155 research outputs found
Yeni Dünya Düzeninde Global Yönetim
GLOBAL YÖNETİM¤[1] Zerrin Toprak Karaman-Asuman Olgunca Altay, Nisan-1995, İzmir,Yeni Türkiye Siyaset Özel Sayısı 21.Yüzyıla girerken toplumlar uluslararası denge kurma arayışındadaha da istekli hale gelmiştir. İstenen bu denge gerçekleşebilir mi ? Nasıl birgüç dengesi kurulabilir ve hangi araçlarla ? Bu konu globalleşmenin tarihiolarak aşağıda incelenmiştir. GLOBALLEŞMENİN TARİHİTarih boyunca ülkeler , kapsam ve boyutlarıyla çeşitli globalleşmesürecinden geçmiştir. Uzak doğu ülkelerinde; özellikle Çin ve Hindgloballeşmeleri, Akdeniz ülkelerinde; Mısır, Helen ve Roma ve hattaHiristiyanlık gibi kapsamlı ve farklı globalleşme süreçlerinden bahsedilebilir.Ancak bugünkü anlamıyla Globalizm diğer bir ifadeyle Batı Globalleşmesi ise,coğrafi anlamda Batının kendini Doğu'dan ayrımlaştırmasıyla ortaya çıkmıştır.Batıdaki globalleşme sürecinin doğudan farklı olarak ortaya çıkması,"Rönesans" ve daha sonra Aydınlanma dönemlerine rastlamaktadır. "Batılılaşma" kavramı ile ifadesini bulan globalleşme,bugünün dünyasında kaçınılmaz bir olgu ve süreçtir. Gelişmişlik ölçüsünün Batıölçütleriyle değerlendirilmesi aslında, bugünün konusu olmayıp çok dahagerilere uzanmaktadır. 18. yüzyıl ortalarında İngiltere'de başlayan ve kısabir zamanda basan kazanan "ekonomik gelişme", daha sonraki tümekonomik olayların da kaderini çizmiştir. Çünkü İngiltere'de bu gelişmeninortaya çıkması, bazı ülkelerin söz konusu ekonomik tercih ve gelişmelerekatılmasına ; bazı ülkelerin ise teknik, anlayış ve kurumsal yapılarının yeni ekonomikdüzene intibak edememesi vb nedenler sonucunda az gelişmişlik sürecinegirmelerine yol açmıştır. Diğer bir deyişle Batı, "sanayi dönemine"değin geçerli olan "tarım toplumu" özelliğinden sıyrılarak,"sanayi toplumu" özelliğine kavuşmuştur. Bu iktisadi gelişmeolgusuyla birlikte "azgelişmişlik süreci" de başlamıştır[2]. Batı'da gerçekleşen sanayi devrimi yukarıda sözü edilendinamikleri itibariyle dünya ülkeleri arasında gelişmiş ve gelişmekte olan veyaaz gelişmiş ülkeler olgusunu da ortaya çıkarmıştır. Tarım toplumu özelliğindensıyrılarak sanayi toplumu kimliğine kavuşan ülkeler , tarım toplumu özelliğinisürdüren ülkelere , ekonomik, siyasi, kültürel yönleriyle hakim olmuşlar vekendi açılarından bir globalleşme süreci yaşamışlardır. Batı globalleşmesidiyebileceğimiz bu süreçte, gelişmemiş Doğu, Kuzey ve hatta Güneyin bir kısmıkullanılabilir kaynak açısından (özellikle doğal kaynakların kullandırılması veeski teknolojilerin bu ülkelere kaydırılması yönüyle) katkıda bulunmuşlardır. Ancak bu şekilde ortaya çıkan "globalleşme süreci", dahaçok coğrafi bir büyümeyi kapsamakta ve bu nedenle "yatay boyutlu"globalleşme süreci olarak adlandırılmaktadır. Günümüzdeki globalleşme süreciise 17.yüzyılda başlayan ve 18. yüzyılda güç kazanan ulus devletler ve bunlararasındaki ilişkilerin gelişmesi ve geliştirilmesi nedeniyle farklı birgloballeşme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Ulus -devlet açısından Batıgloballeşmesine baktığımızda bunun gerçekten sanayi toplum örgütlenmesinin yolaçtığı bir gelişme olduğu ileri sürülebilir. Çünkü ulusçulukla sömürgeleşme,yayılmacılık ve sömürgecilikten kurtulma süreçleri arasında da bir bağ vardır[3]. Batı Globalleşme süreci zaman içinde de çok kültürlü geniş bir"Batılılaşma" olgusu meydana getirmiştir. "Batılılaşma"bugün dünya ölçeğinde "globallaşmenin" temel hedefi halinegelmiştir.Batı tamamıyle kendine özgü olan "feodal" düzendenkapitalizme geçişi sağlayan ekonomik ve siyasi oluşumları gerçekleştirmiştir.Buamaçla önce ulusal pazarı, daha sonra da ulusal devleti inşa ederek, bunlararasındaki uyumu, "demokrasi" şeklindeki bir siyasi rejim ile tesisetmiş ve bugünkü Batı haline gelmiştir[4]. Sanayi toplumunun "bilgi toplumu" haline gelmesi veenformasyon teknolojilerinin gelişimi 21. yüzyıl yatay globalizasyon sürecinibaşlatmıştır. Büyüklükleri, kalkınma seviyeleri ve siyasal- ekonomik sistemleriaçısından birbirlerinden farklı hatta uyumsuz uluslardan meydana gelen birdünya, siyasal yakınlık, mübadele ve üretim ilişkileriyle birbirine bağlanarakçok uluslu bir dünyaya doğru adım atmıştır. Ekonomik, sosyo-kültürel ve siyasi yönleriyle