1,721,033 research outputs found
Mechanical behaviors of soil stabilized by biopolymers
biyopolimer ve polimer ile iyileştirilmiş zeminlerin değişen kür süresi ve donma – çözülme etkisi altında mekanik özelliklerinde meydana gelen değişim araştırılmıştır. Bu amaç ile serbest basınç dayanımı ve donma – çözülme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Kaolin kilini iyileştirmek için ksantan gam ve guar gam biyopolimerleri ile anyonik polimer kullanılmıştır. Örnekler %0.5, 1.0, 1.5 ve 2.0 oranında katkı içeriğinde sıkıştırılmış ve donma – çözülme etkisini araştırmak için 5 ve 10 çevrim donma- çözülme etkisine maruz bırakılmıştır. 7, 14 ve 28 günlük kür süresinden sonra örneklerin serbest basınç dayanımlarında oluşan değişimler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda biyopolimer katkı kullanıldığında katkı yüzdesine ve kür süresine bağlı olarak serbest basınç dayanımında artış olduğu; anyonik polimer katkı kullanıldığı durumunda artışın belli bir değere kadar olduğu sonrasında ise azaldığı görülmüştür. Donma – çözülme etkisine maruz bırakılan numunelerde serbest basınç dayanımında ciddi oranda azalma olduğu ve daha gevrek bir davranış gösterdiği gözlenmiştir.In this study, changes in the mechanical properties of biopolymer and polymer treated soils WİTH curing period and under freeze - thaw action were investigated. For this purpose, unconfined compression and freeze - thaw tests were carried out. Xanthan gum and guar gum biopolymers and anionic polymers were used to improve kaolin clay. The samples were prapared in 0.5, 1.0, 1.5 and 2.0% additive contents under standard proctor compactive effect and subjected to 5 and 10 cycles of freeze-thaw effect to investigate the freeze-thaw action. After 7, 14 and 28 daily curing periods, changes in the unconfined compression strength of the samples were obtained. Regarding to the outcomes obtained, biopolymer use causes on increase in the unconfined compression strength, due to biopolymer additive content and curing period; the use of an anionic polymer additive was found to decrease after the increase was at a certain value. It was also observed that the strenght of samples exposed to freeze - thaw effect exhibit a drastic reduction unconfined pressure strength whereas a more brittle behavior
Effect of mica content and fineness on strength and compression properties of sands
Ödometre deneyleri ile, değişik yüzdelerde mika içeren karışımlar oluşturulmuştur. S1 ve S2 kumların içerisine, farkli oranlarda 3 değişik boyutta mika karıştırılarak, ödometrik davranışlar belirlenenmeye çalışılmıştır. Bu karışımlar hazırlanırken, L50/d50 oranları değişik karışımlar elde edilip, mika ve kumun medyan çaplarının oranının, mika miktarının, ödometrik basıncın etkileri ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışmıştır. Normal gerilme 1 kPa'dan başlayarak, 1200 kPa'a kadar arttırılarak, daha sonra normal gerilme tekrar 1 kPa'a düşürülerek örnek boşaltılmış, bu sayede deformasyon sonucu oluşan elastik ve maksimum plastik boşluk oranı değişimleri elde edilmiştir. Daneler arası boşluk oranının elde edilmesinde kullanılabilecek regresyon denklemleri ortaya konulmuştur. oturma miktarlari, mika yuzdeleri ve L/D orani ile ilgili şunlar söylenebilir; L/D oranının artması ile sıkışma miktarlarında bir miktar azalma gözlenmektedir ve bu davranışı danelerarası köpürüleme etkisi ile açıklanabilir, Mika içeriğinin artması ile de ani oturma miktarında bir artış görülmektedir. Zira numunenin sıkışabilirliği mika içeriği arttıkça artmaktadır. Mika içeriğinin artması ile beraber danelerarası boşluk oranında bir artım göze çarpmaktadır. Üç eksenli basınç deneylerinde Kullanılan S1, S2 kötü derecelenmiş temiz kumlar, ince malzemesiz ve farklı oranlarda mika ile izotropik karışımlar elde edilip, 30% rölatif sıkılıktaki numuneler şeklinde değişik efektif konsolidasyon basınçlarına maruz bırakılarak, konsolidasyonlu drenajsız üç eksenli basınç deneyleri yapılmıştır. Sonuçlar öncelikle %0 mika içeriği durumu için ve ardından %10 ve %20 mika içeriklerdeki durumlar için üç bölümde değerlendirilip, bu durumlardaki değişkenlerle deviatör gerilme ve eksenel deformasyon, boşluk suyu basıncı ve eksenel deformasyon