the author have been discussed and emphasized. These are analyses based on his works. There has not been a holistic study on Mustafa Kutlu covering all aspects of him. Here, we have dealt with Mustafa Kutlu as a whole, with all his aspects from his life to his storytelling, from his essay writing to his magazine publishing. We first penned down the life of this blessed person who has always existed in Turkish literature for the last half century and contributed to the publishing world with a work almost every year. Then we shaped our thesis based on his art, ideas, and works that he put forward in this life. After interviewing the author and listening to his life story first-hand, and gathering information about his works and art, we evaluated them in our thesis.
Our study consists of three parts. The first part is the life of the author; the second part is the examination and general evaluation of all of Mustafa Kutlu's works. The third part covers the author's views on art and literature. In the appendices section, the interview we conducted with Mustafa Kutlu is presented under the titles "Mustafa Kutlu's Life with His Own Words" and "Mustafa Kutlu through the Eyes of His Friends. "
We hope that this study, prepared on Mustafa Kutlu, whom we consider to have an important place in Turkish literature and art over the past fifty years, will fill a gap regarding the author
Kuşadalı Mustafa Bin Hamza ve “Netâicu’l-Efkâr Fî Şerhi’l-İzhâr” adlı eseri : (inceleme ve tahkik)
KUŞADALI MUSTAFA BİN HAMZA VE “NETÂİCU’L-EFKÂR FÎ ŞERHİ’L-İZHÂR” ADLI ESERİ (İNCELEME VE TAHKİK) XVI. asır Osmanlı âlimlerinden olan İmam Birgivî’nin (ö.981/ 1573) nahiv ilmine dair telif ettiği İzhâru’l-esrâr bu sahada önemli bir yer edinmiş, uzun yıllar Osmanlı medreselerinde okutulmuş ve büyük bir kabul görmüştür. Kuşadalı Mustafa b. Hamza’nın (ö.1085/ 1674’den sonra) Netâicü’l-efkâr adlı İzhar şerhi bu alanda yazılan şerhlerin meşhuru olup, en çok rağbet göreni olmuştur. Uzun yıllar Osmanlı medreselerinde İzhâru’l-esrâr ile birlikte ders kitabı olarak okutulmuştur. Biz de bu çalışmamızda İzhâr ile beraber yıllarca okutulmuş olan bu eseri, müellifini, üzerine yapılan haşiye çalışmalarını ve kıymet-i ilmiyesini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız, inceleme ve metnin tahkiki olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Türkçe olan birinci kısım; giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. “GİRİŞ” bölümünde Osmanlı medreselerinde eğitim ve eğitim müfredatıyla Netâicü’l-efkâr’ın müfredattaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır. “2.BÖLÜM”’de müellifin hayatına ve eserlerine dair bilgiler verilmiştir. “3.BÖLÜM”’de İmam Birgivî ve İzhâru’l-esrâr’ına dair kısa bir malumat verildikten sonra Kuşadalı Mustafa b. Hamza’nın Netâicü’l-efkâr adlı eseri tafsilatlı olarak ele alınmıştır. Arapça olan “4.BÖLÜM”’de Netâicü’l-efkâr’ın tahkikli metni yer almaktadır.MUSTAFA BİN HAMZA of KUŞADASI and His “NETÂİCU’L-EFKÂR FÎ ŞERHİ’L-İZHÂR” (Review and Analysis) İzhâru’l-esrâr by İmam Birgivî (d. 981/ 1573), who was one of the leading figures of the Ottoman scholars, had widely been valued and taught in the Ottoman madrasas. And Netâicü’l-efkâr, İzhar by Mustafa b. Hamza of Kuşadası has been the most famous and mostly regarded of all the commentaries of İzhar. The latter had been read for several decades in the Ottoman classic schools. In this study we have tried to introduce the latter work, which had been taught for years along with İzhar, and to treat the commentaries made upon it, and to show how important it is scholarly. This study consists of two chapters; review and the analysis of the text. In the first, which is in Turkish, is composed of two parts. In the Introduction we have endeavoured to treat the system of education and the syllabus and the place Netâicü’l-efkâr had in it. And in the 2nd PART is given information on the life and work of the author. In the 3rd PART after some information given on Imam Birgivi and his İzhâru’l-esrâr, Netâicü’l-efkâr of Mustafa b. Hamza is reviewed in detail. And the 4th PART there is the critical text of Netâicü’l-efkâr
- …