birçok uygarlıkdeğerleri, dünya üzerindeki tüm toplumlarda hatta en ilkelinden en modernine"yatay bir genişleme" ile yaygınlaşmaktadır. Cola, jean, burgerörneklerindeki gibi gıda ve giyim v.b sektörlerde yaygın iletişim araçlarıetkisiyle, tüketim alışkanlıkları sınır tanımaz bir hızla yayılmaktadır.Böyleceglobal bir düzene doğru adım atılmaktadır. Bu sürecin bir diğer etkileyiciunsuru "dikey globalizasyon" dur. Bu kavramın ulus devletlerin Globaldüzeniyle uyumlaştırılması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle devlet dışı birimlerinuluslararası ilişkiler sistemine dahil edilmesi globalizasyon sürecinioluşturmaktadır. Dikey genişleme ile globalleşme; sınır tanımayansosyo-ekonomik kuruluşlar ulus devlet anlayışındaki değişimin birsonucudur.Globalleşme,bu birimler yoluyla global düzen içinde yer almaistekliliğinin artmasıyla anlamlı hale gelmektedir. Ülke içinde dünyaekonomisindeki gelişmelerden değişimlerden etkilenmekte ve her dönem ağırlıklıürünlerde değişiklikler olmaktadır[5]. 17-18.yüzyıldan itibaren devam eden uluslararası ilişkiler;iletişim güçlükleri ve teknolojik eksiklikler gibi nedenlerle, uzun bir süre,global seviyede yürütülememiştir.Batının belirleyici rol oynadığı globalleşmesüreci, 20.yüzyılın özellikle son çeyreğinde farklı bir misyonyüklenmiştir.Bununla birlikte bugünün Globalizasyon sürecini anlayabilmek içingünümüze kadar ki dönemi ekonomik siyasi güçler dengesini değerlendirmekgereklidir.[1] ¤ZerrinToprak&Asuman Altay(1996);Yeni Türkiye Dergisi, Siyaset Özel Sayısı, Sayı.9[2] Jean Maillet, 18.yy’danBugüne İktisadi Olayların Evrimi, Çev: Ertuğrul Tokdemir, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1983, s.33-39.[3]Örneğin, Batı Avrupa'da Sanayi toplumunundoğuşunun bir sonucu da gerçek anlamıyla tüm dünyanın Batılı güçlerce, bazen deBatılı göçmenlerce zaptedilmesi olmuştur. Bkz.Ernest Gellner, Uluslar veUlusçuluk,(Çev, B.F.Behar, G.G.Özdoğan), İnsan Yayınları, İstanbul, 1992, s.84. [4]M.Ali Kılıçbay," Globalleşmenin Programı:Batılılaşma", Ekonomik Yaklaşım, Cilt:4, Sayı:9,1993, S.17. [5]1814'de dünyada kullanılan tekstilin %4'üpamuklu tekstilden meydana gelirken, 1900'lerde bu oran %74'lere çıkmıştır.1929'da 205 milyon ton, 1990'da ise 3 milyon tona ulaşmıştır. Bu süreç dünyaticaretinin şeklini değiştirmiş böylece doğal kaynaklardan yararlanma ya dayapay tekstil, plastik maddeler polyester gibi sentetik ürünlerin kullanımıyaygınlaşmış bu ise dünya ticaretinin görünümünü değiştirmiştir </div
Economic and Social Dimensions on Growth of Women’s Entrepreneurship Supported by Microcredit
6360 Sayılı Kanun Çerçevesinde Büyük Kentlerde Tarım Yeniden Yapılandırılıyor mu Sosyo ekonomik Bir Değerlendirme
Proceedings of the Conference on Globalization and Its Discontents
Poverty is increasing around the world while the world appears to globalize. Even the wealthiest nation has the largest gap between rich and poor compared to other developed nations. In many cases, international politics and various interests have led to a diversion of available resources from domestic needs to western markets. The fight against poverty is interest in as a social goal and many governments have some dedicated institutions or departments. In general, the government can directly help those in need. However, another method in helping to fight poverty is to use microfinance system. Microfinance tries to fight global poverty and bring opportunities to the world's poorest people. Of course, microfinance approach does not offer sufficient solutions reduce to poverty. Otherwise, with tiny loans and financial services, it helps the poor, mostly women, start businesses and escape poverty. Micro-finance programs targeting women have become a major plank of donor poverty alleviation strategies in the 1990s and funding is set to further increase into the next century under governments, Non-Governmental Organizations (NGO’s), some initiatives and donor agencies activities. This study focuses on some solutions for global poverty problem such as mikrofinance approach. In addition, it examines Turkish conditions the aspect of microfinance practices.microfinance, microcredit, poverty of women, globalization
- …