değişimleri ele alınmıştır. Son olarak, tüm durumlardaki mika içeriğinin etkisine değinilmiştir. d50/D50 oranının artması ile mika içeriğinin numuneler üzerindeki etkisinde azalma görülmektedir, Numuneler düşük efektif konsolidasyon basıncı etkisinde, mika içeriği artışından yüksek konsolidasyon basıncı etkisine oranla daha az etkilenmişlerdir .Mika içeriğinin artmasıyla genel olarak içsel sürtünme açısı değerlerinde bir miktar düşüş görülmüştür. d50/D50 oranının 0.41 olması durumunda, numunede kırılma anından sonra boşluk suyu basıncının sönümlenmesi ile zeminde sertleşme meydana gelmiştir. Bu olay statık sıvılaşma koşullarında avantaj yönünde bir davranıştır.In this effort, sand specimens with various percentages of 3 types of Mica contents and with different thicknesses were tested using oedometer tests and their oedometric behavior was investigated. Different ratios of L50/D50 were considered in specimen preparation and therefore the effects of Mica content and oedometric pressures on L50/D50 ratio were investigated. Normal stress was initiated from 1kPa and increased up to 1200kPa and then again unloaded to 1kPa. As a result, the variation of void ratio due to maximum plastic and elastic deformations are studied and regression formulas are presented to obtain the interparticle void ratio (es). It is observed that by increasing the L50/D50 ratio, specimens' compression is reduced. By increasing Mica content in the specimen, the initial settlements have increased, as also compressibility has increased. Increase of Mica content in the specimen has increased the interparticle void ratio. In compressive triaxial compression tests, poorly-graded sand specimens of S1 and S2 having no mica and with various percentages of Mica, under isotropic conditions and relative density of 30% were prepared and untrained consolidated triaxial tests have been performed under different consolidation effective pressures. The results are investigated for Mica contents of 0%, 10% and 20% under variation of deviatoric stress–axial deformation and pore water pressure – axial deformation are considered and eventually the effect of Mica content on specimens was studied. Increase of d50/D50 ratio has decreased the effect of Mica on the behavior of specimens. Increase of effective consolidation stresses has increased the effect of Mica content on specimens. Generally, by increasing Mica content of the specimens, the internal angle of friction has reduced. Also with the ratio of d50/D50=0.41, the specimen is hardened after failure due to water pressure modification and this event shows an improvement in the case of static liquefaction
Evaluation of the results of pile loading test with artificial neural network
Temeller bir yapıya gelen yükleri zemine aktaran yapı elemanlarıdır. Zemin, üstyapıdan aktarılan yükleri taşıyamadığı durumda yüzeysel temeller yerine derin temeller kullanılmalıdır. Betonarme kazıklar derin temellerin en yaygın kullanılan çeşididir. Kazıkların taşıma gücü saha çalışmalarından elde edilen parametreler ile veya kazık yükleme deneyleri aracılığıyla bulunabilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin farklı şehir ve sahalarından elde edilen kazık yükleme deneyleri ve arazi parametreleri kullanılarak kazıkların taşıma gücü hesaplanmıştır. Kazıkların taşıma gücü hesap ve tahminlerinde yapay sinir ağları metodundan yararlanılmıştır. Kullanılan yapay sinir ağı modelinde MATLAB yazılımından yararlanılmıştır. Tez kapsamında elde edilen kazık yükleme deneyleri ilk olarak MATLAB yazılımı ile eğitilmiştir. Eğitim aşamasında üç farklı eğitim algoritması kullanılmış olup veriler bu eğitimler sonrası test edilmiştir. Yapay sinir ağı modellerinde farklı gizli nöron sayıları kullanılarak en yakınsayan sonuç elde edilmeye çalışılmıştır.Foundations are structural elements that transfer loads from a structure to the soil. Deep foundations should be used instead of shallow foundations when the bearing capacity of soil cannot satisfy the loads transferred from the superstructure. Reinforced concrete piles are the most widely used type of deep foundation. The bearing capacity of piles can be found by parameters obtained from field studies or by pile loading tests.
In this study, the bearing capacity of the piles was calculated by using pile loading tests and field parameters obtained from different cities and areas of Turkey. Artificial neural networks method was used in the calculations and estimations of the bearing capacity of the piles. MATLAB software was used in the artificial neural network model.
Pile loading tests obtained within the scope of the thesis were first trained with MATLAB software. During the training phase, three different training algorithms were used and the data were tested after these trainings. In the artificial neural network models, the most convergent result was tried to be obtained by using different hidden neuron numbers
Elektrik ARK fırını (EAF) cürufu katkısının zeminlerin mühendislik özellikleri üzerine etkisi
Özellikle killi zeminler üzerinde yapılan yüzeysel temeller ve yol dolguları, zemindeki düşük tasıma gücü nedeniyle büyük oturmalar göstermektedir. Bu durumda, zemin iyileştirme çalışmaları yapılması bir tercih olabilmektedir. Gerek temel ve alt temel malzemesinin stabilizasyonunda ve gerekse taban malzemesinin iyileştirilmesinde daha yüksek dayanımlı farklı malzemelerin kullanılması bir seçenektir. Son yıllarda zeminlerin iyileştirmesi amacıyla çelik endüstri atık malzemelerinin, zemine katılmasıda, bir zemin iyileştirme yöntemi olarak kullanılmaktadır. Özellikle yukarıda bahsedilen sorunlarda ortaya çıkan stabilizasyon problemlerinde cürufun zeminle birlikte kullanılması halinde yeterli stabilizasyon seviyesine ulaşılabileceği düşünülmektedir. Bu düşünce doğrultusunda bu çalışmada, elektrik ark fırını (EAF) cürufu ile zeminlerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin ve dayanım parametrelerinin iyileştirilmesi laboratuar deneyleri ile araştırılmıştır. Laboratuar deneylerinden sonra, sonlu elemanlar yöntemine dayanan PLAXIS 2D bilgisayar yazılımı ile model oluşturularak dolgu altındaki doğal ve iyileştirilmiş killi zeminin oturma davranışları ve gerilme dağılımları incelenmiştir
Investigation of liquefaction behavior of silty soils using enetgy based methods
Bu çalışmada, düşük plastisiteli siltlerin değişen plastisite indisiyle sıvılaşmaya karşı direncinin nasıl değiştiği ve enerji temelli yöntemin düşük plastisiteli siltlerde ne kadar tutarlı sonuçlar verdiği, zeminin değişen parametrelerinden ne yönde etkilendiği ve uygulanan çevrimsel gerilme oranından etkilenip etkilenmediği incelenmiştir. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen FGA-2021-22457 kodlu bilimsel araştırma projesinden alınan deneysel verileriler kullanılmıştır. Kullanılan deneysel veriler, 200 numaralı elek yardımıyla elde edilmiş üç farklı plastisite indisine (PI=6,9,17) sahip düşük plastisiteli silt zeminler ile 50 mm çapında 100 mm yüksekliğe sahip numuneler, ıslak tokmaklama tekniği kullanılarak iki farklı rölatif sıkılıkta (Dr=%40 ve %80) hazırlanmış ve dinamik üç eksenli deneyleri yapılarak elde edilmiştir. Enerji temelli sıvılaşma yönteminin benimsendiği çalışmada sıvılaşma enerjisinin uygulanan çevrimsel gerilme oranından (CSR) ne yönde etkileneceğini gözlemleyebilmek için yukarıda tarif edilmiş altı farklı kombinasyonda hazırlanmış zemin numunelerine, sabit çevresel basıç altında (ζc=100 kPa) dört farklı CSR oranında izotropik yükleme uygulanmış olan deneylerin kullanılmasına dikkat edilerek, bu doğrultuda toplamda 24 adet dinamik üç eksenli deney sonucu değerlendirilmiştir. Yapılmış deney sonuçlarından elde edilen verilere göre düşük plastisiteli siltlerde sıvılaşma direncinin değişen rölatif sıkılık ve plastisite indisinden nasıl etkilendiği incelenmiştir. Enerji temelli sıvılaşma yöntemin özelinde ise birim hacimde biriken enerjinin (ΔW), çevrim sayısı ile ilişkisi; çift genlikli eksenel deformasyon ile ilişkisi; gelişen residüel boşluk suyu basıncı ile ilişkisi ve numuneye uygulanan çevrimsel gerilme oranın değişmesinden nasıl etkilendiği incelenmiştir. Ayrıca sıvılaşma kriteri olarak kabul edilen %5 çift genlikli eksenel deformasyona kadar elde edilen birim hacimde biriken enerji değerleri ile çoklu regresyon analizi yapılarak düşük plastisiteli siltler için model oluşturulmaya çalışılmıştır. Çoklu regresyon analizi yapılırken çevrimsel gerilme oranı dahil edilerek ve edilmeyerek olmak üzere iki farklı yaklaşım benimsenmiştir. Böylelikle çevrimsel gerilme oranının, birim hacimde biriken enerji değerine ne kadar etkisi olduğu incelenmiştir. Oluşturulan modellere ek olarak, %10 çift genlikli eksenel deformasyona kadar elde edilen birim hacimde biriken enerji değerleri için aynı işlemler tekrarlanmıştır.In this study, the tendency of resistance to liquefaction of low plasticity silts with varying plasticity index, consistency of results from the application of energy-based method and effect of different soil parameters, in particular, the effect of CSR (cyclic stress ratio) on this consistency is investigated. In this context, experimental data obtained from scientific research project FGA-2021-22457, supported by Ege University Scientific Research Funds were used. The experimental data consists of cyclic triaxial tests on samples with dimensions of 50 mm diameter and 100 mm height. Three different types of silt samples of low plasticity (PI=6,9,17) were obtained by using wet tamping method prepared at two different relative densities (40 and 80%). In implementation of energy-based liquefaction method, in order to observe how the liquefaction energy is affected by the cyclic stress ratio (CSR), isotropic loading is applied to samples of four different CSR levels consolidated under constant cell pressures of 100 kPa, and finally, results of a total of 24 cyclic triaxial tests were evaluated. Using previously obtained test results, the effects of varying relative density and plasticity index on liquefaction resistance of silts of low plasticity was investigated. In the energy-based liquefaction method, the change of accumulated energy per unit volume (ΔW) by the number of cycles, double amplitude axial strain, developed residual pore water pressure and change in the cyclic stress ratio applied was investigated. In addition, determining the energy accumulated per unit volume (ΔW) up to 5% double amplitude axial strain as a liquefaction criterion, a multiple regression model for silts of low plasticity was proposed. In this regard, models of two different approached were proposed: one using plasticity index (PI), CSR and relative density (Dr) as independents, and the other is established based on PI and Dr. Thus, the effect of the cyclic stress ratio on the energy value accumulated per unit volume is investigated. In addition to the models created, same processes are repeated for energy values accumulated per unit volume up to 10% of double amplitude axial strain
Evaluating cyclic and postcyclic behavior of silty soils
Bu tez çalışmasında, siltlerin davranış özellikleri tekrarlı yüklemeler sırası ve sonrasındaki değişimlere bağlı olarak incelenmiştir. Bu amaçla farklı plastisite indeksine sahip düşük plastisiteli siltler üzerinde dinamik ve statik üç eksenli deneyleri gerçekleştirilmiştir.
Farklı plastisite indeksine sahip siltlerin düşük deformasyon seviyelerinde (10-4) davranışları ise sıvılaşma deneyleri ile belirlenmiştir. Sıvılaşma direncini belirlemek amacıyla yapılan dinamik deneyler neticesinde elde edilen veriler literatürde bulunan veriler ile derlenerek plastisite indeksine bağlı olarak temel mühendislik özelliklerine bağlı bir formül önerilmiştir. Düşük plastisiteli siltlerin tekrarlı yükleme sonrasındaki davranışlarını geniş bir kapsamda incelemek amacıyla farklı tekrarlı gerilme oranı değerlerinde yüklenen düşük plastisiteli silt örneklerin gerilme-şekil değiştirme davranışları, sıvılaşma dirençleri ve monotonik drenajsız dayanım özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar göz önüne alındığında, tekrarlı yükleme sonrasındaki davranışın genel olarak rezidüel birim şekil değiştirme ve oluşan aşırı boşluk suyu basıncına bağlı
olarak değiştiği gözlemlenmiştir.In this thesis, the pre- and post-dynamic behavior of silts were investigated.
In this regard, the response of silts under cyclic loading and changes in dynamic
behaviour after cyclic loading were evaluated within an experimental framework.
For this purpose, dynamic and static triaxial tests were carried out on silts with
varying plasticity.
Stress-strain behaviors of silts with different plasticity index values were
obtained at low deformation levels, while large deformation behavior was
determined by liquefaction tests. Liquefaction test results were merged with data
available in the literature to propose a simple formulation establishing a relationship
between cyclic stress ratio and plasticity index.
For an extensive analysis of the behavior of lowly plastic silts after cyclic
loading, stress-strain behavior, liquefaction resistance and monotonic undrained
strength under different cyclic stress ratio levels were determined. Considering the
results obtained, changes in behavior of lowly plastic silts after cyclic loading can
be attributed to influences of residual strain and the excess pore water pressure
A case study on the design and projecting of slopes with landslide risk formed loose soils
Bu tezde gevşek zeminlerden oluşmuş heyelan riski bulunan şevlerin tasarımı ve projelendirilmesi üzerine çalışılmıştır. Konuya uygun seçilen vaka analizinde güvenlik ve ekonomi faktörleri göz önüne alınarak şev probleminin optimum çözüm yöntemleri araştırılmıştır. Çalışmada ele alınan vaka analizindeki şev zemininin “Isparta Ofiyolit Karmaşığı” içerikli malzemeden meydana gelmesi, önceden birçok kütle hareketine maruz kalmış olması, yüksek bir şev olması, yakın bölgesinde fay kırığı olması ve şevin topuk bölgesinde yapılacak temel kazıları şevin stabilitesini zorlayıcı etmenler arasındadır. Literatür çalışmaları ve araziyle ilgili geçmişte hazırlanan zemin raporları dahilinde şevin
tasarımı ve projelendirilmesi sağlanmıştır. Şevin projelendirilmesinde yük kaldırılması ve palyelendirme, yüzeysel drenaj, fore kazık, istinat duvar ve bitkilendirme çalışmaları yapılmıştır. Bu iyileştirme çalışmalarının şev üzerindeki etkilerinin incelenmesinde limit denge yöntemi, sonlu elemanlar yöntemi ve sonlu farklar yönteminden faydalanılmıştır.
Her üç yöntemin güvenlik sayılarının yakın sonuçlar vermesiyle hesaplamalar doğrulanmıştır. Ayrıca arazide projenin başarılı biçimde uygulanması sağlanmıştır.In this thesis, it has been studied on the design and design of slopes with
landslide risk formed from loose soils. In the case analysis chosen according to
the subject, optimum solution methods of the slope problem were investigated by
considering the safety and economy factors. The slope soils in the case analysis
discussed in the study consists of "Isparta Ophiolite Complex"-containing
material, it has been exposed to many mass movements before, it is a high slope,
there is a fault fracture in the close region and the foundation excavations to be
made in the heel region of the slope are among the factors that compel the
stability of the slope. The slope was designed and projected within the framework
of the literature studies and the ground reports prepared in the past regarding the
land.
In the design of the slope, load removal and paling, surface drainage,
bored piles, retaining walls and planting works were carried out. Limit
equilibrium method, finite element method and finite difference method were
used to examine the effects of these improvement works on the slope.
Calculations were confirmed as the safety numbers of all three methods gave
close results. In addition, the successful implementation of the project in the field
was ensured
Kum ve geosentetik malzemelerin ara yüzey kesme dayanımlarına etki eden faktörlerin incelenmesi
Geosentetik malzemeler istinat duvarı, yol, zemin drenajı ve benzeri yapılarda malzemenin ayırıcı, stabilite, filtre, drenaj ve koruma özelliklerinden faydalanmak amacıyla kullanılmaktadır. Geotekstiller zeminin kayma dayanımına etki eden faktörleri çeşitli yollarla iyileştirmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, geosentetik malzemelerin kum zeminlerin dayanımını nasıl etkilediğini incelemek için kesme kutusu deneyleri yapılmıştır. Yapılacak deneylerin malzemelerini belirlemek ve önceden üzerinde çalışılmamış parametreleri tespit etmek için literatür araştırmaları yapılmıştır. Sonunda kesme kutusu deneylerinde önceden kullanılmamış geotekstiller ve deneylerde incelenecek parametreler belirlenmiştir. Tez çalışmasında kullanılan malzemeler, örgülü geotekstil, geokompozit, iki tür örgüsüz geotekstil ve altı farklı kum zeminden oluşmaktadır. Bu malzemeler altı farklı normal gerilme ve 2 farklı sıkılık değerinde 10x10 cm'lik kesme kutusu deneylere tabi tutulmuştur. Deney sonuçları beklenildiği gibi geotekstil donatı zeminlerin hepsinde pik dayanım sonrasında kayma dayanımında donatısız zeminlere kıyasla daha az bir düşüş görülmüştür. Ayrıca, her geotekstil, farklı zeminlerde ara yüzey sürtünme açısını daha verimli bir şekilde artırmıştır. Bu sonuçların başlıca sebeplerinin kullanılan geotekstilin sertliği, temas yüzey alanı, dokusu ve kesme kutusuna yerleştirilme şekli olduğu belirlenmiştir.Geotextiles are used in many applications like retaining walls, roads, and ground drainage systems due to their functions such as separation, stability, filtration, drainage reinforcement, and protection. Geotextiles improve the factors affecting the shear strength of soil in various ways. In this study, shear box tests were conducted to examine how geosynthetic materials affect the strength of sand soils. Literature review was conducted to determine the materials for the experiments to be performed and to determine the parameters that have not been studied before. Finally, geotextiles that were not used in the shear box tests were found. The materials used in the thesis study consist of woven geotextile, geocomposite, two types of non-woven geotextile and six different sand soils. These materials were subjected to 10x10 cm shear box tests at 6 different normal stress levels and 2 different relative density values. As expected, the test results showed that in all geotextile reinforced soils, a lesser decrease in shear strength was observed after the peak strength compared to unreinforced soils. In addition, each geotextile increased the interface friction angle more efficiently on different soils. The main reasons for these results were determined to be the hardness of the geotextile, its contact surface area, texture and the way it was placed in the shear box
Geotekstil donatılı kum zeminlerde mekanik davranışın belirlenmesi
Bu çalışmada geotekstil kullanımının kum zeminlerin mekanik davranışları üzerindeki etkilerini ve potansiyel faydalarını tespit edebilmek, aynı zamanda elde edilen deneysel sonuçlarla geçmişte elde edilen benzer çalışmaları karşılaştırarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan literatür araştırmaları sonucu kum-geotekstil donatılı zemin davranışına etkisi olabilecek bazı parametreler belirlenerek, kesme kutusu deneyleri yapılmıştır. Kullanılan 2 tür zemin için ayrıca 2 farklı yoğunluk durumunda deneyler yapılmıştır. Türkiye’de kolayca bulunabilen ve çeşitli projelerde yaygın olarak kullanılan 5 farklı tür geotekstil malzeme üzerinde deneyler yapılmıştır. Deneyler 2 farklı tip kesme kutusunda yapılmıştır (60*60 ve 100*100 mm’lik kutular). Çalışma kapsamında toplamda 82 adet kesme kutusu deneyi yapılmış , arayüzey davranışına etkisi olabilecek çeşitli parametreler, yapılan kaynak araştırmalardan elde edilen bilgiler ile karşılaştırılarak sunulmuştur. Yapılan deneylerden elde edilen sonuçlara göre geotekstil donatılı kum zeminlerde arayüzey sürtünme açılarında donatısız zeminlere göre beklenildiği gibi bir azalma tespit edilmiştir. Kesme dayanımlarında fazla bir değişim gözlenmezken pik dayanım sonrası donatısız zeminde görülen dayanım kaybına donatılı zeminlerde rastlanmamıştır. Beklenilenin aksine geotekstil donatılı zeminlerde hacimsel genleşme hareketi sınırlandırılmamıştır. Yalnız iki sıra geotekstil kullanılarak yapılan testler sonucunda sınırlama etkisi gözlenmiştir. Deney sonuçlarından arayüzey davranışının büyük ölçüde geotekstil yüzey parametreleri ile zemin indeks özelliklerine bağlı olduğu ortaya çıkmıştır
Investigation and evaluation of liquefaction-induced soil deformations by probability methods
Depremler sırasında ve sonrasında oluşan zemin sıvılaşması ve sıvılaşmadan kaynaklanan yanal zemin yayılmaları, yıkıcı etkilerinden dolayı son elli yıllık dönemde geoteknik deprem mühendisliği alanında önemli konulardan biridir. Bu çalışma kapsamında mevcut deprem vaka örneklerinden faydalanılarak, sıvılaşmaya bağlı yanal yayılma ile ilişkili veriler derlenerek çalışma kapsamında kullanılacak parametreler belirlenmiştir. Belirlenen bu parametreler kullanılarak MATLAB yazılımı ile yapay sinir ağı modeli oluşturulmuştur.İzmir metropolitan alanının sondaj verileri kullanılarak elde edilen bir veri tabanı oluşturularak sıvılaşma analizleri yapılmıştır. Sıvılaşma analizleri sonucunda elde edilen parametreler yapay sinir ağı modelinde kullanılarak İzmir ili metropolitan alanı için olası 6.5 magnitudlü bir deprem sonrası oluşabilecek yanal yayılmalar tahmin edilmiştir. Analiz sonuçları haritalandırılmıştır.Due to their destructive effects, in the last fifty years, soil liquefaction occurring during and after earthquakes and liquefaction-induced lateral spreading are one of the important issues in the field of geotechnical earthquake engineering. In this study, by using existing earthquake case samples, the data related to lateral spread due to liquefaction were compiled and the parameters to be used were determined. Using these parameters, artificial neural network models were created with MATLAB software. By creating a database obtained by drilling data in the metropolitan area of İzmir, liquefaction analyses were conducted. The parameters obtained as a result of the liquefaction analysis were used in the artificial neural network model and the lateral spreadings that might occur after a 6.5 magnitude earthquake was predicted for the northern region of İzmir. The result of the analysis were mapped
- …
